Bakan Dönmez: Adana`da ikinci bir kuyuda sondaja başladık

20.03.2019 10:16

Son güncelleme : 21.03.2019 11:16

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Adana`da ikinci bir kuyuda sondaja başladık, hedefimiz 4 bin 500 metre" dedi.



AA

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, konuk olduğu Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda soruları yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Dönmez, seçim kampanya döneminde, bazı adayların "hayal mahsulu" vaatlerde bulunduğunu ifade ederek, bunların doğru olmadığını aktardı.

Doğal gazın 81 il ve 510 yerleşim birimine ulaştırıldığını kaydeden Dönmez, "Kampanya döneminde bazı adayların sorumluluk alanlarında olmayan konularda vaatlerde bulunduklarını gözlemleyebiliyoruz. Bazı yerlerde adaylar, gaz getireceğiz diyorlar. Bunlar doğru değil. Şu an 81 ile, 510 yerleşim birimine doğal gazı ulaştırmış olduk. Tabi ki talep hakkı var. Vatandaş talep ediyor ama nihai karar belli mekanizmalarla değerlendirildikten sonra oluşuyor. Nihai olarak bunun ekonomik ve teknik değerlendirilmesi, karar verilmesi bir plan dahilinde gerçekleşiyor." diye konuştu.

Dönmez, 31 Mart yerel seçimleri öncesinde sahada bir heyecan olduğuna dikkati çekerek, "Temennimiz, Cumhur İttifakı adaylarının bu yetki ve sorumluluğu vatandaştan alarak gönülden yapması. Memleket işi gönül işi diye düşünen kişilerin göreve gelmelerini arzu ediyoruz." ifadelerini kullandı.

KESİNTİ VE KISINTI BİTTİ

Enerjide son yıllarda özellikle arz tarafında yapılan yatırımlarla kesinti ve kısıntı sorununun giderildiğini anlatan Dönmez, yerli ve yenilenebilir kaynakların payını artırmak için çalıştıklarını söyledi.

Dönmez, elektrik üretiminin yarısının yerli ve yenilenebilir kaynaklardan, diğer yarısının ise ithal kaynaklardan elde edildiğinin altını çizerek, "Amacımız yerli kaynakların payını yüzde 60-70'lere yükseltmek. Bu yılın ilk 2 ayında yüzde 60'lı oranlara ulaştık. Daha çok yerli ve yenilenebilir diyerek birçok projeyi hayata geçiriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de yerli kömürde potansiyelin yüksek olduğunu vurgulayan Dönmez, bu yerli kaynakla önemli istihdam yaratılabileceğini belirtti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Akkuyu  Nükleer Güç Santrali'ne (NGS) ilişkin  ortaklık konusunun zaman zaman gündeme  geldiğini belirterek, "Bu süreci Rosatom kendisi yönetiyor. Türkiye'den ortak  arandığı ifade edilmişti. Rosatom olmazsa 'bunu tek başımıza da yapabiliriz'  diyor. Netleşen bir şey yok" ifadesini kullandı.

Nükleer santral projelerinin dünyanın her yerinde uzun zaman alan  projeler olduğunu anlatan Dönmez, "Bu tür projelerde lisanslama, ÇED gibi  süreçler zaman istiyor. Fiilen sahada işe başladığınız zamandan daha fazlasını  inşaat öncesi izinlerde, projelerde harcıyorsunuz. Biz bu safhaları bitirmiş  olduk, inşaat süreci başladı." dedi.

Dönmez, Rusya ve Türkiye'nin iradesinin projeyi tamamlama yönünde  olduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir  Putin'in projeyi yakından takip ettiğini anlattı.

Akkuyu NGS'de ilk reaktörün devreye alınması için hedefin 2023 yılı  olduğunu anımsatan Dönmez, "Geçen yıl zaten ilk temel atıldı, lisans alındı.  İkinci reaktörün inşaat lisansını da verip çalışmalara başlayacaklar. 4-5 yıl  önce 250-300 civarında öğrencimizi eğitim için göndermiştik. Lisans eğitimi  aldılar. O gençlerimizden yaklaşık 30'u diplomalarını aldı, Şu anda projede  fiilen çalışmaya başladılar. Bu sene yine 30 civarı öğrencimiz diplomasını almış  olacak." diye konuştu.

Bakan Dönmez, Akkuyu'da kullanılacak malzeme ve ekipmanın Türkiye'den  tedariki konusunda uzun dönemdir çalışmalar yürütüldüğüne dikkati çekerek, sanayi  kuruluşlarıyla çeşitli vesilelerle bir araya geldiklerini aktardı.

"CİDDİ YÜKLENİCİ FİRMALARIMIZ VAR"

Dönmez, Akkuyu NGS inşaatı için Türk sanayicilerle Rosatom  yetkililerini bir araya getirdiklerini belirterek, söz konusu süreçte bazı  standartlar belirlendiğini söyledi.

Türkiye'nin inşaat konusunda ciddi anlamda deneyimli olduğunu  hatırlatan Dönmez, "Ciddi yüklenici firmalarımız var. Akkuyu NGS'de Türkiye'deki  firmaların tecrübelerinden yararlanmaya başladılar. Birkaç defa yerinde gördüm.  Çalışanların neredeyse yüzde 90'ı Türk işçi ve mühendislerden oluşuyor." dedi.

Dönmez, Akkuyu'da ortaklık konusunun zaman zaman gündeme geldiğini  belirterek, "Türkiye'den ortak arandığı ifade edilmişti. Rosatom olmazsa bunu  'tek başımıza da yapabiliriz' diyor. Netleşen bir şey yok. Projenin fizibilitesi  var. Yerli başka bir ortak masaya oturduğu zaman değerleme yapması gerekecek.  Bunlar uzun zaman alan süreçler. Büyük miktarlı bir yatırım ve finansmandan  bahsediyoruz." diye konuştu.

AKARYAKIT PİYASASI

Türkiye'de akaryakıt fiyatlanmasının döviz kuru ve petrol fiyatlarına  bağlı olduğunu anlatan Dönmez, bunların yanı sıra rafinaj ve diğer maliyetlerin  de fiyatlara eklendiğini söyledi.

Dönmez, akaryakıt sektörünün serbest piyasa kurallarının sağlıklı  işlediği sektörlerden biri olduğunu ifade etti. Akaryakıt fiyatlarının oluşumuna ilişkin çok defa sorularla  karşılaştıklarına işaret eden Dönmez, şunları kaydetti:

"Gönül isterdi ki, fiyatları çok daha düşükten belirleyelim,  vatandaşımız, tüketicimiz bundan istifade etsin. Suni olarak bunun artırılmasının  önüne geçmek için gereksiz ve haksız ambargoların önüne geçmemiz lazım. Şu andaki  petrol fiyat artışlarının arz yetersizliğinden değil, büyük oranda bu ambargolara  bağlı olarak geliştiğini düşünüyoruz. Siyasi bir neden olduğunu düşünüyoruz.  İnşallah bunun farkına varılır ve bu uygulamalardan vazgeçilir. Birçok ürünün ham  maddesi petrol. Keza gaz fiyatları. Boru gazı dediğimiz gazlar uzun dönemli  kontratlara bağlanmış durumda. Bunlar petrol fiyatlarına endeskli olarak  değişiyor, artıyor veya eksiliyor. Bugün ham petrol fiyatları 65-66 dolarlık  fiyatta, bunun aşağı yukarı 1 hafta sonra akaryakıt pompalarına yansıdığını  görüyoruz. Ortalama 6 ay sonra da gaz fiyatlarını etkilediğini görüyoruz. 7-8 ay  sonra da elektrik fiyatlarını etkiliyor. Niye etkiliyor derseniz, birçok ülkede  gazdan elektrik üretiliyor. Saatlik çalışan bir elektrik borsası var. Gazla  üreten firmalar değişen maliyetleri elektrik fiyatlarına yansıtıyorlar doğal  olarak. Toptan elektrik fiyatlarında yedinci ayda bunu görüyoruz. Konutlarda ise  9 ay sonra fiyatlara yansıma görülüyor."

Bakan Dönmez, geçmişte petrol ve kurun arttığı dönemde Hazine ve  Maliye Bakanlığı'nın eşel mobil uygulamasına gittiğini de hatırlattı. Yüksek  fiyat artışlarının vergi üzerinden yönetildiğini anlatan Dönmez, bunun bir  rahatlama sağladığını söyledi.

Dönmez, hazinenin bir yerde kendi vergi gelirinden fedakarlık yapmış  olduğunun altını çizerek, "Şu anda yılbaşı itibarıyla buna ihtiyaç kalmamıştı ama  geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanımız 'ihtiyaç olursa tekrar gündeme  gelir' dedi .  Eşel mobil mekanizmasının olduğu dönemlerde farklı durumlar vardı,  o kalktı biliyorsunuz. Artış veya azalış şu an pompaya olduğu gibi yansıyor."  değerlendirmesinde bulundu.

TANAP VE TÜRKAKIM

Türkiye'nin son dönemde Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi  (TANAP) ve TürkAkım gibi enerji arz güvenliğini güçlendirecek yeni projelere imza  attığını aktaran Dönmez, "TANAP’ta bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıl iki liderin  katılımıyla doğal gaz sevkiyatı başladı. İlk anlaşmaya göre, yıllar itibarıyla  2,4,6 milyar metreküp diye giden bir sevkiyat programı tasarlandı. Bu sene de  sevkiyatlar devam edecek." ifadelerini kullandı.

Dönmez, güzergah ve kaynak çeşitliği açısından Türkiye’yi de son  derece rahatlatan TANAP’ın doğrudan sisteme bağlandığını belirterek, projenin  sistem dengesi ve dinamiği açısından önemli olduğunu kaydetti. Türkiye'nin bu yeni boru hatları ile beraber, bölgede bir enerji ve  ticari merkezi haline geleceğini vurgulayan Dönmez, "Şu anda enerji borsasında da  elektrik ürünleri ve doğal gaz ürünleri alınıp satılıyor. Avrupa’dan gelecek  oyuncular burada doğal gaz ve elektriğini alıp satabilir, teknolojik altyapımız  hazır." değerlendirmesinde bulundu.

"HEDEFİMİZ İKİ GEMİYLE YILDA 4 SONDAJ YAPMAK"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez,  Mersin'den sonra Adana açıklarında ikinci bir kuyuda sondaja başladıklarını  belirterek, "4 bin 500 metre civarında bir sondaj derinliği hedefimiz var. Müjde  için erken ama süre vermeyelim. Bu operasyonlar 4-5 aylık bir süreç. Bizim  hedefimiz iki gemiyle yılda 4 sondaj yapmak." dedi.

İlk sondaja ekim aylarında Alanya’da başladıklarına işaret eden  Dönmez, "Şu anda hemen hemen artık son virajdayız diyebiliriz. 6 bin metreye  ulaşmayı hedefliyoruz. Mart ayı sonu itibarıyla da 6 bin metre derinliğe ulaşmış  olacağız. Şu anda tabii özellikle son metrelerde teknik olarak orada birtakım  testlerin yapılması gerekiyor. Daha dikkatli, daha yavaş çalışmayı gerektiren bir  bölümdeyiz. Bugünlerde var veya yok bilgisini paylaşmak çok sağlıklı olmaz ama  gönül ister ki ilk sondajda bu işi yapalım.” dedi.

Dönmez, petrol ve doğal gaz aramanın sabır isteyen bir iş olduğuna  işaret ederek, 1970’li yıllarda İngiltere’nin Kuzey Denizi’nde 150 sondaj  yaptığını, vazgeçmek üzereyken bir sondaj daha yapmaya karar verip bulduklarını  ve yine aynı bölgede Norveç’in 35’inci kuyuda bulduğunu anımsattı.

Bu sayıları beklemeyi arzu etmediklerini belirten Dönmez, şöyle devam  etti:

“Teknoloji de tabii daha hızlı gelişiyor. Üç boyutlu sismik araştırma  kabiliyetleri gelişti. Dolayısıyla yerin altındaki bu bilgiyi değerlendirecek,  analiz edecek birtakım ekipmanlar var. Bunlarla birlikte tabii daha kısa sürede  inşallah bunlara da erişmiş olacağız. O anlamda son teknolojiyi kullanıyoruz.  Gerek sismik gemilerimizde gerekse şu anda Fatih gemimizde ki Fatih gemisinin  ikinci kardeş gemisi de geldi, Yavuz. O da aynı benzer teknik özelliklere sahip.  Dünyada bu özelliklere sahip 16 gemi var. Normalde bunu bir servis şirketinden,  hizmet kiralamak suretiyle yapabilirsiniz. İlla kendi mülkünüz olması gerekmez  ama bizim agresif bir sondaj arama programımız olduğu için uzun dönemli bu tip  anlaşmalar yerine, bazen de ekonomik olmayabiliyor, biz bunu kendi milli  imkanlarımızla yapalım hem donanımlarımız bize ait olsun, hem de insan kaynağımız  da bir yandan yetişmiş olsun dedik.”

Dönmez, Kıbrıs Rum kesimi ve komşu ülkelerin de aramaları olduğunu  belirterek, İsrail'le Mısır’da keşifler yapıldığını ve Exxon Mobil’in de bölgede  bir keşif yaptığını anımsattı.

Bölgede potansiyel olduğunu ve Türkiye’nin de ilk denemelerde bu  potansiyeli yakalamasını hedeflediklerini dile getiren Dönmez, “Öteden beri  savunduğumuz adada Kıbrıs Rum kesiminin bütün yer altı zenginliğinin kendi  ekonomisine kazandırmasının doğru olmadığını ifade ettik. Orada bir Türk toplumu  var, onların hak ve menfaatlerinin de doğru bir şekilde korunması gerektiğini  ifade ettik. Burada masaya oturulursa, Kıbrıs’taki her iki toplum lideri bir  çözüm üretebilirse biz bundan memnun oluruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de  ruhsat alanları tayin etti, o yüzden biz de orada arayacağız diyoruz. İnşallah bu  gerçeği görür karşı taraf ve ortak her iki tarafın da kazanacağı bir model  üzerinde anlaşma olur.” diye konuştu.

Dönmez, Mersin açıklarında da sığ deniz çalışmaları yapıldığını  kaydederek, “İlk kuyumuzu açtık, orada bazı emareler var ama ekonomik bir rezerve  ulaşamadık. Çok yakın bir yerde, Adana açıklarında ikinci bir kuyuya daha  başladık. 4 bin 500 metre civarında bir sondaj derinliği hedefimiz var. Şu anda  bu çalışma Kuzupınarı bölgesinde, orada da var mı yok mu bilgisine ulaşmış  olacağız. Hem sığ denizde hem derin denizde devam ediyoruz çalışmalarımıza. Müjde  için erken ama süre vermeyelim. Bu operasyonlar 4-5 aylık bir süreç. Bizim  hedefimiz iki gemiyle yılda 4 sondaj yapmak.” diye konuştu.

Türkiye'nin hidrokarbon aramalarında çeşitli uluslararası iş  birlikleri olabileceğini dile getiren Dönmez, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Geçmişte Karadeniz’de birtakım iş birlikleri oldu uluslararası petrol  şirketleriyle. Bugün de o şirketlerin bir kısmıyla görüşüyoruz. Hem Akdeniz için  hem de Karadeniz için iş birliklerimiz olabilir. Biz buna açığız. Diğer taraftan  bazı servis hizmetleri var. Bu servis hizmetleri ihtisaslaştığı için onları  ellerinden almak gerekiyor. Sismiklerin değerlendirilmesinden tutun da kuyu yapım  çalışmalarına destek işlerine kadar birçok hizmet dışarıdan alınabiliyor. İyi de  partnerlerimiz var. Onlarla iş birliklerimiz devam edecek. Bu iş bazen şöyle de  olabilir; Hazar’da Türkiye Petrolleri’nin ortaklarından birisiyle hem petrol hem  doğal gaz çıkarıyoruz. Orada birçok uluslararası büyük petrol şirketi de  ortağımız. Bunlar yeri geliyor rakip, yeri geliyor bazı büyük sahalarda iş  birliği yapmak suretiyle hem finansal açıdan daha kolay yürütülmesini sağlamış  oluyorlar, hem de teknolojik birikimlerini getiriyorlar. Bu tip birliktelikler  dünyanın çeşitli coğrafyalarında olabiliyor. Bizim de bu tip iş birliklerimiz  geçmişte olduğu gibi gelecekte de olacaktır."





18:0586.796
Değişim :  -0,47% |  -407,79
Açılış :  86.945  
Önceki Kapanış :  87.204  
En Yüksek
87.519
En Düşük
86.552