Merkez Erdoğan`ı dinlerse ne olur?

28.05.2014 10:52

Son güncelleme : 28.05.2014 17:52



Merkez Bankası “şok faiz indirimi yaparsa” ne olur? İşte bu sorunun yanıtı...


Türkiye'de son iki gündür gündem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Merkez Bankası'na yönelik sert eleştirileri... Başbakan Erdoğan'ın faiz hassasiyetini bilmeyen yok. Ama bu hassasiyet ülke ekonomisini her zaman olumlu mu etkiliyor? İşte bu tartışılıyor.

Merkez Bankası Erdoğan'ı dinler de faizi artırdığı gibi hızla indirirse bunun sonucu ne olur? En çok merak edilen bu sorunun yanıtını Vatan ekonomi yazarı Ali Aağaoğlu bugünkü köşesinde kaleme aldı.



İşte Ali Ağaoğlu'nun o yazısı;

Başbakan’ın “Sen dalga mı geçiyorsun? Yükseltirken beş puan birden yükseltiyorsun, şimdi yarım puan indiriyorsun. Kendine çeki düzen vermesi lazım” sözleriyle garip bir tartışmanın içindeyiz: “Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar” tartışmasına benzeyen “yüksek faizin sebebi enflasyon mu, yoksa yüksek enflasyonun sebebi yüksek faiz mi?”

Ekonomi literatüründe yüksek faizin, yüksek enflasyona yol açtığına dair kanıtlanmış bir çalışmaya henüz rastlamadım.

Eğer bu sav doğru olsaydı; 25 yılı aşkın süredir deflasyon ve durgunlukla mücadele eden Japonya şu ana kadar dünyanın en yüksek faizin veriyor olurdu. 2008 yılından bu yana “deflasyon korkusu” ile yaşan Fed , daha dünkü açıklamasına “deflasyon tehlikesine karşın para politikasını devreye sokmaktan kaçınmayız” diyen Draghi neden faizleri yükseltmek yerine düşürmeyi tercih ettiler? Yükseltselerdi faizleri, kolaylıkla enflasyon yaratıp çıkabilirlerdi krizden. Maalesef teori ve pratik bunun böyle olmadığını söylüyor.

Ekonomik büyümeyi sağlayabilecek tasarruf açığımızı biz; “fon ithal ederek”, yani cari açık vererek çözüyoruz. Bu fon ithalatını sağlayabilmek için de “maalesef” yüksek nominal/reel faiz vermek zorunda kalıyoruz. Çünkü temel sorunlarımızı çözmek adına eğitim yatırımları, dünya markası oluşturmak, AR-GE faaliyetlerine önem vermek, “icat çıkarmak” gibi hemen herkesin artık ezberlediği uzun vadeli “yatırımlara” önem vermeyip, kısa vadeyi kurtarmayı tercih ediyoruz. Onu da her zaman beceremiyoruz. Ayağımızı yorganımıza göre uzatamadığımız bir anda dünyadaki bir “aksama” bize “kırılma” olarak yansıyor.

Bir de dünyayı yanlış veya eksik okuyunca “şok faiz” elzem oluyor. Bu noktada Başbakan Erdoğan, MB Başçı’ya haksızlık ediyor. Zira 28 Ocak’taki “olağanüstü” toplantıda 475 baz puanlık “olağanüstü faiz artışına” gelene kadar Başbakan ve ekonomi “kurmaylarının” hiç mi suçu yoktu? Başbakan’ın “faiz hassasiyeti” nedeniyle gecikilen faiz hamlesi hepimize çok pahallıya mâl olmadı mı? Oldu.

Peki, MB “şok faiz indirimi yaparsa” diye soran Mehmet Amca’ya da bir cevap verelim.

Diyelim ki MB faizleri yüzde 3’e düşürdü. İyi niyetli bir hamle ile MB’nin bankacılık sistemine sağladığı fonlamayı da “sabit” tuttuğunu varsayalım. Bu durumda mevduat faizleri “teorik olarak” yüzde 3 seviyesine düşer mi? Düşmez ama, düştüğünü varsayalım. Nisan ayı itibariyle yüzde 9.38’e yükselmiş olan bir enflasyon ortamında Mehmet Amca parasını ne yapar?

Ülkemizde ilk cevap “dolar alır” olur. Tıpkı dünkü (şimdilik) cılız tepkide bile olduğu gibi dolar kurları yükselir. Bu yükseliş tırmanırsa MB, yine faiz arttırmak zorunda kalır mı? Kalır.

İkinci cevap da “madem faiz kazanamıyorum, enflasyonla param da eriyor, bari paramla mal alayım der”. Bu durumda talep enflasyonu gelir mi? Gelir. Bu durum MB yine ne yapar? Tabii ki kaçınılmaz bir şekilde faizleri yükseltmek zorunda kalır.

Gelin iki konuda anlaşalım:

1- Tüm dünya bu konuda yanılıyor olamaz.

2- Hamasi söylemlerle ekonomi gemisi yürümez!





17:5991.387
Değişim :  1,48% |  1.335,42
Açılış :  90.519  
Önceki Kapanış :  90.051  
En Yüksek
91.443
En Düşük
90.432