Tarihi krizin üzerinden 18 yıl geçti

19.02.2019 11:47

Son güncelleme : 20.02.2019 10:07

Türkiye`nin, tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birine maruz kalmasını da tetikleyen Milli Güvenlik Kurulunda (MGK) 19 Şubat 2001`de yaşanan Anayasa kitapçığı fırlatma olayının üzerinden 18 yıl geçti.



AA

İstanbul Aydın Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü Öğretim Üyesi  Doç. Dr. Ramazan Kağan Kurtoğlu, AA muhabirine, devletin zirvesinde yaşanan  Anayasa kitapçığı fırlatma olayı ve onun tetiklediği 2001 krizine ilişkin  açıklamalarda bulundu.
 
Kurtoğlu, Türkiye'nin, Anayasa kitapçığı fırlatma olayı ve onun  tetiklediği 2001 krizinden önce borç stokları, görev zararları ve bazılarının  içinin boşaltılması gibi nedenlerle bankacılık sektöründe sıkıntılar yaşadığını  hatırlattı.
 
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve küresel finans endüstrisini kontrol  edenlerin, hükümetin o süreçte bankaları kurtarmak adına atmak istediği adımlara  engel olduğunu vurgulayan Kurtoğlu, "Türkiye'nin 2001'de karşılaştığı krizle,  2008 yılında İngiltere ve ABD başta olmak üzere dünya bu krizle baş başa kalınca  kendileri devlet eliyle bankaları kurtardılar. Günün şartlarıyla birkaç bin  dolara mal olacak kurtarma operasyonu olsaydı, Türkiye bu durumdan daha az zarar  görecekti ama özellikle küresel güçlerin engellemesiyle bu yapılmadı. Anayasa  kitapçığı fırlatma olayı ve onun tetiklediği 2001 krizi, Türkiye'ye 20 milyar  doları bulan rakamlara mal oldu. Yani zamanın Cumhurbaşkanı ile Başbakanı  arasında Anayasa kitapçığının fırlatılması bahane edilerek kriz tetiklendi ve  ülke Cumhuriyet tarihinin en büyük finansal ve bankacılık krizini yaşadı." diye  konuştu.
 
"2001 krizi Türkiye için bir felakettir"

Kurtoğlu, ardından mart ayında Kemal Derviş'in ekonomiden sorumlu  devlet bakanı olarak kabineye girdiğini hatırlatarak, o dönemde Türk tarımına da  büyük darbe indiren çeşitli yasal düzenlemeler yapıldığını ileri sürdü. Türk  ekonomisinin aynı zamanda hizmetler sektörüne yönlendirildiğini savunan Kurtoğlu,  "Bugün tarımda çektiğimiz sıkıntıların nedeni, o tarihlerde alınan kararlara  dayanır. O günlerin sonucunda Türkiye, bugün gıdasının yüzde 25'ini ithal eden  bir ülke durumuna gelmiştir." ifadesini kullandı.
 
Anayasa kitapçığı fırlatma olayı ve onun tetiklediği 2001 krizinin,  Türkiye'de bankacılık ve finans konusunda bazı düzenleyici kurumlar  oluşturulmasını sağladığını, bunun ülke için bir avantaj olduğunu anlatan  Kurtoğlu, "2001 krizi Türkiye için bir felakettir ama Anayasa kitapçığı  fırlatılmamış olsaydı da Türkiye, bu krizi yaşardı. Çünkü IMF ülkemizi adeta bir  akrep gibi sokmak için pusuda bekliyordu." dedi.
 
"Halk, koalisyon hükümetlerine 'yeter artık' dedi"
 
Sermaye Piyasaları Uzmanı Arif Ünver de Türkiye'nin 1980'lerde yeni  yeni dışarı açılmaya başladığını hatırlatarak, Anayasa kitapçığı fırlatma olayı  ve onun tetiklediği 2001 krizini anlayabilmek için o yılların iyi incelenmesi ve  irdelenmesi gerektiğini söyledi. Ünver, "Gelişmiş ülkelerde 150-200 yıl içinde  meydana gelenler, Türkiye'de 15-20 yıla sıkışınca, sıkıştırılmaya çalışınca çok  ciddi erozyonlar oldu. Türkiye'de erozyon olurken bundan faydalanmak isteyen dış  güçler de vardı. Dönemin iç siyaset aktörlerinin, dış güçlere bilerek ya da  bilmeyerek yardımcı oldu. 1990 yılı sonrasına ise koalisyon süreçlerinin  getirdiği çok başlılık, Türkiye'yi çekingen hale getirdi, yavaşlattı ve  yıprattı." diye konuştu.
 
Ünver, o dönemlerde "IMF para gelecek" diye beklendiğini ve bunun da  borsada volatilite yarattığını anımsattı. IMF'nin bir ülkeye giderken refah,  mutluluk ve ekonomide büyüme amacıyla yola çıkmadığına işaret eden Ünver, "Halk;  IMF, koalisyon hükümeti, bilinçsiz sevk ve idare ile çok başlılığa 2000'li  yılların başında 'yeter artık' dedi. Böylece 17 yıldır halen devam eden AK Parti  hükümetinin önü açıldı. Türkiye gibi henüz gelişim sürecini tamamlamış ülkeler  için tek başlılık çok önemli. Bunu 1990'larda tecrübe ettik, siyasette çok  başlılık Türkiye'nin gelişmesini istemeyen ülkelerin, büyük aktör güçlerin  amacına hizmet ediyor." ifadesini kullandı.
 
"Yeni sisteminin faydaları 3-5 yıl sonra daha iyi görülecek"

Anayasa kitapçığı fırlatma olayının, Türkiye'de daha sağlıklı bir  sürecin önünü açtığını savunan Ünver, "Eğer 2001'de Anayasa kitapçığı  fırlatılmasaydı ne olurdu? Denizler dalgalanmadan durulmaz, bunun olması  gerekiyordu. O dönemde meydana gelen Anayasa kitapçığı fırlatma olayı Türkiye'nin  lehine oldu. Aksi takdirde, kontrolü ve dizginleri başkalarının elinde olan,  kağıt üzerinde bir Türkiye Cumhuriyeti olurdu." dedi.
 
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilmesinin, Türkiye'ye büyük  ivme kazandırdığını ve kazandırmaya devam edeceğini belirten Ünver, şu  değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye, şu anda bir nevi rehabilitasyon, yeniden yapılanma  sürecinden geçiyor. Artık bilgi çağındayız, Türkiye'nin kaybedecek vakti yok.  Zaten geçmişte kaybettik. O kaybı, açığı kapatabilmemiz için Türkiye üzerinde  sakıncalı emelleri olan rakiplerimizden daha hızlı olmamız gerekir. Bunun için de  daha hızlı karar ve strateji mekanizmalarını oluşturmamız gerekiyor. Bu açıdan  bakıldığında, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de Türkiye için çok daha  sağlıklı olmuştur, bunun faydaları 3-5 yıl sonra daha iyi görülecek."

Tarihi kriz ve sonrası
 
Türkiye'de 19 Şubat 2001'de toplanan Milli Güvenlik Kurulunda (MGK)  dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, merhum Başbakan Bülent Ecevit'e  Anayasa kitapçığı fırlatması krize neden olmuştu.
 
MGK sonrası yapılan açıklamalarla kriz büyürken, borsa ilk gün yüzde  14,6, üç gün içinde ise 29,3 değer kaybetti. Repo faizleri yüzde 760'a, ardından  da yüzde 7 bin 500'e tırmandı. Merkez Bankasından, 7,6 milyar dolarlık döviz  çıkışı oldu. Türkiye 2001 yılında yüzde 5,7 küçülürken, enflasyon oranı yüzde  88'i aştı.
 
Krizin ilerleyen dönemlerinde Türkiye, "sabit döviz kuru" sistemini  terk ederek dalgalı kura geçti. Kriz öncesi eski parayla 623 bin lira olan 1  dolar, 1 milyon 225 bin liraya tırmandı.

İç borçlanmanın ortalama vadesi, 410 günden 148 güne düştü. Kredi  kartlarında aylık faizler, yüzde 60'lara kadar tırmandı. İşsizlik oranı 2000  yılında yüzde 6,5 iken 2001 yılında yüzde 8,5'e, 2002'de 10,3'e yükseldi.
 
Standart and Poor's, Türkiye'nin kredi notunu düşürürken, mart ayında  Kemal Derviş, ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak kabineye girdi. Bankalara  el koyma süreci, bu dönemde de devam etti. Ekonomideki sıkıntıya bağlı olarak  büyük esnaf eylemleri başladı.
 
Hükümet tarafından, krizin etkilerini ortadan kaldırmak için "Güçlü  Ekonomiye Geçiş Programı" açıklandı. Merkez Bankasına özerklik getiren yasa ile  Bankacılık Yasası bu dönemde Meclisten geçti. Türkiye, 20 milyon liralık  banknotla tanıştı. İlerleyen dönemde pek çok bakan ve bürokrat görevlerinden  istifa etti.

3 Kasım 2002'de yapılan seçimlerde, AK Parti tek başına iktidara  geldi. Krizin yaşandığı dönemde koalisyonda bulunan DSP, MHP ve ANAP ise Meclis  dışında kaldı.





18:0599.028
Değişim :  0,25% |  247,43
Açılış :  99.232  
Önceki Kapanış :  98.780  
En Yüksek
99.783
En Düşük
98.776