TCMB`nin 88 yıllık serüveninde milli ve bağımsız adımlar

03.10.2019 11:28

Son güncelleme : 04.10.2019 10:07

Türkiye`de de para ve kur politikalarını düzenleyerek, banknot dolaşımını sağlamaktan sorumlu Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, faaliyetlerine başladığı 3 Ekim 1931`den bugüne birçok değişim ve dönüşüme sahne oldu.



AA

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, TCMB'nin 3 Ekim 1931'de faaliyete başlamasının üzerinden 88 yıl geçti. Osmanlı döneminde para, kredi hacmi, altın ve döviz rezervi, iç ve dış ödeme yönetimleri gibi ekonomik  faaliyetler birçok farklı kesim ve kurum tarafından yürütülürken, padişah adına altın sikke basımı 19'uncu yüzyılın ikinci yarısına kadar devam etti.

Dış borçların ödenmesi konusunda aracılık görevi üstlenecek bir devlet  bankasına ihtiyaç duyulması üzerine, 1856'da kurulan Ottoman Bank (Bank-ı Osmani)  yaşadığı dönüşümle İngiliz-Fransız ortaklığı altında "Osmanlı Bankası" adını aldı. Devlet bankası niteliği kazanan bankaya, banknot basma ayrıcalığı ve tekeli  verildi. Devletin hazinedarlığını üstlenen banka, gelirlerin tahsili, Hazine  ödemeleri, iç-dış borçlara ilişkin faiz ve anapara ödemeleri gibi görevleri de yerine getirdi.

Osmanlı Bankası'nın sermayesinin yabancılara ait olması tepkilere yol  açınca ulusal bir merkez bankası kurulması fikrinin temelleri oluştu. Söz konusu  çalışmalarda 1917'de Osmanlı İtibar-ı Milli Bankasının kurulmasıyla ilk adım  atıldı. Birinci Dünya Savaşı'nın etkileri nedeniyle banka işlevlerini yerine getirebilecek bir seviyeye ulaşamadı.

Savaşın ardından ülkede Kurtuluş Savaşı ile kazanılan siyasi  bağımsızlığı ekonomik bağımsızlıkla güçlendirmek amacıyla bir merkez bankası  kurulması yönündeki çalışmalar hız kazandı. 1923 İzmir İktisat Kongresi'nde,  özellikle "milli devlet bankası" kurulması fikri üzerinde durularak, 1927 yılında dönemin Maliye Bakanı Abdülhalik Renda'nın merkez bankası kurulması hakkında  sunduğu kanun taslağı kabul edildi.

BAĞIMSIZLIK VURGUSU İSMİNİ VE STATÜSÜNÜ ŞEKİLLENDİRDİ

Türkiye Büyük Millet Meclisince "1715 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu" kabul edildi. Kanunun, 30 Haziran 1930'da Resmi Gazete'de  yayımlanmasının ardından banka 3 Ekim 1931'de faaliyetlerine başladı.

Bağımsızlığının ve diğer kamu kurumlarından farklılığının bir  göstergesi olarak "anonim şirket" statüsüyle kurulan bankanın, merkezi idareden  bağımsız bir kurum olduğunu vurgulayabilmek için kamu kurumlarından farklı olarak  ismi "Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak belirlendi ve "Türkiye Cumhuriyeti"  ibaresine ve kısaltılmış şekli olan "T.C." ifadesine özellikle yer verilmedi.

Kuruluş kanununa göre Merkez Bankasının temel amacı, ülkenin ekonomik  kalkınmasını desteklemek olarak belirlenirken, bu amaçla bankaya reeskont  oranlarını belirlemek, para piyasasını ve para dolaşımını düzenlemek, Hazine  işlemlerini yerine getirmek, Türk parasının istikrarına yönelik önlemleri almak,  banknot basımını tek elden yürütmek, devletin hazinedarlığını üstlenmek görevleri  tanımlandı. Bu dönemde uygulanan sabit döviz kuru rejimi altında döviz kurlarını  belirlemek ise hükümetin görevleri arasında yer alıyordu.

Merkez Bankası, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 1950'li yıllarda kamu  kesiminin finansman açığını kapatmaya yönelik uygulamalarda önemli rol aldı.  Büyüme ve hızlı kalkınmanın finansmanı için de banka kaynakları kamunun  kullanımına açıldı.

KRİZ SONRASI DALGALI KUR REJİMİNE GEÇİŞ

Türkiye'de 2001 ekonomik krizinin ardından 22 Şubat 2001'de dalgalı  kur rejimine geçilerek ekonomide yapısal dönüşüm süreci başladı. Merkez Bankası  Kanunu'nda önemli değişiklikler yapılırken, banka, araç bağımsızlığına kavuştu.  Merkez Bankasının, kamusal finansman ihtiyacı için bir kaynak olması  engellenirken, Para Politikası Kurulu oluşturuldu. 2005 yılından itibaren,  politika kararlarıyla ilgili öngörülebilirliğin artırılması amacıyla bir yıllık  Para Politikası Kurulu toplantı tarihleri bir takvim çerçevesinde önceden  açıklanarak tüm bu süreç sonunda, 2006 yılında açık enflasyon hedeflemesi rejimi  uygulanmaya başlandı.

Bu dönemde aynı zamanda, enflasyonla mücadeleye ilişkin kararlılığı  vurgulamak, Türk lirasının itibarını yükseltmek ve yüksek kupürlü paranın neden  olduğu sorunları ortadan kaldırmak amacıyla para reformu gerçekleştirildi. 1 Ocak  2005'ten itibaren ilk aşamada Türk lirasından altı sıfır atılırken, "yeni Türk  lirası" ve "yeni kuruşlar" tedavüle çıkarıldı. 1 Ocak 2009'da ise ikinci aşamaya  geçilerek, paradan "yeni" ifadesi kaldırıldı.

2008 yılı son çeyreğinde tüm dünyayı etkisi altına alan küresel  finansal kriz gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarını alternatif politika  arayışlarına yöneltti. Bu arayışlar çerçevesinde Merkez Bankası da uygulamakta  olduğu enflasyon hedeflemesi rejimini 2010 yılının sonlarından itibaren finansal  istikrarı da gözetecek şekilde gözden geçirdi. Bu çerçevede araç kümesini  çeşitlendirerek, kısa vadeli faiz oranlarının yanı sıra zorunlu karşılıklar, faiz  koridoru, likidite yönetimi ve rezerv opsiyon mekanizması gibi tamamlayıcı farklı  politika araçlarını da kullanmaya başladı.

Küresel para politikalarının normalleşmeye başlamasıyla buna uyum  sağlamak amacıyla 2015'te yeni bir yol haritası çizen banka, faiz koridorunun  daraltılması ve bankalara sağlanan fonlamanın daha basit bir çerçeveye  oturtulmasına yönelik politikaya başladı.

SEMBOLİK SERMAYE VE KAR PAYI DAĞITIMI

Merkez Bankası bugün 25 bin liralık sermayesiyle anonim şirket  statüsünü korurken, kar etme amacı gütmüyor. Bu durumun sonucu olarak banka  sermayesi diğer anonim şirketlerinkinden farklı biçimde sadece sembolik bir  nitelik ve anlam taşıyor. Sermaye büyüklüğü, hisse değeri ve kar payı ödemeleri  sadece simgesel değerlerle sınırlı kalıyor. Banka hisselerinin yüzde 55,12'si  Hazinede, yüzde 25,74'ü Türkiye'de faaliyette bulunan milli bankalarda, yüzde  0,02'si milli bankalar dışında kalan diğer bankalar, imtiyazlı şirketlerde ve  yüzde 19,12'si de Türk ticaret kuruluşları, Türk uyruklu gerçek ve tüzel  kişilerde bulunuyor.

HEDEF, "FİYAT" İSTİKRARI

Merkez Bankası fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri yakından izleyerek politika uygulamalarını sürdürüyor. Finansal sistemin sağlıklı çalışmasının sağlanması ve sürdürülmesi de bankanın görevleri arasında yer alıyor.

Merkez Bankası'nın aldığı kararlar, beklentiler yoluyla da ekonomideki  arz ve talep koşullarına etki ediyor. Çünkü beklentiler fiyat ve ücretlerin belirlenmesinde önemli rol oynuyor.

Fiyat istikrarı uzun vadeli, istikrarlı ve kararlı politika  uygulamaları sonucu elde edilirken, bağımsızlık, bankaya kısa vadeli ve geçici amaçlar uğruna fiyat istikrarını bozabilecek politika uygulamaması ve gerekli  uyarıları yapabilmesi için uygun ortamı sağlıyor.




18:05105.380
Değişim :  1,54% |  1.599,13
Açılış :  104.475  
Önceki Kapanış :  103.781  
En Yüksek
105.518
En Düşük
104.409
BIST En Aktif Hisseler
KLGYO 3,21 149.748.180 % 19,78  
HURGZ 1,06 103.059.626 % 19,10  
KLNMA 44,34 31.039.107 % 14,99  
PKENT 128,50 609.996 % 14,94  
TIRE 2,09 174.699.526 % 14,21  
Alış Satış %  
Dolar 0,0000 0,0000 % 0,00  
Euro 0,0000 0,0000 % 0,00  
Sterlin 7,3937 7,4308 % 0,17  
Frank 5,7837 5,8186 % -0,11  
Riyal 1,5281 1,5358 % -0,01  
Alış Satış %  
Altın Ons 1.467 1.467 -4,22  
Altın Gr. 271 271 -0,73  
Cumhuriyet 1.799 1.826 -8,00  
Tam 1.790 1.834 -6,96  
Yarım 865 887 -3,36  
Çeyrek 434 444 -1,68  
Gümüş.Ons 16,94 16,96 -0,07  
Gümüş Gr. 3,13 3,14 -0,01  
B. Petrol 63,33 63,33 1,05