Ekonomi: Üretim ok, tüketim rezalet

13.05.2014 13:27

Öncelikle, beni Türkiye’nin en popüler ekonomi yazarları listesine sokan siz değerli, kanıma susamış ve azgın okurlarıma candan teşekkürlerimi sunayım. Anketi linkte bulabilirsiniz. Gönüllerin şampiyonu olarak size uzun süredir esirgediğim detaylı bir ekonomi analizini layık gördüm. Biliyorum, ekonomi diyince hepiniz esnemeye ya da sayfa çevirmeya başlıyorsunuz. Ahh..çünkü siz daha önce FÖŞ ocağında pişmiş piyasayla karışık bol sulu bir ekonomi analizi tatmadınız. Kemerlerinizi bağlayın, anti-asid hapınızı hazırlayın.
Hani Minik Serçe’nin bir şarkısı vardı.
Yerimiz mi dar yoksa yenimiz mi dar
Ne var?

Uçurmuş herkes o da kim oluyor
Sen kimsin kim bunlar
En büyük kim?

Ekonomide de böyle tezat bir durum yaşanıyor.  Üretim tarafı yılın birinci çeyreğini umulandan çok daha güçlü bir direnç göstererek kapattı.  Size grafikle göstereyim:





Mart’ta bir yavaşlama gözlense de, 1Ç2014’de artış %5 civarında. Üretimde artışın başlıca sebebi ise AB’ye yapılan ihracatın hızlanması:





Yukardaki graifk İngilizce, ama takmayın. Kırmızı çizgi ihracat, mavi çizgi ise ithalat.  Ayrıca, işdünyasının güveni de yükseliyor:







Sanayi üretimi ile TUİK’in raporladığı GSYIH rakamları arasında oldukça yüksek bir korelasyon var. Bu sayede, yılın ilk çeyreğinde Y/Y büyümenin %5, Ç/Ç büyümenin ise %1’in biraz üstünde olacağı müjdesini verebilirim size.
İşte burada “piyasa boyutu” devreye giriyor. Halen Türkiye için 2014 GSYIH beklentisi %2.4 büyüme. BİST-100 bu büyümeyi fiyatladı bile, eğer değerli Ekonomi Bakanımız Zeybekçi’nin iddia ettiği gibi, büyüme beklentileri yukarı revize edilecekse (mesela, %4’e),   BİST-100’de halen 75 bin – 80 bin puan arasında olan yıl sonu endeks hedefi rahatlıkla daha yukarı çekilir ve bu tür konulara acaip takıp, nedense tüyo ile işlem yapmanın erdemini kavrayamayan yabancı kurumsal yatırımcılara cazip gelir. 
Heyhat, üretim tarafı güzel de, tüketimde işler hiç de iyiye gitmiyor. Tüketimi en yakından takip ettiğimiz gösterge krediler. Eğer krediler yavaşlıyorsa, muhakkak iç talep de yavaşlıyordur.  Bakalım kredilerde neler oluyor:





WOW..bu manzara resesyona gittiğimizi gösterir. Diyeceksiniz ki, yukardaki CNBC-E tüketici güveni yükseliyor, doğru yükseliyor. Ama “yükseliyor” “güçlü” anlamına gelmez. Nisan düzeyleri çok zayıf bir harcama denk gelir. Daralma manidar, paralel yapı mı var arkasında acaba. Ayrıca, Türkiye 3 yıldır  ilk defa olarak TCMB faizinin reel olarak sıfırın üstünde olduğu bir döneme girdi. Geçmiş tecrübelerden biliyoruz ki, faizler bu seviyede kalırsa, faize hassas endüstrilerde talep çöküyor. Nasıl mı?  Bakın otomotif pazarına, yangın yerine dönmüş:






Ayrıca, ilerleyen aylarda ihracatın da yılın ilk dört ayında gösterdiği performansı tekrarlaması kolay  değil, nedenlerini iki grafikte izah edeyim:  Birincisi diğer Gelişmekte Olan Ülkelere (GOÜ) göre rekabetçi  kuru kaybediyoruz.








İkincisi ÜFE ile ölçülen girdi maliyetleri çok hızlı artıyor:







Yurtiçi ÜFE mavi çizgi.  TL’nin diğer GOܒe göre değer kazanması cari açığın bir süre sonra yeniden genişleyeceği anlamına gelebilir. Bir diğer anlamı daha var güçlü TL’nin:  Bir çok trader TL değerli mi değil mi, çakmaz, elifi görse mertek sanan piranhalar bu adamlar. Onlar teknik analiz yapar. Bakın, bizim kur son aylarda  ne yapmış: Bence aşırı alım bölgesine girmiş bile TL:








Aranızda bazıları “ama efendim, sanayi üretimi kadar kapasite kullanımı da artıyor..acaba” filan diye sesini yükseltebilir. Sus, otur, yoksa çakarım. Sanayide ilerki aylarda üretim niyetini öleçe HSBC PMI göstergesi var, bakın Nisan’da nereye inmiş.  




 




Ha..hizaya gelin şöyle. Biz öyle parti desteği ya da baba parasıyla Türkiye’nin en popüler ekonomi yazarları arasına girmedik!  Klavyemizin gücü ile girdik.
Ayrıca yılın ilk dört ayında büyüme de biraz hormonlu, yani değerli hükümetimiz yine alabildiğine açmış bütçe musluklarını. Şu tablodaki  NİSAN harcama artışına bakın hele:









Size bir de İngilizce grafikle göstereyim bütçenin ne kadar açıldığını:










Her iki çizgi de değişik tanımda bütçe j-harcamalarının artış trendini gösteriyor. Hey maşallah be...Mart’ta açmış muslukları AKP.   Bu da önemli. Çünkü, bütçe dengesi bozulursa, bir süre sonra kredi derecelendirme kuruluşları uyarıda bulunabilir, ya da artan iç borçlanma faizleri yukarı itebilir.

Aslında size bugün piyasa görüşlerimi yazdım, ama biraz dolanbaçlı bir yoldan. Size TL, DİBS ve BİST’in artık hiç de ucuz olmadığını kanıtladım grafiklerle. Ama, şunu da çok açık söyleyeyim:  Yakın gelecekte politik riskler düşük, ekonomide toparlanma beklentisi güçlü ve Ukrayna-Rusya savaşı dışında da belirgin bir dışsal tehdit yok. Piyasalar daha fazla prim yapmaz mı? Yapar, ama o primler kalıcı olmaz.

Atilla Yesilada

Twitter: @AtillaYesilada1



Yazarın diğer makaleleri için ziyaret edin: www.paraanaliz.com