Enflasyon üzerine konuşalım

04.06.2018 14:05

Enflasyon rakamları... Beklentiler üzerinde gerçekleşen enflasyon verisi birçok soruyu da beraberinde getirdi. En büyük sorulardan bir tanesi 7 Haziran tarihinde yapılacak olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası toplantısından çıkan kararın ne olacağı? Bunun dışında Üretici Fiyat Endeksi’nde 2003 yılından bu yana görülen en yüksek seviye tüketici fiyatlarına ne kadar yansıyacak ya da talep azlığı nedeniyle üretici tarafında mı kalacak? Veya maliye politikası özellikle seçim sürecinde enflasyonla mücadeleye dönük yapılan para politikasıyla uyumlu olabilecek mi? Gibi gibi kafamızı meşgul eden sorular...

Öncelikle gelin bakalım ne, ne kadar oranda artmış? Efendim, Tüketici fiyatları bir önceki aya göre yüzde 1,62 oranında artarken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,15 seviyesinde bir artış göstermiştir. Beklentinin üzerinde bir tüketici fiyat artışı yaşadık Mayıs ayında. Çok üzerinde mi peki? Abartmaya gerek yok. Biraz üzerinde. Çünkü aşağı yukarı zaten tahmin ediyorduk son gelişmelerden dolayı. Bunun dışında enflasyonun bir diğer tarafı var ki; Üretici Fiyat Endeksi. Üretici Fiyat Endeksi’nde ciddi bir artış söz konusu. Hatta 2003 yılından bu güne görülen en yüksek seviye maalesef. ÜFE’de görülen artış geçen yılın aynı ayına göre yüzde 20,16’lık oran. Bu seviye üreticiyi endişelendirdiği gibi tüketici tarafında da aksi bir durum yaratmıyor değil. Üreticinin kısa vadede piyasaya yansıtmadığı bu fiyat artışını bir süre sonra yani artış şimdi tüketiciye yansıtıp piyasaya sürecek mi? Bunun gibi endişeler tüketici tarafını meşgul ediyor bir hayli.

Normal duruma baktığımızda ÜFE’de görülen artışlar 2 veya 2,5 aylık süreçlerle TÜFE’ye yansır.  Fakat burada şunu da unutmamak gerek; talep azlığı ile karşılaşılırsa üretici fiyatını hala yansıtmaya devam edebilecek mi? Tabii ki burada olumlu cevap vermemiz mümkün değil. Fiyat eksenli satın alma gücü azlığı vs. talebi doğrudan düşürecektir. Aslında yüzde 20,16’lık artış üretici açısından olumsuz olacaktır. Buradaki önem yürütülecek maliye politikasına da düşmektedir. Özellikle seçim döneminde olduğu için sıkı bir politika izlenmeyeceği kuvvetle muhtemeldir. Fakat Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından gerçekleşen para politikasıyla uyumlu gidecektir. Ama bilinen tek bir yol var ki talebe yansıtamayan veya yansıtsa da karşılığını tam anlamıyla alamayacak üreticiyi ve maliyetlerini rahatlatmak. Kur ve petrol fiyatları gibi hareketlerin etkili olduğu enflasyon verisiyle mücadelenin türlü yolları mevcut. Gözler 7 Haziran tarihine ve TCMB toplantısına çevrildi. Bir açıdan Merkez Bankası’nın Haziran ayı beklentisini arttırdı. Piyasa doğrudan bugün enflasyon sonrasını fiyatladı. Kur üzerinde etkili oldu. Merkez Bankası’nın piyasayı fonlayabileceği durumu oluştu ve bu da aslında kur üzerinde aşağı yönlü bir hareketi meydana getirdi.

Peki enflasyon yılı nasıl kapayacak? Özellikle döviz kurunun daha çok yarattığı enflasyon var ortada. Kurdan dolayı geçişkenlik de olduğundan daha sürdü. Hal böyle olunca kur geçişkenliğinin de devam eden diğer kısmını da göz önünde bulundurursak yaz aylarında yüksek seviyeleri test eden enflasyon ile karşılaşırız. Sonrasında ise yılı aşağı yönlü hareketle kapayacaktır. Fakat yıl başında hedeflediğimiz tek haneler yerine yüzde 11,0’lerde seyreden enflasyon meydana gelecektir diye düşünüyorum. Bu saydığım ve bunun gibi etkenler üreticiyi başta olmak üzere tüketiciyi de yoracaktır. Bu nedenle para ve maliye politikasının etkin ve uyumlu yürütülmesi bu süreç için şarttır.