İhracatta hedefin gerçekleşmesi için...

02.04.2018 10:58

Türkiye ekonomisinde hedef büyük! 2017 yılında yaşanan ihracat, istihdam ve büyüme performansının önümüzdeki yıllarda da sürdürülebilmesi ve hatta Avrupa’nın ilk üç, dünyanın da ilk on ekonomisinden biri olması bekleniyor. Ekonomi Bakanımız Sayın Nihat Zeybekçi katıldığı bir kongrede ekonomide hedeflenen durumlardan söz ederken ihracattaki büyük ticari partnerimiz Avrupa Birliği’ne de bir takım söylemlerde bulundu. İhracatımızın yaklaşık yüzde 50’sini, katma değer üretim ihracatımızın da yaklaşık yüzde 49’unu oluşturan AB ile ilişkilerimiz son günlerde tekrardan gündeme geliyor. Tek taraflı bir bağlılığın olmadığı aslında karşılıklı bağımlılığın olduğu Türkiye tarafından da kendilerine hatırlatılıyor. Tam da olması gerektiği gibi.

Yıllardır süregelen tam üyelik meselesi çözüldüğünde iki taraf için de ticaret hacmi artacağı gibi ilişkilerin de bir başka boyuta taşınacağı kesin. Yeni dünya düzeninde gerek ekonomik gerek siyasi anlamda önem teşkil ediyor bu birliktelik. Tam üyelik gerçekleştiği takdirde ortak pazar kapsamında dört özgürlük kuralı devreye girecek olup sermaye, emek, hizmet ve mal serbest dolaşıma açılacaktır. İki taraf da aslında farklı bir boyuta geçecek. Ama diyorum ya yıllardır süregelen mesele tam üyelik... Biz onu geçtik. “Siz ister alın, ister almayın; bakalım biz sizi isteyecek miyiz?” düşüncesindeyiz artık. Ekonomik anlamda gösterilen yüksek performans duruşumuzu etkilemiyor değil. Ne de karşılıklı bağımlılık. Ama bu süreçte Gümrük Birliği’ni de genişletseler hiç de fena olmaz. Çünkü bizim 2023 ihracat hedefimiz büyük! 500 milyar dolar ihracat hedefimiz var. Bu yılın sonunda hedeflenen rakam ise 172 ile 175 milyar dolar arasında.

Mart ayı ihracatı da rekor kırdı. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,5 artarak 15 milyar 106 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Fiilin durumun seyri şuan için iyi gidiyor. Ama hedef büyük olunca bu hedeflere erişebilmek için mevcut faaliyeti farklı şekillerle de desteklemek gerek. Bu konuda  yapılması gereken en önemli şey, geri çekilen ihracatçılara ödenecek birikmiş KDV iadeleri düzenlemesinin tekrar gündeme gelmesidir. Böylece likidite probleminin de çözülmesi de muhtemeldir. İkinci konu ise, katma değer yaratan üretim ihracatının gelişmesi. Örneğin, 2017 yılında Türkiye’deki ihracat artışı 15 milyar dolar iken Almanya’nın ihracat artışı 105 milyar dolar seviyesindedir. Sanırım bu örnek, konuyu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Yüksek teknoloji içeren yatırımcıların ve makine yatırımcılarının burada artış göstermesi gerek. En azından dış ticaret dengesi açısından olmazsa olmaz. Bu arada yapılan Ar- Ge yatırımlarındaki artışlar, uygulamaya konulan inovatif çalışmalar bu durumu destekler gibi görünüyor. İhracat artışı devamının sağlanmasında son olarak ise artan dış talebin sürdürülebilirliği kaçınılmaz. Özellikle 2017 yılında yaşanan bu artışın en büyük etkenlerinden birinin Avrupa ekonomisindeki toparlanmanın ve bu doğrultuda artan dış talebin olduğu şüphesiz. Bunun yanında ABD’nin ticaret savaşlarını fitilleyerek devam etmesi bir risk oluşturuyor tabi bu konuda. Burada yapmamız gereken dış ticarette büyük partnerimiz AB ile ilişkileri olumlu yönde ilerletmek. Birbirine destekle yürür bu işler öyle ya! Yazının başında da anlattığım gibi karşılıklı bağımlılık.