İş Güvenliği Yasası’nda ikinci yıl, değişen ne?

05.05.2014 09:06

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, haziran ayında iki yaşına giriyor. Yasa yürürlükte ama uygulama açısından pek çok sorun yaşanıyor. İş kazaları ve meslek hastalıkları giderek artıyor



Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenlenen 7. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı yarın İstanbul’da başlayacak. Üç gün boyunca iş sağlığı ve güvenliği masaya yatırılacak. 2012’de yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ülkemiz özelinde değerlendirilecek. Yasası, 30 Haziran 2012’de yürürlüğe girdi. Yasa, “Apartmanlarda iş güvenliği uzmanı mı istihdam edilecek?” diye çok tartışıldı. İşyerlerinin güvenli hale getirilmeye çalışıldığı sonradan anlaşıldı. Yasa yürürlükte ama uygulama açısından pek çok sorun yaşanıyor. Ancak önemli olan ilk adımın atılmasıydı, bu da başarıldı.

İş kazaları artıyor
İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre; 2012’de 878, 2013’te 1235 işçi iş kazasında hayatını kaybetti. 2014’ün ilk üç ayında ise 276 işçimizi iş kazalarında kaybettik. İlk üç ayda iş kazaları ve meslek hastaları sonucu hayatını kaybeden 276 işçiden 3’ü 18 yaş altındaki çocuklar.
TÜİK’in, “İş Kazaları ve İşe Bağlı Sağlık Problemleri Araştırması”na göre, 2013’te istihdamdakilerin yüzde 2.3’ü iş kazası geçirmiş. İşe bağlı sağlık sorunu yaşayanların oranı yüzde 2.1. İstihdamdaki kişilerin önemli bölümü iş kazası geçirmiş veya işe bağlı sağlık sorunlarına maruz kalmış. İstihdam edilenlerin yüzde 7.1’i de çalıştığı işle ilgili olarak “zaman baskısı ve aşırı iş yükü” gibi ruhsal sağlığını etkileyen faktörlere maruz kalmış. İş kazaları, çocuk  yetişkin ayırt etmeden hayatları karartmaya devam ediyor. Tedbir almak, yasa çıkarmak çözüm değil. Yapılması gereken, taşeron işçi kullanımını azaltmak, kayıtdışılığı ortadan kaldırmak, kötü çalışma şartlarında, ağır ve tehlikeli işlerde kadınların ve çocukların çalıştırılmasını engellemek. Bunlar yapılmadan yasa çıkarmışsınız neye yarar?
Taşeron işçileri, iş kazalarına daha fazla muhatap oluyor. Taşeron şirketlere yönelik yeni bir düzenleme şart. Özellikle inşaat sektöründe yeni bir düzenlemenin hayata geçirilmesi gerekiyor. Yoksa işçi ölümlerinin önü alınamaz.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre dünyada her yıl 337 milyon iş kazası oluyor. Kazalar, meslek hastalıklarıyla 2.3 milyon kişi hayatını kaybediyor. Yani dünyada her gün 6 bin 300 kişi, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle yaşamını yitiriyor. 2012-2013 arasında, en çok ölümcül kaza inşaat sektöründe oldu.

15 saniyede 160 kaza
ILO’ya göre; dünyada her 15 saniyede 160 işçi iş kazası geçiriyor. Yine her 15 saniyede, bir işçi bu yüzden hayatını kaybediyor. İş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle ortaya çıkan ekonomik yük, küresel GSYH’nın yüzde 4’üne eşit.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda en büyük aksaklık, alt işveren  asıl işveren ilişkisinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin nasıl yürütüleceği konusu. Herhangi bir iş kazasında sorumluluğun kimde olacağı gibi konularda uygulamadan kaynaklanan belirsizlikler var.
Asıl işverenin işyerinde mermer bir merdivende devriye görevi yapan güvenlik personelinin ayağının kayarak düşmesi sonucunda asıl işverenin sorumluluğunun ne olacağı ve alt işverenin bu tehlikeye yönelik olarak nasıl bir önlem alabileceği konusu tartışmaya açık. Alt işveren mermerin kaymaya çok müsait olduğunu asıl işverene iletse bile, asıl işveren maliyet gerektiren bu düzenlemeyi yapmayabilir.

Kâtip güncellenemiyor
İşyerlerinde görevlendirilecek iş güvenliği uzmanı, hekim ve yardımcı sağlık personelinin atanma işleminin yapılması için İSG Kâtip programı tasarlandı. Ancak program, atama sürelerini saat üzerinden gerçekleştiriyor. Bir saatten daha az süreyle hizmet alması gereken işyerlerine çok yüksek maliyet çıkabiliyor. Ayda 20 dakika iş güvenliği uzmanından hizmet alması gereken bir işyeri, Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi’ne (OSGB) bir saat parası ödemek zorunda kalıyor. Hatayı düzeltecek güncelleme hâlâ yapılamadı.

İkincil mevzuat sıkıntılı
Yasaya bağlı yönetmelik, tebliğ ve genelgeler çok geç yürürlüğe girdi. Bazı tebliğ ve genelgeler hâlâ yayımlanmadı. 10’dan az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerlerinde işverenlerin Bakanlıkça düzenlenen eğitime katılarak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini kendilerinin yürütebileceği ifade ediliyor. Ancak tebliğ veya genelge yayımlanmadığı için bir adım atılamıyor. Aksaklıklar zamanla ortadan kalkacaktır. Ancak çalışanlar baretl ve lastik ayakkabılarını ‘bize bir şey olmaz’ mantığıyla kullanmaz; işverenler de ‘bunun para cezası ne kadar ki’ düşüncesinden kurtulamazlarsa, ne kadar iyi ve kapsamlı bir yasa yürürlükte olursa olsun sonuç alınamaz. Yani, kısacası ‘eğitim şart!”