İslam’ın altın çağı

29.04.2014 09:35

8. ila 14. yüzyıllar arasındaki altı yüzyıl “İslam’ın Altın Çağı” olarak adlandırılıyor. Bu dönemde, İslam aleminde astronomiden, fiziğe, matematiğe kadar her ilim alanında çeşitli bilim adamları yetişti ve bunlar bilimin gelişimine önemli katkılarda bulundular. Bunlar dışında, coğrafya, astroloji, edebiyat gibi konularda da keşifler yapıldı; gelişmeler sağlandı. Matematikte “cebir”i, “algoritma”yı ilk kullananlar; kimyada “alkali”lerin keşfini gerçekleştirenler İslam bilim adamları oldu. Kuran’daki “Biz size bilmediklerinizi öğretiriz” cümlesi, İslam bilim adamları ve araştırmacılarını yeniliklerle ve ilimle ilgilenmeye itmişti.
14. yüzyıldan sonra ne olduysa, yalnız İslam aleminin değil Hıristiyan aleminin de bilimle arası açıldı. “Modern ilmin babası” olarak bilinen fizikçi, astronom ve matematikçi Galileo Galilei, dünyanın güneşin etrafında döndüğünü iddia ettiği için, Hıristiyanlıktan aforoz edildi. Oysa, Galileo iyi bir Hristiyan’dı ve Papa’nın arkadaşıydı. 1718’e kadar, Galileo’nun kitapları ve el yazmaları hala yasak yayınlar arasında sayılıyordu.

Hıristiyanlıkta reform


16. yüzyılda Hıristiyan dininde yapılan reform ve Hıristiyan aleminde gerçekleşen Rönesans hareketi, batıda bilimin yeniden gelişmesine; icatlar ve keşifler yapılmasına ortam hazırladı. Ancak, İslam aleminin ve katı Hıristiyanların “ilim”e karşı duruşları sürdü. Öte yandan, inancın ve ibadetin sırrı bilimle açıklanabildi. 2001 yılında İngiltere’de yapılan, bilimsel verilere dayalı Bernandi araştırması (Peter Stanford-Religion); tanrı inancı taşıyanların, dua edenlerin, ibadetlerinin bir parçası olarak yoga-namaz gibi hareketlerde bulunanların, kalp ve tansiyon problemlerini daha kolay iyileştirdiklerini ortaya koydu.

Periyodik tablo


Dünyamızda mevcut olan veya olmayan ya da henüz keşfedilmemiş olan tüm elementlerin özelliklerini bir araya getiren “Periyodik Tablo”nun Dmitri Mendeleev tarafından keşfi, kimya bilimini yeni ufuklara taşıdı.
Elementlerle ilgili şaşırtıcı birkaç örnek:
- Kainatımızın % 75’i Hidrojen’den ibarettir.
- Bir Hidrojen bileşimi olan Tritium kullanılan saatler, karanlıkta ışıldar. Tritium’un diğer alanlarda kullanımı ise yasaktır.
- Boron Karbit solüsyonunun bir otomobilin benzin deposuna dökülmesi, motor çalıştırıldığında otomobilin infilakına neden olur. Bu nedenle, gizli servis operasyonlarında çok kullanılır.
- Tutkal olarak kullandığımız silikonun, Silikon elementi ile ilgisi yoktur. İngilizcede, biri “silicon”, diğeri (tutkal olan) “silicone” olarak yazılır.
- Muz, Potasyum bakımından zengindir ve diğer besinlerden çok fazla radyoaktivite taşır.
- Üzerinde Titanyum yazan her golf sopası, Titanyum’dan yapılmaz. Üzerinde 6061 kodu bulunan sopalar, Titanyum değildir.
- Bilgisayar devreleri yapımında artık Silikon değil, Galyum kullanılıyor.
- Civciv yemlerine eklenen Arsenik, civcivlerin çok süratle büyümelerine neden oluyor. Muhtemelen, bu tavuklarla beslenen insan nesli de daha güçlü ve boylu. Oysa, Arsenik ölümcül bir element. Civcivlerin Arsenik ile beslenip beslenmemeleri konusunda, çeşitli spekülasyon var.
- Bir göle 100 gram Fransiyum kütlesi atarsanız, müthiş bir patlamaya neden olursunuz; hem de güçlü bir radyoaktivite dalgası yaratırsınız.
Din de bilim de önemlidir.