Siyasetin kara gölgesi piyasaların üstüne çöktü

25.02.2014 00:00

Benim için oldukça moral bozucu bir gün. Cemaat tarafından yasadışı yollarla dinlendiği iddia edilen “Türkiye’de kim kimdir” listesinde adımı bulamadım. Benim gibi ataist, Şeytancı, moskof solcusu, hükümet ve milli birlik düşmanı uluslarararası bir muhalifin dinlenmemesi Cemaat’in görevini layıkıyla yerine getiremediğini anımsatıyor. Ayrıca beni hayranlarım nezdinde küçük düşürüyor. Dava açacağım, resmen MİT’in beni dinlemesi ve yılda iki kez olduğum kolonoskopinin görsel kanıt olarak  istenmesini  talep edeceğim.  

Çok yalın bir insanım ben. ABD hayranıyım, kapitalist maşasıyım,  kuru fasulye pilav severim, soğanın cücüğünü yerim, Müjde Ar’a hala aşığım ve İstiklal Marşı okunurken gözyaşlarımı tutamam. Yazılarımın çok basit bir akışı var. Ben sadece ekonomi ve finans yazarım. Tanrı’dan korktuğum için spora  girmem. Eğer makalelerim siyasetle başlıyorsa, bilin ki işler kötüye gidecek ve yazı zehir kusacak.

İşte bu  yüzden belirsizliğin buz gibi sularına dalmadan önce günahkarlar gibi titriyorsunuz ve titreyin de, işte damardan yılan zehiri enjeksiyonu başlıyor. Şubat’ın ikinci yarısında TL cinsinden varlıkların oldukça güçlü bir ralli yapacağını düşünmüştüm, yanıldım. Bu hafta da belki biraz alım gelebilir, özellikle TL’de iyimserlik artıyor. Fakat sakın ha kanmayın. Siyasetin karanlık gölgesi piyasaların üstüne çöktü bir kez, iflah olmayız. Mart yerel seçimleri de siyasetteki belirsizliği ortadan kaldırmayabilir. 

Zaten,  Türkiye’nin dahil olduğu  Gelişmekte Olan Piyasalar  (GOP) varlık grubunda Lehman’dan bu yana en büyük moralsizlik yaşanıyor. Ünlü  uzman Lars Kreckel’e göre,  GOP hisseleri satılamayacak kadar ucuz, alınmayacak kadar da riskli. GOP’ün üstünde 3 korkutucu hayalet dolaşıyor.

İlki,  Fed FOMC tutanaklarından açıkça belli oldu ki, QE’den çıkıştan vazgeçilmeyecek. Hatta, Aralık-Ocak aylarında karakıştan dolayı istim yitiren ABD ekonomisi bahar aylarında canlanırsa, Fed ister istemez yılın ikinci yarısında 2015 başında faiz artırımını gündeme alacak, ve GOP yangın yerine dönecek. İkinci neden ise Çin’in sert iniş yapması olasılığı. Çin’den gelen faaliyet verileri 3 aydır yavaşlıyor. Hükümet aşırı kredi kullanımı ile amansızca savaşıyor ve finansal sistemi “liberalize etme” (rekabet ve dışa açma) çabaları yüzünden faizler çok oynak. Üçüncü neden ise hem IMF hem de Dünya Bankası’nın yaptığı uyarı: Dünya ekonomisi yavaş yavaş toparlanıyor, ama Gelişmekte Olan Ülkeler’de (GOÜ) birbiri ardına patlak veren krizler sürerse, yeniden başaşağı gidebilir. 

Ukrayna’yı artık Sağır Sultan bile duydu, ama gazetelerin arka sayfalarında gizlenen, en az Ukrayna kadar sorunlu olan Venezuela ve Tayland’da da ipler kopmak üzere olabilir. Ayrıca bir takım aklı eveller Arjantin ve Türkiye’yi ”kötü yönetilen ve politik olarak riskli” ülkeler sınıfına koymaya başladı. 

Türkiye diğerleri gibi çatlak testi değil. Hernekadar  AKP, Cemaat, bizim gib vatan hayinleri, yabancı güçler yıkmaya uğraşsak da, bu ülkede çok köklü bir demokrasi geleneği var ve ne olursa sandıkta olacak. 

O halde sorun şuradan kaynaklanıyor. Gerek çok yakından takip etttiğim yabancı yatırım bankası (sell-side) raporları gerekse benim şahsi temaslarıma göre,  yabancı yatırımcılar politikada en kötüsünün geride kaldığına inanıyor. 

Halbuki Türkiye’nin gerçekleri bu algılamanın  tam tersi.  Hepimiz biliyoruz ki, Cemaat Mart ayında AKP’nin oylarını azaltmak için eteğinde ne varsa dökecek Internet’e. Murat Yetkin’e göre şenlikler YSK’un kesin aday listesini askıdan indireceği 2 Mart’tan sonra başlar. OdaTV’ye göre, 17 veya 21 Mart’ta kıyamet kopacak.  “Efendim, bunlardan bir halt olmaz, seçmen AKP’nin sonuna kadar arkasında” demek de doğru değil. Yolsuzluk iddiaları seçmeni çok üzüyor. Bir kısmı sandık başına gitmeyecek.  Bir kısmı ise Saadet, BBP gibi ufak muhafazakar partilere kayacak.  Partiler tarafından parası ödenerek ya da gazeteler tarafından intikam amacıyla yaptırılan anketleri bir kenara koyuyorum, AKP’nin ortalaması %42 civarında. CHP ve MHP’nin toplamı ise %45’e yaklaşıyor. 

%42 AKP için yerel seçim zaferi olur da, Erdoğan veya Gül’e Ağustos’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini garanti etmez. Aksine, Mart seçimlerinden  sonra içsavaş iyice kızışabilir.  Komplo teorisi bana ait değil, AKP’den çaldım:  Partinin oyları mazallah %40’ın altına düşerse, ABD ve AB de muhalefetin arkasına dizilecek.  Şimdiden AB’de bazı Türkiye düşmanları üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını istiyor. GOP yatırımcısı zaten siyasi riskten bezmiş, ve satmak için bahane ararken, bu türlü duyumlar piyasalarda sert oynaklıklara neden olacak. 

Hadi, hepsinde yanıldım diyelim. Türkiye’de siyaset bir gecede kayboldu, bizi artık bir teknokrat melekler kabinesi yönetiyor. İyi de ekonomide de su bitti.   Bugün açıklanan kredi hacmi verileri son 2 haftada büyüme göztermezken, kapasite kullanımı ve TCMB/TUIK’in yayınladığı 4 reel sektör güven endeksinden ikisi düştü, diğerleri ise düşük seviyede yatay seyre geçti.  Daha Şubat verileri bunlar, gerisini siz düşünün. “Yıktın perdeyi eyledin viran” şiiri akla geliyor.

Atilla Yesilada
Twitter: @AtillaYesilada1
Yazarın diğer makaleleri için ziyaret edin: www.paraanaliz.com