Türkiye’de sendikalaşma Avrupa’nın çok gerisinde

01.05.2014 09:42

Bugün günlerden 1 Mayıs. Ülkemizde ilk olarak, 1912 yılında İstanbul’da 1 Mayıs kutlaması yapıldı. “İşçi Bayramını kutluyoruz ancak ülkemizde çalışanların örgütlenme mücadelesi son derece zayıf. Taşeronlaşma, sendikalaşamama, işçilik haklarının kısıtlanması gibi birçok sorun var.

Avrupa çok ileri
Ocak 2014 verilerine göre, Türkiye’de 11 milyon 600 bin işçi var. Bunların içinde 1 milyon 96 bini bir sendikaya bağlı. Sendikalaşma oranı da yüzde 9.45. Avrupa Birliği ülkeleri ortalaması yüzde 23, OECD ülkeleri ortalaması ise yüzde 17.
Türkiye’deki sendikalaşma oranının, gerek AB üyesi ülkeler, gerekse OECD ülkeleri ortalaması ile karşılaştırıldığında oldukça düşük olduğu görülüyor. Sadece Fransa’da sendikalaşma oranı yüzde 8 ile Türkiye’den daha düşük. Ancak hemen ifade edelim, Fransa’da sendikalaşma oranı düşük olmakla beraber, toplu sözleşmelerden yararlananların sayısı oransal olarak ülkemizden daha yüksek.
Türkiye’de işkollarına göre sendikalaşma kuralı var. Buna göre, en yüksek sendikalaşma oranının “tarım, ormancılık” sektöründe olduğu, en düşük sendikalaşma oranının ise “inşaat” işkolunda olduğu görülüyor.

Ne var ki işkollarına göre sendikalaşma oranları yanıltıcı olabiliyor. Çünkü devlete ait işletmelerde sendikalaşmanın kolay olmasının etkisiyle, örneğin tarım ve orman işyerlerinde sendikalaşma oranı yüksek görünüyor. Buna karşılık, daha çok özel sektör hâkimiyetinin olduğu, “dokuma, hazır giyim ve deri” işkolunda yani tekstil işyerlerinde sendikalaşma oranı yüzde 9’larda kalabiliyor.
Özellikle gelişmiş ülkelerde iki sektör vardır ki, metal ve maden sektörleri, bu sektörler yüzde 50  60’lara varan oranlarda sendikalaşmanın olduğu alanlardır. Bizde ise, metal sektöründe sendikalaşma oranı yüzde 15.8 iken, madencilik işkolunda sendikalaşma oranı yüzde 20’lerde kalmakta.

Bu konuda son bir not da şu: Türkiye’de en fazla üyeye sahip olan işçi sendikası, metal işkolunda yer alan “Türk Metal Sendikası”. Bu sendikamızın toplam üye sayısı 165 bin. En düşük olanar, inşaat ve sağlık işkollarında olan sendikalar.
Geçen yıl kabul edilen yeni Sendikalar Yasası’na göre, Ocak 2013’ten, 1 Temmuz 2016 tarihine kadar işkolu barajı yüzde 1 olarak uygulanacak. Yani sendikalar kurulu bulundukları işkolundaki toplam işçi sayısının en az yüzde birini temsil edecekler ki toplu sözleşme hakkını elde edebilsinler.

Daha sonra bu oran kademeli olarak artırılarak, 2016 ile 2018 Temmuz’u arasında yüzde 2, daha sonra ise yüzde 3 olarak uygulanacak. 2014 yılı Ocak ayı istatistiğine göre 20 işkolunda toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gerekli olan yüzde 1’lik işkolu barajını aşan sadece 47 sendika bulunuyor. Toplamda 115 sendikamız var.

Peki artış olur olurmu?

Sendikalaşma düzeyinde bir artış sağlanamaz ise 2016 yılından sonra barajı geçebilecek sendika sayısı neredeyse şimdikinin üçte biri kadar kalacak.

Yeni Sendikalar Yasası, 30 çalışanın altında olan işyerlerinde işçinin hakkı olabilecek ‘sendikal tazminatı’ bir hak olmaktan çıkardı. 30 kişinin altında çalışanlı bir işyerinde, sendikaya üye olduğu için işvereni tarafından işten çıkarılan bir işçinin, işverenden bir yıllık ücreti tutarındaki tazminatını mahkeme yoluyla kazanma şansı ortadan kalktı.

Ülkemizde işyerlerinin yüzde 95’i, 30’un altında çalışanı olan işyerlerinden oluşuyor. Dolayısıyla, 1.5 milyon işyerinin olduğu bir ülkede işyerlerinin yüzde 95’ini doğrudan etkileyecek bu düzenlemenin sendikal örgütlenme önündeki en büyük engellerden biri olduğu söylenebilir. Yaklaşık 7 milyona yakın çalışan, fiili olarak sendikalaşmanın etki alanının dışında kalıyor.

Ülkemizde 1 işçi çalıştıran işyeri sayısı toplam işyerlerinin üçte birinden fazla. İşte böyle küçük işyerlerinin hâkim olduğu bir çalışma ortamında sendikalı olmak veya sendikal mücadeleye girişmek hiç de kolay değil.

İşçi Bayramı kutlu olsun...

Türkiye’de Sendikalaşma (Ocak 2014)

Toplam İşçi: 11.600.554
Sendikalı İşçi: 1.096.540
Sendikalaşma Oranı: % 9.45