Ukrayna ve ötesi: Yeni soğuk savaş Türkiye’yi nasıl gıdıklar?

06.05.2014 12:49

Bugün yine bir takım gizli servis şefleri ve diplomatlarla yemek yedim. Adını vermeyeceğim bir  sanal istihbarat baronu, “önümüzdeki 10 yılda Türkiye’yi en çok hangi gelişmeler etkiler?” diye sordu. Chevaz’dan bir yudum daha alıp  “Basit” dedim. Türkiye’de gerek ekonomik gerekse diplomatik anlamda en büyük hamleler Sovyet İmparatorluğu’nun yıkılması sayesinde mümkün oldu. Son 10 yılda AKP reformlarına mekan ve zemin hazırladı bu tarhi gelişme.  Bu kez ise Arap Baharı ve Ukrayna Krizi etkileyecek toplumsal evrimi. “Wow” deyip içkilerine döndüler. Ben böyleyim işte, bazen öyle hazmı ağır şeyler söylerim ki, muhataplarım bir hafta sonra filan anlar.  Dudaklarımla döverim, yumruklarımla severim. 

Ukrayna Kriz’nin de 3 hamle sonrasını düşündüm bile. Türkiye için fevkalade fırsatlar ve bu parçalanmış siyaset haritasında başedilmesi güç tehditler ortaya çıkacak.

Batı, Putin’in Doğu Ukrayna’ın kolaylıkla yutucağını zannetti, aslında Putin de öyle. Kriz unutulup gidecek, ne piyasalar ne de küresel diplomasi ağır bir hasar görmeyecekti Doğu Ukrayna’nın sessizce Rus nüfuz alanına geçmesinden. Batı’nın Avrupa’da kırmızı çizgisi Latvia ve Polonya gibi NATO ülkeleri olacaktı. Fakat Kiev hükümetinin Cuma günü başlattığı ve halen Odessa’ya genişlettiği karşı saldırı hem Putin hem de Batı başkentlerini gafil avladı. Kan dökülmedikçe, Batı’nın vicdanını “ne yapalım, halk da zaten Rusları istiyormuş” gibi beylik ifadelerle yatıştırmak mümkün olacaktı. Eğer Rusya asker gönderir, ya da Kiev hükümeti Doğu Ukrayna’daki isyanı daha fazla kan dökerek bastırırsa, Batı şu ana kadar düşünmekten dahi korktuğu bazı yaptırımları gündeme alacak. Önce bankacılık sektörü;   sonra da enerji sektörüne bazı kısıtlamalar getirilebilir. İşte burda bölge haritası ve Türkiye devreye giriyor.

Rus gazı ve petrolüne ambargo koymak, Avrupa’yı perişan ediyor, dolayısı ile “kredibilitesi olan bir tehdit” değil. Fakat Ukrayna Krizi artık Putin’in güvenilmez bir muhatap olduğunu da kanıtladı. Rusya’ya Avrupa’yı resesyona götürmeden verilecek en büyük ceza, Gazprom’un AB’deki yarı-tekel konumunu sarsmak.

Bu konuda Türkiye’nin halen Azarbeycan’dan inşa ettiği TANAP doğal gaz hattı önemli. Bir kaç yıl içinde Kuzey Irak’dan da bir doğal gaz boru hattı ile AB’ye sevkiyat yapacağız. Fakat bu iki hattın planlanan kapasitesi Gazprom’un konumunu fazla sarsmaz. Asıl darbe İsrail ve Kıbrıs gazı da Anadolu üzerinden AB’ye iletilirse vurulur.  


Ukrayna’daki kriz uzadıkça, ya da Putin’in başka komşu ülkeler üzerinde emelleri olduğu anlaşılırsa, Batı Türkiye üzerinden geçen Güney Koridoru projesini daha fazla ciddiye alacak. 


Bu senaryoda yaşanacakları  ben size söyleyeyim. Belki de Ermeniler’e taziye mesajı, Azeri-Ermei uyuşmazlığını bitirmek için ilk adımı ifade ediyor. Çünkü Ermenistan Rus yörüngesinden kopartılıp Batı’ya bağlanırsa, Türkiye yalnız Azeri değil, Türkmen gazı ve Kazak petrolu içinde en akılcı Batı’ya erişim güzergahı oluyor. 


İkinci olarak, yakında Erdoğan mızmızlansa da İsrail’le barış yapılacağını düşünüyorum. Hem ekonomik hem de diplomatik menfaatler bu adımı elzem kılıyor artık. Kıbrıs’da barış görüşmeleri ise ilk defa küresel önem kazandı. KKTC ve Rumlar’ın barışması halinde hem AB Güney Kıbrıs’a verdiği kredileri geri alacak, hem de ada açıklarında keşfedilen gaz da İsrail boru hattına eklenebilecek. Kıbrıs’da onurlu bir barışa hiç itirazımız yok tabii, ama bize gaz uğruna Annan Planı’nın da gerisine giden bir anlaşma dayatılacaksa, burası karışır.


   Tabii, Rusya’nın da eli armut toplamıyor. Özellikle, Azerbeycan’a karşı provokasyonlardan çok korkarım. Gürcistan doğrudan Rus askeri müdahalesi ile parçalandı ve Nabucco’ya yatırım yapacaklara o güzergahın güvenli olmadığı ispat edildi. Azerbeycan’a da benzer numara tezgahlanabilir, oradan gelecek gazın alıcıları azaltılabilir. Rusya Kıbrıs Rumları’nın da barışı razı olmaması için elinden geleni yapacak. En korkutucu senaryo ise, Kremlin’in DHKP-C, el Nusra ve İŞID gibi terör örgütlerine sponsorluk yaparak Türkiye’yi güvenilmez bir güzergah pozisyonuna düşürmeye çalışması. 

Bu çok büyük bir oyun.   Bir kez, Türkiye’nin kronik cari açak sorunu ancak bu boru hatlarından gelecek ucuz gaz ve nakliye ücretleri ile çözülür. İkincisi, Irak Kürtleri, Azerbeycan, hatta Kıbrıs gibi gaz zengini, ama kendi ekonomilerinde yatırım yapacak imkanları olmayan devletler, geliri turizm ve ticaret yoluyla Türkiye’ye akıtacak. Aynen SOCAR’ın yaptığı gibi Türkiye’ye doğrudan yatırım  da getirecekler. SOCAR önümüzdeki beş yılda 10 milyar dolar yatırım yapacak Türkiye’ye, boru değil. Gaz oyununda olası kazanımları saymakla bitmez. Yeter ki bunlar için ödeyeceğimiz bedeli dopru hesaplayan ve gerekli tedbirleri alan bir hükümetimiz olsun. Mesela, Güney Koridoru bu denli önem kazanırken, Rusya’nın Marmara altından İtalya’ya gaz sevki planına onay vermek belki de çok akılcı bir yaklaşım değildi.  Hepsi bizim olsun diye oynayanlar, çoğunlukla bütün misketlerini kaybeder.



Atilla Yesilada

Twitter: @AtillaYesilada1
Yazarın diğer makaleleri için ziyaret edin:  www.paraanaliz.com