TÜSİAD`dan 2018 büyüme tahmini

08.01.2018 12:15

Son güncelleme : 08.01.2018 17:25

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, Avrupa ile ilişkileri iyileştirmenin tam zamanı olduğunu ve bu konuda hiç vakit kaybetmeden adım atılması gerektiğini belirterek, "Uzlaşma adımlarını Gümrük Birliği`nin revizyonu müzakerelerini başlatarak taçlandırırsak, emin olun 2018 yeni bir umut, yeni bir başlangıç yılı olur." dedi. Bilecik`in 2018 yılı için Türkiye büyüme tahmini ise yüzde 4,5.



AA

AA muhabirine 2017'yi değerlendiren ve bu yıla ilişkin beklentilerini  açıklayan Türk Sanayicileri ve  İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, hayatta da ekonomide de "hatalarımızın hesabını tutmak,  başarılarımızla övünmekten daha karlıdır" ilkesine önem verdiğini, 2018'de daha  başarılı olmak için 2017'de eksik kalınan noktalardan ders almaya ve bunları açık  yüreklilikle paylaşmaya ihtiyaç duyulduğunu anlattı.

2017'nin başında büyüme beklentilerinin oldukça düşük, yurt dışı  sermaye akımlarının da tersine döndüğü bir trend bulunduğunu anımsatan Bilecik,  "Bu anlamda ekonomik beklentiler oldukça karamsardı. Avrupa ekonomisindeki büyüme  ile artan ihracat ve hükümetimizin yaptığı düzenlemeler bunu tersine döndürdü.  Her iki gelişmeden de çıkarmamız gereken dersler var." diye konuştu.

Bilecik, ihracatın ve bu vesileyle Avrupa ekonomisinin Türkiye için ne  kadar önemli olduğunu bir kez daha görüldüğüne işaret ederek, şunları kaydetti:

"Yılın ilk yarısında 5 puanlık büyümenin 2 puanı buradan geldi. Bakın;  matematik asla yanılmaz. Bu rakamlar, 'Avrupa bitti' diye düşünenlerin ne kadar  yanıldığını gösterdi. TÜSİAD olarak, bize göre, Avrupa'nın Türkiye için önemi  zaten hiç azalmamıştı. Bundan sonra da bu önem, artarak devam edecek. Elbette,  ilişkilerimizin bu derece gerilimli olmamasını arzu ederdik."

"AVRUPA'YI YOK SAYAMAYIZ"

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Bilecik, AB'nin, yüksek bir büyüme  dönemi içinde olduğuna dikkati çekerek, "Bu dönemde, yalnızca ihracatımızın  artmasıyla yetinmeyip önemli ölçüde doğrudan yatırım çekmemiz de mümkün  olabilirdi.  Böyle önemli fırsatları zamanında görmeli ve değerlendirmeliyiz.  2018’de ve sonrasında bunu hep aklımızda tutmalıyız." şeklinde konuştu.

Kısa vadede büyüme için finansal istikrardan vazgeçmenin bedelinin,  yüksek enflasyon olduğunu belirten Bilecik, iç talebi canlandırmak için atılan  adımların büyümeye önemli destek verdiğini, sadece tüketimin üçüncü çeyrek  büyümesine katkısının 7 puan olduğunu vurguladı.

Bilecik, bu durumun aynı zamanda enflasyon oranının 2017'de yüzde  11,92 olmasına neden olduğunu dile getirerek, "Bu oran maalesef 2003'ten bu yana  görülen en yüksek enflasyon oranı. Çekirdek enflasyon (enerji ve gıda hariç)  yüzde 12,3 ile yine 2003'ten bu yana en yüksek oran. Üretici enflasyonu da yüzde  15,47. 2017'den çıkardığımız iki ders; Avrupa'yı yok sayamayız ve reformsuz,  sadece iç talebi zorlayarak büyürsek bunun bedelini enflasyonla öderiz."  ifadelerini kullandı.

2018 için çok net görülen iki büyük fırsatın hem dünya hem de Avrupa  ekonomisinin büyümesi olduğunu vurgulayan Bilecik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Avrupa ile ilişkileri iyileştirmenin tam zamanı. Bu konuda hiç vakit  kaybetmeden adım atmalıyız. İnanın Türkiye isterse ve uzlaşma yönünde birkaç adım  atarsa işler değişir. Çünkü; Avrupa da zaten Türkiye’yi kaybetmeyi istemiyor. İki  tarafın da iş dünyası, ilişkilerin iyileşmesini dört gözle bekliyor. Bir de  uzlaşma adımlarını Gümrük Birliği’nin revizyonu müzakerelerini başlatarak  taçlandırırsak, emin olun 2018 yeni bir umut, yeni bir başlangıç yılı olur."

"EKONOMİDE ZAYIF KALDIĞIMIZ ALANLARI MASAYA YATIRMAK GEREK"

Erol Bilecik, bu yıl seçim olmamasına rağmen pek çok kişinin 2019'daki  seçimlerin hesabını şimdiden yaptığını belirterek, "Oysa asıl yapılması gereken  hesap, ekonomide. Hızla değişen dünya ekonomisinden Türkiye nasıl pay alacak? İç  talep ile büyümenin sonucu olarak; dış borç artıyor, finansman kalitesi düşüyor,  enflasyon yükseliyor." yorumunu yaptı.

Güçlü olanın zayıf yanını en iyi bilen, daha güçlü olanın ise zayıf  yanını kuvvetlendiren olduğunu aktaran Bilecik, şunları söyledi:

"TÜSİAD olarak, ekonomide zayıf kaldığımız alanları ifade etmemizin  nedeni bu. Bunları masaya yatırmak gerek. Ancak ondan sonra yol haritamızı  gerçekçi olarak konuşabiliriz. Rekabet gücümüzü arttıracak, ekonominin  temellerini sağlamlaştıracak reformları 2018’de bir an önce yapmalıyız. Bunu  gerçekleştirmekte geç kaldığımız sürece en kırılgan ekonomiler arasında  gösterilmeye devam ederiz. Türkiye için en büyük risk budur."

Bilecik, 2017'de büyümeye sadece rakamlar olarak bakılırsa çok iyi  hissedileceğini ancak büyüme rakamlarının aynı zamanda kompozisyonu ve  sürdürülebilirliğinin daha önemli olduğunu belirtti.

Sürdürülebilir olmayan başarının, kayıplarla kazanılan galibiyete  benzediğini dile getiren Bilecik, şunları kaydetti:

"Doğru bir politika ile ihracatta artışın devam edeceğini tahmin  ediyoruz. Avrupa ekonomisi bu yıl yüzde 2,5 büyüdü. Gelecek yıl da yüzde 2'nin  üzerinde büyüyecek. Dolayısıyla bu bölgeyle ihracatımız artmaya devam edecek.  Orta Doğu ise biraz karışık. IŞİD'in gerilemesi Irak pazarında bir miktar artış  getirdi ancak İran ve diğer ülkelerdeki gelişmeler bölgede genel istikrarsızlığın  devam edeceğini gösteriyor."

"BÜYÜMENİN 2018'DE YÜZDE 4,5 OLACAĞINI TAHMİN EDİYORUZ"

Bilecik, bu yıl iç talepte doğal bir yavaşlama olacağına işaret  ederek, "Orta Vadeli Program'a göre geçen seneki genişlemeci politikalar bu sene  uygulanmayacak. Vergi oranlarında geçen senenin tersine artışlar var.  KGF ise  daha sınırlı kullanılacak. Bu anlamda daha yavaş ama daha dengeli bir büyüme  öngörebiliriz. Biz büyümenin 2018'de yüzde 4,5 olacağını tahmin ediyoruz." diye  konuştu.

Eleştirinin, akıllı insanları güçlendirdiğini ve kredi derecelendirme  kuruluşlarının eleştirileri ciddiye alınırsa daha ileriye gidilebileceğini  kaydeden Bilecik, şu değerlendirmelerde bulundu:

"2018'de bir not artışı çok mümkün görünmüyor. Sadece 'büyümemiz  yüksek' olduğu için kredi derecelendirme kuruluşlarından not artırımı beklemek  gerçekçi olmaz. Onlar yalnızca büyümeye değil, bunun kompozisyonuna ve  sürdürülebilirliğine bakıyorlar. Risklerimizi azaltmak yerine arttıran bir  büyüme, bize not artışı getirmez.

Pek çok ülke en kırılgan 5'li listesinden çıkarken biz aynı yerde  kalmaya devam ettik. Neden mi hala bu 5'linin arasındayız? Çünkü; çok yüksek bir  enflasyon oranımız var. TL negatif ayrışmaya devam ediyor. Döviz cinsinden  borcumuz ve açık pozisyonumuz da benzer gelişmekte olan ülkelere kıyasla yüksek.  Bu yüzden verimlilik artışıyla, reformlarla, rekabet gücüyle büyümeye ihtiyacımız  var. İç talebe yüklenmeye devam edersek notumuzun artması pek mümkün gözükmüyor."

"BANKACILIK SEKTÖRÜMÜZ SON DERECE İYİ BİR NOKTAYA GELDİ"

Bilecik, Türkiye'de büyüme ve kalkınmanın finansmanı için sermaye  piyasalarının gelişimini çok önemsediklerine değinerek, "Bankacılık sektörümüz,  2001 krizi sonrası reformlarla son derece iyi bir noktaya geldi. Sıra, sermaye  piyasalarını genişletmek ve büyütmekte." dedi.

TÜSİAD üyelerinin önemli bir kısmının halka açık şirketler olduğunu  belirten Bilecik, "Bu bakımdan, TÜSİAD olarak bu alanda önemli bir tecrübeye  sahibiz. Daha fazla sayıda üyemizin halka açılmasını istiyor ve onları bu konuda  destekliyoruz. Tabii bir yandan da, bunun için halka arzı özendirecek politika  önerilerimizi de kurumlarımızla paylaşmaya devam ediyoruz." şeklinde konuştu.

Bilecik, hayatın her geçen gün daha fazla dijitalleştiğini ve böyle  bir çağda Türkiye'nin değişimin dışında kalmak gibi bir lüksünün olamayacağını  kaydederek, TÜSİAD olarak bu dönüşümün ekonomik boyutuna odaklandıklarını  anlattı.

Sanayinin dijital dönüşümünü, küresel rekabet gücünün korunmasında  temel parametre olarak gördüklerine işaret eden Bilecik, şunları söyledi:

"Türkiye’nin önümüzdeki döneme yönelik kalkınma modelinin merkezinde  de bu dönüşüm sürecinin belirleyici olması gerektiğine inanıyoruz. Sanayinin  dijital dönüşüm sürecini bir 'Türkiye Projesi' olarak kabul ediyoruz. Son  raporumuzda bu süreçte en önemli gördüğümüz konulara odaklandık. Bunlardan en  kritik önemde olanı: Sanayide sürdürülebilir bir dijital dönüşüm ekosistemi  yaratmak. Bunun etkili bir şekilde inşası; kamu, özel sektör ve akademi iş  birliğinde gerçekleşir."

Bilecik, aynı zamanda sanayide dijital teknolojilerin yurt içinde  geliştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Bunun gerçekleşebilmesi için ulusal  strateji ve uygulama yol haritasının oluşturulması şart. Bu alanda hep birlikte  hareket etmezsek başarılı olamayız. Çünkü; yetenek maçı kazandırır, takım oyunu  ise şampiyonlukları." yorumunu yaptı.

"AR-GE VE İNOVASYON ALTYAPISININ GELİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR"

Bilecik, gelecek dönemde TÜSİAD olarak çalışmalarındaki öncelikleri  şöyle sıraladı:

"Sanayide katma değeri yüksek üretime geçilmesi. Küresel rekabet  gücünün korunmasını mümkün kılacak teknolojik dönüşümün sağlanması. Bunlar için  de dijital teknolojilerin üretim ekosistemine entegre edilmesi. Bu teknolojilerin  ülkemizde geliştirilmesi. Bu çalışmamızla şunu gördük ki Türkiye’de öncelikli  olarak şirketlerin strateji ve yönetişim yetkinliklerinin geliştirilmesi  gerekiyor."

Topyekun başarı için hem özel sektör hem de kamu tarafından yapılan  yatırımların belirlenen stratejik hedeflere göre önceliklendirilmesi gerektiğini  dile getiren Bilecik, şunları ifade etti:

"Teknoloji kullanıcısı şirketlerin stratejik yatırımlar konusunda  yetkinliklerinin artırıldığı, sanayide dijital dönüşüm yolculuğunda ortaya  çıkabilecek yeni ihtiyaçlara yönelik önlemlerin alındığı, şirketler ile teknoloji  tedarikçileri arasında köprü kuran yapıların oluşturulduğu bir ekosistemin  kurulmasına ihtiyaç var. Bu doğrultuda oluşturulacak politikaların, ana sanayinin  yanı sıra ekonomimizde çok önemli yeri olan KOBİ'leri de bütünsel olarak  kapsaması ise kritik önemde."

Nitelikli insan kaynağı konusunun önemine işaret eden Bilecik, dijital  dönüşümü gerçekleştirecek sistemlerin etkin biçimde yönetilebilmesi için bu  konunun gündemin en üstünde olmasının gerektiğini vurguladı.

Bilecik, akademi ile iş birliği içerisinde Ar-Ge ve inovasyon  altyapısının geliştirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Türkiye'de de akademi  ile sanayi arasında bir köprü görevi görebilecek, Japonya ve Almanya gibi  ülkelerde de başarılı örnekleri bulunan bir yüksek teknoloji enstitüsü kurulması  gereğini kritik önemde görüyoruz." diyerek sözlerini tamamladı.





18:051.324
Değişim :  0,83% |  10,93
Açılış :  1.316  
Önceki Kapanış :  1.313  
En Yüksek
1.328
En Düşük
1.316
BIST En Aktif Hisseler18:05
KONYA 980,40 31.155.747 % 10,00  
OLMIP 7,15 3.535.049 % 10,00  
PKENT 847,00 420.959 % 10,00  
CASA 66,55 1.653.915 % 10,00  
SUMAS 35,20 404.228 % 10,00  
18:05 Alış Satış %  
Dolar 7,6175 7,6225 % 0,96  
Euro 9,0223 9,0585 % 0,96  
Sterlin 10,0988 10,1494 % 1,09  
Frank 8,3283 8,3785 % 0,88  
Riyal 2,0259 2,0360 % 0,97  
18:05 Alış Satış %  
Altın Ons 1.873 1.873 6,29  
Altın Gr. 459 459 5,83  
Cumhuriyet 3.071 3.117 55,00  
Tam 3.054 3.135 54,64  
Yarım 1.476 1.516 26,44  
Çeyrek 740 758 13,21  
Gümüş.Ons 24,18 24,21 0,07  
Gümüş Gr. 5,93 5,94 0,08  
B. Petrol 45,13 45,13 0,93