Küresel finansal krizden alınan dersler çabuk unutuldu

13.09.2018 11:29

Son güncelleme : 14.09.2018 08:58

ABD yönetimi, her Amerikalının ev sahibi olup Amerikan rüyasını yaşaması için hayata geçirdiği yasalarla çanak tuttuğu 2008 küresel finansal krizinden çıkarılan dersleri çabuk unuttu.



ABD'nin en büyük finans kuruluşlarından Lehman Brothers'ın 15 Eylül 2008'de iflas etmesiyle derinleşen küresel finansal krizin üzerinden tam 10 yıl  geçti.
 
Küresel piyasalardan trilyonlarca doları silen, dünya genelinde  milyonlarca kişinin evsiz ve işsiz kalmasına neden olan kriz, belki de açtığı  yaralar henüz tam olarak sarılamadığı için hala sık sık gündeme geliyor.
 
Uluslararası ekonomistler, son 70 yılın en büyük krizinin nedenlerinin  ve sonuçlarının iyi anlaşılmasının benzerlerinin yeniden yaşanmaması için önem  taşıdığını vurguluyor.
 
KRİZ NASIL BAŞLADI?
 
Amerikalı finans şirketlerinin ödeyemeyecek durumdaki müşterilerine  konut kredisi vermesiyle başlayan süreç, en basit şekilde "ABD konut sektöründe  riskli finansal uygulamalar nedeniyle oluşan devasa balonun patlaması" olarak  özetlenebilir.
 
Konut fiyatlarının ciddi derecede yükselmesine neden olan söz konusu  balonun oluşmasında, bankaları düşük gelirli ailelere konut kredisi vermeye  teşvik eden ABD yasaları önemli rol oynadı.
 
ABD Başkanı George W. Bush, 2003 yılında Amerikan Rüyası Peşinat  Yasası'nı imzalayarak, ev sahibi olmak istediği halde peşinat ödeyemeyecek  durumda olan düşük gelirli ailelere 10 bin dolara kadar finansal yardım  yapılmasını sağladı.
 
Buna ilaveten, konut piyasasını güçlendirmek için kurulan devlet  destekli Fannie Mae ve Freddie Mac'e verdikleri konut kredilerinin önemli bir  bölümünü düşük gelirli ailelere ayırması direktifi verildi.
 
Özel bankalar da Washington'ın yaktığı yeşil ışıkla ev sahiplenme  arzusundaki hemen her müşteriye finansal şartlarına bakılmaksızın konut kredisi  vermesi, ülkede konut talebinin ve fiyatların hızla yükselmesine neden oldu.
 
Ayrıca, bankaların mortgage kredilerinden doğan alacakları, yoğun  şekilde menkul kıymetleştirilmeye ve bu kredilere bağlı olarak yüksek tutarlarda  riskli finansal enstrümanlar ihraç edilmeye başlandı.
 
Tehlikeli sürecin gelişmesine 2000'li yılların başında düşük seyreden  faiz hadleri de uygun finansal şartları yaratarak katkı sağlamıştı. Buna karşın,  ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz oranlarını, 2004 yılından itibaren kademeli  olarak artırmaya başlaması konut sektörünün 2006 yılından itibaren bozulmasına  neden oldu.
 
Ülkede artan faizler, konut kredisi faizlerini yukarı çekerken, ev  fiyatları düşen talep nedeniyle hızla gerilemeye başladı. Bu gelişme, birçok  Amerikalının birkaç sene önce yüksek fiyatlardan aldıkları evleri değerinin banka  kredisinin altına gerilemesine neden olurken, bu durum hızla yayılan temerrüt ve  icra dalgasını başlattı.
 
KÜÇÜK BANKALAR BATTI, BÜYÜKLER HÜKÜMET TARAFINDAN KURTARILDI
 
Amerikalı bankalar ve sigorta şirketleri, şuursuzca verilen mortgage  kredilerinin geri alamaması ve bu kredilere dayalı menkul kıymetlerin değerler  çöp haline gelmesiyle zor duruma düşerken, 2008-2012 arasında yaklaşık 500 banka  kepenk kapattı.
 
Fannie Mae ve Freddie Mac ise kamulaştırılarak ABD federal hükümetinin  kontrolüne alındı. Hazine, zararlarını karşılayabilmeleri için bu iki şirkete  toplamda 187 milyar dolar finansman sağlamak zorunda kaldı.
 
ABD'nin en büyük finans şirketleri arasında yer alan Lehman Brothers  da hisselerinde yaşanan büyük değer kaybı nedeniyle 15 Eylül 2008 iflasını  açıkladı. Bu tarih ekonomi literatürüne küresel finansal krizin bir nevi doğum  günü olarak geçti.
 
Lehman Brothers’ın iflasıyla derinleşen kriz, ABD yönetimini harekete  geçirdi. George W. Bush yönetimindeki federal hükümet, konut piyasasına dayalı  riskli menkul kıymetleri sigortalayan American Insurance Group’u (AIG) “batmasına  izin verilemeyecek kadar büyük” olduğu gerekçesiyle kurtarma kararı aldı.
 
Bu çerçevede hazırlanan "Sorunlu Varlıkları Rahatlatma Programı"  (TARP) adlı yasa, 3 Ekim 2008'de yürürlüğe sokularak hükümetin zor durumdaki  bankalara ve şirketlere 700 milyar dolarlık destek sağlaması sağlandı.
 
Bu çerçevede, kamu yardımı alan şirketler arasında AIG, Bank of  America, Citigroup, JP Morgan Chase, Amecian Express Wells Fargo, Goldman Sachs,  Morgan Stanley, PNC, Capital One, State Street ve Discover gibi finans  şirketlerinin yanı sıra General Motors, Chrysler ve Ford gibi otomotiv devleri de  yer aldı.
 
Yaklaşık 10 milyon Amerikalının evini, 9 milyon Amerikalının ise işini  kaybetmesine neden krizin ana aktörlerine ceza yerine yardım verilmesi ülkede  büyük tepki uyandırdı.
 
DODD- FRANK WALL STREET REFORMU VE TÜKETİCİ KORUMA YASASI
 
ABD yönetimi, derin bir resesyona yol açan kriz sonrasında açılan  yaraları sarmak için ekonomik canlandırma paketine ve yasal düzenlemelere  başvurdu.
 
Başkanlık koltuğunu Bush’tan devralan 44. ABD Başkanı Barack Obama,  Demokrat Kongre üyeleri Chris Dodd ve Barney Frank'in hazırladığı Dodd-Frank Wall  Street Reformu ve Tüketici Koruma Yasası'nı 21 Temmuz 2010'da imzalayarak hayata  geçirdi.
 
ABD ekonomisi için sistematik öneme sahip bankaların Amerikan vergi  mükelleflerinin parasıyla kurtarılmaları ve tüketicilerin riskli finansal  uygulamalarla suiistimal edilmesinin önüne geçilmesi için "Dodd-Frank Bankacılık  Reformu" çerçevesinde yürürlüğe giren düzenlemeler çerçevesinde finansal  kuruluşlar daha yakın denetime alındı.
 
Fed sermayesi 50 milyar dolar ve üstündeki büyük bankaları her yıl  stres testine tabi tutmaya başladı. Hala uygulanan stres testi, bankaların  küresel finansal krizden yola çıkarak belirlenen “ağır durgunluk şartları”nda  dahi faaliyetlerini sorunsuz şekilde sürdürüp sürdüremeyecekleri inceleniyor. Bu  şartlar çerçevesinde işsizlik oranının yüzde 10'a ulaştığı, piyasaların büyük  dalgalanma yaşadığı, konut fiyatlarının yüzde 25 ve borsanın yüzde 60 değer  kaybettiği bir senaryo öngörülüyor.
 
Ayrıca, Volcker kuralı kapsamında bankaların müşterilerinin  mevduatlarını kullanarak kendi çıkarları için ticari işlem yapmalarını yasaklayan  ve hedge fonları gibi riskli yatırım araçlarını kullanmalarını sınırlandırdı.
 
Sermaye piyasası türev araçları, karmaşık piyasa işlemleri ve şirket  yöneticilerinin ikramiyeleri ve kredi derecelendirme kuruşları hükümetin  denetimine tabi tutulmaya başlandı.
 
800 MİLYAR DOLARLIK CANLANDIRMA PAKETİ
 
Obama yönetimi, ayrıca, dünya ekonomisini çöküşün eşiğine getiren 2008  finansal krizinin ardından ekonomiyi desteklemek için yaklaşık 800 milyar  dolarlık canlandırma paketini hayata geçirdi.
 
Kongre’nin Şubat 2009’da onayladığı Amerika Toparlanma ve Yatırım  Yasası, tüketimi artırmak için vergi yükünü azalttı, teşviklerini yükseltti,  işsizlik maaşlarının süresini uzattı, altyapı, sağlık ve eğitim yatırımlarını  yükseltti.
 
Ülkenin önde gelen ekonomistleri, canlandırma paketinin yaklaşık 2,5  milyon kişiye iş imkanı ürettiğini ve büyümeye yüzde 2,1-3,8 arasında katkıda  bulunduğunu tahmin ediyor.
 
FED FAİZLERİ İNDİRDİ, PARASAL GENİŞLEMEYE BAŞLADI
 
Ben Bernanke liderliğindeki Fed de canlandırma programına piyasaya  likidite pompalayarak destek vermeye çalıştı. Kriz öncesinde yüzde 5 civarında  seyreden faiz oranını, Eylül 2007’de indirmeye başlayan banka, Aralık 2008’de  sıfır faiz politikasına geçti.
 
Fed, krizin etkilerini azaltmak için faiz düşürmekle yetinmeyip tahvil  alım programıyla parasal genişlemeye de başvurdu. Üç aşamalı parasal genişlemeyle  2008-2014 arasında piyasaya 3,5 trilyon dolar sürdü.
 
DERSLER UNUTULDU MU?
 
ABD ve dünya ekonomilerinin krizin etkilerini atlatması hem uzun süre  aldı, hem trilyonlarca dolara mal oldu. Buna karşın, küresel finansal krizin 10.  yıl dönümünde krizden alınan dersler hala tartışılıyor.
 
Daha vahimi, ABD Başkanı Donald Trump yönetimince son dönemde atılan  bazı adımlar, yeni bir krize yol açabilecekleri gerekçesiyle sert şekilde  eleştiriliyor.
 
“Krizden çıkarılan derslerin çabuk unutulduğu” şeklinde  özetlenebilecek bu eleştirilerin arkasında krizin tekrar etmemesi için  sıkılaştırılan finansal regülasyonların gevşetilmeye başlanması yatıyor.
 
Başkanlık serüvenine Obama döneminde getirilen regülasyonların yüzde  75'inden fazlasını kaldırma taahhüdü ile başlayan ABD Başkanı Donald Trump,  hâlihazırda kayda değer başarı sağladı.
 
Kongre’den mart ayında geçen ve Trump’ın imzasıyla yasalaşan yeni  düzenleme, finansal kuruluşların sistematik risk grubunda yer almasına yönelik  kriterleri değiştirdi.
 
Buna göre, toplam mal varlığı 250 milyar dolar ve üzerindeki bankalar  sistematik risk grubunda yer alacak. Bu rakam, küresel finansal krizin ardından  2010’da yürürlüğe giren kanunlarda 50 milyar dolar olarak belirlenmişti.
 
Ayrıca, toplam mal varlığı 10 milyar dolardan düşük olan bankalara, öz  sermaye ile yatırım yapılmasını yasaklayan kuralların ve raporlama yükümlülükleri  kaldırıldı.
 
Daha 10 yıl önce finansal sistemdeki boşlukları riskli uygulamalarla  suistimal eden bankaların gevşeyen regülasyonları aynı amaçla kullanıp  kullanmayacağını ise zaman gösterecek.

 






17:5897.988
Değişim :  1,94% |  1.867,06
Açılış :  96.599  
Önceki Kapanış :  96.121  
En Yüksek
97.988
En Düşük
96.599