Dünya ticaretine `ayar` veriliyor

12.04.2018 10:05
Trump, dünkü “Hazırlan Rusya, füzeler Suriye’ye” geliyor” mesajıyla, aylardır yürüttüğü tweet siyasetini zirveye taşıdı. Zaten gergin olan piyasalar bu “tweet”ten sonra daha da gerildi. Trump hem siyasette hem ticarette ürkütücü bir tırmandırma stratejisi izliyor. Siyasette ve askeri alandaki tırmandırmanın varacağı noktayı kestirmek zor ama ticaretteki tırmandırmanın varacağı nokta belli. Trump’ın başlattığı ticaret savaşı dünya ticaretinde alışılmamış hareketlere neden olacak. Çok taze üç örnek var önümüzde:



- Dünyada satılan çeliğin yüzde 10’unu tek başına ABD ithal ediyor. Açık ara dünyanın en büyük çelik ithalatçısı. ABD’nin getirdiği yüzde 25’lik ek tarifeden sonra bu ülkeye çelik satmakta zorlanan ihracatçılar ne yapacak? Çok büyük ihtimalle başka pazarlara yönelecekler, oralara satmak için kıyasıya bir rekabete girecekler; girdikleri ülkelerdeki yerli üreticiler zor anlar yaşayacak.
 
- Dünyada satılan soya fasulyesinin neredeyse üçte ikisini Çin alıyor. En büyük satıcı ise Brezilya ve ABD. Çin ABD’den soya ithalatına yüzde 25 ek vergi getirince ne olacak? Çin’e mal satmakta zorlanan ABD’li soya fasulyeciler diğer pazarlara yönelecek, mesela Avrupa’ya. Hatta böylesi bir kayma başlamış bile. Çin’e giremeyen soyalar Hollanda ve Almanya’daki alıcılara gidiyormuş.
 
- ABD Rus firmalarına yaptırım uygulamaya başlayınca dünyada alüminyum fiyatları bir anda yükseldi. Çünkü yaptırım kapsamındaki şirketler arasında dünyanın en büyük ikinci alüminyum üreticisi Rusal da var. Üstelik Rusal’ın yüzde 8.75’i ABD’li dev madencilik şirketi Glencore’un. Ambargo nedeniyle arzın kısıtlanacak olması fiyatları yukarı çekti. Bu arada Rusya da dün ABD’ye missileme yapacağının sinyalini verdi. Rus Başbakanı “uygun adım”ı atacaklarını söyledi. Bu uygun adımın da küresel arz-talebe etkisi olacaktır.
 
Bu üç örnek ticaret savaşının başımıza neler açacağını gösteriyor. Ambargo nedeniyle artan emtia fiyatları bizim gibi ekonomileri de vurabilir. İmalat sanayiinde maliyetler yükselebilir. Tarife artışları nedeniyle ABD pazarına girmekte zorlanan Çinli üreticiler imalatı durdurmak yerine aynı hızda üretip başka pazarlara satmak isteyebilirler. Aynı şekilde Çin misillemesi nedeniyle zorlanan ABD’liler de diğer pazarlara ağırlık vereceklerdir. Bu da aynı pazara mal satan Türk firmaları için daha sıkı rekabet demek.
 
Alışılmışın dışında hareketler bunlar. Yabancılar buna “realignement of trade” yani ticaretin yeniden ayarlanması diyorlar. Firmalarımız değişime hazır olmalı...
 
Başarılı bir ortaklık
 
Haftanın önemli haberlerinden biriydi. Doğuş Grubu, içinde Zuma, Roka, Coya, Oblix, Paraguas grubu restoranlarındaki hisselerinin bulunduğu D.ream International’ın yüzde 17’sini Singapurlu Temasek ile İngiltere’deki Metric Capital’a sattı. Küresel piyasalarda her gün rastladığımız işlemlerden biri olarak görülebilir ama farklı kılan bazı özellikleri var...
 
* En önemli özellik, Doğuş’un yaptığı yatırımla yarattığı değer. Temasek ve Metric D.ream International’ın yüzde 17’si için 200 milyon dolar ödedi. Bu rakam kaba bir hesapla toplam 1.2 milyarlık bir şirket değerlemesine işaret ediyor. Doğuş tarafından bugüne kadar tahminen toplam 200 milyon dolar dolayında yatırım yapılan D.ream International’ı 1.2 milyar dolarlık bir değer haline getirmek 1’i 6 yapmaktır; değer yaratmaktır.
 
* Bu tip hisse satışlarında kaça satıldığı kadar, kime satıldığı da önemlidir. Ortağın gücü, yatırım ufku ve ne tür bir yatırımcı olduğu şirketin satış sonrası başarısını ve değerini de belirler. Doğuş’la ortaklık yapanlardan Temasek, Singapur hükümetinin varlık fonu olarak şu anda 275 milyar dolarlık bir portföyü yönetiyor. Dev bir küresel yatırım şirketi. Finansal hizmetlerden telekomünikasyona, enerjiden gayrimenkule kadar 5 kıtada birçok farklı sektörde yatırımları var.
 
* Temasek gibi AAA kredi notuna sahip bir ortak ile D.Ream International’ın değeri büyük bir olasılıkla çok daha da yukarılara çıkacak. Mesela Garanti Bankası’nın piyasa değeri dünya devi GE ortak olduktan sonra arttı ve çok daha üst seviyelere ulaştı.
 
* Bu işlem ticaret savaşları, faiz artırımları, Trump, Çin, Rusya, Suriye ve Kore derken küresel piyasaların böylesine dalgalı olduğu bir dönemde gerçekleşti. Bu dalgalanma özellikle gelişmekte olan ülke varlıklarını olumsuz etkiliyor. Böyle bir dönemde küresel yiyecek ve içecek sektörünün son yıllardaki en başarılı işlemlerden birini gerçekleştirebilmek önemlidir.

 

Piyasalarda yeni dönem
 
Şu 3 başlığa dikkat: 1) Dünyada portföy akımları dalgalı bir seyir izliyor. 2) Emtia ve petrol fiyatlarında yukarı yönlü bir eğilim var. 3) Küresel para politikaları normalleşme sürecine girdi. Bunlar Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’na yaptığı sunumdan dikkatimi çeken bazı başlıklar. Bir tahmin ya da görüş değil, bir durum tespiti. Her biri de gerçekçi. Bu tespitler bize önümüzdeki dönemin bazı ekonomiler için geçmiştekinden daha zor geçebileceğini söylüyor.
 
2008 sonrasına damgasını vuran bol para ve düşük faiz dönemi sona eriyor. Hangi ekonomilerin daha fazla olumsuz etkileneceği ise ülkelerin dış dengeleriyle alakalı. Yüksek cari işlemler açığı veren ve bu nedenle dış finansmana aşırı bağımlı olan ekonomiler için daha tatsız bir dönem başlıyor. Faizler artıyor; likidite azalıyor, oynaklıklar artıyor. Bu büyümesini dışarıdan borçlanarak gerçekleştiren ekonomiler için daha yüksek borçlanma maliyeti demek. Dün açıklanan ödemeler dengesi gösterdi ki Türkiye de bu ekonomilerden biri. Bu yıla girerken orta vadeli programa konulan 40 milyar dolarlık açık hedefi şimdiden imkânsız hale geldi. Şubat sonu itibarıyla yıllık açık 53 milyarı aştı. Ve bu açık büyük ölçüde ürkek portföy yatırımlarıyla finanse ediliyor. Bu nedenle, hafta başında açıklanan proje bazlı teşvikler hedeflerine ulaşmalı. Eğer isimleri açıklanan 19 firma 23 projede taahhüt ettikleri 135 milyar liralık yatırım yaparlarsa, cari açığın 19 milyar dolar kadar daralmasına katkıda bulunacaklar. Tam 35.000 kişiye de istihdam yaratacaklar.



ÖNE ÇIKAN HABERLER