İş Bankası/Bali: Güçlü bankacılık sistemi sayesinde ortaya çıkan problemli vakaları yönetme kabiliyetine sahibiz

12.04.2018 16:38

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Adana’da düzenlenen İş’le
Buluşmalar Toplantısı’nda ekonomiye ilişkin değerlendirmeler yaparken,
reel sektöre yönelik de mesajlar verdi. Reel sektörün de elini taşın
altına koyması gerektiğini vurgulayan Bali, “Bu dönem fırsatçılık
yapma dönemi değildir” dedi.
Türkiye İş Bankası tarafından 2008 yılından bu yana Dünya Gazetesi
işbirliği ile düzenlenen, değişen ekonomi ve piyasa koşullarında
bölgesel ve uluslararası fırsatların, Türkiye ekonomisinin bugünü ve
geleceğine ilişkin fikirlerin gündeme geldiği “İş’le Buluşmalar”ın
“Dijital Ekosistem ve Sürdürülebilir Rekabet” başlıklı 42’nci
toplantısı Adana’da gerçekleştirildi.
Adnan Bali, toplantıda yaptığı konuşmada, verimli topraklarıyla
ülkemizde tarımsal üretimin en önemli akslarından biri olan, sanayi
üretimi ve ticaret hacmi ile de ülke ekonomisine ciddi katkısı bulunan
Adana’nın hem ekonomik potansiyeli hem de tarihsel ve kültürel
zenginliğiyle Çukurova’nın incisi olduğunu vurguladı.Adana’nın, İş
Bankası için de özel bir yere sahip olduğunu ifade eden Bali,
“Buradaki ilk şubemiz 91 yıl önce 1927’de Bankamızın 5. şubesi olarak
faaliyete geçmiş. Bugün, Adana’da halihazırda 33 şube, 500’ün üzerinde
çalışanımız ile faaliyet gösteriyoruz. İlde en fazla şubesi olan özel
banka konumundayız” dedi.
Konuşmasında, ülke ve dünya ekonomisindeki gelişmelere değinen Bali,
bugün özellikle finansal piyasalar açısından çok çalkantılı günler
yaşandığını, doların 4 liranın, euro’nun 5 liranın üzerinde
seyrettiğini ifade ederek, “Hayal bile edilemeyecek seviyeler. Çok da
hızlı hareketlerle gidiyor geliyor. Hangi bünyelerde hangi hasarlar
yarattığını da tam bilemiyoruz” diye konuştu.

Bu kadar zorluğa rağmen Türkiye önemli bir performans gösterdi

Dünyada “süper güç” diye tanımlanan tarafların oluşturdukları
gündemlere bakıldığında son derece sıradışı bir dönemden geçildiğinin
altını çizen Bali, şöyle devam etti: “Global ekonomiyle ilgili
belirsizlikler bir süredir devam ediyor. Fed faiz artırır mı, hızlı mı
artırır yavaş mı artırır, bu konu gelişmekte olan ülkelerden hızlı
sermaye çıkışlarına neden olur mu, borçların çevrilebilirliği gibi
konular konuşuluyor. Jeopolitik anlamda son derece hassas bir dönemden
geçiyoruz. Fakat her şeye rağmen işlerimizi güçlerimizi, bütün bu
koşullara dayanacak şekilde götürmeye devam ediyoruz. Ekonomik ve
siyasi anlamda bu kadar zorluğa rağmen Türkiye, geçen yıl %7,4 gibi
hiç beklenmeyen derecede önemli bir büyüme performansı gösterdi. Bu
büyüme performansı ile 2017 yılında G20 ülkeleri arasında ilk sırada,
OECD ve AB ülkeleri arasında da ikinci sırada yer aldı.”
“Hiçbir sorunumuzun olmadığını, her şeyin güllük gülistanlık olduğunu
ifade ediyor değilim” diyen Bali, “Tabii ki zorluklarımız,
sorunlarımız var. Bunları çözmek için çalışacağız. Lider kuruluşların
sorumlulukları da böyle dönemlerde belli olur. İyi konjonktürler ayırt
edici değildir. Esas olan zaten zorluğun yönetilmesidir. O bakımdan
hepimize sorumluluklar düşüyor” dedi.
Adnan Bali, önümüzdeki süreçte yüksek büyümenin sürdürülebilirliğinin
önemli olduğuna dikkat çekerek, “Bundan sonra nasıl yürüyecek, alt
bileşenleri nedir, bu alt bileşenlerde nereden kaynaklı bir büyüme
olacak, bu nasıl evrilmeli ki nasıl sürdürülebilir hale gelsin… Bunlar
önümüzdeki dönemde yakından izlememiz gereken konular” yorumunu yaptı.

Büyümede dönüşümün sinyalleri var

KGF uygulaması ve kamunun aldığı tedbirlerin büyümenin arkasındaki
temel etmenler olduğunu vurgulayan Bali, yaptıkları hesaplamalara göre
7,4’lük büyümenin 2,5 puanlık kısmının KGF kredilerinden
kaynaklandığını söyledi. Bali, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Fakat
şimdi bakmamız gereken şu iyi zamanda, doğru zamanda, doğru
kurgularla KGF hayata geçirildi. Çok iyi bir enstrümandı. Şimdi
bankalar olarak yenisini de kullandırıyoruz. Ancak kamunun
öncülüğünden sonra asıl önemli olan, büyümenin asıl aktörlerince, özel
sektörce devralınması gerekir. Daima kamunun itici güç olması sağlıklı
değil. Bundan sonra sadece tüketim harcamaları yoluyla değil,
üretimle, makine teçhizat yatırımlarıyla, imalat sanayi yatırımlarıyla
ve ihracatın artan katkısıyla yeni bir faza, başka bir büyüme
kompozisyonuna geçmemiz gerekiyor. Ancak bu şekilde büyümenin kendi
dinamikleri üzerinde yürümeye başladığını söyleyebiliriz. Aslında
bunun sinyallerini de almaya başladık. Nedir? Makine teçhizat
yatırımları dört çeyrek üst üste geriledikten sonra üçüncü çeyrekte
%15,7 son çeyrekte de %8,3 arttı. Öncü göstergeler, Türkiye’nin bu
yılın ilk çeyreğinde de güçlü performans sergilediğine işaret ediyor.
Nitekim ocak ayında sanayi üretimi yıllık bazda %12 artarken, yılın
ilk çeyreğine ilişkin açıklanan PMI verileri imalat sektörünün
büyümeyi sürdürdüğünü gösteriyor. Şubat ayı merkezi yönetim bütçesinin
geçtiğimiz yıla kıyasla iyileşmesi de mali disiplin açısından olumlu
bir tablo ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde ihracatın büyümeye
katkısının artmasını bekliyoruz. Mevcut durumda ihracatımızın
neredeyse yarısı Avrupa Birliği ülkelerine yönelik… Uzun süredir bu
ekonomilerin arzulanan derecede ivmelenememesi nedeniyle ihracatını
artıramıyorduk. Ancak son veriler, Avrupa’da büyümenin canlandığını
gösteriyor. En büyük ticaret ortağımızdaki ekonomik aktivite artışı,
ihracatçılarımıza destek verecektir. Ayrıca, yakın geçmişte
yaşadığımız terör olaylarının da etkisiyle zayıf bir görünüm
sergileyen turizm sektöründe öncü veriler bu yıl bir toparlanma
olacağını gösteriyor. Özellikle önceki yıllara göre rezervasyonların
arttığı yönündeki haberler dikkate alındığında, turizm gelirlerinin
cari açığı sınırlandırıcı etkisi yaz sezonunun başlamasıyla birlikte
görülebilecek.Kısacası şu anda bu dönüşümün sinyalleri var, ancak
teyit ederek gitmek gerekir. Bu nedenle önümüzdeki özellikle birkaç
çeyreklik dönem, büyümenin kaynaklandığı alt kalemlerin analizi
açısından önemli olacak, bunu izleyeceğiz. Diğer taraftan, jeopolitik
gelişmelere ve gelişmekte olan ülkelere yönelik yatırımcı ilgisindeki
dalgalanmalara bağlı olarak son dönemde döviz kurlarındaki aşırı
yükselişler, enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturabilir. Bunları
yönetmemiz gerekecek. Ayrıca, 2017’de kaydettiği yükseliş eğilimini bu
yılın ilk ayında sürdüren cari açık, önümüzdeki dönemde izleyeceği
rota açısından dikkat etmemiz gereken en önemli göstergelerden biri.”
Hazırlanan teşvik uygulamasının, uzun dönemden sonra Türkiye’de vaka
bazlı olarak katma değer yaratmaya, cari açığı kapatmaya yönelik
olduğunu belirten Bali, genelci bir kıstasla yapılmış ya da geride
kalana teşvik verme felsefesine dayanmayan bir program olduğunu,
sonuçlarının da olumlu olmasını beklediklerini söyledi.

Yapılandırmalar olağan durumlardır

Bali, şöyle konuştu: “Ekonomide yaşanan sıkıntıların neden olduğu bazı
kırılganlıklar olsa da güçlü bankacılık sistemi sayesinde ortaya çıkan
problemli vakaları yönetme kabiliyetine sahibiz. Bankacılık sistemi
olarak öngörülemeyen vakaları şu ana kadar başarıyla yönettik, bundan
sonra da yönetmeye devam edeceğiz. Burada basına da yansıyan bazı
kredi yapılandırma haberleriyle ilgili şunları söylemek istiyorum bu,
gereğinin üzerinde olumsuz manada bir ilişkilendirmeye konu
edilmemeli. Bunlar bankacılıkta, finansta karşılaşılmayan hadiseler
değil, olağan durumlardır. Nakit akışlarıyla kredi arasındaki
ilişkinin öngörülen veya öngörülemeyen nedenlerle bozulduğu,
farklılaştığı durumlarda ona göre ayarlar verilir, ona göre
yapılandırmalar yapılır. Bunlar çok daha farklı noktalara çekilecek
düzeyde gereğinin üzerinde anlamlandırılmamalı. Biz bankacılar olarak,
geçmiş dönemden çıkardığımız tecrübe ve ders ile mümkün olduğu kadar
yapıcı yaklaşımlarla çözümcü olmak durumundayız. Bunu da sürdüreceğiz.

Reel sektör de elini taşın altına koymalıdır

Fakat diğer taraftan reel sektörde de belli başlı sermaye gruplarımız,
en az bankalar kadar ellerini taşın altına koymalıdır.Bu dönem
fırsatçılık yapma dönemi değildir. İhtiyacı olanla olmayanı vakalar
bazında ayırt ederek, kaynak tahsisini bozacak şekilde taleplerde,
girişimlerde bulunmamalıyız. Aldığımız inisiyatifler bir kredi
kampanyası, bir kredi yapılandırma kampanyası değil. Her vakanın kendi
özelliğine göre çözümcü bir yaklaşımla karşılıklı iş yapma anlayışı…
Geçtiğimiz dönemde olumlu konjonktür ve imkanlar sayesinde, açık ifade
edeyim bankacılık sektörünün de sağladığı imkanlar sayesinde, hızlı
bir büyüme ve servet düzeylerine ulaşmış olan irili ufaklı
firmalarımız, belli başlı sermaye gruplarımız bu manada sorumlu
davranmak durumundadır. İş hayatında itibardan önce gelecek hiçbir şey
yoktur. Kazançlar kayıplar gelip geçicidir, itibar en önemli kalıcı
müessesedir. Önemli olan kredi değildir, kredibilitedir, itibarın
kendisidir. Kredi ilişkisi, aile ilişkisi gibidir. Uzun dönemlidir.
İlk sıkıntıda bırakılıp yol ayrılacak bir müessese değildir. Yeter ki
güven ve sadakat bozulmasın. Kredinin kökeni İngilizce credit
kelimesinden geliyor, İngilizce’ye Latince’den geliyor, credo… Anlamı
da ‘inanıyorum’ demek… Biz inandığımız için kredi veriyoruz. O inancın
sarsılmaması lazım.
Bu çerçevede İş Bankası olarak, en büyük özel kreditör banka olarak
işimizi en iyi şekilde yapma gayretini daima sürdüreceğiz. Ama
gösterdiğimiz yapıcı tavrın ve bu ülkenin geleceğine olan inancın
bütün muhataplarımızca da gösterilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”
Toplantıda İş Bankası Genel Müdürü Bali’nin ardından GE Türkiye
Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan Özsoy dijitalleşme ile
ilgili değerlendirmelerini paylaştı. İş’le Buluşmalar kapsamında Dünya
Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde
ayrıca İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Aran, Microsoft
Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu ve Dünya Gazetesi Yazarı Dr. Rüştü
Bozkurt’un katıldığı bir de panel düzenlendi.


Foreks Haber Merkezi ( haber@foreks.com )
http://www.foreks.com
http://twitter.com/ForeksTurkey




18:0093.616
Değişim :  0,34% |  319,61
Açılış :  93.786  
Önceki Kapanış :  93.297  
En Yüksek
94.308
En Düşük
92.744