21.05.2026 - 12:07 | Son Güncellenme:
Resmi Gazete'de yer alan karara göre, Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasına ilişkin yargılamasına baktığı bir davada, Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesinin 7139 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle değiştirilen sekizinci fıkrasının sekizinci cümlesinde yer alan "tescil hükmü kesin olup" ibaresinin iptali için Yüksek Mahkemeye başvurdu.
Başvuruda, söz konusu düzenlemenin uygulamada sorunlara yol açtığı, tescil hükmünün kesin olması nedeniyle taşınmazın tapusunun idare üzerinde kaldığı, kamulaştırmada gerçek bedelin ödenmesi ilkesine aykırı olarak taşınmaz malikinin taşınmazın bedelini tam olarak almaksızın mülkiyet hakkından yoksun bırakıldığı, konuyla ilgili dava açılmasının mümkün olmasına rağmen malikin dava açmaya zorlanmasının davaların en az giderle ve makul bir süre içinde bitirilmesi ilkesiyle çeliştiği belirtildi.
Başvuruyu inceleyen AYM, anılan kanunda yer alan "tescil hükmü kesin olup" ibaresini iptal etti. İptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı.
Kararın gerekçesinden
AYM'nin kararında, Anayasa'nın 46. maddesine göre kamulaştırma için kamu yararının bulunması, kamulaştırma kararının kanunda gösterilen esas ve usullere uygun alınması, taşınmazın gerçek karşılığının ilgililere peşin ve nakden ödenmesi gerektiği ifade edildi.
Kamulaştırmada gerçek karşılığın ödenmesi ilkesinin, Anayasa'da malikler lehine getirilen özel bir güvence olduğu aktarılan kararda, "Taşınmazın gerçek karşılığı ödenmeden yapılan kamulaştırma işlemleri söz konusu fıkradaki gerçek karşılığın ödenmesi güvencesinin yanı sıra peşin ödeme güvencesine de aykırılık oluşturacaktır." değerlendirmesine yer verildi.
Kamulaştırmanın mülkiyet hakkına sınırlama getiren bir düzenleme olduğu, bu nedenle "kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında adil dengenin gözetilmesi" gerektiği vurgulanan kararda, adil dengenin ancak malike taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesiyle sağlanabileceği kaydedildi.
İptali istenen düzenleme uyarınca, kamulaştırılan taşınmazın idare adına tesciline ilişkin hükmün kesin nitelikte olduğu, bunun kanun yolu denetimine tabi olmadığı ifade edilen kararda, konuyla ilgili açılabilecek davaların sadece kamulaştırma bedeli yönünden olduğu anımsatıldı.
Düzenleme uyarınca, kamulaştırma kapsamında açılan dava sonuçlanmadan, "taşınmazın gerçek değeri" belirlenmeden ilgili taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtiği belirtilen kararda, bunun Anayasa'ya aykırı olduğu bildirildi.
Yüksek Mahkemenin kararında, şunlar yer aldı: "Kural kapsamında kamulaştırma sürecinde mahkemece idare adına verilen tescil kararının kesin nitelikte olmasının, mahkeme kararıyla belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini oluşturup oluşturmadığı kesin olarak tespit edilmeksizin taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesine neden olduğu, bu yönüyle kuralla Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan peşin ödeme güvencesi yerine getirilmeksizin mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen Anayasa'nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır."