16.09.2026 - 11:26 | Son Güncellenme:
Orta Vadeli Program'dan bütçe açığına, büyümeden cari dengeye ve enflasyona kadar birçok başlıkta açıklama yapan Şimşek, ekonomik programın ana çerçevesinde herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi. Enflasyonda beklenenden daha güçlü bir katılık görüldüğünü belirten Şimşek, dezenflasyon sürecinin ise devam ettiğini vurguladı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Bloomberg HT ve Habertürk ortak canlı yayınında Orta Vadeli Program (OVP), bütçe dengesi, büyüme, cari açık ve enflasyona ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonomik tahminlerin mevcut koşullar ve varsayımlar doğrultusunda hazırlandığını belirten Şimşek, küresel gelişmeler ve dış şoklar nedeniyle tahminlerde zaman zaman değişiklik yaşanmasının doğal olduğunu söyledi.
Şimşek, uluslararası kuruluşların da ekonomik tahminlerini yıl içerisinde birden fazla kez güncellediğine dikkat çekerek, OVP'nin ise yaz aylarında hazırlanıp eylül ayında açıklandığını ve sonraki dönemde değiştirilmediğini ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından 2027-2029 dönemini kapsayan son OVP, 6 Eylül 2026'da açıklanmıştı.
"TAHMİNLER DÜNYADA SIK SIK DEĞİŞİYOR"
Ekonomik tahminlerin değişen koşullardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Şimşek, IMF'nin dünya ekonomilerine ilişkin tahminlerini yılda dört kez güncellediğini söyledi.
OECD, Avrupa Birliği ve Dünya Bankası gibi kuruluşların da yılda en az iki kez tahminlerini gözden geçirdiğini ifade eden Şimşek, "Nokta tahminleri dünyada sık sık değişir, sadece Türkiye'de değil" dedi.
OVP'nin tahmin çerçevesine ilişkin eleştirilere de yanıt veren Şimşek, programın yalnızca tek bir rakam üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
"OVP AÇISINDAN EN BAĞLAYICI HEDEF BÜTÇEDİR"
OVP kapsamında en bağlayıcı alanlardan birinin bütçe olduğunu söyleyen Şimşek, kamu harcamalarının önemli ölçüde yönetimin kontrolünde bulunduğunu kaydetti.
Şimşek, geçmiş yıllardaki bütçe performansına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
"2023'te bütçe açığı için yüzde 6,4'lük bir hedef koymuşuz, yüzde 5,1 ile daha iyi bir performans göstermişiz. 2024'te yüzde 6,4'lük hedef koymuşuz, yüzde 4,7 ile çok daha iyi performans göstermişiz. 2025'te de hedeften daha iyi performans göstermişiz."
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın Mart 2026'da yayımladığı değerlendirmede de 2025 yılı bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,9 ile OVP tahmininin altında gerçekleştiği belirtilmişti.
2026 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, dış gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerinde etkili olduğunu ve bazı gelirlerden de feragat edildiğini ifade etti.
Buna rağmen bütçe performansının hedeflerden daha iyi olmasının beklendiğini söyleyen Şimşek, "Yüzde 3,5'lik bir hedefimiz vardı. Yani bütçe açığı yüzde 3,5 olsa hedefi tutturdunuz diyeceksiniz. Biz yüzde 3,5 değil, yüzde 3,1'lik bir performans göstereceğimizi söylüyoruz. Resim şu anda öyle" ifadelerini kullandı.
Şimşek, 2025'te bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,9'a gerilediğini belirterek, bunun Türkiye'ye benzer ekonomilerin ortalamasının altında olduğunu söyledi.
Bir önceki OVP'de 2026 yılı merkezi yönetim bütçe açığının GSYH'ye oranı yüzde 3,5 olarak öngörülmüştü.
Bakan Şimşek, büyüme hedeflerinde de dış koşulların etkisiyle sınırlı bir sapma yaşandığını ifade etti.
2026 yılı için daha önce yüzde 3,8'lik bir büyüme öngörüldüğünü hatırlatan Şimşek, "Bu kadar büyük dış şoka rağmen büyüme yüzde 3,3 civarı olacak. En son beklediğimiz bu. Buradaki sapma, yaşanan şoka oranla çok ciddi boyutlarda değil" dedi.
Şimşek, ekonomik programın yalnızca büyüme rakamına odaklanmadığını, makroekonomik dengelerin birlikte gözetildiğini de vurguladı.
"CARİ AÇIKTA İYİLEŞME VAR"
Cari işlemler dengesine de değinen Şimşek, programın temel hedeflerinden birinin sürdürülebilir bir cari açık seviyesine ulaşmak olduğunu söyledi.
Dış borcun milli gelire oranının son üç yılda gerilediğini ifade eden Şimşek, bunun cari dengedeki iyileşmenin önemli göstergelerinden biri olduğunu savundu.
Kuraklık, zirai don ve savaş gibi gelişmelerin ekonomik modeller tarafından önceden tam olarak tahmin edilemeyeceğini belirten Şimşek, bu tür dış şokların etkisi dışarıda bırakıldığında cari açık hedeflerine büyük ölçüde yaklaşıldığını söyledi.
Şimşek, "Cari açıkta iyileşme var mı? Var. Kuraklığı modele koyamazsınız, zirai donu modele koyamazsınız, savaşı modelleyemezsiniz" ifadelerini kullandı.
"EN ÇOK SAPMA ENFLASYON HEDEFİNDE"
OVP'de hedeflerden en belirgin sapmanın enflasyon alanında yaşandığını söyleyen Şimşek, bu konuda Türkiye ekonomisinde beklenenden daha yüksek bir katılık bulunduğunu ifade etti.
Şimşek, "Burada en çok tutmadığı net olan bir hedef var. Bu da enflasyon hedefi. Enflasyonda kısmen savaşın etkisi var ama Türkiye'de belli ki enflasyonda bizim veya modelin öngördüğünden daha fazla atalet, daha fazla katılık, daha fazla yapışkanlık var. Bu bir sorun. O zaman daha çok zamana ihtiyaç var" dedi.
Enflasyon hedeflerinin de bu görünüm çerçevesinde revize edildiğini belirten Şimşek, OVP'nin temel politika yönünde ise değişiklik bulunmadığını söyledi.
"MALİ DİSİPLİN HEDEFİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK"
Ekonomi programının ana hedeflerinden birinin mali disiplin olduğunu belirten Şimşek, uluslararası ölçütlerde bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3 ve altında bulunmasının mali disiplin açısından önemli bir eşik olarak görüldüğünü söyledi.
Şimşek, "Mali disiplin tesis edeceğiz dedik. Dünyada mali disiplinin tesisi genelde bütçe açığının milli gelire oran olarak yüzde 3 ve altında olmasıyla değerlendirilir. Bu hedefi gerçekleştirmişiz" ifadelerini kullandı.
Büyümenin daha ılımlı seyrettiğini ancak küresel görünüm dikkate alındığında makul olduğunu ifade eden Şimşek, OVP'de en iddialı alanlardan birinin enflasyon olduğunu kaydetti.
"GEÇMİŞE ENDEKSLEME ÇOK GÜÇLÜ"
Şimşek, enflasyonun beklenenden daha yavaş gerilemesinde geçmiş enflasyona endeksleme davranışının etkili olduğunu söyledi.
Özellikle kira, eğitim ve ücretlerde geçmiş enflasyona bağlı fiyatlama davranışının güçlü olduğunu ifade eden Şimşek, bunun enflasyonun bir bölümünün sonraki yıla taşınmasına yol açtığını anlattı.
"Geçmişe endeksleme çok güçlü. Kirada endeksleme çok güçlü. Eğitimde endeksleme çok güçlü. Ücretlerde endeksleme zaten var olan bir şey" diyen Şimşek, yüksek enflasyon dönemlerinde bu etkinin daha belirgin hale geldiğini kaydetti.
Şimşek, enflasyonun bir sonraki döneme taşınan bölümünü "atalet" olarak tanımlayarak, dezenflasyon sürecinin istenilen hızda ilerleyebilmesi için bu katılığın azaltılması gerektiğine işaret etti.
KURDAN ENFLASYONA GEÇİŞKENLİK MESAJI
Döviz kurundaki hareketlerin fiyatlar üzerindeki etkisine de değinen Şimşek, yüksek enflasyonlu ülkelerde nominal kurun belirli ölçüde değer kaybetmesinin olağan olduğunu ifade etti.
Şimşek, kurdaki değişimlerin enflasyona geçişkenliğinin yaklaşık yüzde 30-40 civarında olabileceğini söyledi.
Yüksek enflasyon ortamında önceki dönemden devreden fiyatlama davranışlarıyla kur geçişkenliğinin dezenflasyon sürecini zorlaştırabildiğini belirten Şimşek, uygulanan politikaların bu etkilerin zaman içerisinde azaltılmasını hedeflediğini anlattı.
"POLİTİKA ÇERÇEVESİNDE ZİGZAG YOK"
Ekonomi politikalarının temel yönünde bir değişiklik olmadığının altını çizen Şimşek, programın dört temel unsur üzerine kurulduğunu belirtti.
Şimşek bu çerçeveyi; dezenflasyon, mali disiplin, sürdürülebilir cari açık ve sürdürülebilir yüksek büyüme olarak sıraladı.
"Çerçevede bir değişiklik var mı? Burada bir zigzag var mı? Yok. Yönde bir değişiklik yok" diyen Şimşek, koşullar değiştikçe ekonomik tahminlerin revize edilmesinin politika yönünün değiştiği anlamına gelmediğini söyledi.
OVP hedeflerine yönelik "hedefler tutmuyor" eleştirilerine de yanıt veren Şimşek, hedeflerin önemli bölümünün gerçekleştirildiğini savundu.
Şimşek, "Hedefler büyük oranda tutuyor. Hedeflerin bir kısmı niteliksel, bir kısmı sayısal hedeflerdir. Sayısal hedeflerin bir kısmı da nokta tahminleridir. Bütün dünyada bunların mükemmel şekilde tutması söz konusu değil. Önemli olan yöndür ve yönde bir değişiklik yok" dedi.
"DEZENFLASYON FİYATLARIN DÜŞMESİ DEĞİLDİR"
Enflasyon konusunda kamuoyunda bazı kavramların birbirine karıştırıldığını söyleyen Şimşek, dezenflasyonun fiyatların düşmesi anlamına gelmediğini vurguladı.
"Dezenflasyon fiyatların düşmesi değil, fiyat artışının yavaşlamasıdır" diyen Şimşek, Türkiye'de fiyat artış hızının gerilediğini ve dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ifade etti.
Şimşek, yıllık enflasyonun yüzde 65 seviyelerinden yüzde 31,5 seviyesine gerilediğini belirterek, bunun fiyatların gerilediği değil, fiyatların artış hızının yavaşladığı anlamına geldiğini söyledi.
TÜİK'in 3 Eylül 2026'da açıkladığı verilere göre, ağustos ayında tüketici fiyatları aylık yüzde 1,84 yükselirken yıllık enflasyon yüzde 31,51 oldu.
GİYİM ENFLASYONU ÖRNEĞİNİ VERDİ
Para ve maliye politikalarının bazı ürün gruplarında daha güçlü sonuç verdiğini belirten Şimşek, temel mal enflasyonunu örnek gösterdi.
Giyim grubunda yıllık fiyat artışının 2023'te yüzde 50'nin üzerinde olduğunu belirten Şimşek, bugün bu oranın yüzde 13 civarına gerilediğini söyledi.
Şimşek, "Giyim enflasyonu ciddi şekilde yavaşlamıştır ve tek haneye yaklaşmıştır" değerlendirmesinde bulundu.
TÜİK TARTIŞMALARINA YANIT
Şimşek, enflasyon hesaplama yöntemleri üzerinden TÜİK'e yönelik eleştirilere de değindi.
Giyim fiyatları başta olmak üzere bazı alanlardaki ölçüm metodolojisinin tartışıldığını belirten Şimşek, TÜİK'in kullandığı yöntemlerin uluslararası standartlara dayandığını söyledi.
"Metodolojisi Eurostat'ta neyse burada da öyledir" ifadelerini kullanan Şimşek, veri üretiminde uluslararası norm ve standartların uygulandığını savundu.
Şimşek, ekonomi programında temel hedefin fiyat istikrarını sağlarken mali disiplini korumak, cari açığı sürdürülebilir seviyelerde tutmak ve kalıcı büyüme zemini oluşturmak olduğunu belirterek, bu politika çerçevesinde bir değişiklik bulunmadığını yineledi.
Şimşek, fiyat artış hızında önemli bir yavaşlama yaşandığını ancak başlangıçta öngörülen takvimin küresel gelişmeler nedeniyle uzadığını ifade etti.
Enflasyonda özellikle hizmet grubundaki katılığın beklentilerden daha güçlü olduğunu belirten Şimşek, geçmiş dönem fiyatlama davranışlarının etkisinin devam ettiğini söyledi.
"KİRA ENFLASYONU YÜZDE 109'DAN YÜZDE 43'E GERİLEDİ"
Enflasyondaki gelişime ilişkin rakamlar paylaşan Şimşek, bazı kalemlerde belirgin bir iyileşme görüldüğünü dile getirdi.
Şimşek, "Bugün yüzde 34 civarına düşmüş. Kira enflasyonu 2023'te yüzde 109'du, bugün yüzde 43 civarına düşmüş. Bu rakamlara baktığınız zaman enflasyonda ciddi bir yavaşlama var" dedi.
Başlangıçta enflasyon hedeflerinin daha iddialı olduğunu belirten Şimşek, 2023 öncesi dönemde oluşan yüksek enflasyon ortamının ekonomide kalıcı etkiler bıraktığını söyledi.
"Yeni enflasyon döneminde belli ki ciddi bir kemikleşme var. Bir atalet var. Özellikle hizmetlerde" diyen Şimşek, hizmet fiyatlarının daha geç tepki verdiğini ancak burada da yavaşlamanın başladığını ifade etti.
"SAVAŞ OLMASAYDI ENFLASYON YÜZDE 20-22 BANDINDA OLABİLİRDİ"
Şimşek, küresel gelişmelerin Türkiye'nin enflasyon görünümü üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Savaşın etkileri dışarıda bırakıldığında enflasyonun daha düşük seviyelerde gerçekleşebileceğini söyleyen Şimşek, "Bu sene enflasyon savaş etkisinden arındırıldığında büyük ihtimalle yüzde 20-22 arasında bir noktada olurdu" ifadelerini kullandı.
Geçmiş yıllardaki enflasyon oranlarına da değinen Şimşek, fiyat artış hızında belirgin bir gerileme yaşandığını söyledi.
Şimşek, "Geçen sene yüzde 31 civarındaydı. Bir önceki sene yüzde 44, daha önce yüzde 65'ti. Dolayısıyla aslında enflasyon artış oranında ciddi bir yavaşlama var. Bu da programın sonuç verdiğini ortaya koyuyor" dedi.
"ZAMAN ÇERÇEVESİ BİR MİKTAR UZAYACAK"
Ekonomi programının temel hedeflerinde değişiklik olmadığını belirten Şimşek, sadece enflasyonda hedeflenen zamana ulaşma süresinin uzadığını söyledi.
Şimşek, "Belki başlangıçta öngördüğümüz zaman çerçevesi bir miktar daha uzayacak" dedi.
Küresel ekonomide yaşanan gelişmelere dikkat çeken Şimşek, enerji dışında birçok emtiada da önemli fiyat artışları görüldüğünü ifade etti.
Tedarik zincirlerinde yaşanan sorunların küresel fiyatları etkilediğini belirten Şimşek, pirinç, pamuk, buğday ve mısır fiyatlarındaki artışları örnek gösterdi.
Şimşek, "Pirinç fiyatı dolar bazında yüzde 62 yükseldi. Savaştan bu yana pamuk yüzde 27, buğday yüzde 20, mısır yüzde 17 yükseldi. Bunlar dolar bazında artışlar" diye konuştu.
"HAYAT PAHALILIĞIYLA MÜCADELE EN BÜYÜK ÖNCELİĞİMİZ"
Dezenflasyon sürecinin devam edeceğini vurgulayan Şimşek, fiyat istikrarının ekonomi politikalarının merkezinde olduğunu söyledi.
Şimşek, "Hayat pahalılığıyla mücadele bizim en büyük önceliğimiz. Seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Dezenflasyonun gelir dağılımını iyileştirdiğini belirten Şimşek, "Dezenflasyon demek aslında hayat pahalılığıyla mücadele demek. Vatandaşımızın istediği de bu" dedi.
Sürdürülebilir büyüme için fiyat istikrarının gerekli olduğunu söyleyen Şimşek, maliye politikasıyla dezenflasyon sürecine destek vermeye devam edeceklerini ifade etti.
"ÜCRETLERDE ENFLASYON KADAR ARTIŞ YAPILACAK"
Geçmiş enflasyona endeksleme tartışmalarına da değinen Şimşek, özellikle kira ve eğitim alanındaki fiyatlama davranışlarının enflasyonda etkili olduğunu söyledi.
Ücret artışlarının ise çalışanların alım gücünü koruma açısından önemli olduğunu belirten Şimşek, kamu çalışanları ve emekliler için enflasyon oranının dikkate alındığını ifade etti.
Şimşek, "Ücretli kesimin en az enflasyon kadar alım gücünün korunması kadar değerli ve önemli bir şey yok. Memurumuzu, emeklimizi, kamu çalışanlarını her zaman en az enflasyon artışı kadar artırdık, vermeye devam edeceğiz" dedi.
"KURDA İDEAL OLAN DALGALI REJİM"
Kur politikası hakkında da değerlendirmelerde bulunan Şimşek, Türkiye'de olması gereken sistemin dalgalı kur rejimi olduğunu söyledi.
Dalgalı kur sistemlerinin ekonomik şoklara karşı daha sağlıklı tepki verilmesini sağladığını belirten Şimşek, kur rejiminin günlük işleyişinde Merkez Bankası'nın rolüne dikkat çekti.
Şimşek, "Dalgalı kur rejimleri şokları absorbe etmenize, şoklara karşı doğru tepki vermenize zemin hazırlar. İdeal olan budur" dedi.
Tek yönlü piyasa hareketlerinin yönetilen kur rejimi algısı oluşturabileceğini ifade eden Şimşek, Türk Lirası'na olan talebin dönem dönem arttığını söyledi.
"ENFLASYON TEK HANEYE GELDİĞİNDE DÜZENLEMELER DEĞİŞEBİLİR"
İhracatçıların döviz satış yükümlülüklerine ilişkin de konuşan Şimşek, ekonomik koşulların iyileşmesiyle birlikte bazı uygulamaların yeniden değerlendirilebileceğini söyledi.
Şimşek, "Enflasyonun tek hanelere doğru evrildiği bir ortamda ihracatçıların bu zorunlu döviz satışı hükümlerini kaldırıyoruz" ifadelerini kullandı.
Bakan Şimşek, ekonomi programının temel hedefinin fiyat istikrarını sağlamak olduğunu belirterek, küresel koşullar nedeniyle zaman zaman gecikmeler yaşansa da dezenflasyon sürecinin sürdürüleceğini vurguladı.