10.05.2026 - 16:43 | Son Güncellenme:
Küresel piyasalarda savaş ve jeopolitik gerilimlerin etkisinin giderek arttığını belirten Ferman, yatırımcı psikolojisinin artık olağanüstü gelişmelere alıştığını söyledi. Özellikle Orta Doğu’daki sıcak çatışmalar ve yıllardır süren Ukrayna-Rusya savaşının piyasalarda yeni bir davranış biçimi oluşturduğunu ifade eden Ferman, önemli değerlendirmelerde bulundu.
Altın fiyatlarıyla petrol arasındaki ilişkiye dikkat çeken Ferman, son dönemde dikkat çeken bir tablo oluştuğunu söyledi. Ferman’a göre yatırımcılar bir yandan “bekle-gör” politikası izlerken diğer yandan fırsatçılık ve yüksek kazanç arayışı nedeniyle agresif pozisyon almaya başladı.
ALTIN VE PETROL İLİŞKİSİNE DİKKAT ÇEKTİ
CNN Türk'e konuşan Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Ferman'ın açıklamaları şöyle;
Savaş sürerken Washington yönetimi, Tahran’dan müzakere teklifine yanıt bekliyor. Piyasalarda hakim unsur şu oldu: Piyasalar, dikkat edildiği ve bilindiği üzere beklentileri genellikle satın alır. Gerçekleşmeler realizasyon olduğunda da bunları satar. Yani piyasalarda bir önden hareket etme, önden okuyarak ona göre vaziyet etme telaşı veya endişesi vardır. Bu çerçevede bu belirsizlik iklimi de hem yoğunluk bakımından hem de süre bakımından uzayınca bir parça beklentileri rasyonel olmaktan uzaklaştırıp belki bir parça satın alma ve yatırım kararlarını değerlendirmeyi, algıyı olumsuz etkileyebiliyor.Haftalardır süren bir savaş atmosferi içerisindeyiz. Ama ondan evvel de dördüncü yılına giren bir Ukrayna-Rusya savaşı var. Böyle olunca son dönemde aslında piyasalar bir taraftan belirsizliğe karşı vaziyet etmeye, bir taraftan bekle-gör anlayışına yakın durmaya ama öbür taraftan da manipülasyona, fırsatçılığa, acaba burada maksimum bir faydayı nasıl sağlayabilirim açgözlülüğüne alışmış bir formda duruyorlar. Bunları ilk başta tespit etmekte fayda var.
"BAŞPARMAK KURALLARA DİKKAT"
"Bir kere son dönemde birkaç başparmak kuralımız var. Bunlardan bir tanesi, petrol fiyatlarında yukarı yönlü bir hareket olduğunda altın fiyatlarında baskılanma oluyor. Bugüne kadar geçtiğimiz 60 küsur günlük sıcak savaş koşulları çerçevesinde bunun sadece bir gün istisnası oldu. Bu da kuralı bozmuyor.Nitekim dikkat ederseniz petrol fiyatları ne zaman artsa altın fiyatları baskılanıyor. Ve aynı zamanda şunu da görüyoruz ki petrol, altınla değil dolarla alınıp satıldığı için zaman zaman altının satılıp dolara çevrilmesi gerekiyor.
"ALTINDA YÖN YUKARI"
Dünyada altın fiyatları bakımından görece istikrarlı bir seyir izleniliyor. 4 bin 500 dolarlara ulaşmaya ve burada tutunmaya çalışan bir ons fiyatı var. Sene sonu için 8 bin dolarlık, biraz olağanüstü veya normalin dışındaki Deutsche Bank beklentisi hariç tutulmak üzere hemen tüm bankalar ve uzmanlar yönün yukarı seviyede gerçekleşeceğini, 5 bin 500 dolarların aşılacağını, 6 bin dolarların da test edileceğini ifade ediyorlar. Yani anlaşılıyor ki yön yukarı gidecek.
Merkez bankaları da dünyada tekrar bir müddet, özellikle bu petrole karşı vaziyet etmek bakımından altın satışından sonra şu anda tekrar altın alımına geçtiler. Yani yıl sonunda yükselişi altında kısa orta vadede diyebiliriz.
Türkiye’yi ayrı tutuyoruz. Maalesef Türkiye’de kısa vade önümüzdeki birkaç hafta olarak vizelendiriliyor.
Şimdi hatırlarsanız altın bakımından aslında altın, 2020’lerin başına kadar adeta yatırımcısına bütün dünyada kök söktürecek bir istikrar ve güçlü doların baskısı altında seyretti. 2020 yılının başında, sadece altı yıl evvel ancak 1.500 dolara ulaştı. Esas tırmanışını 2020 Ağustos’unda 2 bin doları aşarak ortaya koydu.
Ama 2025 yılı ocak ayından itibaren de bir süper ralli yaşatıldı. Başkan Trump’ın özellikle güçlü doları geri çekip altına ve yanında gümüşe yol vererek bir yerde dış borçlarını iskonto etme stratejisiydi. Sonuçta böyle bütün dünyada, özellikle Türkiye piyasalarında altınla ilgili prim yapma ve kazanç beklentileri bir parça makulün üstüne çıktı.
Bu coğrafyada elbette altın daima itibarlı bir yere sahip olmuştur ve maalesef yakın dönemlerde bir türlü kontrol altına alınamayan enflasyon karşısında Türk lirasının bir can kurtaran simidi ve aşınan Türk lirası değerine karşı varlığını koruma, bekasını sürdürme aracı olarak en çok tercih edilmiştir.
Yastık altı birikime baktığımızda dünyada belki bu bakımdan herhalde ilk üçte yer alan ülke olarak da bu tercihlerimiz ortada. Ancak hatırlarsanız Merkez Bankası Başkanımızın da dediği gibi bu büyük kazançlar, hatta enflasyonla mücadeleye bile ket vurmuştur.
GRAM ALTIN İÇİN 9 BİN TL BEKLENTİSİ
Şimdi şu bekleniliyor: Artık vatandaşın bir parça daha makul ancak yukarı yönlü beklentilere hazır olması gerekir. Yaz ayları için 7 bin liraların üst sınırlarında, 8 bin lirayı test eden, daha sonra yılın son çeyreğinde 8 bin liralardan 9 bin liralara hatta 9 binin üstüne gidebilecek bir gram fiyatı bekleniliyor.
"ELDEKİ MALI KAPTIRMAMAKTA FAYDA VAR"
Ancak önümüzde bayram var. Biliyorsunuz kurban fiyatları son 5 yılda 10 kat arttı. Dolayısıyla bayram öncesinde biraz satış baskısı olabilir. Yine her zaman söylüyoruz: Bekle-gör ve temkinli davranma zamanıdır. Ancak altında kesinlikle yön yukarı yönlüdür. Bunu bilmekte ve ona göre davranmakta, eldeki malı kaptırmamakta her zaman fayda var.
BORSA VE MEVDUAT BEKLENTİSİ
Borsaya ihtiyatla yaklaşmak lazım. Şunu unutmayın: Vadeli tasarruf bile geçtiğimiz ay içerisinde enflasyona karşı vatandaşı koruyamadı. Enflasyon beklentileri arttı. Dolayısıyla her türlü gösterge Türk lirasına karşı maalesef enflasyon tasarladığındaki Türk lirasına karşı gram altının yanındadır. Ancak böyle hoplamalar, sıçramalar, ani değer kazanmaları beklenmemeli. Bir bant aralığında, işte bayram etkisiyle vesaireyle aşağı yukarı hareketlerle yukarı yönlü bir hareket bekliyoruz."