14.04.2026 - 07:05 | Son Güncellenme:
Milliyet.com.tr/ÖZEL ABD ile İran arasında ateşkes süreci devam ederken, tarafların hafta sonu yaptığı müzakerelerden anlaşma çıkmayınca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı ablukaya alma süreci başladı.
Taraflar arasındaki henüz bir mutabakata varılamaması ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin risklerin de artmasıyla birlikte piyasaların buna nasıl tepki vereceği de merak konusu.
ABD ABLUKASI SONRASI HANGİ RİSKLER MASADA?
Altın fiyatları geçtiğimiz hafta ateşkes sonrası kısmi yükseliş göstererek 6.800 TL seviyelerine gelirken, yeni haftanın ilk iş gününde de temkinli seyir sürüyor. Peki şimdi ABD ablukası sonrası hangi riskler masada? Hürmüz Boğazı’nda olası bir sıcak temas veya çatışma durumu yaşanırsa bu altın ve petrolü nasıl etkileyecek? Altına dair tüm merak edilenleri milliyet.com.tr’ye değerlendiren BLG Finansal Danışmanlık Kurucu Ortağı Belgin Maviş şu ifadeleri kullandı: “Hürmüz Boğazı'nın abluka altına alınması ve abluka öncesinde Trump'ın açıklamaları vardı. "Ablukaya yaklaşacak olan gemiler, hangi ülkenin bayrağını taşırsa taşısın derhal ortadan kaldırılacaktır" dedi. İkincisi, Amerika geçen gemilerin hepsini denetleyecek. Ayrıca 158 İran gemisinin yok edildiği ve İran donanmasının denizin altında olduğu yönünde açıklamalar yapıldı.
Dün saat 17.00 itibarıyla abluka başladı. Gerilimin daha da tırmanmasından korkulan Asya piyasalarında, özellikle de petrole duyarlılığı yüksek olan başta Güney Kore olmak üzere bölge ülkelerinde satış dalgasını görüyoruz. Ablukanın başlama ihtimaliyle birlikte petrol fiyatları 100 doların üzerine çıkmıştı. Tabii ki sıcak bir çatışma olma ihtimali durumu biraz daha gerginleştiriyor. Çünkü dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20-25'i bu boğazdan geçiyor. O bölgede yaklaşık 187 dolu gemi bulunurken, bekleyen diğer gemiler ise boş. Bu dolu gemilerin 4 tanesi de doğal gaz yüklü. Sıcak bir çatışma yaşanması veya bu gemilerin risk altında olması da işin diğer bir boyutunu oluşturuyor.
YATIRIMCILARI BEKLEYEN İLK ŞOK!
Şimdi olası istenmeyen bir durum gerçekleşir ve taraflar arasında sıcak bir temas olursa, bunu "ilk şok" olarak adlandıralım. Bu durumda Brent petrolde ve Amerikan ham petrolünde sert yükselişleri beraberinde görürüz. Gerilim devam ederse 90 dolar ile 110 dolar bandında hareketler izleriz. Sıcak temasla birlikte 110 doların üstünde, 130 dolara doğru fiyatlamalar karşımıza çıkar. Boğazın tamamen kapanması, oradaki gemilerin ciddi hasar alması gibi durumlar söz konusu olursa da maalesef 150 dolar ve üzeri fiyatlamaları görmeye başlarız.
‘GERİLİMİ HER DAKİKA YÜKSELTECEK’
İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak petrolünün büyük bir kısmının buradan geçmesi nedeniyle bu durum ciddi bir sıkıntı yaratacaktır. Öte yandan Almanya ve İngiltere'den "bu sürecin yanında olmayacağız" açıklamaları geldi. Rusya tarafından da "uranyumu bize verebilirsiniz" teklifi yinelendi. İslamabad'daki görüşmelere ilişkin ise liderler yaptıkları açıklamalarda, açıkçası oradan bir şey çıkmayacağını en başından beri bildiklerini ifade ettiler. Bu da sürecin çok da kolay olmayacağını bize bir kez daha hatırlatmış oluyor. Bu arada abluka öncesinde, ateşkes süresi 21 Nisan'da sona erecekti. Bugün, yani 13 Nisan itibarıyla abluka başladı; dolayısıyla bu durum gerilimi ve tansiyonu her dakika, her saat yükseltecektir.
HÜRMÜZ’DE KRİZ DERİNLEŞİRSE ALTIN NE OLUR?
Bununla birlikte özellikle altın tarafına baktığımızda hem ons hem de gram altın fiyatlamasında yaklaşık olarak yüzde 11'lik bir değer kaybı görmüştük. Tabii ki burada altındaki düşüş, petroldeki yükseliş ve faizlerdeki yükseliş sinyali; enflasyona yansıyacak maliyetlerin artmasıyla birlikte petrol fiyatlarının yükselmesinin yaratacağı maliyet şoku her zaman hesaplamalarımız içerisindeydi. Ons altın tarafındaki fiyatlamalara baktığımızda, son ablukayla birlikte 4.712 dolar seviyelerine çıkıldığını görüyoruz. Hürmüz Boğazı kapanırsa veya ciddi bir çatışma ihtimali doğarsa, buradaki seviyelerde sert geri çekilmeler görebiliriz. Beraberinde bir enerji krizini ve küresel enflasyon şokunu fiyatlamalarda çok daha net bir şekilde hissederiz ki, özellikle doğal gaz tarafında bunun ilk işaretleri gelmeye başladı.
‘PETROL YUKARI, ALTIN AŞAĞI SÜRECİ İŞLEYECEK’
Merkez bankaları bu süreç içerisinde yine ‘agresif bir şekilde altın alır mı?’ diye bakacak olursak piyasaların reaksiyonuna bakmak ya da cari açığı dengelemek için yapabilirler ancak şu anda altına net bir yöneliş olmayacaktır. Yani "petrol yukarı, altın aşağı" şeklinde bir süreç işleyecektir. Faiz getirisinin altın getirisinden daha yüksek olacağını bilen yatırımcılar, bu dönem içerisinde tahvile ve faizlere, özellikle de enflasyona endeksli tahvillere doğru yönelimlerini artırabilirler.
Petrol tarafındaki bu gerilim net bir şekilde varil fiyatlarına yansıyacaktır. Bununla birlikte Türkiye'deki gram altın tarafına baktığımızda; dolar/TL'nin 45 lira seviyesinde olduğu bir noktada gram altında 6.700 - 6.800 TL bandını görürüz. Dolar sakin olduğu için orada çok fazla yukarı doğru hareketler görmüyoruz. En son 6.900'ü görmüştük ancak bu gelişmelerle birlikte yeni haftaya 6.700 lira seviyelerinden başlayan bir gram altın fiyatlaması gördük.
Dolayısıyla gram altın tarafında yüksek seyir korunur. Fakat dediğim gibi, enflasyonun artma ihtimali ve faizdeki getirinin altın ile diğer enstrümanlardan daha fazla olacağına dair beklentiler altını baskılar. İçeride de doların baskılanmış fiyatını görüyoruz. Ancak dışarıda durum farklıdır; dolar endeksinin 100'ün üzerine çıkması ve güçlenen dolar, onsu baskılarken aynı zamanda hisse senetleri tarafında da ciddi satış baskısını beraberinde getiriyor.
‘ALTIN YATIRIMCISI DÜŞÜŞLERİ ALIM FIRSATI OLARAK DEĞERLENDİREBİLİR’
Peki böyle bir fiyatlamanın arkasındaki büyük para hareketi nereye gidebilir? Yine altın yatırımcısı düşüşleri bir alım fırsatı olarak değerlendirebilir. Bununla birlikte borsa tarafında enerji şirketlerine, petrol vadeli kontratlarına ve savunma sanayi hisselerine doğru bir yatırımcı yönelişi olacaktır.
Riskli varlıklar tarafına baktığımızda S&P'de ciddi bir satış baskısı görebiliriz. Bununla birlikte gelişen ülke borsalarında da satışlar izleyebiliriz. Borsa İstanbul biraz daha ayrışıyor, 14 binin üzerinde, yükselişle yeni haftaya başladık. Dolayısıyla burada durum biraz daha farklı olmakla birlikte, euro/dolar paritesinin 1.17 seviyesinin üzerinde olmasının da endekse güç verdiğini hemen hatırlatalım. Tüm bu gelişmelerle birlikte borsada satışların biraz daha arttığını ve 14.000 seviyesine yaklaşıldığını da dipnot olarak ekleyelim.
DOLAR, EURO VE ALTIN NASIL ETKİLENİR?
Sonuç itibarıyla baktığımızda, "para nereye gider?" dersek; hisse senedinden ve baskılanan onstan çıkan paranın, biraz daha tahvile ve yükselme ihtimaliyle faize yönelmesi mümkündür. 29 Nisan'daki Fed toplantısında faiz indirimi ihtimali artık askıya alındı. Bu yıl için iki faiz indirimi bekleniyordu ancak son gelişmelerden sonra Fed'den açıkçası böyle bir adım beklenmiyor. Fed'den faiz indirim ihtimali ortadan kalktığı için ons tarafı baskılanır, dolarda ise yukarı yönlü hareketler görürüz. Güçlenen bir dolar profili ve dolar endeksiyle birlikte euro/dolar paritesinde de aşağı yönlü hareketler izleyebiliriz.
‘FAİZE YÖNELİŞ DEVAM EDECEK’
Yatırımcı bu süreç içerisinde mevcut pozisyonunu korumanın yanı sıra, kendini hedge etmek (korumak) için boşta kalan parasını gecelik repolarda ya da 30 gün vadeli mevduat tarafında tutabilir. Ayrıca ilerleyen aylarda enflasyonda yükseliş olabileceği ihtimaline karşı TÜFE bazlı ve faiz getirisi yüksek olan enstrümanlara yöneliş devam edecektir.
‘GRAM ALTINDA ÖNCEKİ SERT YÜKSELİŞLERİ GÖRMEYECEĞİZ’
Gram altın tarafında ise geri çekilmeler bir alım fırsatı sunacaktır ancak önceki dönemlerdeki gibi sert yükselişler görmeyeceğiz. Düşüşler, faiz enstrümanını sevmeyen yatırımcı için bir alım fırsatı yaratsa da getiri potansiyelinin düşmesi, altını bu savaş ve abluka sürecinde baskılamaya devam edecektir.”