22.07.2026 - 10:15 | Son Güncellenme:
Daire, bankanın vergi mükellefi olmasının tek başına söz konusu tutarın tüketiciden tahsil edilmesini hukuka aykırı hale getirmeyeceğini belirtti. Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinde BSMV’nin tüketici tarafından ödeneceğinin açıkça düzenlenmesi durumunda bu hükmün “haksız şart” sayılamayacağı ifade edildi.
Kararla birlikte, yerel mahkemenin tüketici lehine verdiği hüküm kanun yararına bozuldu. Yargıtay’ın değerlendirmesi, benzer uyuşmazlıklarda dikkate alınabilecek emsal nitelikte bir karar olarak öne çıktı.
TÜKETİCİ, BSMV TUTARININ İADESİNİ İSTEDİ
Hukuki süreç, Antalya 3. Tüketici Mahkemesinde açılan bir davayla başladı. Davacı tüketici, farklı tarihlerde kullandığı tüketici kredileri nedeniyle banka tarafından kendisinden tahsil edilen BSMV tutarlarının hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü.
Tüketici, ödediği vergi tutarının geri alınması amacıyla banka hakkında icra takibi başlattı. Bankanın söz konusu takibe itiraz etmesi üzerine icra işlemleri durdu.
Bunun ardından davacı, bankanın itirazının iptal edilmesi, takibin kaldığı yerden devam etmesi ve banka aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebiyle dava açtı.
Davacı taraf, BSMV’nin yasal mükellefinin banka olduğunu, bu nedenle verginin kredi kullanan tüketiciye yüklenemeyeceğini savundu.
BANKA: TAHSİLAT SÖZLEŞMEYE VE MEVZUATA UYGUN
Davalı banka ise BSMV tahsilatının yürürlükteki mevzuata ve taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesine uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etti.
Banka savunmasında, tüketicinin kredi kullanmadan önce ödeme planı ve sözleşme şartları hakkında bilgilendirildiğini, BSMV dâhil olmak üzere krediye bağlı giderlerin belgelerde açıkça gösterildiğini ifade etti.
Ayrıca tüketicinin sözleşmeyi imzalayarak bu şartları kabul ettiği, dolayısıyla sonradan yapılan tahsilatın hukuka aykırı olduğunun ileri sürülemeyeceği kaydedildi.
YEREL MAHKEME TÜKETİCİ LEHİNE KARAR VERDİ
Davayı inceleyen Antalya 3. Tüketici Mahkemesi, ilk aşamada tüketiciyi haklı buldu. Mahkeme kararında, BSMV’nin yasal mükellefinin banka olduğu vurgulandı. Verginin tüketiciye yansıtılmasına ilişkin düzenlemenin banka tarafından hazırlanan standart kredi sözleşmesine eklendiği ve tüketiciyle ayrıca müzakere edilmediği belirtildi.
Bu nedenle sözleşmedeki ilgili hükmün, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında “haksız şart” niteliğinde olduğu sonucuna varıldı.
Yerel mahkeme, tüketicinin açtığı davayı kabul ederek bankanın icra takibine yaptığı itirazın iptaline karar verdi. Takibin devam etmesine hükmeden mahkeme, ayrıca bankanın icra inkâr tazminatı ödemesine karar verdi.
ADALET BAKANLIĞI DEVREYE GİRDİ
Yerel mahkemenin kararının ardından dosya Adalet Bakanlığının gündemine taşındı. Adalet Bakanlığı, mahkeme kararının yürürlükteki kanunlara ve Yargıtay’ın daha önce verdiği benzer kararlara aykırı olduğu gerekçesiyle kanun yararına temyiz başvurusunda bulundu.
Başvuruda, BSMV’nin yasal mükellefinin banka olduğu kabul edilmekle birlikte, tarafların sözleşme özgürlüğü kapsamında bu mali yükümlülüğün tüketiciye yansıtılmasını kararlaştırabileceği savunuldu.
Bakanlık, kredi sözleşmesinde BSMV’nin tüketici tarafından ödeneceğine ilişkin açık bir hüküm bulunması halinde bu düzenlemenin haksız şart olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
YARGITAY SÖZLEŞME MADDELERİNİ İNCELEDİ
Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ilgili hükümlerini birlikte değerlendirdi.
Yapılan incelemede, davacı tüketicinin bankadan farklı tarihlerde toplam altı ayrı tüketici kredisi kullandığı tespit edildi.
Bu krediler kapsamında tüketiciden toplam 5 bin 21 lira 24 kuruş BSMV tahsil edildiği belirtildi.
Yargıtay, yalnızca verginin kim tarafından ödendiğine değil, kredi sözleşmesinin içeriğine ve tüketicinin sözleşme öncesinde bilgilendirilip bilgilendirilmediğine de odaklandı.
BSMV ÖDEME PLANI İÇİNDE AÇIKÇA GÖSTERİLDİ
Kararda, kredi sözleşmesi öncesi bilgi formlarında ve tüketici kredi sözleşmelerinde gider vergileri ile BSMV’nin tüketici tarafından ödeneceğinin açıkça yazıldığına dikkat çekildi.
Ayrıca tüketicinin ödeyeceği toplam geri ödeme tutarının içerisinde BSMV bedeline de yer verildiği ifade edildi.
Buna göre tüketicinin, kredi sözleşmesini imzalamadan önce ödeyeceği toplam borç tutarını, faiz miktarını, vergi ve diğer giderleri görme imkânına sahip olduğu sonucuna ulaşıldı.
Yargıtay, sözleşmede açık, anlaşılır ve görünür şekilde düzenlenen bir mali yükümlülüğün sonradan haksız şart olarak kabul edilemeyeceğini değerlendirdi.
“SÖZLEŞMEDE VARSA TÜKETİCİYE YANSITILABİLİR”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, BSMV’nin yasal mükellefinin banka olmasının taraflar arasında farklı bir ödeme düzenlemesi yapılmasına engel teşkil etmediğine hükmetti.
Kararda, kredi sözleşmesinde BSMV’nin tüketici tarafından karşılanacağının açıkça kararlaştırılması halinde, bankanın bu tutarı müşteriden tahsil edebileceği belirtildi.
Daire, taraflar arasında açık bir sözleşme hükmü bulunması nedeniyle yapılan tahsilatın hukuka uygun olduğunu ifade etti.
Bu kapsamda sözleşmedeki BSMV maddesinin tüketici aleyhine dengesizlik oluşturan veya iyi niyet kurallarına aykırı bir hüküm olmadığı sonucuna varıldı.
YARGITAY: BU DÜZENLEME HAKSIZ ŞART DEĞİL
Kararın en dikkat çeken bölümünde, BSMV’nin tüketiciye yansıtılmasına ilişkin sözleşme maddesinin “haksız şart” sayılamayacağı açıkça belirtildi.
Yargıtay, tüketicinin bilgilendirilmesi, verginin toplam ödeme tutarında gösterilmesi ve sözleşmede açık şekilde düzenlenmesi durumunda taraflar arasındaki anlaşmanın geçerli olduğunu kaydetti.
Kararda ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ile daha önce kapatılan Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin benzer uyuşmazlıklarda verdiği kararlar da hatırlatıldı.
Söz konusu dairelerin daha önceki kararlarında da BSMV’nin sözleşme hükmüyle tüketiciye yansıtılabileceği yönünde değerlendirmelerde bulunduğu ifade edildi.
YEREL MAHKEMENİN KARARI BOZULDU
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Antalya 3. Tüketici Mahkemesinin davayı kabul etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna karar verdi.
Bu doğrultuda Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz başvurusu kabul edildi.
Yerel mahkemenin tüketici lehine verdiği karar, hukuki sonuçları taraflar bakımından değiştirmemek üzere kanun yararına bozuldu.
Kanun yararına bozma kararı, kesinleşmiş olan yerel mahkeme kararının taraflar açısından sonucunu ortadan kaldırmıyor. Ancak benzer davalarda mahkemelere yol gösteren önemli bir hukuki değerlendirme niteliği taşıyor.
KARAR KREDİ KULLANANLAR İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?
Yargıtay’ın kararı, tüketici kredilerinde BSMV kesintisinin otomatik olarak hukuka aykırı kabul edilemeyeceğini ortaya koydu.
Buna göre kredi sözleşmesinde BSMV’nin tüketiciye ait olduğu açıkça belirtilmişse ve bu tutar ödeme planında gösterilmişse tüketicinin ödediği verginin iadesini talep etmesi zorlaşabilecek.
Ancak sözleşmede BSMV’ye ilişkin açık bir hüküm bulunmaması, tüketicinin yeterince bilgilendirilmemesi veya toplam ödeme tutarının şeffaf biçimde gösterilmemesi halinde her uyuşmazlık kendi koşulları içerisinde değerlendirilecek.
Bu nedenle kredi kullanacak vatandaşların, sözleşmeyi imzalamadan önce faiz oranının yanı sıra vergi, fon, sigorta, tahsis ücreti ve diğer masraf kalemlerini de dikkatle incelemesi büyük önem taşıyor.
KREDİ SÖZLEŞMELERİNDE BU MADDEYE DİKKAT
Yargıtay’ın verdiği karar, kredi sözleşmelerindeki ayrıntıların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Tüketicilerin kredi kullanmadan önce yalnızca aylık taksit miktarına odaklanmaması, toplam geri ödeme tutarını ve ödeme planında yer alan tüm ek maliyetleri kontrol etmesi gerekiyor.
Özellikle BSMV’nin kim tarafından ödeneceğine ilişkin hükmün sözleşmede açık biçimde yer alıp almadığına bakılması öneriliyor.
Yargıtay’ın son kararıyla birlikte, sözleşmede açıkça kabul edilen BSMV tahsilatlarının tüketiciye iade edilmesi gerektiği yönündeki talepler bakımından yeni bir hukuki çerçeve oluşmuş oldu.