UzmanparaKüresel karbon yakalama kapasitesi 100 milyon ton eşiğine yaklaşıyor

Küresel karbon yakalama kapasitesi 100 milyon ton eşiğine yaklaşıyor

06.11.2026 - 11:03 | Son Güncellenme:

Dünya genelinde faaliyetteki ticari karbon yakalama ve depolama tesislerinin (CCS) yıllık karbondioksit yakalama kapasitesi 2026 itibarıyla 68 milyon tona ulaşırken, inşaat aşamasındaki projelerle bu kapasiteye 56 milyon tonluk ilave potansiyel bulunuyor.

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Küresel karbon yakalama kapasitesi 100 milyon ton eşiğine yaklaşıyor

İnşaat aşamasındaki projeler ise yıllık 56 milyon tonluk ilave karbondioksit yakalama kapasitesi sunuyor. Söz konusu projelerin devreye alınmasıyla faaliyetteki tesislerin toplam yıllık yakalama kapasitesinin 100 milyon tonu aşacağı öngörülüyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Raporda yer alan "Yer Altı Karbondioksit Depolama Londra Sicili" verilerine göre, 1996'dan bu yana karbon yakalama ve depolama teknolojileri aracılığıyla 400 milyon tondan fazla karbondioksit yakalanarak kalıcı olarak depolandı.

Faaliyetteki tesislerin kapasitesi sektörlere göre incelendiğinde, doğal gaz işleme ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sektörü yıllık 42 milyon tonla ilk sırada yer alıyor.

Geliştirme aşamasındaki projeler de dahil edildiğinde elektrik üretimi ve ısı sektörünün toplam potansiyel yakalama kapasitesi yıllık 160 milyon tona ulaşıyor. Raporda bu durumun, doğal gazla çalışan elektrik santrallerinde karbon yakalama ve depolama teknolojilerine yönelik taahhütlerin güçlenmesinden kaynaklandığı belirtiliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Proje portföyünde doğal gaz işleme ve LNG sektörü yıllık 111 milyon tonluk kapasiteyle öne çıkarken, hidrojen, amonyak ve gübre sektörü 103 milyon ton, çimento ve kireç sektörü ise 42 milyon tonluk kapasiteyle sıralamaya giriyor.

Haberin Devamı

Amerika kıtası kapasitede ilk sırada

Amerika kıtası, faaliyetteki tesislerin yıllık 48 milyon tonluk yakalama kapasitesiyle bölgeler arasında ilk sırada bulunuyor. Geliştirme aşamasındaki projelerin hayata geçirilmesi durumunda bölgenin toplam kapasitesinin 2030 ve sonrasında yıllık 282 milyon tona ulaşabileceği öngörülüyor.

Haberin Devamı

Avrupa'da 15 tesis faaliyette, 21 tesis ise inşaat aşamasında. Avrupa Birliği'nin Net Sıfır Sanayi Yasası kapsamındaki ilk ilerleme raporuna göre, bölgede yıllık karbondioksit enjeksiyon kapasitesinin 2030'a kadar 33 milyon tona ulaşması bekleniyor. Bu seviye, 2030 için belirlenen 50 milyon tonluk hedefin altında.

Haberin Devamı

Raporda, karbondioksit taşınmasını kolaylaştırmaya yönelik bölgesel işbirliklerine de yer veriliyor. Birleşik Krallık ile Belçika arasında karbondioksit taşınmasını kolaylaştırmaya yönelik anlaşma yapılırken, Finlandiya ile Norveç arasında Finlandiya'dan çıkan karbondioksitin Norveç'te kalıcı olarak depolanmasını kapsayan mutabakat zaptı imzalandı. Ayrıca Avrupa Birliği kapsamında 17 ortak ve karşılıklı çıkar projesi resmileştirildi.

Haberin Devamı

Orta Doğu'da CCS merkezleri geliştiriliyor

Orta Doğu ve Afrika bölgesinde 5 tesis faaliyette, 5 tesis inşaat, 7 tesis ileri geliştirme ve 12 tesis erken geliştirme aşamasında bulunuyor.

Rapora göre, Orta Doğu'daki hükümetler ve sanayi kuruluşları, büyük ölçekli karbon yakalama ve depolama merkezlerine, entegre karbondioksit taşıma ve depolama altyapısına ve LNG, hidrojen, amonyak, elektrik üretimi ile ağır sanayi sektörleriyle bağlantılı karbon yönetimi değer zincirlerine odaklanıyor.

Bölgedeki uygulamalar, az sayıda Körfez ülkesinde ve kısa vadede karbondioksit kullanımından ticari getiri sağlayabilen projelerde yoğunlaşıyor. Raporda, bu tür projelerin her zaman karbondioksitin kalıcı olarak depolanmasını önceliklendirmediği vurgulanıyor.

Bölgesel düzenleyici çerçeveler, taşıma ve depolama iş modelleri, finansman mekanizmaları ve depolama alanlarının doğrulanmasına yönelik süreçler ise geliştirilmeye devam ediyor.

Raporda ayrıca bölgedeki çatışmaların enerji güvenliği, enerji maliyetlerinin karşılanabilirliği ve kamu kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığı, bunun da bazı karbon yakalama ve depolama ile net sıfır emisyon yatırımlarını geciktirebileceği belirtildi.