29.10.2026 - 08:01 | Son Güncellenme:
HABER MERKEZİ Kiracı, belgenin kira sözleşmesiyle birlikte alındığını ve sonradan doldurulduğunu ileri sürdü. Ancak bu iddiaları destekleyen yazılı belge sunulamayınca tahliye kararı istinaftan da döndü. Avukat Gizem Gonce, milliyet.com.tr’ye yaptığı açıklamada davanın ayrıntılarını ve kararda öne çıkan gerekçeleri anlattı.
Ev sahibi ile kiracı arasında yaşanan tahliye uyuşmazlığında, imza sırasında tarih bölümlerinin boş olduğu ileri sürülen taahhütname belirleyici oldu. Kiracı, belgenin geçersiz olduğunu savunarak hakkında başlatılan icra takibine itiraz etti. Ev sahibinin açtığı dava sonucunda ise itirazın iptaline ve taşınmazın tahliyesine karar verildi.
Dosyayı değerlendiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi de kiracının istinaf başvurusunu esastan reddetti. Avukat Gizem Gonce’nin aktardığı kararda, tarihlerin sonradan doldurulmasının tek başına belgeyi geçersiz hale getirmediğine dikkat çekildi.
KİRA SÖZLEŞMESİYLE BAŞLAYAN SÜREÇ MAHKEMEYE TAŞINDI
Gonce’nin verdiği bilgilere göre taraflar arasında 11 Temmuz 2019 başlangıç tarihli, bir yıl süreli kira sözleşmesi imzalandı. Uyuşmazlığa konu tahliye taahhütnamesinde ise düzenleme tarihi 12 Ağustos 2022, taşınmazın boşaltılacağı tarih 12 Temmuz 2023 olarak yer aldı. Ev sahibi, kiracının bu belgeyle belirtilen tarihte taşınmazı tahliye etmeyi üstlendiğini, ancak yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürdü.
Taşınmazın boşaltılmaması üzerine 17 Temmuz 2023’te icra takibi başlatıldı. Tahliye emri kiracıya 28 Temmuz’da tebliğ edildi. Kiracı da 31 Temmuz’da takibe itiraz etti.
Ev sahibi, itirazın haksız olduğu gerekçesiyle mahkemeye başvurarak itirazın iptalini ve tahliye sürecinin devamını istedi.
KİRACI: TARİHLER BOŞKEN İMZALATILDI
Kiracının savunmasının merkezinde, tahliye taahhütnamesinin hangi koşullarda imzalandığı yer aldı. Gonce’nin aktardığına göre kiracı tarafı, belgenin kira sözleşmesiyle aynı anda, tarih bölümleri boş bırakılarak imzalatıldığını ileri sürdü. Taahhütnamenin üzerinde yazan düzenleme tarihinde ev sahibinin Yunanistan’da, kiracının ise Edirne’de olduğu da savunmada dile getirildi.
Kiracı tarafı ayrıca ev sahibinin kira bedelinde fahiş artış talep ettiğini, bu talebin kabul edilmemesi üzerine tahliye yoluna başvurulduğunu iddia etti. Belgenin geçerlilik koşullarını taşımadığı savunularak davanın reddi istendi.
İLK MAHKEMEDEN TAHLİYE KARARI ÇIKTI
Tarafların iddia ve savunmalarını inceleyen ilk derece mahkemesi, ev sahibinin açtığı davayı kabul etti.
Mahkeme, kiracının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve taşınmazın tahliyesine hükmetti. Kiracı tarafı bunun üzerine kararı istinafa taşıdı.
Dosya, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi tarafından incelendi. İncelemede hem tahliye taahhütnamesine ilişkin itirazlar hem de icra takibi ve dava bakımından yasal sürelere uyulup uyulmadığı ele alındı.
KARARDAKİ KRİTİK AYRINTI: SONRADAN DOLDURULMASI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Gonce’nin aktardığı kararda, tarih bölümleri boş bırakılarak imzalanan bir tahliye taahhütnamesinin sonradan tamamlanmasının tek başına geçersizlik nedeni olmadığı belirtildi.
Bu noktada, belgenin kiralananın tesliminden önce alındığı ve tarihlerin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğu yönündeki savunmanın kanıtlanması gerektiği vurgulandı.
Dosyada kiracı, tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesiyle aynı tarihte düzenlendiğini ve sonradan anlaşmaya aykırı şekilde tamamlandığını ileri sürdü. Ancak Gonce’nin açıklamasına göre mahkeme, bu iddiaları destekleyen yazılı bir belge sunulmadığını tespit etti.
Böylece uyuşmazlıkta yalnızca belgenin boş imzalandığı savunması değil, bu savunmanın hangi delillerle desteklendiği de belirleyici oldu.
TESLİM TARİHİ VE ÖZGÜR İRADE VURGUSU
Gonce, açıklamasında Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesi kapsamında değerlendirilen tahliye taahhüdünün koşullarına da değindi.
Aktarılan değerlendirmede, taahhüdün yazılı olması, kiralananın tesliminden sonra verilmesi ve taşınmazın belirli bir tarihte boşaltılmasının üstlenilmesi gerektiği belirtildi.
Kiralananın tesliminden önce veya ilk kira sözleşmesi kurulurken alınan tahliye taahhütleri bakımından kiracının özgür iradesi üzerinde duruldu. Bununla birlikte, incelenen dosyada belgenin bu koşullarda alındığına ilişkin savunmanın yazılı delille ortaya konulamadığı ifade edildi.
TAKİP VE İTİRAZ SÜRELERİ DE İNCELENDİ
İstinaf incelemesinde sürelere ilişkin işlemler de değerlendirildi.
Gonce’nin aktardığına göre tahliye için taahhüt edilen 12 Temmuz 2023 tarihinin ardından, 17 Temmuz’da başlatılan icra takibinin bir aylık yasal süre içinde olduğu belirlendi. Kiracının takibe itirazını süresinde yaptığı, ev sahibinin de itirazın iptali davasını yasal süre içinde açtığı tespit edildi.
Mahkeme, bu değerlendirmeler sonucunda ilk derece mahkemesinin itirazın iptaline ilişkin kararını usul ve yasaya uygun buldu.
İSTİNAF BAŞVURUSU ESASTAN REDDEDİLDİ
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararında sonucu etkileyen bir usul hatası bulunmadığı değerlendirmesinde bulundu. Delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının uygulanması bakımından kararı kaldırmayı gerektiren bir neden görülmedi.
Kiracının istinaf başvurusu esastan reddedilirken tahliyeye ilişkin karar korundu. Gonce, dosyanın özellikle boş imzalanan belgeler bakımından dikkat çekici olduğunu belirtti. Aktardığı kararda öne çıkan nokta, tarihlerin sonradan yazılmış olmasının tek başına yeterli görülmemesi ve anlaşmaya aykırı doldurma iddiasının somut olayda yazılı delille desteklenememesi oldu.