30.09.2026 - 07:09 | Son Güncellenme:
Sümeyye Tuncer
Yapay zekanın sunduğu imkanlar büyürken ülkelerin bu teknolojide ne kadar bağımsız olduğu, hangi altyapıları kurduğu ve nitelikli insan kaynağını nasıl geliştirdiği de giderek daha kritik hale geliyor. Türkiye de bu alanda son dönemde önemli adımlar atıyor. Bunlardan biri Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından kullanıma açılan milli yapay zeka platformu EVREN.
Prof. Dr. Şadi Evren Şeker’e göre Türkiye’nin kendi verisini kendi topraklarında işleyebilmesini sağlayan EVREN önemli bir kapı açıyor. Ancak Şeker, platformda bugün kullanılan modellerin büyük ölçüde dünyada geliştirilmiş açık modeller olduğuna dikkat çekerek gelinen noktayı şu benzetmeyle anlattı: “Özetle kütüphaneyi kurduk, raflara başkalarının kitaplarını dizdik. Sıradaki iş kendi kitabımızı yazmak.”
“DEEPSEEK’İ DÜNYAYA DUYURAN DEV BİR BÜTÇE DEĞİL BİR AVUÇ NİTELİKLİ MÜHENDİSTİ”
Türkiye’nin ChatGPT veya DeepSeek gibi dünya çapında bir yapay zeka modeli geliştirebilmesi için en kritik ihtiyacın insan kaynağı olduğunu vurgulayan Şeker, çipin satın alınabileceğini ve gerekli fiziksel altyapının kurulabileceğini ancak dünya çapında model geliştirecek insan kaynağının kısa sürede oluşturulamayacağına şu sözlerle dikkat çekti:
“Çipi satın alırsınız, binayı dikersiniz ama o makineleri dünya çapında bir modele dönüştürecek insanı yetiştirmek yıllar alır. Üstelik bu insanlar bizde var. Sadece pek çoğu şu an dünyanın başka yerlerinde çalışıyor. DeepSeek’i dünyaya duyuran dev bir bütçe değil, bir avuç nitelikli mühendisti.”
“YARIŞ ARTIK EN BÜYÜĞÜN DEĞİL EN VERİMLİNİN YARIŞI”
Yapay zekada yarışın yalnızca daha büyük modeller geliştirmekten ibaret olmadığını kaydeden Şeker, son dönemde piyasaya çıkan modellerin hız ve maliyet bakımından sağladığı gelişmelerin de bunu gösterdiğini söyledi.
Şeker, “Bu hafta çıkan yeni modeller de aynı şeyi söylüyor, yarış artık en büyüğün değil en verimlinin yarışı. Verimlilik ise nitelikten gelir.” değerlendirmesinde bulundu.
"DÜNYANIN DEVLERİ BUNU YAPAMAZ”
Türkiye için en büyük fırsatlardan birinin yerel ihtiyaçlara yönelik yapay zeka uygulamaları olduğunu ifade eden Şeker, her alanda küresel teknoloji şirketleriyle aynı ürünü geliştirmeye çalışmanın gerekli olmadığını söyledi.
Şeker, “ChatGPT’yi yeniden icat etmek zorunda değiliz ama Konya’daki buğday üreticisinin toprağını, Denizli’deki tekstilcinin siparişini, Kapadokya’daki pansiyoncunun misafirini, derdini ancak Türkçe anlatabilen yaşlı bir hastayı en iyi biz anlarız. Dünyanın devleri bunu yapamaz çünkü bu hikayeleri bilmezler. Türkiye’nin en hızlı kazanacağı yer tam burası.” diye konuştu.
Türkiye’nin yapay zekadaki mevcut durumunu “iyi bir kullanıcı, umut veren bir geliştirici” sözleriyle tanımlayan Şeker, “Kritik eşik, kullanan ülkeden üreten ülkeye geçmek. O eşiği donanım değil, insan aşacak.” dedi.
“TÜRKİYE BU ALANDA BÖLGESİNDE GÜÇLÜ VE DÜNYADA İDDİALI BİR KONUMDA”
Yapay zeka, uydu ve haberleşme teknolojilerinin gelişmesiyle siber güvenliğin öneminin daha da arttığına işaret eden Şeker, şöyle bir örnek üzerinden anlattı: “Evinizin kapısına en pahalı kilidi taktığınızı düşünün. Anahtarı paspasın altına bırakırsanız o kilidin hiçbir anlamı kalmaz. Siber güvenlik tam olarak böyle.” Şeker, Türkiye’nin bu alanda bölgesinde güçlü ve dünyada iddialı bir konumda bulunduğunu da bu ifadesine ekledi.
Savunma sanayisinden gelen bir disiplinin bulunduğunu, yeni Siber Güvenlik Kanunu’nun yürürlüğe girdiğini ve Türkiye’nin kendi haberleşme uydusunu üretip işleten az sayıdaki ülkeden biri olduğunu belirten Şeker, bunların küçümsenmemesi gerektiğini söyledi.
Bununla birlikte en önemli açığın yine insan kaynağında ortaya çıktığını vurgulayan Şeker, “Bu işi gerçekten iyi yapan uzman sayısı az ve iyileri her yerden teklif alıyor.” dedi.
“SAVAŞI DAHA ÇOK CİHAZI OLAN DEĞİL DAHA NİTELİKLİ EKİBİ OLAN KAZANIR”
Siber güvenlikte oyunun yapay zekayla değiştiğine dikkati çeken Şeker, yapay zekanın yalnızca savunmada değil saldırılarda da kullanılabildiğini belirtti.
Son dönemde geliştirilen modellerin siber kabiliyetlerinin hızla yükseldiğini ifade eden Şeker, “Bu hafta çıkan yeni bir modelin siber yetenekleri o kadar gelişti ki şirketi modele ek güvenlik kilitleri koymak zorunda kaldı. Böyle bir dünyada savaşı daha çok cihazı olan değil, daha nitelikli ekibi olan kazanır.” değerlendirmesini yaptı.
“YAPAY ZEKA İŞİNİZİ ALMAYACAK, ONU KULLANAN NİTELİKLİ BİRİ ALACAK”
Anthropic de 28 Eylül’de duyurduğu Claude Sonnet 5.5’in siber güvenlik yeteneklerindeki gelişme nedeniyle modele ek güvenlik önlemleri uygulandığını açıkladı.
Şeker, Türkiye açısından siber güvenlikte de önemli bir yerel pazar bulunduğuna dikkati çekerek, “Belediyelerimiz, hastanelerimiz, KOBİ’lerimiz kendi ölçeğine uygun, Türkçe çalışan, cebini yakmayan güvenlik çözümlerine ihtiyaç duyuyor. Bunu yurt dışından ithal etmek yerine kendi gençlerimizin kurduğu şirketler yapabilir.” dedi.
Şeker, “Güvenlik duvarı satın alınır ama güvenlik kültürü yetiştirilir” ifadesini kullanarak, bu alandaki önerisini de “Yerli altyapı, nitelikli insan, sürekli tatbikat” sözleriyle özetledi.
Yapay zekadaki gelişmelerin vatandaşın günlük yaşamına etkisinin önümüzdeki yıllarda çok daha görünür hale geleceğini belirten Şeker, “Önümüzdeki yıllarda milyonlarca insan işini yapay zekaya bırakacak. Tekrar eden, kurala dayalı işlerin büyük kısmını makineler yapacak ama aynı dönem, nitelikli insanlar için hayatımızda gördüğümüz en büyük fırsatları da getiriyor. Yapay zeka işinizi almayacak, onu kullanan nitelikli biri alacak.” diye konuştu.
“SES TAKLİDİ DOLANDIRICILIĞINA KARŞI BİR AİLE PAROLASI BELİRLEYİN”
Yapay zeka kullanım maliyetlerinin de hızla düştüğüne işaret eden Şeker, bu hafta çıkan yeni bir modelin aynı işi öncekine göre üçte bire yakın daha az masrafla yapabildiğini belirtti.
Yapay zekanın günlük hayata girmesinin yeni dolandırıcılık yöntemlerini de beraberinde getirdiğine dikkati çeken Şeker, vatandaşlara özellikle ses taklidi konusunda uyarıda bulundu.
“Dolandırıcılar da yapay zeka kullanıyor ve bir yakınınızın sesini taklit edebiliyorlar” diyen Şeker, ailelerin kendi aralarında sadece aile üyelerinin bildiği bir parola belirlemelerini önerdi.
Şeker, “Aile içinde sadece sizin bildiğiniz bir parola belirleyin. Dolandırıcı sesinizi taklit edebilir ama parolanızı bilemez.” dedi.
UZMAN İSİM KOBİLER KONUSUNDA UYARDI
TBMM’de yapay zeka çağında telif hukukuna ilişkin ihtiyaçları karşılamayı ve toplu hak yönetimi sistemi kurmayı amaçlayan kanun teklifi komisyondaki görüşme sürecinde bulunuyor. Teklifin niyetini doğru bulduğunu belirten Şeker, düzenlemenin uygulamadaki maliyetlerine ilişkin ise şu uyarıda bulundu: “Hem modeli eğitene hem de çıktıyı kullanana ayrı lisans yükü getirmek, yapay zekayı en verimli kullanacak girişimcilerimizi ve KOBİ’lerimizi oyunun dışına itebilir. Oysa yerel uygulamalardaki en büyük fırsat tam da onların elinde.” dedi.
Şeker, yapay zeka düzenlemelerinde dünya genelinde henüz kusursuz bir formül bulunamadığına işaret ederek, benzer tartışmaların ABD’de de sürdüğünü söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın teknoloji şirketlerinin üst yöneticileriyle yapacağı görüşmede yapay zekada inovasyonun sürdürülmesi ile denetim arasında kurulacak dengenin ele alınmasının planlanması da bu tartışmanın son örneklerinden biri oldu.
Yapay zekada küresel rekabetin giderek daha fazla model büyüklüğünden verimlilik, insan kaynağı ve uygulama kalitesine doğru kaydığını ifade eden Şeker, Türkiye için önceliğin de bu doğrultuda belirlenmesi gerektiğini söyledi.