06.09.2026 - 15:42 | Son Güncellenme:
HABER MERKEZİ- Altın piyasalarında son dönemde yaşanan sert dalgalanmalar yatırımcıların dikkatini yeniden değerli metallere çevirdi. Küresel rezervlerde yaşanan değişim, merkez bankalarının fiziki altına yönelmesi, FED'in faiz politikası, doların seyri ve dünyanın farklı bölgelerinde artan jeopolitik gerilimler, altının geleceğine ilişkin beklentileri yeniden şekillendiriyor. Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Ferman, CNN TÜRK canlı yayınında altın ve gümüşte yaşanan hareketleri değerlendirirken, özellikle yılın son çeyreği için altında yukarı yönlü beklentilerin devam ettiğine dikkat çekti.
ALTIN KÜRESEL REZERVLERDE TARİHİ EŞİĞİ AŞTI
Küresel piyasalarda altının konumu yeniden tartışılırken, merkez bankalarının alımları dikkat çekiyor. Altının, küresel rezervlerde ABD Hazine tahvillerini geride bırakarak tarihi bir eşiği aşması, değerli metalin yalnızca bireysel yatırımcılar açısından değil devletler açısından da yeniden stratejik bir konuma geldiğine işaret ediyor.
Prof. Dr. Murat Ferman, geride bırakılan dönemde dünyadaki jeopolitik gerginliklerin ve ekonomik gelişmelerin temposunun arttığını belirterek, bunun finansal varlık fiyatlarında daha sert hareketlere neden olduğunu söyledi. Ferman, önceki dönemde altın ve gümüşte dikkat çekici primler yaşandığını, ancak piyasaya gelen gelişmelerin ardından bu kazançların kısa süre içerisinde önemli ölçüde geri verildiğini hatırlattı.
Altın fiyatlarında son dönemde aşağı ve yukarı yönlü hareketlerin daha hızlı gerçekleştiğine dikkat çeken Ferman, yatırımcılar açısından dalgalanma riskinin arttığını vurguladı.
FED BEKLENTİSİ ALTININ YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRDİ
ABD'de açıklanan istihdam verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi, FED'in para politikasına ilişkin beklentileri yeniden gündeme taşıdı. Prof. Dr. Murat Ferman, piyasalarda genel kabul gören yaklaşımın, FED'in faiz artırımı ihtimalinin güçlenmesinin altın üzerinde baskı oluşturması yönünde olduğunu söyledi. Ferman, güçlü doların da altının yükselişini sınırlayan önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çekerek, son dönemde altında yeniden aşağı yönlü baskı oluştuğunu ifade etti.
Türkiye piyasalarında da bu etkinin görüldüğünü belirten Ferman, ancak ABD Başkanı Donald Trump ve Hazine Bakanı'nın açıklamalarının piyasalardaki beklentileri yeniden değiştirmeye çalıştığını dile getirdi. Trump'ın FED'in faiz indirimi seçeneğini düşünmesi gerektiğine yönelik mesajlarının, faiz artırımı ihtimalinin güçlendiği bir ortamda önemli olduğunu belirten Ferman, bu açıklamaların en azından faiz artışlarının önünü kesmeye yönelik bir hamle olarak değerlendirildiğini aktardı.
TRUMP'TAN FAİZ MESAJI, PETROL İÇİN 40 DOLAR BEKLENTİSİ
Ferman'ın dikkat çektiği bir diğer başlık ise ABD Hazine Bakanı'nın petrol fiyatlarına ilişkin değerlendirmesi oldu. Hazine Bakanı'nın, barışın sağlanması ve yeni kaynakların devreye girmesiyle petrol fiyatlarının 40 dolar seviyelerine kadar gerileyebileceği yönündeki açıklamasını hatırlatan Ferman, ABD'nin artık en büyük tedarikçilerden biri olduğuna yönelik değerlendirmelerin de piyasalar açısından önemli olduğunu söyledi.
Bu gelişmelerin özellikle seçimler öncesinde yukarı yönlü faiz hareketlerinin önünü kesmeye yönelik adımları hatırlattığını belirten Ferman, ABD'nin daha önce tahvil alım finansmanını artırarak FED'in doğrudan yapmadığı faiz indirimi etkisini dolaylı olarak oluşturmaya çalıştığını ancak piyasaların buna tepki verdiğini ifade etti.
ALTIN VE PETROLÜN SAVAŞLA DEĞİŞEN İLİŞKİSİ
Altın ve petrol arasındaki ilişki de son dönemde savaşlar ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle daha fazla öne çıktı. Savaşın başlamasıyla birlikte altının yükselmesinin beklendiğini ancak petrodolar sistemi nedeniyle fiyatların beklenenin aksine aşağı yönlü hareket ettiği dönemler yaşandığını belirten değerlendirmelerde, doların gelecekteki seyri altının yönü açısından yeniden kritik bir unsur olarak öne çıktı. Prof. Dr. Murat Ferman, son dönemde özellikle dolarla ilgili tartışmaların ve değerlendirmelerin dozunun arttığını söyledi.
ALTIN FİYATLARINDA YENİ YÜKSELİŞ BAŞLAYACAK MI?
Altının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde yılın son çeyreği için yukarı yönlü beklentilerin devam ettiğini belirten Prof. Dr. Murat Ferman, bu konuda önemli bir tereddüt bulunmadığını söyledi. Ancak yatırımcıların son dönemde yaşanan sert dalgalanmalara karşı dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Ferman, fiyat hareketlerinin hem hızlandığını hem de hareket aralıklarının genişlediğini ifade etti.
Ferman, altın fiyatlarında kısa süre içerisinde 100 ila 150 dolar civarında iniş ve çıkışların yaşanabildiğine dikkat çekerek, bu tablonun ihtiyatlı davranmanın önemini ortaya koyduğunu söyledi.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE KÖRFEZ'DEKİ GERİLİMLER ETKİLİ
Altın piyasasının geleceğinde jeopolitik gelişmelerin belirleyici olmaya devam ettiğini belirten Ferman, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili ateşkes veya çözüm çalışmalarının sürdüğünü hatırlattı. Buna karşılık Körfez'de çatışmaların temposunun yeniden arttığına dikkat çeken Ferman, piyasaların birbirleriyle çelişen haber akışlarıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Jeopolitik belirsizliklerin artması, güvenli liman olarak görülen altına yönelik ilgiyi doğrudan etkileyen başlıklar arasında yer alıyor.
G20'DE ORTAK BİLDİRİ ÇIKMADI: ÇİN İÇİN '2.0 ŞOKU' UYARISI
Prof. Dr. Murat Ferman, küresel ekonomide Çin'in etkisine ilişkin değerlendirmelere de dikkat çekti. G20 zirvesinde Çin'in muhalefeti nedeniyle ortak sonuç bildirgesi yayınlanamadığını hatırlatan Ferman, Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere birçok ülkenin Çin'in yeni bir ekonomik şok dönemine geçtiğini ve dünyanın buna hazırlanması gerektiğini dile getirdiğini aktardı. Ferman, 2007 yılından sonra başlayan Çin şokunun bol ve ucuz üretim üzerinden geliştiğini, zaman içerisinde Çin'in fason üretimden uzaklaşarak yenilikçi teknolojilere ve marka oluşturmaya yöneldiğini söyledi.
2018 ve pandemi sonrasında ise Çin'in özellikle otomotiv sektöründe ABD ve Avrupa üzerinde büyük baskı oluşturduğunu belirten Ferman, Avrupa Birliği'nin Çin ile ticarette yaşadığı açıkların ve Türkiye'nin dış ticaret dengesindeki görünümün dikkat çekici olduğunu ifade etti. Türkiye'nin 1 dolar ihracatına karşılık Çin'den 12 dolar ithalat yaptığına dikkat çeken Ferman, Çin'in yeni dönemde jeopolitik gerginlikler içerisinde etkisini artıracak yeni açılımlar yapmaya hazırlandığı yönünde değerlendirmeler bulunduğunu söyledi. Bu gelişmelerin ticaret savaşlarının yeniden hızlanıp hızlanmayacağı sorusunu da beraberinde getirdiğini belirtti.
FİZİKİ ALTIN YENİDEN MERKEZ BANKALARININ GÜNDEMİNDE
Jeopolitik gerilimlerin artmasıyla birlikte ülkelerin fiziki altın rezervlerine yönelik hamleleri de dikkat çekiyor. Ferman, Hollanda'nın Kanada ve ABD'deki fiziki altın varlıklarının üçte birini Londra borsasına geri çektiğini ve yapılan açıklamada artan jeopolitik gerginliklere dikkat çekildiğini söyledi. Bu gelişmenin, devletlerin ve merkez bankalarının altına yönelik yaklaşımının değiştiğini gösteren önemli örneklerden biri olduğunu belirten Ferman, fiziki altının yeniden stratejik bir varlık olarak görülmesinin piyasalar açısından önemli bir sinyal olduğunu ifade etti.
'MERKEZ BANKALARI ALTINA DÖNÜYOR'
Prof. Dr. Murat Ferman, günümüzde dolar dahil olmak üzere birçok para biriminin itibari para niteliğinde olduğuna dikkat çekti. Bu para birimlerinin altın karşılığı olmadan değerini koruduğunu belirten Ferman, parayı basan ve para sisteminin merkezinde bulunan kurumların fiziki altına yönelmesinin yatırımcılar açısından doğal olarak dikkat çekici olduğunu söyledi.
Ferman, merkez bankalarının altına yönelmesinin vatandaşlar ve kurumlar açısından da önemli bir mesaj olarak algılandığını belirterek, fiziki altına dönüşün arkasındaki en önemli nedenlerden birinin para sistemine ilişkin bu tartışmalar olduğunu ifade etti.
ORTA VADELİ PROGRAM'DA ENFLASYON MESAJI
Prof. Dr. Murat Ferman, Türkiye'nin yeni Orta Vadeli Programı'nı da değerlendirdi. Orta Vadeli Program güncellemelerinde enflasyon beklentileri konusunda beklenen iyileşmenin görülmediğini belirten Ferman, bu durumun vatandaşların enflasyona karşı altın üzerinden korunma mekanizmasını sürdürmesine neden olabileceğini söyledi.
Yakın vadede vatandaşların değerli metallere yönelik alışkanlığından vazgeçmesini sağlayacak güçlü bir gelişme görülmediğini ifade eden Ferman, altının enflasyona karşı korunma aracı olarak önemini koruyabileceğine dikkat çekti.
YENİ PROGRAM BÜYÜMEYE AĞIRLIK VERİYOR
Yeni Orta Vadeli Program'ın büyümeye daha fazla ağırlık verdiğini belirten Ferman, enflasyon konusunda ise daha dengeli ve ılımlı bir yaklaşımın öne çıktığını söyledi. Programda özellikle üretim ve sanayi eksenli büyüme anlayışının dikkat çektiğini ifade eden Ferman, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın "Gerçek kahramanlar üretenlerdir" sözünü hatırlattı. Önümüzdeki dönemde imalat ve sanayi eksenli büyümenin, ihracatta rekabetçi avantaj sağlamanın ve yeni ekonomik formüllerin öne çıkacağını belirtti.
SAVUNMA SANAYİİNE YÜZDE 230'A YAKIN BÜTÇE ARTIŞI
Ferman, yeni dönemde savunma sanayiine yüzde 230'a yakın bütçe artışı yapılmasının planlandığını belirtti. Sosyal konut, madencilik ve diğer stratejik alanlarda da yeni kaynak tahsislerinin öne çıktığını ifade eden Ferman, Orta Vadeli Program'ın ihtiyatlı bir iyimserlik taşıdığını söyledi. Ancak küresel ölçekte sıkışan ve gerilen jeopolitik ortamın, belirsizliklerin ve ticaret savaşları ihtimalinin programdaki tahminler ve revizyonlar üzerinde etkili olmayı sürdüreceğine dikkat çekti.
'TÜRKİYE MERKEZ ÜLKE İDDİASINI SÜRDÜRÜYOR'
Prof. Dr. Murat Ferman, Orta Vadeli Program'ın dünyada artan belirsizliklerin gölgesinde hazırlandığını belirterek, Türkiye'nin buna rağmen merkez ülke olma iddiasını sürdürdüğünü ifade etti. Küresel jeopolitik gerilimler, FED'in faiz politikası, doların seyri, petrol fiyatları ve merkez bankalarının altın alımlarının önümüzdeki dönemde altın fiyatları üzerinde etkili olmaya devam etmesi beklenirken, yatırımcılar için en kritik başlıklardan biri de bu dalgalı dönemde altının yeniden güçlü bir yükseliş sürecine girip girmeyeceği olacak.