28.09.2026 - 10:05 | Son Güncellenme:
Sanayi ve teknoloji gündemini CNN Türk'te değerlendiren Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın konuşmasından dikkat çeken başlıklar:
TÜRKİYE'NİN AYA YOLCULUĞU NE ZAMAN?
Son dönemde Türkiye gerçekten ileri teknoloji başlıklarında savunma sanayi, havacılık ve uzay teknolojileri gibi alanlarda muazzam bir gelişme kaydediyor. Bu gelişmenin arka planında 2000 yılların başından itibaren Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kurulan güçlü altyapı var. Aslında uzay çalışmaları Türkiye için bundan yaklaşık 40 yıl öncesinde hayalleri kurulan işler. 1980'li yılların ortasında merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal Türkiye'nin gelecekte uyduları olacağı öngörüsüyle bu uyduların yörünge haklarını teminat altına almaya dönük uluslararası anlaşmalar yapmakta ve eş zamanlı olarak da bu uyduların gelecekte Türk mühendisler tarafından geliştirilmesine yönelik hazırlıkları talimatlandırmaktaydı.
1980'lerin ortasında ilk araştırma altyapısı bu alanda Orta Doğu Teknik Üniversitesi kampüsünde kurulmuştu. Fakat maalesef Türkiye o dönemi, özellikle 1990'lı yılları siyasi ve iktisadi istikrarsızlıklarla harcadı, heba etti. Yani o dönemi Türkiye iyi değerlendiremedi. O dönem dünyada bilgisayar devriminin, internet devriminin gerçekleştiği dönem. Türkiye maalesef kendi içindeki sıkıntılarla bir atılım gösterememişti. Fakat 2000 yıllardan itibaren Sayın Cumhurbaşkanımızın gerçekten bu alanı önceliklendiren iradesi sayesinde Türkiye pek çok alanda olduğu gibi uzay teknolojilerinde de yeni bir yolculuk başlattı ve BİLSAT, RASAT, GÖKTÜRK ve İMECE uydularıyla görüntüleme uydularında Türkiye kendi imkan ve kabiliyetlerini geliştirdi. Malumunuz uzaydan bahsettiğimizde aslında yeryüzünde kullanılan pek çok teknolojik sistemin omurgasından söz ediyoruz.
"KENDİ UYDUSUNU ÜRETEN 11 ÜLKEDEN BİRİYİZ"
Yeryüzünü gözlemlemeye dönük uydular, haberleşmeye dönük uydu altyapıları. Şimdi artık internet hizmeti sağlamaya dönük binlerce uydudan oluşan uydu takımları. Bütün bunlar aslında uzayın ekonomik değerini de artırıyor. Tabii o görüntüleme uyduları sürecinde Türkiye hem altyapılarını inşa etti. Yani bir uyduyu geliştirebilecek, üretebilecek, tüm yeryüzü testlerini kendi imkanlarıyla tamamlayabilecek bir altyapı inşası gerçekleşmiş oldu. Hem de bu uyduların bileşenleri konusunda da yerlilik oranı her projede bir öncekinden daha ileri seviyeye çıktı.
Yani biz İmece uydumuzdan bahsettiğimizde 600 kilometrede görev yapan yaklaşık 600 kilogramlık ve metre altı çözünürlükle görüntü almayı sağlayan bir uydudan bahsediyoruz. Bu uydunun en kritik bileşeni aslında elektrooptik kamerasıdır. Onu da yerli ve milli olarak geliştirdik, ürettik ve İmece sonrasında bir başka dost ülkeye de ihracat gerçekleştirdik. Tabii eş zamanlı olarak haberleşme uydularında da bir atılım gerçekleştirdik. Türksat 6A ile birlikte Türkiye kendi haberleşme uydusunu üreten 11 ülkeden biri haline geldi.
"TÜRKSAT 6A, TÜRKİYE'NİN BUGÜNE KADAR ÜRETMİŞ OLDUĞU EN YÜKSEK DEĞERE SAHİP TEKNOLOJİK ÜRÜNÜDÜR"
Türksat 6A, İMECE'den daha sofistike bir sistem. Daha karmaşık bir teknolojik sistemden bahsediyoruz. Bu defa 4.250 kilogramlık bir üründen bahsediyoruz. 36 bin kilometre yer sabit yörüngede görev yapan bir haberleşme uydusundan söz ediyoruz. Türkiye'nin de bugüne kadar üretmiş olduğu en yüksek değere sahip teknolojik üründen bahsediyoruz. Yani bir yer sabit yörüngedeki haberleşme uydusunun kıymeti yaklaşık 250 milyon dolardır. Dolayısıyla Türksat 6A da yine çok yüksek bir yerlilik oranıyla, yüzde 80'in üzerinde bir yerlilik oranıyla geliştirildi, üretildi. Milli Uzay Programı kapsamında pek çok kritik hedefimiz var. Bunlardan biri Ay misyonu, Ay görevi. İnşallah şimdi bunu hazırlıyoruz. Ne yaptık? TÜBİTAK Uzay ve diğer paydaşlarımızla, az önce sözün başında 80'li yıllarda ODTÜ yerleşkesinde kurulmuş bir altyapıdan bahsetmiştim. Şimdi orası TÜBİTAK Uzay Araştırma Merkezi olarak faaliyet gösteriyor.
"2027'NİN İLK AYLARINDA FIRLATMAYI HEDEFLİYORUZ"
TÜBİTAK Uzay ve paydaşları bu alanda Türkiye'nin kendi imkan ve kabiliyetleriyle geliştirdiği, ürettiği bir ay uzay aracını Ay'a eriştirmek için çok gayretli bir çalışmayı tamamladılar. Uzay aracının üretimi tamamlandı. Geçtiğimiz hafta uzay aracının tüm test çalışmalarının tamamlanması için de TUSAŞ bünyesindeki Uydu Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi'ne sevk edildi. Artık son aşamadayız. 2027 yılının ilk aylarında fırlatma hedefliyoruz. Tabii bu fırlatma penceresi biraz uzun bir pencere olarak başlıyor ve tarih yaklaştıkça bu pencere daralıyor. Tabii meteorolojik koşullar, pek çok konuda takip ediliyor. Hedefimiz bizim 2027'nin ilk aylarında inşallah bu fırlatmayı gerçekleştirmek.
"AYA ARAÇ GÖNDEREN 9 ÜLKEDEN BİRİ OLACAĞIZ"
Yüzde 80 üzerinde, yüzde 87 yerlilik oranıyla bu ay aracı üretilmiş oldu. Tüm yazılımları yerli. Yani yazılımın yüzde yüzü yerli. Donanımlarında pek çok kritik bileşeni yerli olarak geliştirildi. Isıl bileşenler, kontrol bileşenleri, kontrol sistemleri, yapısallar. Toplamda yüzde 87'lik bir yerlilik oranı bize eriştirmiş oldu. Tabii bunu başardığında Türkiye Ay'a uzay aracı gönderebilen dokuz ülkeden biri haline gelecek. Bu bizim için önemli bir hedef. İlk Müslüman ülke olacağız Ay'a kendi uzay aracımızı göndererek, üreterek.
Bunu yapan sekiz ülke var, bir dokuzuncu olacağız. Aslında Avrupa uzay ajansı olarak bugüne dek ay misyonlarını gerçekleştirdi. Yani onları topluca bir ülke gibi görmek gerekir. Onun dışında da genellikle bu çalışmalarda daha önde olan Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin gibi ülkeler var.
"ÇOK SAYIDA UYDU ARTIK UZAYA GÖNDERİLİR HALE GELDİ"
Artık neredeyse her gün bir fırlatma gerçekleşiyor. Geçen sene 2025 yılında 325 fırlatma gerçekleşti. Sadece bir önceki yıldan geçen yıla kadar yüzde 25'lik bir artış var fırlatma sayılarında. Bununla beraber son dönemde Ay'a yönelik de ilgi çoğalıyor. Çünkü bu alanda da bir takım yeni keşifler bu alanın ekonomik değerini ve stratejik etkisini artırıyor. Nedir bu? 2009 yılında malumumuz Ay yüzeyinde su buzları keşfedildi. Bu muazzam bir keşif. Çünkü bu insanoğlunun uzayla ilgili planlarında büyük fırsatlar oluşturabilir. Eğer Ay'daki su buzlarından yararlanılabilir ve onlardan elektroliz yoluyla hidrojen elde edilebilir ve roket yakıtları üretilebilirse Ay insanoğlu için derin uzay yolculuklarında bir ara istasyona dönüşebilir. Böyle bir imkan penceresi açıldı, fırsat penceresi açıldı artık insanoğlunun. Yine Ay'da helyum 3 elementi var.
"2027'DE AYA SERT İNİŞ YAPACAĞIZ"
Dünyada da şu anda son dönemde pek çok ülke ve uzay ajansı Ay'a yönelik yeni programlar başlatıyor. Şimdi biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye Uzay Ajansı'nı kurduğu dönemde ilan ettiği Milli Uzay Programı çerçevesinde bu hedefi ortaya koymuştuk. Şimdi de gerçeğe dönüştürüyoruz. Bazen şunu işitiyorum, takip ediyorum. 2023 için bu hedef konulmuştu. Niçin 2023'te gerçekleşmedi deniliyor. Aslında Ay'a sert iniş yapma hedefini biz bilim insanlarımızla, mühendislerimizle yürüttüğümüz çalışmalarla daha ileri bir seviyeye taşıyarak 2027'de gerçekleştireceğiz.
Yeryüzünden bir fırlatma gerçekleştireceğiz. Dünya yörüngesinde büyüyen çapta eliptik yörüngede hareket edecek uzay aracımız. Daha sonra Ay transfer yörüngesine geçecek ve nihayetinde Ay yörüngesinde Ay'a 100 kilometre kala tıpkı bir uydu gibi Ay'ın etrafında dönmeye başlayacak. Yani doğrudan Ay'a erişmeyeceğiz. Önce Ay'ın etrafında dönen bir uydu vazifesi göreceğiz. Ve bu sürecin üç ay ila bir buçuk yıl sürmesini hedefliyoruz. Operasyondaki süreçle beraber aslında nihai takvim netleşmiş olacak ama hedefimiz mümkün olan en uzun sürede Ay'ın etrafında bir uydu olarak görev yapan bir uzay aracını değerlendirebilmek, opere edebilmek.
AYDAN BİLİMSEL VERİ TOPLANACAK
Bu niye önemli? Ay'la ilgili veri toplayabilmemiz için önemli. Güneş rüzgarlarının Ay yüzeyine etkisi, Ay'ın manyetizması gibi konularda, Ay'da su oluşumu gibi konularda bilimsel veri toplayabilmemiz için Ay'ın etrafında bu uydunun görev yapması çok kıymetli olacak. Ve nihayetinde de Ay'a erişeceğiz ve bayrağında hilali taşıyan bir ülke o bayrağı taşıyan uzay aracıyla Ay'a erişmiş olacak. Tabii burada bir takım teknolojik kazanımlar da kıymetli.
YERLİ HİBRİT ROKETLER ATEŞLENECEK
Türkiye hibrit roket teknolojilerinde son dönemde bir kabiliyet geliştirdi. Bu teknoloji alternatifleriyle kıyaslandığında hem daha güvenli hem daha maliyet etkin bir teknoloji. Dolayısıyla kendi hibrit roket motorlarımızı bu operasyonda ateşleyeceğiz. Ay'a iniş manevraları yaparken bizim hibrit roket sistemlerimiz kullanılacak ve bu teknoloji derin uzayda ilk kez kullanılmış olacak ve eğer biz bu teknolojide hedeflerimize erişebilirsek bu teknolojiyi ilerleyen dönemde bu uzayda transfer operasyonlarında yaygın şekilde kullanmayı hedefleyeceğiz.
Bu teknoloji roket teknolojileri katı yakıtlı roketler, sıvı yakıtlı roketler diye ikiye ayrılır. Sıvı yakıtlı roketlerin kontrol edilebilirlik avantajı var. Katı yakıtlı roketler ise daha kararlı sistemler. Hibrit roket teknolojisi hem katı yakıtlı roketlerin kararlı özelliğini taşırken hem de sıvı yakıtlı roketlerin kontrol edilebilirlik özelliklerini taşıyor. Dolayısıyla onlardan daha ucuza ama her ikisinin avantajlarını da barındıran bir sistemden bahsediyoruz. Biz Ay'a yaklaşırken bu roketlerimizi kullanarak ateşleme yapacağız ve böylelikle uzay aracının kontrolünü kendi roket teknolojimizle gerçekleştirmiş olacağız. Yerli. Bu yerli teknoloji. Tabii bunun yanında yörünge transfer operasyon kabiliyeti aslında bu misyonun en önemli parçalarından biri. Biz bunu Türksat 6A projesinde ilk kez deneyimlemiştik. Orada da hatırlarsanız uydumuzu önce bir adrese gönderdik, daha sonra o adresten bir başka adrese transfer ettik ve o transfer operasyonunu kendi mühendislerimizin yapması bizi bu anlamda cesaretlendirdi. Tabii bu çok büyük bir hedeftir.
SOMALİ'DE UZAY LİMANI KURULUYOR
Türkiye'nin Ay'a erişmesi, derin uzay projesi hayata geçirmesi önemli bir hedef ama Milli Uzay Programımız bunun yanında başka pek çok kritik hedefi de barındırıyor. Malumunuz şu anda Somali'de bir uzay limanı inşa ediyoruz ve bu uzay limanıyla birlikte hem Türkiye'nin uzaya bağımsız erişimini sağlamayı amaçlıyoruz hem de dünyada büyüyen uzay pazarından daha fazla pay almayı hedefliyoruz. Geçtiğimiz yıl uzay ekonomisine dünyada 600 milyar dolar kaynak ayrıldı. Bu muazzam bir bütçe ve her yıl bu bütçenin hızla yükselmesi öngörülüyor. Yakın zamanda bir trilyon dolara erişmesi bekleniyor.
Türkiye'nin bu imkan ve kabiliyetleri, kendi uydularını geliştiren, kendi uzay araçlarını üretebilen, kendi fırlatma sistemlerini geliştiren, kendi uzay limanını kuran ve değerlendiren bir ülke olması aslında küresel uzay ekonomisinden gelecek on yıllarda çok önemli bir pay almasına vesile olacak. Az önce söyledim artık günde bir fırlatma yapılıyor ve uzay limanlarında fırlatma yapılacak zaman dilimi konusunda büyük bir sıkışıklık oluştu. İşte biz Somali'deki uzay limanımızdan hem kendimize millet olarak uzaya bağımsız erişimini temin edeceğiz hem de dünyaya hizmet sunacağız.
EKVATOR AVANTAJI MALİYETİ DÜŞÜRECEK
Neden Somali? Uzay fırlatmalarında pek çok unsur dikkate alınarak uzay limanlarının kuruluş adresleri tayin ediliyor. Birincisi güvenlik meselesi önemli. Yani fırlatma yaptıktan sonra malumunuz roket parçalarının tekrar yeryüzüne yönlendirilmesi gerekecek ve burada yoğun yerleşim bölgesi olmaması, yoğun hava trafiğinin, yoğun deniz trafiğinin bulunduğu bir bölge olmaması önemli bir tercih sebebi. Bu yönleriyle Somali avantajlı bir nokta ama çok daha önemlisi Somali'nin ekvatora çok yakın olması.
Niçin bu önemli? Çünkü fırlatmalarda ekvatora yakın bölgelerde dünyanın dönüş hızı daha yüksek olduğu için bu dönüş hızından da aslında yararlanmış oluyorsunuz ve böylelikle daha az yakıtla aynı yükü uzaya gönderme imkanınız var. Yani daha uygun fiyatlarla daha maliyet etkin şekilde bu fırlatma operasyonlarını yapmanız mümkün oluyor. Dolayısıyla her yıl binlerce uydunun uzaya fırlatılacağı, onlarca internet ağının uydular aracılığıyla yakın yörüngede oluşturulduğu bu dönemde Türkiye olarak Somali'de kurduğumuz uzay limanı önümüzdeki on yıllar içerisinde muhtemelen uzay fırlatmalarında en önemli adres haline gelecek.
Bizim coğrafyamız bunun için uygun değil. Yani kendi coğrafyamız bunun için uygun değil. O nedenle Somali'yi seçtik. Somali hükümetiyle bu yerin Türkiye'ye tahsisiyle ilgili bir anlaşma yaptık ve bu anlaşma çerçevesinde de Türkiye'ye ait bir uzay limanını Somali'de inşa ediyoruz.