UzmanparaSüresiz nafakada kritik karar! Mevcut davalar ne olacak? İşte cevabı...

Süresiz nafakada kritik karar! Mevcut davalar ne olacak? İşte cevabı...

03.10.2026 - 07:33 | Son Güncellenme:

Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin iptal kararı, nafaka alan ve ödeyen kişiler açısından birçok soruyu beraberinde getirdi. Kararın nafakayı tamamen kaldırmadığını belirten Avukat Gizem Gonce, iptal edilen “süresiz olarak” ifadesinin kapsamını, mevcut dosyaların durumunu ve yeni düzenlemede öne çıkacak konuları anlattı.

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Süresiz nafakada kritik karar Mevcut davalar ne olacak İşte cevabı...

Milliyet.com.tr/ Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmesi, boşanma sonrası nafaka yükümlülüklerinin nasıl uygulanacağı sorusunu gündeme taşıdı. Kararın kapsamı açısından en önemli ayrım ise yoksulluk nafakasının bütünüyle kaldırılması ile nafakanın süresine ilişkin düzenlemenin iptal edilmesi arasında bulunuyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Milliyet.com.tr’ye açıklamalarda bulunan Avukat Gizem Gonce, kararın mevcut nafaka ödemelerini kendiliğinden sona erdirmediğini belirtti. Gonce’nin aktardığına göre AYM, bütün dosyalar için geçerli olacak belirli bir nafaka süresi de ortaya koymadı. Kararda, boşanma sonrasında ekonomik korunmaya ihtiyaç duyan eş ile ödeme yükümlülüğü bulunan eşin hakları arasında adil bir denge kurulması üzerinde duruldu.

KARARIN ARKASINDA BİR BOŞANMA DAVASI VAR

Gonce, AYM’nin bu kararı bir kişinin temel haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı bireysel başvuru üzerine vermediğini açıkladı. Süreç, Antalya 12. Aile Mahkemesi’nde görülmekte olan bir boşanma davasında uygulanacak kanun hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu değerlendirmesiyle başladı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Aile mahkemesi, söz konusu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Böylece AYM’nin incelemesi, bireysel bir hak ihlali iddiasından ziyade kanun hükmünün Anayasa’ya uygun olup olmadığına yönelik bir norm denetimi kapsamında gerçekleştirildi.

Haberin Devamı

NAFAKA TAMAMEN KALDIRILMADI: YALNIZCA İKİ KELİME İPTAL EDİLDİ

Haberin Devamı

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında “süresiz olarak” nafaka isteyebileceği düzenleniyordu. Maddenin ikinci fıkrasında ise nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağı belirtiliyordu.

Gonce’nin açıklamasına göre AYM, maddenin tamamını veya yoksulluk nafakası kurumunu iptal etmedi. İptal kararı yalnızca birinci fıkradaki “süresiz olarak” ibaresini kapsıyor. Bu nedenle nafakaya hak kazanma koşulları ile ödemenin ne kadar süre devam edeceği ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda.

Haberin Devamı

NAFAKA İSTEMENİN TEMEL ŞARTLARI DEVAM EDİYOR

Yoksulluk nafakasında, talepte bulunan eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmesi ve boşanmada diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması önem taşıyor. Diğer eşin mali gücü ile nafaka isteyen kişinin bu yönde talepte bulunması da değerlendirmede dikkate alınan temel koşullar arasında yer alıyor.

Yoksulluk değerlendirmesi ise yalnızca kişinin hiç gelirinin bulunup bulunmadığına bakılarak yapılmıyor. Gonce, Yargıtay uygulamasında barınma, beslenme, sağlık ve ulaşım gibi zorunlu ihtiyaçların karşılanabilmesine yönelik ekonomik imkânların ele alındığını belirtti. İptal kararı, bu temel koşulları ortadan kaldırmış değil.

Haberin Devamı

AYM’NİN GEREKÇESİNDE HUKUKİ BELİRLİLİK ÖNE ÇIKIYOR

Kararın gerekçesinde, nafakanın mutlaka belirli bir süreyle sınırlandırılması düşüncesinden daha geniş bir değerlendirme bulunuyor. Gonce’nin aktardığına göre AYM, kişilerin tabi oldukları kuralları ve bu kuralların doğuracağı sonuçları makul ölçüde öngörebilmesini sağlayan hukuki belirlilik ilkesini ele aldı.

Mahkeme, kanundaki ifadenin süresiz nafakaya imkân tanıdığını ancak her olayda mutlaka süresiz nafakaya hükmedilmesini açıkça emretmediğini değerlendirdi. Buna karşılık yerleşik uygulamada, hâkimin nafakanın süresini belirleme konusunda takdir yetkisinin bulunmadığı yönünde bir yorumun benimsendiğine dikkat çekildi. Süre konusunda açık ölçütlerin bulunmaması, kararın hukuki gerekçelerinden birini oluşturdu.

Haberin Devamı

NAFAKA ALANIN DA ÖDEYENİN DE HAKLARI GÖZETİLECEK

AYM’nin değerlendirmesinde, boşanma sonrasında yoksulluğa düşen eşin korunması kadar nafaka ödeyen kişinin hakları da ele alındı. Anayasa’nın 5. ve 17. maddeleri çerçevesinde, her iki tarafın maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının gözetilmesi gerektiği üzerinde duruldu.

Nafaka alacaklısı açısından temel ihtiyaçların karşılanabilmesi ve boşanma sonrasında ekonomik korunmanın sağlanması önem taşıyor. Nafaka yükümlüsü açısından ise ödemenin ekonomik ve sosyal hayatında ölçüsüz bir külfete dönüşmemesi gerekiyor. Gonce, kararın nafaka alan kişinin korunmasını gereksiz gördüğü anlamına gelmediğini; korumanın koşulları ve süresinin iki tarafın haklarını gözeten bir çerçevede düzenlenmesini konu aldığını ifade etti.

EVLİLİK SÜRESİ, YAŞ VE ÇALIŞMA İMKÂNI NEDEN ÖNEMLİ?

Nafakanın süresinin değerlendirilmesinde evliliğin ne kadar sürdüğü, eşlerin yaşı ve sağlık durumu gibi kişisel koşullar öne çıkıyor. Eğitim ve mesleki durum, ekonomik ve sosyal şartlar, nafaka alacaklısının kendi imkânlarıyla geçimini sağlayabilme kapasitesi ile ödeme süresinin yükümlünün boşanma sonrasındaki hayatına etkisi de bu kapsamda ele alınabilecek unsurlar arasında bulunuyor.

Haberin Devamı

Uzun yıllar evlilik nedeniyle çalışma hayatından uzak kalmış ve yeniden iş bulma imkânı sınırlı olan bir eş ile mesleki deneyimi ve gelir elde etme olanağı bulunan bir eşin koşulları aynı olmayabiliyor. Ancak bu farklılıklar, belirli bir evlilik süresine karşılık otomatik olarak belirli bir nafaka süresi uygulanacağı anlamına gelmiyor. Gonce, AYM’nin beş yıl, on yıl veya başka bir sabit süre belirlemediğini vurguladı.

ÖMÜR BOYU NAFAKA HER DURUMDA YASAKLANMIŞ DEĞİL

Kararla ilgili dikkat çeken sorulardan biri de nafakanın yaşam boyunca devam etmesinin tamamen engellenip engellenmediği oldu. Gonce’nin açıklamasına göre karar, bütün nafaka dosyalarının mutlaka belirli bir süreyle sınırlandırılacağı şeklinde yorumlanamaz.

AYM, bazı olaylarda nafakanın süreyle sınırlandırılabileceğini, bazı özel koşullarda ise yaşam boyunca devam etmesine imkân tanınmasının gerekebileceğini belirtti. Bu nedenle yeni hukuki çerçevenin, farklı ihtiyaçları dikkate alabilecek açık ve öngörülebilir ölçütler içermesi önem taşıyor.

YÜRÜRLÜK İÇİN DOKUZ AYLIK SÜRE TANINDI

Gonce’nin verdiği bilgiye göre AYM, iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Kararın 30 Eylül 2026 tarihinde yayımlanması nedeniyle öngörülen yürürlük tarihi 30 Haziran 2027 olarak belirtildi.

Bu süre, iptal hükmünün hemen yürürlüğe girmesiyle ortaya çıkabilecek hukuki boşluğun önlenmesi ve yasama organının yeni bir düzenleme yapabilmesi amacıyla tanındı. Dolayısıyla kararın yayımlanması ile iptal hükmünün uygulanmaya başlaması aynı tarihe karşılık gelmiyor. Yürürlük tarihine kadar mevcut kanuni düzenleme dikkate alınmaya devam edilecek.

MEVCUT NAFAKA ÖDEMELERİ KENDİLİĞİNDEN SONA ERMEYECEK

Karar, daha önce verilmiş bütün nafaka hükümlerini otomatik olarak ortadan kaldırmıyor. Gonce, yalnızca AYM kararının yayımlanmış olması nedeniyle mevcut nafaka yükümlülüklerinin sona erdiğinin söylenemeyeceğini açıkladı. Aynı şekilde, nafaka miktarının kendiliğinden değişeceği varsayımı da kararın kapsamını yansıtmıyor.

Mevcut nafakanın değiştirilmesi veya kaldırılması konusunda Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinde yer alan koşulların ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya yoksulluğunun ortadan kalkması gibi durumlar, kanunda belirtilen şartlar çerçevesinde nafakanın sona ermesine ya da kaldırılmasına yol açabiliyor. Her dosyanın hukuki durumu ve somut koşulları ayrı ele alınacak.

YENİ DAVALARDA GEÇİŞ HÜKÜMLERİ BELİRLEYİCİ OLACAK

İptal hükmünün yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacak çerçeve, AYM kararı ve varsa yeni yasal düzenleme birlikte değerlendirilerek belirlenecek. Bu noktada yeni kuralların hangi davalara ve hangi tarihten itibaren uygulanacağını açıklayan geçiş hükümleri önem kazanacak.

Gonce, mevcut nafaka kararları ile ileride açılacak boşanma davalarının aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Yeni düzenlemenin devam eden davalara ve mevcut nafaka dosyalarına nasıl uygulanacağı, yasama organının belirleyeceği hükümler doğrultusunda şekillenecek.

ÇOCUK NAFAKASI KARARIN DOĞRUDAN KAPSAMINDA DEĞİL

AYM kararının doğrudan konusu, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eş lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının süresi. Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılımı sağlayan iştirak nafakası, bu iptal kararının doğrudan konusu değil.

Yargılama sırasında eşin veya çocukların geçiminin sağlanmasına yönelik tedbir nafakası ile kanunda belirtilen şartlarda ihtiyaç içindeki aile bireylerine verilen yardım nafakası da aynı kapsamda bulunmuyor. Bu nedenle “nafaka kaldırıldı” ifadesi kararın hukuki kapsamını tam olarak yansıtmıyor; çocuklara ilişkin nafaka yükümlülüklerinin bu karar nedeniyle ortadan kalktığı söylenemiyor.

YENİ DÜZENLEMEDE HANGİ SORULAR YANIT BULACAK?

Yeni düzenlemede, nafaka süresinin hangi ölçütlerle belirleneceğinin açıklığa kavuşturulması önem taşıyor. Evlilik süresi, yaş, sağlık, eğitim, çalışma kapasitesi ve ekonomik ihtiyaçların nasıl değerlendirileceği; kendi imkânlarıyla geçimini sağlaması fiilen mümkün olmayan kişilere hangi korumanın uygulanacağı ele alınabilecek konular arasında yer alıyor.

Başlangıçta belirlenen süre dolduğunda yoksulluğun devam etmesi halinde nafakanın uzatılıp uzatılamayacağı, tarafların mali durumundaki değişikliklerde hangi mekanizmaların işletileceği ve yeni kuralların mevcut dosyalara nasıl uygulanacağı da açıklık bekleyen başlıklar arasında bulunuyor. Gonce’nin değerlendirmesine göre bunlar, AYM’nin doğrudan belirlediği yeni süreler değil; kararın ortaya koyduğu ihtiyaçlar doğrultusunda yasama sürecinde ele alınabilecek hukuki konular.