07.10.2026 - 11:26 | Son Güncellenme:
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, Dünya Yatırımcı Haftası kapsamında düzenlenen zirvede para politikası ve enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Karahan, savaşın etkilerinin belirginleştiği Mart-Haziran döneminde enflasyonun ana eğiliminde yükseliş görüldüğünü, Temmuz ayından itibaren ise yeniden gerileme başladığını söyledi.
Ana eğilimdeki düşüşe dikkat çeken Karahan, “Yıllıklandırılmış olarak baktığımızda savaş döneminde yüzde 30’lar seviyesine yükselen ana eğilim Eylül ayı itibarıyla yüzde 23,7 seviyesine işaret ediyor. Bu seviye mevcut yıllık enflasyonun yaklaşık 6 puan altında” dedi.
Karahan, ana eğilimin yıllık enflasyonun altında seyretmesinin gelecek döneme ilişkin önemli bir sinyal verdiğini belirterek, arz yönlü baskıların sönümlenmesi halinde dezenflasyonun hızlanarak devam edeceğini ifade etti.
Bu gelişmeyi sıkı para politikasının talep ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkisinin bir yansıması olarak değerlendirdiklerini kaydeden Karahan, şokların etkisinin hafiflemesiyle sıkı para politikası duruşunun da katkısıyla dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazanacağını öngördüklerini söyledi.
YILLIK ENFLASYON YÜZDE 29,7’YE GERİLEDİ
Karahan, yıllık enflasyonun Eylül ayında yüzde 29,7 seviyesine indiğini hatırlatarak, dezenflasyon sürecinde önemli mesafe alındığını belirtti.
Mayıs 2024’te yüzde 75,5’e kadar yükselen yıllık enflasyonun uygulanan politikaların etkisiyle önemli ölçüde gerilediğini ifade eden Karahan, jeopolitik gelişmelerin özellikle enerji üzerinden oluşturduğu arz yönlü baskıların bu yıl dezenflasyonu yavaşlattığını kaydetti.
Karahan, yıllık enflasyonun nisandaki yüzde 32,4 seviyesinden Eylül itibarıyla 2,6 puan gerileyerek yüzde 29,7’ye indiğini söyledi.
Alt gruplarda da enerji hariç yıllık enflasyonun geçen yıla göre gerilediğini belirten Karahan, hizmet enflasyonunun 7 puanlık düşüşle yüzde 37,7’ye, gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki yıllık enflasyonun ise geçen yılki yüzde 36,1’den yüzde 27,6’ya indiğini aktardı.
“TÜM ARAÇLARIMIZI KARARLILIKLA KULLANACAĞIZ”
Para politikasına ilişkin mesajlar da veren Karahan, jeopolitik gelişmeler nedeniyle artan belirsizliklerin enflasyon görünümündeki risklerini sınırlamak amacıyla Mart başında sıkı para politikasını destekleyici tedbirler aldıklarını hatırlattı.
Bu kapsamda bir hafta vadeli repo ihalelerine ara verdiklerini ve ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin TCMB gecelik borç verme faiz oranı seviyesinde oluşmasını sağladıklarını belirten Karahan, söz konusu repo ihalelerine Ağustos sonunda yeniden başladıklarını söyledi.
Sıkı para politikası sayesinde iç talepteki yavaşlamanın belirginleştiğini ifade eden Karahan, para politikasının doğrudan etkili olduğu kalemlerde enflasyondaki yavaşlamanın daha net gözlendiğini kaydetti.
Karahan, para politikasının kısa vadeli konjonktürel gelişmelerin yanı sıra orta vadeli enflasyon görünümü dikkate alınarak şekillendirilmeye devam edileceğini vurgulayarak, “Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyonun seyri açısından önemini koruyacak. Bu çerçevede fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda tüm araçlarımızı kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz” dedi.
KARAHAN’DAN YATIRIM VE VERİMLİLİK MESAJI
Karahan konuşmasında fiyat istikrarının yatırımlar üzerindeki etkisine de değindi. Yüksek ve oynak enflasyonun firmaların planlama ufkunu daralttığını, finansman maliyetlerini artırdığını ve uzun vadeli yatırım kararlarını zorlaştırdığını belirten Karahan, enflasyonun kalıcı biçimde düşmesinin yatırımlar açısından daha elverişli bir ortam oluşturduğunu söyledi.
Enflasyonun belirgin şekilde gerilediği 2004-2019 döneminde yıllık ortalama yatırım büyümesinin yüzde 7,8’e yükseldiğine dikkat çeken Karahan, sıkı para politikasıyla dezenflasyonun sürdüğü 2025 yılında da yatırımların yeniden daha güçlü arttığını ifade etti.
Karahan ayrıca, yüksek enflasyonun yaşandığı 2022-2024 döneminde tarım dışı sektörlerde çalışan başına üretimin yıllık ortalama binde 4 gerilediğini, enflasyonun düşüş kaydettiği 2025’te ise başta sanayi olmak üzere tarım dışı sektörlerde verimlilik artışında belirgin toparlanma görüldüğünü söyledi.
Fiyat istikrarının belirsizliği azaltarak yatırım ve üretim için daha elverişli bir ortam oluşturduğunu belirten Karahan, bunun verimlilik artışına dayalı büyümeyi de desteklediğini kaydetti.
TEMEL MAL ENFLASYONU YÜZDE 15,9’A GERİLEDİ
Karahan, geçen yıl olumsuz hava koşullarından etkilenen tarımsal üretimdeki toparlanmanın enflasyon görünümünü desteklediğini belirterek, küresel tarımsal emtia fiyatları ve iklim koşullarına ilişkin riskleri yakından takip ettiklerini söyledi.
Temel mallarda yıllık enflasyonun yüzde 19,9’dan yüzde 15,9’a gerilediğini aktaran Karahan, jeopolitik gelişmeler kaynaklı maliyet artışlarına rağmen temel mal enflasyonundaki ılımlı seyrin, zayıf talep koşullarının maliyet geçişkenliğini sınırladığına işaret ettiğini ifade etti.
Enerji grubunda ise yıllık fiyat artışının yüzde 46,1 ile geçen yılın yaklaşık 11 puan üzerinde gerçekleştiğini belirten Karahan, “Dolayısıyla bu yıl dezenflasyon sürecindeki ivme kaybının esas olarak jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki etkisinden kaynaklandığını değerlendiriyoruz” dedi.
HİZMET ENFLASYONUNDA KİRA ARTIŞLARI YAVAŞLADI
Hizmet grubu alt kalemlerinde ayrışma gözlendiğine dikkati çeken Karahan, talep koşullarına duyarlılık, geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi ve jeopolitik gelişmelerden etkilenme düzeyinin farklılaşması nedeniyle hizmet alt kalemlerinin farklı eğilimler sergilediğini söyledi.
Hizmet enflasyonunun ayrıntılarına değinen Karahan, uzun süredir hizmet enflasyonunun belirgin şekilde üzerinde seyreden aylık kira artışlarının son aylarda kayda değer biçimde yavaşlayarak hizmet grubu genelinin altına indiğini belirtti. Karahan, bu gelişmenin hizmet enflasyonunda kira kaleminden gelen ataletin gücünü yitirdiğini gösterdiğini ifade etti.
Katılığın önemli bir etken olduğu eğitim hizmetlerinin bir önceki yıla kıyasla yavaşlamakla birlikte Eylül ayındaki artışlarla öngörülenden yüksek seyrettiğini kaydeden Karahan, artan enerji fiyatlarının dolaylı etkileriyle ulaştırma hizmetlerinde yıllık enflasyonun yüzde 44 ile bir önceki yılın üzerinde gerçekleştiğini söyledi.
Haberleşme hizmetleri enflasyonunun da geçen yıla kıyasla belirgin şekilde yükseldiğine işaret eden Karahan, geçen yıl aynı dönemde yüzde 24 olan yıllık enflasyonun bu kategoride bu yıl yüzde 44 seviyesine çıktığını aktardı.
“İÇ TALEBİN DEZENFLASYONA DESTEĞİNİN SÜRMESİ ÖNEMLİ”
Göstergelerin iç talepteki zayıf seyri teyit ettiğini belirten Karahan, önümüzdeki dönemde enflasyonun seyrinde başta enerji fiyatları olmak üzere arz yönlü gelişmeler, talep koşulları ve beklentilerin öne çıkacağını söyledi.
Enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarında yukarı yönlü risklerin devam ettiğini kaydeden Karahan, bu nedenle iç talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin sürmesinin önem taşıdığını vurguladı.
Yılın ilk yarısına ilişkin milli gelir verileri ile üçüncü çeyreğe ilişkin göstergelerin iç talepte zayıf bir seyre işaret ettiğini belirten Karahan, altın hariç bakıldığında Temmuz ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte perakende satışlardaki büyümenin yavaşladığını söyledi.
Kart harcamalarındaki çeyreklik artışın sınırlı kalmasının da talepteki yavaşlamayı teyit ettiğini ifade eden Karahan, enflasyon beklentilerinin ihtiyatlı para politikası duruşunun sürdürülmesini gerektirdiğini kaydetti.
“ENFLASYON BEKLENTİLERİ RİSK UNSURU OLMAYA DEVAM EDİYOR”
Arz şoklarının ikincil etkileri açısından enflasyon beklentilerini yakından takip ettiklerini belirten Karahan, savaşın ilk dönemlerinde orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaların iki kanal üzerinden gerçekleşebileceğini değerlendirdiklerini hatırlattı.
Karahan, bunlardan birinin enflasyon beklentilerindeki olası bozulma, diğerinin ise ekonomik faaliyetteki soğuma olduğunu belirterek, hangi kanalın baskın çıkacağının ve bunun sonucunda enflasyon görünümünün hangi yönde gelişeceğinin para politikası duruşuna bağlı olduğunu daha önce ifade ettiklerini söyledi.
Gelinen noktada sıkı para politikası duruşunun etkisiyle enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kaldığını belirten Karahan, talepteki zayıflama sonucunda enflasyonun ana eğiliminin düşüş eğiliminde olduğunu kaydetti.
Bununla birlikte enflasyon beklentilerinde yıl başında öngörülen iyileşmenin sağlanmamış olmasının dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiğini vurgulayan Karahan, bu durumun ihtiyatlı duruşun sürdürülmesini gerekli kıldığını ifade etti.
TL MEVDUATIN PAYI YÜZDE 61'İN ÜZERİNDE
Yurt içi yerleşiklerin Türk lirası tercihinin güçlü kalmaya devam ettiğini belirten Karahan, sıkı para politikası duruşu ve destekleyici makroihtiyati araç setinin TL mevduat tercihinin korunmasında etkili olduğunu söyledi.
Kıymetli madenlerdeki gelişmeler ve artan jeopolitik riskler sonucunda Türk lirasının payında zaman zaman dalgalanmalar görülebildiğini ifade eden Karahan, özellikle ikinci çeyrekten itibaren TL mevduata girişlerin hızlanmasıyla Türk lirası mevduatın payının yüzde 61’in üzerine yükseldiğini aktardı.
Son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar yaşandığını ancak bu çıkışların büyük ölçüde mevduata yöneldiğini belirten Karahan, mevduata yönelimin para birimi kompozisyonuna bakıldığında Türk lirası tercihinin mevcut TL payıyla uyumlu olduğunu söyledi.
Karahan, bu çerçevede Türk lirasının payının yatırım fonları dahil veya hariç hesaplandığında yüzde 61 seviyesinde kalmaya devam ettiğini kaydetti.
CARİ AÇIKTA İÇ TALEPTEKİ YAVAŞLAMANIN DESTEĞİ
Cari açığın ikinci çeyrekte olumsuz dış koşullara rağmen gerilediğini belirten Karahan, jeopolitik gelişmeler nedeniyle artan enerji fiyatlarının olumsuz etkisine karşın cari açığın milli gelire oranının ikinci çeyrekte yataya yakın seyrettiğini söyledi.
Jeopolitik risklerin devam etmesi nedeniyle enerji fiyatlarının yüksek seyrini sürdürdüğüne işaret eden Karahan, bu durumun hem artan enerji ithalatı hem de zayıflayan dış talep görünümü kanalları üzerinden dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğunu ifade etti.
Diğer taraftan iç talepteki yavaşlama, seyahat gelirlerinin gücünü koruması ve altın dış ticaret dengesindeki iyileşmenin cari dengeyi desteklediğini belirten Karahan, bu gelişmeler doğrultusunda 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşmesini öngördüklerini söyledi
BRÜT REZERVLER 171 MİLYAR DOLARA YÜKSELDİ
Rezervlerde savaş sonrasında yaşanan gerilemenin bir kısmının telafi edildiğini belirten Karahan, Türk lirasına yönelik istikrarlı talep ile cari işlemler dengesindeki görünümün rezervlere de yansıdığını ifade etti.
Karahan, 27 Şubat’ta 210 milyar dolar olan brüt rezervlerin savaşın etkisiyle 26 Haziran’da 149 milyar dolara gerilediğini, 25 Eylül itibarıyla ise yeniden 171 milyar dolar seviyesine yükseldiğini söyledi.
27 Şubat sonrasında rezervlerde meydana gelen gerilemenin 23 milyar dolarlık bölümünün altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandığını belirten Karahan, swap hariç net rezervlerin ise 25 Eylül itibarıyla 40 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu aktardı.
“SIKI PARA POLİTİKASI DURUŞUNU KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Konuşmasının sonunda fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve sağlıklı bir yatırım ortamı açısından önemli bir ön koşul olduğunu bir kez daha vurgulayan Karahan, son dönem verilerinin sıkı para politikasının etkisiyle enflasyon görünümünün iyileştiğine işaret ettiğini söyledi.
Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin yukarı yönlü riskleri canlı tuttuğunu belirten Karahan, “Bu nedenle dezenflasyon konusundaki kazanımlarımızın devamını sağlamak için ihtiyatlı olmaya devam edeceğiz. Bu doğrultuda fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceğimizi vurgulamak isterim” dedi.