Geri Dön
UzmanparaYabancı yatırımcıdan Türkiye'ye yoğun ilgi

Yabancı yatırımcıdan Türkiye'ye yoğun ilgi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yabancı yatırımcılardan Türkiye'ye yönelik ilk defa bu kadar yoğun ilgi gördüğünü belirterek, "Dünyada ve bizim bölgemizde gerçekten güçlü hikayesi olan fazla ülke yok." dedi.

Yabancı yatırımcıdan Türkiye'ye yoğun ilgi

Şimşek, katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,3 büyüdüğünü ve bunun yüzde 70'inin gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını bildiren Şimşek, küresel finansal koşulların daha elverişli hale geldiğine işaret etti.

Şimşek, Türkiye'nin Avrupa Birliği ve Orta Doğu'daki ticaret ortaklarının sınırlı da olsa toparlanma içinde olduğunu aktararak, "Bu, bizim için iyi, yani olumlu bir gelişme. İran ile ilgili belirsizlik olmasaydı çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60'lı dolarları aşmazdı. İran ile ilgili belirsizlikler ortadan kalktıktan sonra çok büyük ihtimalle yapısal olarak enerji fiyatları aşağı yönlü trendine dönecek. Bu da Türkiye için çok önemli çünkü hem cari açığımıza hem dezenflasyona hem de büyümeye olumlu yansıyacak." diye konuştu.

Yabancı yatırımcıların Türkiye'ye ilgisinin büyük olduğuna işaret eden Şimşek, gittiği Londra, New York ve Hong Kong'da 1,5 haftada yaklaşık 800 yatırımcıyla çok yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini anlattı. Şimşek, 2007'den 2018'e kadar da Türkiye'nin hikayesini anlatmak üzere sık sık seyahat ettiğini anımsatarak, sözlerine şöyle devam etti:

"Yabancı yatırımda ilk defa bu kadar yoğun ilgi görüyorum. Bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Dünyada ve bizim bölgemizde gerçekten güçlü hikayesi olan fazla ülke yok. Türkiye'nin güçlü bir hikayesi var. Bir taraftan dezenflasyon var, diğer taraftan büyüme çok dirençli. Bu kadar sıkı para politikasına, sıkı maliye politikasına rağmen büyüme güçlü seyretti. Bizi dünyayla, ticaret ortaklarımızla karşılaştırdığınızda Türkiye'nin büyümesi güçlü. Tabii ki potansiyelimiz yüksek, zaten dezenflasyon programının da amacı o, büyüme potansiyelini harekete geçirmek, daha yüksek sürdürülebilir büyümeye erişmek. İkinci konu, şu anda dünyada yeni sistem mimarisi konuşuluyor ve bizim gibi orta büyüklükteki ekonomilere daha yoğun ilgi var. Türkiye'ye özellikle güvenlik penceresinden bakıldığı zaman NATO'nun en güçlü üyelerinden biri. Yeni dünya düzeninde de bizim gibi ülkelere çok ciddi ilgi var. Sektörel olarak da mesela savunma sanayisine ilgi var."

Haberin Devamı

"Rüştümüzü ispat ettik"

Türkiye'nin uyguladığı politikalarda tutarlı olduğuna ve bunun da öngörülebilirliği artırdığına dikkati çeken Şimşek, Türkiye'nin önceliklerinin dünyayla örtüştüğünü ifade etti.

Ülkenin büyümesinin sürdürülebilir olduğunu belirten Şimşek, "Türkiye'de borçluluk düşük. Hane halkının borcunun milli gelire oranı yüzde 10 civarı. Bütün özel sektörümüzün borçlarının milli gelire oranı dünyaya göre düşük. Kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 25 bile değil, benzer ülkelerde bu oran yüzde 74. Bütçe disiplinini çok hızlı şekilde sağladık, rüştümüzü ispat ettik. Büyük bir deprem felaketinin yaralarını sardık, EYT'nin etkilerini önemli ölçüde yönettik, telafi ettik. Bütün bunlara rağmen bütçe açığının milli gelire oranı geçen sene yüzde 2,9'a düştü, gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 6,3. Borcumuz, gelişmekte olan ülkelerin borcunun üçte birinden az." dedi.

"Rutine döndük"

Şimşek, kendisine yatırımcıların sıklıkla dezenflasyon görünümünü sorduğuna işaret ederek, "Çünkü rutine döndük gerçekten. Geçici birtakım jeopolitik gelişmeleri bir kenara bırakırsak, gerçekten soruların önemli bir kısmı rutine döndü. İlk dönemlerde 'Program devam edecek mi?' gibi konular gündeme geliyordu, onları aştık şu anda. Dolayısıyla bu yöndeki söylemlerin de spekülatif olduğuna ilişkin kanı dünyada da yerleşti. Bana ilişkin spekülasyonlar, programın geleceğine ilişkin spekülasyonlar, programın siyasi olarak sahiplenilmesine ilişkin negatif söylemler artık karşılık bulmuyor. Dolayısıyla bir tutarlılık, öngörülebilirlik, iyi bir hikaye var. Bize dezenflasyon görünümünü soruyorlar. Genel anlamda daha teknik, daha makro konular ön planda." ifadesini kullandı.

Yaklaşık 10 yıl önce reel sektör ağırlıklı olmak üzere görüşmeler yapmak için Japonya'ya gittiğini anımsatan Şimşek, "Şimdi ciddi bir talep var. Burada daha çok reel sektör ayağı ön planda. Mart başında Japonya'da, bu ülkenin önde gelen önemli iş gruplarının tamamıyla bir araya geleceğiz. Türkiye doğrudan yatırımlar için yeniden cazip hale geldi, hikayemizi anlatacağız." ifadesini kullandı.

"Cari açık kontrol altında"

Şimşek, ekonomi programında üçüncü evrede olduklarını anlatırken, ilk evrenin riskleri yönetmek, ikinci evrenin makro dengesizlikleri azaltmak olduğunu belirtti. Faiz dışı fazla aşamasına geçen sene geçtiklerine dikkati çeken Şimşek, yılın tamamında daha az borçlanılacağını ve bunun dengesizlikleri gidermenin sonucu olduğunu söyledi. Şimşek, 2026'dan sonra özel sektörde hem daha ucuz hem daha çok kaynak olacağını ifade etti.

Cari açıktaki düşüşe de dikkati çeken Şimşek, "Altın, yenilebilir, içilebilir bir emtia değil, portföy tercihi için satın alınan, önemli ölçüde portföy tercihi nedeniyle ithal ettiğimiz bir ürün. Tabii ki ithal ettiğimiz için açığımızın bir parçası ama o bir birikim. Altın hariç 2024'te Türkiye cari fazla vermiş. 2025'te altın hariç yüzde 0,3'lük cari açık vermiş, yani sıfıra yakın. Altın da dahil yüzde 1,6, o da yönetilebilir. Türkiye cari açık sorununu önemli ölçüde kontrol altına aldı ve sürdürülebilir bir patikaya oturttu. Cari fazla iddiamız için biraz erken, o yapısal dönüşüm gerektiriyor ama yapısal dönüşümü de başaracağız." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Şimşek, cari açıktaki azalışa paralel brüt dış borcun milli gelire oranının azaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: "Bu arada da rezerv birikimine gittik ve 98 milyar dolarlık brüt rezervi bugün 200 milyar doların epey üzerine taşıdık. Net rezervler de yani swap hariç bütün yükümlülükler hariç 80 milyar dolar civarı. Bir taraftan ülkemizin dayanıklılığına yatırım yapıyoruz, bir taraftan da esas kök sebeplere iniyoruz. 2023'ün ortasında 143 milyar dolara çıkan KKM stoku büyük oranda kalktı. Esas konumuz enflasyon. Dezenflasyon konusunda çok kararlı bir programı uygulamaya devam ediyoruz. Orada da çok güçlü bir ilerleme var, biraz zaman alıyor."

Haberin Devamı

Şimşek, ocak ve şubattaki mevsimsel etkilerle enflasyon yüksek gelse de dezenflasyonda bir bozulma olmadığını ve bir yavaşlamadan bahsedilebileceğini söyledi.

Haberin Devamı

Bu yavaşlamanın faktörlerine bakılması gerektiğini işaret eden Şimşek, şunları kaydetti: "Bu yavaşlama, eğer ağırlıklı olarak gıda kaynaklıysa, ilerleyen aylarda telafi edilebilir. Mart, nisan, mayıs ve haziran verilerinde, gıda enflasyonunun geçmiş dönem ortalamalarının altına gerilediğini görmemiz mümkün. Ocak ayına baktığımızda gıda enflasyonu yaklaşık yüzde 6,6 seviyesinde gerçekleşti. Oysa son 20 yılın ocak ayı ortalaması yüzde 3,8 civarında. Yani bu yıl ocakta gıda enflasyonu, tarihsel ortalamanın neredeyse iki katına yakın gerçekleşti. Bu da manşet enflasyonu geçici olarak yukarı çeken temel unsurlardan biri oldu. Dezenflasyon sürecinde politika çerçevesi belirleyicidir. Hizmetler sektöründe yapısal bir fiyat katılığı yok ancak enflasyonun düşüşü doğası gereği zamana yayılıyor. Nitekim 2023 yıl sonunda yaklaşık yüzde 91 seviyesinde olan hizmet enflasyonu, son verilerle birlikte yüzde 40 civarına kadar gerilemiş durumda. Özellikle kira kaleminde çok belirgin bir yavaşlama görüyoruz. Bu eğilim devam edecek çünkü konut arzını artırıyoruz." Şimşek, konut arzında deprem konutlarının inşası nedeniyle ciddi artış olduğunu ve bunun devam edeceğini aktardı.

Haberin Devamı

"Hizmet enflasyonundaki katılık kırılıyor"

Haberin Devamı

Eğitimde kural bazlı fiyatlamaya geçtiklerini dile getiren Şimşek, şöyle devam etti: "Bu sene etkilerini göreceğiz. Hizmet enflasyonundaki katılık kırılıyor. 2025'te mal enflasyonu yüzde 25, temel mallar yüzde 17 civarına düşmüş. Mal enflasyonu programa çok güçlü tepki vermiş. Hizmet enflasyonu biraz daha gecikmeli geliyor. Kiralarda yüzde 25 sınırı getirmiştik. Biz bunu serbestleştirince kira enflasyonu son iki yılda manşet enflasyonun iki katından fazla arttı. Eğitimde enflasyonla yine bir üst limit getirildi. Bunu kaldırınca son 2-3 yılda eğitim enflasyonu manşet enflasyonun iki katından fazla arttı. Bu dönem de geride kalıyor. Bir iki aylık verilere bakıp 'dezenflasyon programı durdu, tıkandı' demek, çok yanlış bir değerlendirme olur. Burada dezenflasyonu sağlayacak olan destekleyici maliye, para ve gelirler politikası devrede, arz yönlü politikalar devrede."

Şimşek, enflasyonla mücadelede tek enstrümanlarının sıkı para politikası olmadığını, arz yönlü ve yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu önemsediklerini ifade etti.

Para politikasının sınırlı etkiye sahip olduğunu bildiren Şimşek, "İlk defa bu yıl elimiz rahatladığı için yeniden değerleme oranını yüzde 25 değil, yüzde 19'un altında belirledik. Akaryakıt, tütün ürünleri ve alkollü içeceklerdeki maktu vergileri düşük oranda, yüzde 6-7 civarında artırdık. Maliye politikasının çok güçlü şekilde devreye girdiği bir dönemdeyiz. Para politikası duruşunu koruyor." dedi.

Şimşek, arz yönlü politikaların başında konutun geldiğini, hayat pahalılığının en önemli bileşeninin kiralar olduğunu ve konut sahipliğinin artırılması gerektiğini belirterek, deprem bölgesinde yapılan konutların ve hayata geçirilen diğer sosyal konut projelerinin sağlayacağı faydalara dikkati çekti.

Hayat pahalılığını arz yönlü tedbirlerle çözdüklerini anlatan Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gıda arzı önemli konulardan. Özellikle toplulaştırma, sulama, tarladan tüketiciye varan zincirin desteklenmesi. Şu anda hal ve su yasaları üzerinde çalışılıyor. Bunların hepsi reform alanları. Özellikle gıda arzının artırılması bizim için çok değerli. Türkiye'nin birçok yerinde önümüzdeki 2-3 yıl içinde 45 organize tarım bölgesi devreye alınacak. Mevsimsel fiyat hareketleri enflasyonu ciddi şekilde etkiliyor. Bunun çözümü örtü altı üretimi artırmaktır ve organize tarım bölgelerini devreye almaktır, bunu da yapıyoruz. Rekabette sorun var mı, Hal Yasası'nı tekrar gündeme aldık. Bu 45 organize tarım bölgesinin 14'ünü devreye aldık. Kaynak ve politika anlamında gıda arzını önceliklendiriyoruz."

Enerji alanının da vatandaşların önemli bir tüketim kalemi olduğuna işaret eden Şimşek, buraya sağlanan sübvansiyona ilişkin çalışma yaptıklarını ve bu alanda reform yaparken bir taraftan da arzı artırmaya çalıştıklarını aktardı.

Şimşek, programın, kapsamlı ve entegre olduğunu, yapısal dönüşüm ayağında hızlanılması gerektiğini kaydetti. Ocak ayı faiz ödemelerinin yüzde 53'ünün bir kağıdın vadesinin dolmasından kaynaklandığını belirten Şimşek, "O da 2016'da ihraç edilmiş. Ama yıllarca bu faizi ödememişsiniz. O enflasyon farkı, faiz olarak birikmiş ocak ayına denk gelmiş. Şimdi kalkıp buradan bir hikaye üretmek için ya cahil olmak lazım ya da kötü niyetli olmak lazım. Bugün ödediğimiz faiz dün verdiğimiz kararın bir sonucu değil ki." ifadelerini kullandı.

Şimşek, ülke borcunun yapısını düzelttiklerini ve şu anda borç yönetiminin iyi olduğunu vurguladı. Türkiye'nin İran'daki belirsizliklere rağmen CDS'lerinin yüzde 225 civarında olduğunu dile getiren Şimşek, yurt dışı borçlanma faizlerinin de program öncesindeki yüzde 10-11 aralığından yüzde 6-7 civarına kadar düştüğüne dikkati çekti. Şimşek, Türkiye'nin kredi notunun arttığını ve artmaya da devam edeceğini söyledi.

Dezenflasyonun devam edeceğini vurgulayan Şimşek, şöyle konuştu: "Türkiye'nin borcuna, dış açığına bakarsanız, Türkiye şu anda çok daha yüksek notu hak eden bir ülke. Onun için biz kararlı şekilde milletimiz için ülkemiz için bu zor coğrafyada bu zor konjonktürde doğruları yapmaya devam edeceğiz. Reel sektörün finansmana erişim sorunu kalmayacak. Vatandaşımızın konut edinmek için uzun vadeli finansmana erişim sorunu kalmayacak. Bu yıl kurumlar ve gelir vergileri ile KDV'de artış gündemimizde yok. Ekonominin ihtiyaçlarına göre dönem ufak sektörel bazı şeyler yapabiliriz."

"İhracatçının finansman maliyetini aşağı çekiyoruz"

Vergi denetimlerinde büyük ölçekli firmalara odaklandıklarını, denetimlerin yüzde 26'sının büyük ölçekli firmalar, yüzde 7'sinin orta, yüzde 1,8'inin küçük ölçekli firmalara yönelik olduğunu dile getiren Şimşek, "Biz, çok kazananın çok ödemesi için denetimleri oraya odakladık ve bu devam edecek." dedi.

Şimşek, ihracatçıların desteklenmesini önemsediklerini belirterek, "İhracat demek, imalat demek. Reeskont faizlerini indirdik. 2024'te reeskont kredilerinin faiz oranı yüzde 35'ti. 2025'in sonunda ne? Yüzde 23,9. Bu sene çok rahat 10'lu rakamlara ineceğiz, yani 20'nin altına ineceğiz. Çünkü enflasyon düşüyor ve biz ihracatçımıza daha güçlü destek vereceğiz. Dolayısıyla ihracatçımızın finansmana erişim konusunu büyük oranda iyileştirdik ve çözeceğiz. Geçen sene 1 trilyon liranın üzerinde reeskont kredisi kullandırıldı. Geçen sene toplam ihracat kredileri yani yanlış hatırlamıyorsam 54 milyar dolara çıkmış. Bu sene büyük ihtimalle 60 milyar doları aşacak ve biz bunun finansman maliyetini aşağı çekiyoruz. Bu konuda hiç tereddüt yok. En güçlü desteğimizi vermeye devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Tarım sektörüne de faiz sübvansiyonu verdiklerini anımsatan Şimşek, "Biz normalde bütçede 165 milyar liralık sübvansiyon öngörmüştük. Yıl içinde bunu ciddi şekilde artırdık ve yanlış hatırlamıyorsam 183 milyar liralık destek verdik. Şimdi bunu küçümsemeyin, 962 bin çiftçiye 663 milyar liralık kredi verilmiş. Faizin yüzde 70'ini devlet ödemiş ortalama. Esnaf için benzer program var. Bu arada tarımla ilgili faiz sübvansiyonunu geçen sene bütçeye koyduğumuz ödeneğe oranla dramatik şekilde artırdık. Yani enflasyon hedefimizin 3 katından fazla artırdık." ifadelerini kullandı.