20.10.2026 - 09:00 | Son Güncellenme:
Komisyon görüşmeleri tamamlandı. Şimdi sıra Genel Kurul aşamasına geldi. Fon düzenlemesinde gözler Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde.
Teklife göre, ödemelerde net yatırım tutarı esas alınacak. Ana parasını tamamen geri alanlar kapsam dışında tutulacak. Ana parasının bir kısmı fonda kalan yatırımcılara ise 1 milyon liraya kadar ödeme yapılabilecek. Alacağı bu tutarın üzerinde olanlara da ilk aşamada en fazla 1 milyon lira ödenmesi planlanıyor.
Ödemelerde kamu kaynağı kullanılmayacak. Kaynak, tasfiye edilen fonların varlıklarından haksız kazançların iadesinden ve sorumlu kişilerin mal varlıklarından sağlanacak. Tasfiye sürecinin hızlandırılması için TMSF'ye de ilave yetkiler verilecek.
Ödemelerde öncelik küçük yatırımcıların olacak İlk giren ilk çıkar yöntemi uygulanacak. Haksız kazanç elde ettiği veya hukuk dışı işlem yaptığı belirlenenler ise ödeme alamayacak.

Sermaye piyasalarında son dönemde bazı fonlarda yaşanan sorunlara ve bu sorunların çözümüne yönelik yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sermaye piyasalarının Türkiye’nin kalkınma sürecinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek belirli fonlarda ortaya çıkan sorunların aşılmasıyla piyasaların daha güçlü şekilde yoluna devam edeceğini ifade etti.
Başkanlığını yürüttüğü Fon Koordinasyon Kurulunun yoğun bir çalışma içerisinde olduğunu aktaran Yılmaz, fon piyasalarının belirli bir bölümünde yaşanan sorunlara karşı ilgili kurumların eşgüdüm içerisinde hareket ettiğini bildirdi.
Sorunlu fonlara yönelik tasfiye süreçlerine ilişkin bilgi veren Yılmaz, olağan tasfiyelerin hızla gerçekleştirildiğini, olağanüstü tasfiyeye yönelik kanuni düzenlemelerin ise Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde bulunduğunu belirtti.
Yılmaz, “Haksız ve fahiş kazançların sisteme dönmesi ve yatırımcılara ödenmesi için yoğun ve çok yönlü çaba sarf edilmektedir” ifadelerini kullandı.
“FONLARIN YÜZDE 90’INDAN FAZLASI KURALLARA UYGUN ÇALIŞIYOR”
Bazı fonlarda yaşanan sorunların tüm sermaye piyasalarına mal edilmesine tepki gösteren Yılmaz, istismar ve manipülasyona karşı alınan tedbirlerin çarpıtılarak sağlıklı işleyen fonların da zan altında bırakılmasının yanlış olduğunu vurguladı.
Yaklaşık 10 ay önce de benzer bir konuda açıklama yaptığını hatırlatan Yılmaz, belirli fonlara yönelik düzenlemelerin tüm piyasayı kapsıyormuş gibi sunulmasının sağlıklı ekonomik iletişime zarar verdiğini ifade etti.
Yılmaz, “Sorunlu fonlara ilişkin alınan tedbirlerin, kurallara uygun çalışan ve piyasanın yüzde doksanından fazlasını teşkil eden fonlara yönelikmiş gibi oluşturulan algıların sisteme ve yatırımcılara zarar verdiğini ifade ediyorum” dedi.
Sorunlu fonlara yönelik müdahalelerde piyasanın genel işleyişinin korunmasına önem verdiklerini belirten Yılmaz, “Hastalıklı yapıları tasfiye ederken bünyeye zarar vermeyen bir yaklaşımla hareket ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Somut sorunların bulunduğu alanlarda yetkili otoritelerin gerekli müdahaleleri yapmasının esas olduğunu kaydeden Yılmaz, hukuka uygun faaliyet gösteren fonların ve yatırımcıların korunması gerektiğinin altını çizdi.
"SERMAYE PİYASASI ARAÇLARINA YATIRIM YAPMAK SUÇ DEĞİLDİR"
Sermaye piyasası araçlarına yatırım yapılması ile hukuka aykırı piyasa işlemlerinin birbirinden ayrılması gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, fonlara, hisse senetlerine ve diğer sermaye piyasası araçlarına yatırım yapmanın suç olmadığını vurguladı.
Bu tür yatırımların hükümetin plan ve programlarında desteklenen bir politika olduğunu belirten Yılmaz, dolandırıcılık, manipülasyon ve piyasayı bozucu hukuka aykırı işlemlerin ise suç teşkil ettiğini ifade etti.
Yılmaz, bu ayrımın net biçimde ortaya konulmamasının hem yatırımcılara hem de Türkiye ekonomisine zarar vereceğini söyledi.
Sermaye piyasalarında hukuka aykırı işlemlere karşı kararlı tutumun sürdürüleceği mesajını veren Yılmaz, “Kim hukuka aykırı işlem yaptıysa veya yaparsa hiç şüphesiz sonuçlarına katlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Kurallara uygun faaliyet gösteren piyasa aktörlerinin, sistemin genelinin ve yatırımcı haklarının korunmasının ortak sorumluluk olduğunu belirten Yılmaz, bu süreçte başta bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoriteler olmak üzere tüm ilgili taraflara görev düştüğünü vurguladı.