Özilhan: TCMB`nin müdahalesi herkesi rahatlatmıştır

24.05.2018 12:38

Son güncelleme : 24.05.2018 15:41

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın enflasyon ile mücadele için gerekli tüm adımları bağımsız bir şekilde atabilmesi gerektiğini belirterek, “TL’nin değerinde son dönemde görülen ve tüm vatandaşları büyük bir endişeye sevk eden baş aşağı gidiş karşısında Merkez Bankası tarafından dün yapılan müdahale, herkesi rahatlatmıştır.” dedi.



AA

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD)  Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, TÜSİAD’ın Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı’nda yaptığı  konuşmada, Türkiye’nin gündeminde seçimlerin bulunduğunu belirterek, son 16 yılda  halk oylamaları dahil hepsinin de kritik önemde olduğunu düşündükleri 12 seçim  dönemi geçirildiğini ve gelecek ay bir kez daha sandığa gidileceğini, hemen  peşinden yerel seçimlerin konuşulmaya başlanacağını kaydetti.
 
Siyasi partilerin ve cumhurbaşkanı adaylarının manifestolarını ve  seçim bildirgelerini açıklamaya başladığını, bundan sonra ise sıranın seçmende  olduğunu ifade eden Özilhan, şunları söyledi:
 
“En başta uzlaşma, barış ve istikrar istediğimizi bir kere daha  vurgulayalım. 2007’den bu yana ortalama 12 ayda bir yapılan seçimlerden yorgun  düştük. Toplumu geren, kamplaştıran, arkadaşı, arkadaşla, akrabayı, akrabayla,  komşuyu, komşuyla karşı karşıya getiren bu gergin havadan kurtulmak istiyoruz.  Artık ekonomik ve siyasi ortamın olgunlaşmasını istiyoruz. Kamplaşmayı, kavgayı,  gürültüyü geride bırakmayı, enerjimizi Türkiye’mizi nasıl daha iyi yaparız, daha  mutlu insanların ülkesi yaparız konusuna ayırmayı istiyoruz. Kafa kafaya verip  tartışırsak, aşamayacağımız hiçbir sorunumuz olmaz. El ele çalışırsak ülkemizi  yeni teknolojik çağın kazananlarından biri haline getiririz. Beraber hareket  edersek, küresel güç mücadelesinde Türkiye’mizin çıkarlarını en iyi biçimde  savunabiliriz.”
   
Özilhan, Türkiye’nin küresel eğilimleri ne zaman doğru okuyup dünyayla  eş zamanlı olarak değişime uyum sağlamışsa, küresel yarışta öne çıktığını  aktararak, böyle dönemlerin her birisinin bir hikayesi, toplumu heyecanlandıran,  halka umut aşılayan bir gelecek vizyonunun olduğunu, bugün de yeni bir hikayeye  ihtiyacın bulunduğunu, bu yeni hikayenin herkesi kucaklaması, kimseyi dışarıda  bırakmaması gerektiğini dile getirdi.
   
Demokratik ölçüler içinde kalan herkesin ve her kesimin temsil  edildiği bir meclisin her türlü yeni hikayenin çıkış noktası ve enerji kaynağı  olduğuna işaret eden Özilhan, “Herkese temsil edildiği duygusunu güçlü bir  şekilde hissettiren bir meclise ihtiyaç duyduğumuz, kardeşlik, barış, huzur,  öngörülebilirlik ve refah içinde yaşama arzumuzu ifade eden bir siyasi vizyonu  harekete geçirebiliriz. Böyle bir vizyonun ana başlıklarını siyasi çerçeve, dış  politika ve ekonomi oluşturmalı.” dedi.
   
“DEVLETİN KURUMSAL KAPASİTESİ GÜÇLÜ OLMALI”
 
Özilhan, seçimler sonrası oluşacak siyasi iradeye yönelik olarak bazı  başlıklara değinerek, şunları aktardı:
 
“Birincisi devletin kurumsal kapasitesini güçlendirilmesi.  Kutuplaşmanın olduğu toplumlarda devlet çok iyi çalışmalı. Devlet mekanizmasının  işleyişi kişilerle kaim değildir. Aslolan kuralların herkes için eşit ve  bağlayıcı olması, kurumsal kapasitesi gelişkin bir devlet düzeninin etkin  işlemesi ve tüm vatandaşlarını ayrım gözetmeksizin hoşnut etmesidir. İkincisi  güçler dengesinin sağlanması. Türkiye bu seçimle beraber önemli bir yönetim  değişikliğine gidecek ve cumhurbaşkanlığı sistemine geçecektir.
 
Bu yeni yapı altında, yürütme güçlenirken, gücün farklı organlar  arasında dağılmasına ve birbirini dengelemesine dikkat etmek gerekecektir. Devlet  içinde gücün bir yerde temerküz etmesini önlemek açısından, yürütmenin yanı sıra  yasama, yargı, bürokrasi, özerk kurumlar, medya ve sivil toplumun da bağımsız  yapılar olarak etkin bir şekilde fonksiyonlarını yerine getirmesi önemlidir. Eş  derecede önemli bir nokta da seçim sonuçları ne olursa olsun, yürütme ve  parlamento arasındaki erk paylaşımının yeni sistem altında iyi tanımlanması,  gerekiyorsa yeni yasal düzenlemeler yapılması ve sağlıklı bir şekilde  sürdürülmesi gereğidir.
 
Üçüncüsü bürokrasinin, etkin, hızlı ve iyi işleyecek biçimde  yapılandırılması ve atamaların sadece liyakata göre yapılması. Devlet  mekanizmasının etkin çalışması, işinin ehli, yetki ve sorumlulukları iyi  tanımlanmış bir bürokrasiden geçer. Bağımsız kurumlar güçlü olmalı ve ellerindeki  yetkiyi tam anlamıyla kullanabilmeliler. Bürokrasinin iyi çalışmasının bir koşulu  da atamaların liyakata göre yapılmasıdır.”
   
Özilhan, dördüncü önemli başlığın da hukuk devletinin ve adaletin  yeniden tesisi olduğunu anlatarak, sadece kağıt üzerinde değil, hayatın içinde de  tüm vatandaşların hak ve özgürlüklerinin tam olarak devlet güvencesinde olması  gerektiğini vurguladı.
 
Ne Türkiye içinde ne de dışında hukuk devleti normları konusunda  akıllarda hiçbir soru işareti oluşmaması gerektiğini aktaran Özilhan, “Her dönem  yeni mağdurlar ve yeni mağrurlar yaratmak yerine kimsenin mağdur ya da mağrur  olmadığı bir toplum düzeni kurabilmeliyiz.” diye konuştu.
 
“KÜÇÜK BİR OY FARKININ İKTİDARI VE MUHALEFETİ BELİRLEYEBİLECEĞİ  DURUMLARDA ÇOĞULCULUĞUN ÖNEMİ ARTIYOR”
 
Özilhan, beşinci olarak çoğulcu demokrasi idealine işaret ederek,  “Çoğunlukçuluktan çoğulculuğa geçiş, bir demokrasinin gücünü ve gelişkinliğini  gösterir. Azınlığın varlığını koruma ve güçlenip çoğunluk olmak için faaliyet  yapma hakkını serbestçe kullanabilmesi, vermemiz gereken en önemli sınavlardan  biri. Küçük bir oy farkının iktidarı ve muhalefeti belirleyebileceği durumlarda  toplumsal barış açısından çoğulculuğun önemi daha da artıyor.” şeklinde konuştu.
 
Altıncı olarak ifade özgürlüğünün tartışma konusu olmayacak biçimde  tanınmasının önemine dikkati çeken Özilhan, şunları kaydetti:
 
“Düşünce ve ifade özgürlüğü demokrasinin asli unsurlarından biridir.  Her vatandaş, hakaret veya şiddete çağrı içermeyen fikrini özgürce  söyleyebilmelidir. İfade özgürlüğünün olmadığı bir yerde demokratik  standartlardan söz edilemez"
 
Yedinci olarak laikliğin öneminde herkesin uzlaşması. Hem Sünni  Müslüman çoğunluğun hem de bu çoğunluğun dışında kalan kesimlerin inanç temelli  sorunlarının çözümü, içi iyi doldurulmuş bir laiklik anlayışı ile mümkündür.  Devletin tüm inanç ve inançsızlık türlerine aynı mesafede, aynı hakkaniyet ve  adalet ölçüsüyle yaklaştığı bir sistemi kurmamız gerekiyor.”
 
“MAKROEKONOMİK DENGELERİ TESİS EDECEK BİR PROGRAMIN DEVREYE  SOKULMASI GEREKİYOR”
 
Özilhan, ekonomide birinci önceliğin makro ekonomik istikrarın  sağlanması olması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
 
“Yüksek enflasyon, uzun vadeli düşünmeyi imkansızlaştırır, yatırım  koşullarını ortadan kaldırırken sabit gelirli vatandaşın da gelirlerini reel  olarak azaltır. Merkez Bankası enflasyon ile mücadele için gerekli tüm adımları  bağımsız bir şekilde atabilmelidir. TL’nin değerinde son dönemde görülen ve tüm  vatandaşları büyük bir endişeye sevk eden baş aşağı gidiş karşısında Merkez  Bankası tarafından dün yapılan müdahale, herkesi rahatlatmıştır. Tercihimiz bu  tür müdahalelerin zamanında ve gerekli ölçekte yapılması, piyasalar açısından  Merkez Bankası kredibilitesinin güçlü olmasıdır. Şimdi sıra bu müdahalenin  yapısal reformlar ve mali disiplin ile pekiştirilmesindedir.
 
Bütçe açığı zaten bozulma eğiliminde iken, seçim öncesinde açıklanan  paketle bütçeye gelen ilave 24 milyar TL’lik ek yük, mali disiplin konusunda  şüphelere neden olmuştur. İç tasarruflar yeterli değilken kamu açığının artma  eğiliminde olması, kaynak ihtiyacını artırıyor. Diğer yandan, petrol  fiyatlarındaki artış, yılda 50 milyar doları bulan cari açığı körüklüyor.  Ekonominin cari açık-bütçe açığı kapanına doğru sürüklendiği düşüncesi, TL’nin  değeri üzerinde baskı yaratıyor. Bu değerlendirmeler, Türkiye’nin kredi notunda  düşüşlere neden oluyor. Bu durumun önüne geçilmesi için makroekonomik dengeleri  tesis edecek bir programın devreye sokulması gerekiyor.”
 
Enflasyonu yüzde 5 eşiğinin altına çekecek ve TL’ye istikrar  kazandıracak, bütçe disiplinini sağlayacak ve piyasalara güven verecek bir  programın, yerel seçimler beklenmeden hemen uygulanmaya başlanması gerektiğini  vurgulayan Özilhan, “Kamu harcamalarının yaratacağı finansman ihtiyacının  makroekonomik dengeler üzerindeki etkisi iyi hesaplanmalı. Büyük kamu projeleri,  küresel finans koşulları düşünülerek, doğru zamanda, doğru finansmanla yapılmalı.  Bu çerçevede, dün Merkez Bankası müdahalesinin ardından Sayın Başbakan’ın ve  Sayın Cumhurbaşkanı’nın mali disiplinin süreceği ve finansal istikrarın gereğinin  yapılacağı doğrultusundaki açıklamaları memnuniyetle karşıladık.” dedi.

“TÜRKİYE GİBİ BİR ÜLKE TEK BİR SEKTÖRE BAĞIMLI OLARAK BÜYÜYEMEZ”
 
Özilhan, sürdürülebilir büyüme için sektörlerin teknolojik dönüşüme  hazır hale getirilmesinin önemine dikkati çekerek, “Türkiye gibi 80 milyonluk  nüfuslu, dünyanın en büyük 20 ekonomisinden birisi, tek bir sektöre bağımlı  olarak büyüyemez. İnşaat sektörü büyümeyi harekete geçirmekte, altyapı üretmekte  ve kentsel dönüşümü sağlamakta hiç şüphesiz çok önemlidir. Ama sanayi ve tarımın  yarattığı katma değeri artırmadan büyümeyi sürdürülebilir kılmak imkansız.”  şeklinde konuştu.
 
Büyümenin meyvelerinin adilce paylaşılmasına işaret eden Özilhan, 2007  yılına kadar gelir dağılımı göstergelerinde önemli iyileşmelerin sağlandığını,  yoksullukla mücadelede ciddi mesafe kat edildiğini, sonrasında ise bir ilerleme  sağlanamadığını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Gelir dağılımından daha az pay alan kesimlere seçimlerden hemen önce  verilen destekler, seçim sonrasında bozulan bütçe açığı nedeniyle geri alınmak  durumunda kalınır. Bunun yerine, bireyler ve bölgeler arası gelir dağılımını daha  dengeli hale getirecek uzun vadeli bir strateji yürütülmeli. Eğitim sisteminde  son 15 yılda 15 kez değişiklik yapıldı ama sistem bir türlü düzeltilemedi.  Sorunların nedenini ve doğasını anlayabilen ve çözüm üretebilen bir nesil  yetiştirmeyi daha başaramadık. Çocuklarımızı dünyadaki yaşıtlarının gerisinde  yetiştiriyoruz, büyüttüğümüz gençlerimize iş alanı açamıyoruz.”
 
“DIŞ POLİTİKADA OYUN ALANIMIZI GENİŞLETMELİYİZ”
 
Özilhan, dış politikada dengeli duruşa ihtiyacın bulunduğunu ve bugün  dünyada ciddi bir güç mücadelesinin yaşandığını ifade ederek, şunları kaydetti:
 
“Yaşanan küresel güç mücadelesinde, dış politika taktikleri gereği  attığımız adımlar ne olursa olsun, hukukun üstünlüğü, çoğulcu demokrasi, refah,  teknoloji ve bilim, eğitim ve kültür gibi bir dizi alanda benzemek istediğimiz  yer, Çin, Rusya ya da Orta Doğu değil, batı medeniyetidir. Bir yandan Çin ve  Rusya gibi ülkelerle diğer yandan da Batı ülkeleriyle ilişkilerimizi karşılıklı  çıkar temelinde sürdürmeliyiz. Bunlar birbirine alternatif değil, tamamlayıcı  ilişkilerdir. Batının Türkiye’ye ve İslam medeniyetine karşı önyargılı tutumu  karşısında, ABD’nin İran’la nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İsrail  Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşınması konularında izlediği irrasyonel politikaların  Orta Doğu’yu sürüklemekte olduğu yer konusunda, Batı’ya karşı Batı medeniyetini  savunarak cevap vermeliyiz. Popülizm uğruna izlenen bu yarını olmayan politikalar  karşısında, serinkanlılığımızı koruyarak, uzun vadeli çıkarlarımız doğrultusunda  hareket etmeli ve dış politikada oyun alanımızı genişletmeliyiz.”
   
“TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNİ GÜÇLENDİRİLMELİYİZ”
 
Tuncay Özilhan, Türkiye-AB ilişkilerini güçlendirilmesi gerektiğini  vurgulayarak, “Bölgemizi esir alan risklere ve belirsizliklere karşı elimizdeki  en önemli araç, her şeye rağmen yine de Türkiye’nin AB sürecidir. Her ne kadar  üyelik müzakerelerinde AB Türkiye’ye bazen çok yanlış politikalar uygulanmış olsa  da Avrupa’dan uzaklaşmak Türkiye’nin milli çıkarlarına aykırıdır.” dedi.
 
İş birliğinin hem Türkiye’nin hem Avrupa’nın lehine olduğunu,  bölgesinde oyun kurucu bir ülke olan Türkiye’nin üyeliğinin, küresel güç  dengesinde Avrupa Birliği’ne avantaj sağlayacağı gerçeğinden hareketle, Avrupa  Birliği ile ilişkilerin kazan-kazan temeli üzerine oturtulması gerektiğini  anlatan Özilhan, uzun süredir toplumu geren farklılaşmaların, bu seçim döneminde  daha geriye düşmüş durumda olduğunu, daha önce yapmış oldukları toplumsal  mutabakat çağrılarının toplumda karşılık bulmuş olmasını memnuniyetle  gözlemlediklerini dile getirdi.
 
Özilhan, siyasetteki üslubun düzelmesinin, seçim kampanyalarının  siyasi nezaket ve adap içinde yürütülüyor olmasının, sorunları çözme umutlarını  artırdığını, birlik ve beraberliği perçinlediğini aktardı.





18:051.542
Değişim :  0,26% |  3,94
Açılış :  1.534  
Önceki Kapanış :  1.538  
En Yüksek
1.546
En Düşük
1.528
BIST En Aktif Hisseler18:05
KONTR 97,90 376.243.230 % 10,00  
ISBIR 7.700,00 9.678.540 % 10,00  
YKGYO 6,82 30.006.498 % 10,00  
CLEBI 226,60 109.283.285 % 10,00  
SANFM 19,94 3.018.713 % 9,98  
18:05 Alış Satış %  
Dolar 7,5311 7,5368 % 0,34  
Euro 8,9753 8,9870 % -0,32  
Sterlin 10,4024 10,4546 % -0,02  
Frank 8,0621 8,1106 % 0,12  
Riyal 2,0022 2,0123 % 0,26  
18:05 Alış Satış %  
Altın Ons 1.699 1.699 1,85  
Altın Gr. 411 411 0,95  
Cumhuriyet 2.721 2.762 -1,00  
Tam 2.711 2.781 1,30  
Yarım 1.310 1.345 0,63  
Çeyrek 657 673 0,32  
Gümüş.Ons 25,17 25,21 -0,17  
Gümüş Gr. 6,09 6,10 -0,04  
B. Petrol 69,49 69,49 2,75