2017`de piyasaları neler bekliyor?

30.12.2016 12:54

Son güncelleme : 02.01.2017 10:35

Piyasalar oldukça yoğun ve hareketli bir yılı daha geride bıraktı. Peki piyasaları 2017`de neler bekliyor? Uzmanlar UZMANPARA için değerlendirdi...



UZMANPARA

Piyasalar oldukça yoğun ve hareketli bir yılı daha geride bıraktı.

Döviz kurunun rekorlar kırdığı, altının ve borsanın oldukça yükseldiği bir yılın ardından gözler 2017 yılına çevrildi.
 
Peki piyasaları 2017'de neler bekliyor? Uzmanlar UZMANPARA için değerlendirdi...

KapitalFX Araştırma Uzmanı ve UZMANPARA yazarı Enver Erkan, konuya ilişkin UZMANPARA'ya şunları söyledi:

"2017 küresel anlamda da risklerin ve belirsizliklerin bir arada olduğu bir yıl olarak değerlendirilecektir. Trump’ın 20 Ocak’ta başkanlık koltuğuna oturmasının ardından, ABD’deki ekonomik gelişmelere bağlı olarak piyasa Fed’e ilişkin yeni fiyatlama davranışları içine girebilir. Bu kapsamda da 3 faiz artırımı beklentisi canlı kaldığı sürece gelişen piyasalar üzerinde biraz baskı görmemiz mümkün olabilir. Avrupa’nın sorunları da piyasaları bayağı uzun süre meşgul edecek görünüyor. Önümüzdeki dönemde Avrupa’dan; yaşanacak mikro ve makro gelişmelere bağlı olarak önemli mevduat veya yatırım çıkışı görebiliriz. Böylesine bir durum EUR varlıkları üzerinde ciddi satış baskısı yaratacaktır. En başta Avrupa tahvilleri; başta İtalya, İspanya ve Portekiz olmak üzere önemli bir tahvil satışı söz konusu olacaktır.

'İLK ÇEYREKTE DOLAR...'

Biz ilk çeyrekte dolar kurunun 3,60 seviyesinin test edilmesini bekleriz. 2016’da USD karşısında %18 değer kaybeden TL, Fed ve Trump etkisiyle 2017 yılında da diğer gelişen ülkelerle beraber zayıflama eğilimini sürdürebilir. Yılın ilk yarısına ilişkin dışsal riskler; Fed ve Trump olarak özetlenebilecekken, içsel kırılganlık yaratan para ve mali poltiika belirsizliği, siyasal belirsizlikler ve jeopolitik riskler TL’nin olumsuz reaksiyon verme aralığını da genişletmektedir. 20 Ocak ve 27 Ocak kritik tarihler; 20’sinde Trump Başkanlık koltuunu oturuyor ve ertesi gününün bir risk fiyatlaması olması durumu ortaya çıkabilir. 27’sinde Fitch’in Türkiye değerlendirmesi var IG seviyesinde olan notumuzu koruyamazsak, sermaye çıkışları hızlanacaktır. Biz ilk çeyrekte 3,60 seviyesinin test edilmesini bekleriz. OHAL ve referandum/erken seçim belirsizliğinin oluşturması muhtemel olan baskıyla TL’de değer kaybının yıl geneline yayılması da beklenebilir. 2016’da USD karşısında %18 değer kaybeden TL, benzer bir baskıyla 2017 yılında da yüzyüze kalmak durumunda kalabilir. Mevcut koşullar ile 12 aylık beklentimiz de 3,85 seviyesidir.

Dolar/TL kurunun 3,50 üzerinde kalıcı fiyatlanması ve gösterge tahvil faizinin %11 üzerinde kalmasının hisse senedi piyasasında da aşağı yönlü riskleri artırması beklenebilir. ABD ekonomisine dair olumlu gelişmelerin kötü, olumsuz gelişmelerin ise iç piyasada iyi fiyatlandığı bir dönem içine girdik. Borsa İstanbul, kurda en kötü oynaklığın yaşandığı dönemde bile en fazla 73.000 – 72.800 seviyelerine doğru sarktı ve 75.000 seviyesi altında kalıcı olmadı. Muhtemelen 75.000 – 80.000 arasındaki konsolidasyon bandı korunacaktır. Kurda 3,50 çok önemli, gösterge tahvil faizinde de %11 seviyeleri. Bu mevcut seviyeler, Borsa İstanbul’un uzun vadede prim yapmasını engeller. Ancak kurda 3,50 altında kalıcı ve stabil seyir; risk priminde de düşüş sağlayabilirsek, daha fazla olumluluktan bahsedebiliriz.

'MEVDUAT VE YATIRIM ÇIKIŞI GÖRÜLEBİLİR'

Piyasa faizlerinde ise beklentimiz yukarı yöndedir. Yılın ilk yarısında CDS ve enflasyon beklentileriyle korele bir şekilde; aynı zamanda küresel tahvil satışının da etkileriyle DİBS’ten çıkış eğiliminin devamını bekliyoruz. Bu kapsamda gösterge tahvil faizimde %11, 10 yıllık tahvil faizinde %12 tahammül eşiği olarak izlenmesi gereken seviyelerdir. Avrupa’nın sorunları piyasaları bayağı uzun süre meşgul edecek görünüyor. Önümüzdeki dönemde Avrupa’dan; yaşanacak mikro ve makro gelişmelere bağlı olarak önemli mevduat veya yatırım çıkışı görebiliriz. Böylesine bir durum EUR varlıkları üzerinde ciddi satış baskısı yaratacaktır. En başta Avrupa tahvilleri; başta İtalya, İspanya ve Portekiz olmak üzere önemli bir tahvil satışı söz konusu olacaktır. ABD’de de Trump sonrası tahvil satışı devam etmektedir, bu kapsamda da faizler yükselmektedir.

Bu kapsamda EURUSD için yapabileceğimiz öngörü; EUR kurunun genel görünümünü negatif olduğuna yönelik şekillenmektedir. Kurun seneyi 1,05 altında kapaması muhtemel; 1,04 altında kapanışlarda da marjinal hareket aralığı çerçevesinde 1,02’ye kadar geri çekilme de mümkün olabilecektir. Uzun vadede ise USD, EUR’dan daha değerli hale gelebilir. 1,07’ye kadar hareketler kısa vadede düzletme olarak algılanacak ve satış fırsatı olarak kullanılacaktır. 1,07 ise trend dönüş seviyelerine denk gelmektedir.

Altın fiyatlarının genel trendinde de kısa dönemde keskin bir dönüş olmasını beklemiyoruz. Son Fed fiyatlaması çerçevesinde 1122 USD seviyesini gören altın fiyatları, bu seviyeden 13 USD’lik bir tepki vermiştir. Altında rasyonel fiyatlama beklemiyoruz, bir miktar 1140 USD üzerine doğru düzeltme yapması beklenebilir. Biz altında yeni hikayelerin 2017 yılı içerisinde fiyatlanmasını bekliyoruz. Trump’ın başkan olmasından sonraki küresel hikaye ile beraber; Avrupa’ya ilişkin siyasi risklerin altın için uzun vadede yukarı yönlü fiyatlamaların kaynağını oluşturabileceğini düşünüyoruz. Bu noktada altın ons fiyatında olası toparlanmalarda 1325 USD fiyatının oluşabilecek yukarı yönlü trendde hedeflenebileceğini düşünüyoruz. Altında böylesi bir trend için 1240 – 1250 USD üzerinde kalıcılık sağlanması gerekmektedir.

'GRAM ALTIN 2017'DE...'

Gram altın fiyatında ise; USDTRY’nin ana yönünün yukarı olmasının yanı sıra; ons altın fiyatına yönelik projeksiyonlarımız yukarı yönlü hareket potansiyeli göstermektedir. USDTRY ve altın ons aynı anda yükseliyorsa, matematiksel olarak gram altın daha hızlı yukarı gidecektir. Bu kapsamda; 145 TL seviyesinin gram altında hedeflenebileceğini düşünüyoruz.

Genel portföyde ağırlığı mevduat tarafına vermekteyiz. Mevduat da kendi içinde %60 TRY mevduat, %40 döviz (tercihen USD) mevduat şeklinde ağırlıklandırılabilir. Hisse pozisyonu ağırlığını düşürdük, hisse pozisyonlarını koruma amacıyla vadeli BİST 30’da kısa, VİOP USDTRY kontratında veya FX USDTRY’de uzun pozisyon alınabilir. Hisse senedi piyasasındaki aşağı yönlü riskler, hisse portföylerinin dengeli oluşturulmasına ve farklı tipte hisselerin bu portföy içerisinde değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bunun yanı sıra, hisse pozisyonlarında harici koruma için vadeli piyasalarda veya opsiyonlarda da pozisyon almak mümkün olabilir. Orta ve uzun vadede büyüme beklentisini koruyan ve mali yapısı güçlü, dış şoklara korunaklı şirketlerin hisse senetlerinde de uzun vadeli pozisyon alınabilir, hissede yeni alım için uygun fiyat seviyeleri kollanmalı. Bu tarz şirketlerin hisse senetlerinde piyasa moraline bağlı geri çekilmeler, uygun marjlarda yeni alım için fırsat bile yaratabilir. Ancak böyle bile olsa, yatırımcılar riski çeşitlendirmelidirler. Biz portföylerde hisse senedi ağırlığını ise riskli ve orta riskli portföylerde %25-30 seviyelerine kadar çıkarabilirken, risksiz portföylerde yüzde 15 ile sınırlı tutuyoruz.

Bu kapsamda orta derecede risk profili olan yatırımcılar için oluşturduğumuz portföy dağılımı;

%40 mevduat (kendi içinde %40 döviz, %60 TL vadeli olarak ağırlıklandırılabilir), %25 döviz, %15 hisse (tercihen düşük beta katsayılı), %15 tahvil/bono, %5 altın şeklinde olabilir. Riski sevenler için ise sabit getirili menkul kıymet ağırlıklarını azaltarak döviz ve hisse ağırlıklarını artırıyoruz. Bu kapsamda %35 mevduat, %10 tahvil/bono ağırlığına karşılık %20 USD, %20 hisse %15 altın şeklinde bir dağılım yapıyoruz. En son; garanticiler için ise ağırlığı SGMK tarafına veriyor, döviz ve hisse ağırlıklarını azaltıyoruz. Bu kapsamda %50 mevduat, %20 tahvil/bono, %15 hisse ve %15 döviz öneriyoruz."

Alan Yatırım Kıdemli Analisti ve UZMANPARA yazarı Eda Önder Öztürk, konuya dair UZMANPARA'ya şunları söyledi:

"2016 yılı hiç şüphesiz gerek ülkemiz gerekse tüm dünya adına zor bir yıl oldu. En beklenilmeyenlerin yaşandığı 2016 yılının etkilerini atlatmak hiç te kolay olmadı. 2017 yılı özellikle küresel anlamda finansal piyasalar için kartların yeniden karılacağı düzenin değişeceği bir yıl olacak.

2017 yılına ilişkin olarak Trump henüz başkanlık koltuğuna oturmadan Trump dönemi ile birlikte genişleyici maliye politikalarının (vergilerde indirim, kamu harcamalarında artış vb.) devreye girecek olması şimdiden ABD ekonomisine ilişkin olarak enflasyon ve büyümede artış beklentisi yaratmış durumda. ABD’de görülecek yeni yönetim ile birlikte maliye ve dış ticaret politikasında yaşanması beklenen radikal değişimlerin Fed’in para politikasında da yansıma bulması beklenmekte.

'FED'İN 3 FAİZ ARTIŞI YALNIZCA BEKLENTİ'

Ancak söz konusu enflasyon ve büyüme beklentileri şişirilmiş ve dolar cephesinde fiyatların içerisine yerleşmiş durumda. Trump’ın 1 trilyon dolarlık harcama paketi olsun, Fed’in 3 adet faiz artışı ön görüsü olsun bunların yalnızca beklenti olduğu göz ardı edilmemeli. Piyasa şu an dolar için pozitif senaryoyu fazlası ile fiyatladı. Fakat Trump’ın bütçesinin onaylanması, ilgili büyüme reformlarının gerçekleşmeme olasılığı oldukça yüksek özetle piyasa hiçbir şekilde belirsizliği fiyatlamadı. Bu sebeple piyasanın belirsizlik fiyatlamasını senaryoya dahil etmesi ile birlikte özellikle 2017 ilk çeyrekte altına olan ilginin biraz daha artacağını düşünüyorum.

'İLK ÇEYREKTE DOLAR POPÜLARİTESİNİ YİTİREBİLİR'

Şunu da hatırlatmak isterim ki; doları güçlü kılan Fed’in faiz artırım beklentilerine değinecek olursak, geçtiğimiz yıl Aralık ayındaki faiz artışı sonrasında 2016 yılına ilişkin 4 adet faiz artırımı beklentisini belirten Fed 2016 ilk çeyrekte çekimser tavrı ile söz konusu beklentileri yarıya indirmiş ve dolara olan ilgi azalmıştı. Bu sebeple Çin’e dair belirsizlikler, Avrupa’da 2017 yılının neredeyse tamamını seçim ile geçirecek olması ve Trump’ın söz konusu ekonomi planlarının gerçekten uygulayıp uygulayamayacağı belirsizlikleri nedeniyle 2017 ilk çeyrekte tarih tekerrür edip, dolar popülaritesini kısmen yitirebileceğini de unutmamak ta fayda var.

2016 Kasım ayında gerçekleşen ABD başkanlık seçimleri yarışından beklenmedik şekilde Trump’ın galip çıkması özellikle küresel ticaret dengelerinde önemli değişiklikleri beraberinde getireceğe benziyor. Özellikle 2017 yılı yeniden piyasalarda belirsizlik unsurunun fazlası ile konuşulacağı bir yıla benziyor. Bu konuda Çin’i en yakın örnek verebiliriz. Geçtiğimiz günlerde Çin Cumhurbaşkanı tarafından yapılan açıklamaya göre Çin büyümesinin %6,5 oranının aşağısına gerileyebileceği belirtildi. 2017 yılının başlarında Trump’ın ABD başkanlık koltuğuna oturacak olması sonrasında Çin ekonomisi yine önemli ölçüde değişime uğrayacağa benziyor. Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Çin ekonomisi 2017 yılının akibeti en belirsiz olan ekonomi olabilir.

Trump ABD’nin dış ticaretinde korumacı bir politika izleyeceğini uzun süredir belirtmekte. Söz konusu korumacı duvarları örmeye de Çin ile yapılan ticarete set çekerek başlayacak gibi görünüyor. Çin’in en fazla ihracat yaptığı ülkenin ABD olduğu göz önünde bulundurulduğunda, ABD’nin dış ticarette Çin’in mukayeseli üstünlüğünü bozacak olması Yuan’ın değer kaybetmeye devam edeceği anlamına gelebilir. Bunu paralelinde ABD’ye ihracatın azalması Çin’in diğer pazarlara yapacağı ticarette fiyat rekabetinin kızışacak olması kaynaklı küresel büyüme endişeleri altına olan talebi artıracaktır. Bununla birlikte küresel likidite koşullarından birincil derecede etkilenen altın fiyatları Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişleme programından beslenmeye devam edecektir. 2017 yılının neredeyse tamamını seçim ile geçirecek olan Avrupa kaynaklı dünya genelinde oluşacak risklerde altın fiyatlarını destekleyen diğer unsurlar arasında yer almakta."





18:0591.196
Değişim :  0,04% |  39,43
Açılış :  91.226  
Önceki Kapanış :  91.157  
En Yüksek
91.846
En Düşük
90.695