Alman ekonomisi için `altın yılların` sonu mu?

18.01.2020 11:20

Son güncelleme : 20.01.2020 11:25

Ticaret ihtilafları ve küresel belirsizlikler nedeniyle geçen yıl hız keserek yüzde 0,6 büyüme gösteren Alman ekonomisi için uzmanlar, 2020’li yılların "altın yıllar" olmayabileceğini belirtiyor.



AA

Küresel finansal krizden sonra güçlü büyüme performansı gösteren Alman ekonomisi, ticaret ihtilafları ve küresel belirsizliklerin ortasında geçen yıl yüzde 0,6'lık bir büyüme gösterdi. Böylece, Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya, 2013’den beri en zayıf büyüme performansını ortaya koydu.

Alman ekonomisi 2018’de 1,5, 2017’de 2,5, 2016’da 2,2, 2015’te 1,7 ve  2014’te 2,2 ve 2013’te yüzde 0,4  büyüme kaydetmişti.

Uzmanlar, daha önce yapılan yapısal reformlar, mali teşvik,  küreselleşmenin zirvede olması, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) düşük faiz  oranları ve nispeten zayıf bir avronun son 10 yılda Alman ekonomisinde güçlü bir  büyümenin gerçekleşmesini sağladığını belirterek, 2020’li yılların Alman  ekonomisi için “altın yıllar” olmayabileceğine dikkati çekiyor.

Gelecek 10 yılda, Çin ekonomisindeki yavaşlama, küresel ticaret  ihtilafların artması, Brexit, ABD ile muhtemel ticari sorunlar ve kilit  piyasalardaki küçülmeler nedeniyle dış talep kaynaklı sorunlarla birlikte Almanya  ekonomisinin zor dönem geçirmesi bekleniyor.

Avrupa’da sürekli ötelenen mali birlikle ilgili kurumsal reform ve  dijitalizasyon gibi geleceğin ekonomilerine yönelik ortak strateji eksiklikleri  de Alman ekonomisi baltalayan konular arasında.

Alman Sanayi Federasyonu (BDI), Alman sanayisinin resesyonda olduğunu  ve dipten çıkış için işaretin olmadığını vurgulayarak, ülkede ekonomik büyümenin  bu yıl yüzde 0,5’e gerilemesini bekliyor.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre yapısal dönüşümden dolayı  otomobil sektöründe yaşanan kriz, azalan rekabet gücü, ticaret savaşları, hızlı  büyüyen Çin'in her alanda rakip olması ve ülkede yaşanan demografik dönüşüm  Avrupa'nın en büyük ve dünyanın dördüncü ekonomisine sahip olan Almanya'nın  ekonomisinde gelecek 10 yılda büyümeyi baltalayan unsurlar olarak sıralanıyor.

OTOMOBİL KRİZİ

Ülkede otomobil üretimi geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 9  azalarak 4 milyon 661 bin 800'e düştü, bu rakam 1996’dan beri en düşük üretim  seviyesi olarak kayıtlara geçti. 1996'da otomobil üretimi 4 milyon 539 bin 583 olmuştu.

Sektör temsilcileri, son dönemde kapsamlı bir teknolojik dönüşüm  içinde olan Alman otomotiv sektörünün sera gazı emisyon kısıtlamalarından, Çin ve  ABD arasındaki ticaret ihtilaflarından olumsuz etkilendiğini belirtiyor.

Merkezi Münih'te bulunan Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo) sıkıntı  içindeki Alman otomotiv sektöründen dolayı ekonominin 2019'da yaklaşık 0,75 puan  daha az büyüdüğünü tahmin ediyor. Bunun ana nedeni otomobil endüstrisindeki içten  yanmalı motordan ve elektrik motoruna geçişte yaşanan yapısal değişikler. Alman  otomotiv şirketlerinin dizel araçlarda emisyon hilesi yapması, dizel araç  satışlarına büyük darbe vurmuş ve Alman şirketlere olan güveni de derinden  sarsmıştı.

Alman hükümetinin Ulusal Otomobil Platformu (NPM) tarafından yapılan  bir çalışmaya göre, Almanya'nın yanmalı motorları bırakıp elektrikli otomobillere  geçmesi pahalıya mal olacak. Elektrikli otomobile geçişle ülkede 2030'a kadar 410  bin kişinin işsiz kalması bekleniyor. Yaşanacak iş kaybının ana nedeni de  elektrikli motorların petrol ile çalışan motorlara göre daha az parça  bulundurduğu için üretimde daha az işçiye ihtiyaç duyulması olarak ifade  ediliyor.

İçten yanmalı bir motora en az 1200 parça monte edilirken, elektrik  motorunda ise yaklaşık 200 adet parça ile üretimin yapılabiliyor. Lüks araç  üreticileri Audi ve Daimler, gelecek yıllarda yaklaşık 20 bin işçinin işine son  verileceğini açıkladı.

Otomobil üretimin ve kullanılan parça sayısının düşmesi birçok  otomobil parça tedarikçini etkiliyor ve işçi çıkarılmasına sebep oluyor.

Elektrikli otomobil üretiminde katma değerin önemli bir kısmını  oluşturan batarya hücresi üretiminde Alman otomotiv sektörünün geç kaldığı ifade  ediliyor.

Ayrıca son yıllarda otomobil endüstrisinde çığır açan teknolojilerin  Çin ve ABD'den gelmesi Almanya kamuoyunda tartışma konusu olurken, Çinli CATL  şirketi, Güney Kore merkezli LG Chem ve Samsung, piyasası 2025 yılına kadar 250  milyar avroya ulaşması beklenen söz konusu bataryaların dünyadaki en büyük  üreticileri arasında yer alıyor.

Alman otomotiv sektörü, toplam katma değerin yüzde 5'ini oluştururken,  Almanya'da istihdamın yüzde 3'ü de otomotiv sektöründen sağlanıyor. Otomotiv  endüstrisinin zayıflığı Alman yetkilileri düşündürürken, Alman ekonomisinin  büyüme hızını yavaşlatmaya devam edeceği değerlendiriliyor.

REKABET GÜCÜ

Almanya, Dünya Bankası'nın ülkelerin yatırım ortamlarını inceleyerek  hazırladığı karşılaştırmalı İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nde 190 ülke arasında  Gürcistan, Tayland, Kuzey Makedonya gibi ülkelerin gerisinde kalarak dünyanın en  kolay iş yapılan 22. ülkesi olarak yer alıyor.

Alman Sanayi Federasyonu (BDI) Başkanı Dieter Kempf, bu durumu “10  yıldır işler yolunda olduğu için horlayan (uyuyan) bir ülke olduk.” şeklinde  açıklıyor.

Ülkede artan enerji maliyetleri, diğer ülkelere göre nispeten yüksek  vergiler (Şirketlerin ortalama kurumsal vergi yükü yüzde 31) ve ağır bürokrasi  uzmanlar tarafından daha iyi rekabet gücü ve daha fazla büyüme yolunda engeller  olarak sıralanıyor.

Ülkenin bütçe fazla vermesine ve borçlarını azaltmasına karşın  havalimanı, köprüler, iletişim ağı ve demir yolları gibi bazı altyapı  yatırımlarının yenilenmesinin ertelenmesi, emeklilerin konut yetersizliğine bağlı  olarak artan kira giderlerinden dolayı zorlanması da ayrı bir konu.

BDI Başkanı Kempf, "Yıllar içinde Almanya'da çok az yatırım yapıldı.  Altyapı birçok yerde harap durumda." değerlendirmesinde bulunuyor.

TİCARET SAVAŞLARI

Avrupa’nın ihracat şampiyonu olarak Almanya ekonomisi dünya  ticaretinin iyi işlemesine bağımlı. Dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve  Çin arasındaki tarife savaşları, Alman şirketlerinde endişe oluşturuyor.  Uzmanlar, ABD ile Çin arasında "ticaret savaşı" olarak değerlendirilen ve küresel  ekonomiyi ve piyasaları olumsuz etkileyen gerginliğin yumuşatılması amacıyla bir  anlaşma imzalanmasının (Birinci faz ticaret anlaşması)  "ABD'nin Çin'in ticaret  politikası araçlarıyla ekonomik yükselişini yavaşlatmaya devam etmek istediği  gerçeğini gizlememelidir.” uyarısında bulunuyor.

Ticaretteki korumacılığın birçok batı ülkesinde kabul edilebilir hale  gelmesi  dikkati çekerken, gelecek yıllarda küresel ticaretinin küresel gayri  safi yurtiçi hasıladan daha yavaş büyümesi söz konusu. İhracatı için iyi bir  küresel ekonomiye bağımlı Almanya için bu iyi bir haber olmadığı ifade ediliyor.

Almanya'nın 2019'da 11 aylık ihracatı 2018'in aynı dönemine göre yüzde  0,7 artarak 1 trilyon 229,6 milyar avroya, ithalatı da yaklaşık yüzde 1,4  yükselişle yaklaşık 1 trilyon 21,4 milyar avroya ulaştı. Ülkenin ticaret fazlası,  11 aylık dönemde 208,2 milyar avro oldu.

BÜYÜYEN ÇİN HER ALANDA RAKİP

Yapay zeka ve 5G gibi teknolojide attığı adımlar ve "Tek Kuşak Tek  Yol" projesi ile ekonomik ve siyasi alanda küresel bir güç olma yolunda ilerleyen  Çin, yıllardır Almanya'nın en önemli ticaret ortağı oldu. Fakat Çin, yoğun nüfusu  ve ekonomik modeli ile nihayet kendini başta Alman ekonomisi olmak üzere batılı  ekonomilere rakip olarak konumlandırdı.

Alman Merkez Bankası (Bundesbank)  Çin'in “daha ??yüksek katma değerli  ürünlere yönelmesi” nin sanayileşmiş ülkelerden ihracatçıları artan rekabet  baskısı altına sokabileceği konusunda uyarılarda bulunurken, Alman şirketleri  Çin’den gelen rekabeti hissetmeye başladı.

Bugün başta otomobil ve 5G’de çığır açan teknolojilerin Çin’den  geliyor. Örneğin: Bugün elektrikli araçlar için en önemli parça olan bataryanın  küresel üreticilerinin yüzde 60’ı Çin’de bulunuyor. Çin, 5G, yapay zeka, kuantum  bilgisayarları üzerine araştırma ve diğer birçok alanda geleceğin teknolojisi  ile, “Avrupa rekabet gücünü” baskı altında tutuyor.

Çin’in, yüksek teknoloji şirketleri başta olmak üzere Avrupa’da  neredeyse tüm sektörlerde yoğun bir şekilde şirket alması ve kıtada doğrudan  yatırımlarını arttırması, Almanya gibi teknolojik rekabet gücü olan ülkelerde  tepkiyle karşılanıyor.

Çin’in, gelecek 5 yıl içinde ucuz ve kalitesiz mal üreten bir ülke  olmaktan çıkarak, aktif iş birliği ağı ve ileri teknolojik düzeydeki rekabet  olanakları ile etkin üretim yapabilen bir ekonomiye sahip olma planı, yüksek  teknoloji üretme kapasitesine sahip Almanya’yı hedef haline getiriyor. Bugün  Çinli yüksek teknoloji şirketleri Avrupa pazarlarını fethederken ve onların  teknolojileri fintech, e-ticaret ve telekomünikasyon altyapısında giderek daha  fazla kullanılması da dikkati çekiyor.

Çin'in, içinde yaşanan yüzyılı şekillendiren küresel güçlerden biri  olacağına inanan Alman politikacılar ve iş insanları da bu ülke ile ilişkileri  daha da derinleştirmek için "China-Bridge (Çin-Köprü)" adlı girişimi başlattı.

Çin'i hem stratejik bir ortak hem de bir rakip olarak gören Almanya  Başbakanı Angela Merkel, Çin ile ekonomik ve siyasi ilişkileri derinleştirmek  için başbakanlığı döneminde bu ülkeyi 12 kez ziyaret etti.

Bu yılın ikinci yarısında AB dönem başkanlığını devralacak olan  Almanya, Çin'i öncelikleri arasına alarak AB-Çin Zirvesi düzenlemeyi planlıyor.

Dünyanın üretim üssüne dönüşen Çin, Avrupa'nın en geniş ekonomisine  sahip Almanya'nın ABD ve Fransa'dan sonra en büyük ithalat pazarı ve aynı zamanda  en önemli ihracat pazarı konumunda. Almanya'nın Çin'e ihracatı geçen yılın  ocak-kasım döneminde yüzde 2,2 artarak 87 milyar 752 milyon avro ve Çin'den  ithalatı da yüzde 3,4 yükselişle yaklaşık 101 milyar avroya çıktı.

DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜM VE NİTELİKLİ İŞÇİ

Önde gelen düşünce kuruluşları bu yıl ve gelecek yıl yeni istihdam  rekorları bekleyedursun demografik dönüşümün ve değişimin en geç gelecek 10 yılın  ikinci yarısında Almanya’yı daha sert vuracağı belirtiliyor.

Ortalama yaş 45,9 ile Avrupa’da İtalya’dan sonra en yüksek olan ülke  Almanya. Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), çalışan nüfusun 2035 yılına  kadar yaklaşık 4-6 milyon oranında küçüleceği tahmininde bulunuyor. Bu nedenle  kalifiye iş gücü açığının daha da artması ufukta görünüyor.

Diğer taraftan nüfus yaşlanıyor. 80 yaş ve üstü kişilerin sayısı  2018'de 5,4 milyon iken bu sayının 2022'ye kadar 6,2 milyona yükselmesi  bekleniyor. Bunu sonucunda, ülkede emeklilik, uzun süreli bakım ve sağlık  sigortası gibi sosyal güvenlik harcamalarının önemli ölçüde artacak. Bu da hem  vatandaşların ve hem de şirketlerin sosyal güvenlik sistemlerine daha yüksek  katkılar yapması anlamına gelecek ve bu da özel tüketimi ve rekabet gücünü  azaltacak.

Alman Merkez Bankası Bundesbank, Ekim 2019 aylık raporunda, Alman  Emeklilik Kasası’nda yaşanan sıkıntıları öne sürerek, emeklilik yaşının 67’den  69’a çıkarılmasına önererek, “Demografik değişim nedeniyle emeklilik kasası  ödemelerde 2020’li yılların ortasından itibaren ödeme baskısı altına girecektir.”  ifadelerini kullanmıştı.

Bertelsmann Vakfı’nın Coburg Üniversitesi ile İş Piyasası ve Meslek  Araştırmaları Enstitüsü’ne ortak yaptırdığı "Göç ve Dijitalleşme” konulu   araştırmasına göre, Almanya iş gücü açığını kapatmak için gelecek 40 yıl içinde  her yıl en az 260 bin göçmen işçiye ihtiyaç duyuyor.

Öte yandan,  Ekonomi Araştırma Enstitüsünün (Ifo) Bertelsmann Vakfı  için Haziran 2019’da yaptığı araştırmaya göre, Almanya’da 2035’te ekonomik büyüme  demografik değişimin yol açtığı işçi eksikliğinden dolayı yüzde 0,6 gerileyecek.  Ülkede ekonomideki büyüme ve istihdamdaki rekor artışa rağmen 1,3 milyon işe  uygun eleman bulunamıyor.

Uzmanlar, nitelikli işçi açığından dolayı Alman ekonomisinin yılda  yaklaşık 30 milyar avro kayba uğradığını tahmin ediyor. Almanya’da yaklaşık 60  meslek dalında nitelikli iş gücü açığı bulunurken, hemşire, hasta ve yaşlı  bakıcısı, inşaat işçisi, bilgi teknolojileri uzmanı en çok aranan meslekler  arasında yer alıyor.




18:05105.520
Değişim :  0,15% |  160,71
Açılış :  105.183  
Önceki Kapanış :  105.360  
En Yüksek
105.669
En Düşük
104.671
BIST En Aktif Hisseler
MRSHL 63,25 11.913.183 % 10,00  
ISBTR 58.900,00 1.631.752 % 9,99  
PKENT 188,50 2.474.454 % 9,98  
FENER 11,83 203.792.841 % 9,94  
EGGUB 66,40 5.944.724 % 9,93  
Alış Satış %  
Dolar 0,0000 0,0000 % 0,00  
Euro 0,0000 0,0000 % 0,00  
Sterlin 8,3988 8,4410 % 0,36  
Frank 7,0616 7,1041 % 0,35  
Riyal 1,8090 1,8181 % 0,02  
Alış Satış %  
Altın Ons 1.729 1.730 10,99  
Altın Gr. 379 380 3,17  
Cumhuriyet 2.460 2.492 18,60  
Tam 2.533 2.561 11,50  
Yarım 1.236 1.250 9,30  
Çeyrek 618 626 4,60  
Gümüş.Ons 17,84 17,87 0,49  
Gümüş Gr. 3,91 3,91 0,11  
B. Petrol 37,57 37,57 1,54