`Dolardaki değerlenme yavaşlayabilir`

15.04.2015 12:22

Son güncelleme : 15.04.2015 12:57

Ak Portföy Genel Müdürü Alp Keler, dolardaki değerlenme eğiliminin daha yavaş bir patikada sürebileceğini söyledi.



Ak Portföy Genel Müdürü Alp Keler, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) olası faiz artırımına ilişkin beklentiler ve bu duruma bağlı olarak küresel likidite koşullarının sıkılaşabileceği algısının gelişen ülke ekonomileri ve varlık fiyatlarında baskı yarattığını ifade etti.

Keler, şöyle devam etti:

"Devamlı sermaye ihtiyacı bulunan ve cari açık veren ekonomilerde 2015 yılının ilk aylarında özellikle üretime dönük öncü göstergelerde sert daralma sinyalleri izleniyor. Fed'in adımlarına ilişkin endişelerin son dönemde hafiflemesine ve küresel faiz hadlerinin Avrupa, Japonya ve Çin gibi diğer bölgelerin de desteğiyle yeniden gerilemesine rağmen gelişen ülkelere yönelik sermaye akımlarının halen kısıtlı kalmasını bu duruma bağlayabiliriz. Özetle fon akımlarında kalıcı toparlanma için gelişen ülkelere yönelik büyüme beklentilerinde pozitif revizyonlar ve özellikle gelişmiş ülke varlıklarına yönelik ilginin azaldığını görmemiz gerekiyor."


Türkiye ekonomisinin yıllık finansman ihtiyacının yaklaşık olarak enerji açığına denk olduğunu belirten Keler, aslında bir bakıma yabancı yatırımla enerji ithalatını finanse ettiklerini söyledi.


Geçen yılın son çeyreğinden itibaren petrol fiyatlarının arz-talep dinamiklerine bağlı olarak yüzde 60 dolayında düşüş kaydetmesinin Türkiye'nin sermaye ihtiyacını azaltan bir gelişme olduğunu ifade eden Keler, "Nitekim ülkemizin ithalat rakamlarında bu durumun etkilerini kademeli bir şekilde izliyoruz. Enerji maliyetlerinin hızla düşmesi Türkiye ekonomisinin iyileştirme alanlarından cari açık rakamlarına ilişkin iyimser beklentileri öne çıkarırken, Türkiye varlıklarına yönelik pozitif bir algı yaratmıştı. Ancak özellikle Türkiye'nin büyüme dinamiklerindeki yavaşlama bu algıyı negatif etkiledi" dedi.


TL cinsi varlık fiyatlarına ilişkin sene başındaki beklentilerinin diğer kurumlara görece kısmen mütevazı kaldığını anımsatan Keler, "Biz kurum olarak Türkiye varlıklarına yönelik oluşan ilginin kalıcı olmasını görmek istedik. Oysa ilerleyen süreçte varlık fiyatlarının bizim beklentilerimizi teyit ettiğini söyleyebilirim, sene başındaki beklentilerimizi büyük ölçüde koruyoruz" diye konuştu.


"DOLARIN GÜVENLİ LİMAN ALGISININ ÖNE ÇIKTIĞI BİR SÜREÇ İZLİYORUZ"


"Fed, faiz artırmaya başladığında kurlarda nasıl bir seyir bekliyorsunuz?" şeklindeki bir soru üzerine Keler, gelişen ülke para birimlerinin performansının büyük ölçüde dolara karşı izlendiğini, dolayısıyla doların küresel olarak güçlenmesinin söz konusu para birimlerinde asıl baskı unsuru olduğuna dikkati çekti.


Keler, şunları kaydetti:


"ABD'de büyümeye ilişkin öncü verilerde son yılların en güçlü toparlanmasının izlenmesi, son 20 yılın en güçlü istihdam artışı ve bu koşullarda Fed'in kriz sonrasında ilk kez bu kadar güçlü şekilde normalizasyon sürecine girdiğini ifade etmesi yeni bir dolarizasyon süreci başlattı. Küresel yatırımcıların ABD varlıklarına yöneldiği, merkez bankalarının dolar rezervlerini yıllar sonra yeniden artırmaya başladıkları, doların güvenli liman algısının öne çıktığı bir süreç izliyoruz. Küresel anlamda geçerli olan söz konusu 'güçlü dolar' temasının yanı sıra bir de gelişen ülke ekonomilerindeki ivme kaybını dikkate aldığınızda dolar lehine mevcut trendin devam etmesi baz senaryo olacaktır.


Öte yandan doların küresel anlamda güçlenmesi mekanik olarak ABD ekonomisindeki toparlanmayı sekteye uğratabilecek bir faktör. Son sürece kadar 'kur savaşları' kavramının tartışıldığı, pek çok gelişmiş ülke merkez bankasının para birimini değersizleştirmeye çalıştığı bir global konjonktürde doların düz bir şekilde değer kazanmasının Fed açısından rahatsız edici olabileceğini dikkate almakta fayda var. Nitekim, önümüzdeki süreçte ABD büyümesinin bu duruma bağlı olarak ivme kaybetmesi bekleniyor. Dolayısıyla dolardaki değerlenme eğiliminin daha yavaş bir patikada sürebileceğini düşünüyorum."


"HİSSE SENEDİ YATIRIMLARINDA ORTA-UZUN VADELİ BİR PERSPEKTİFLE HAREKET ETMEKTE FAYDA VAR"


Türkiye piyasaları için yıl sonu, BIST 100 endeksi, dolar ve faiz seviyelerine ilişkin beklentilerini paylaşan Keler, Türkiye'nin kamu borçlanma araçlarının benzer nitelikteki gelişen ülkelere görece gerek geçmiş gerekse beklenen enflasyon parametreleriyle hayli düşük reel getiriler sunduğunu ifade etti.


Öte yandan, nominal faiz düzeyinin yüksek olduğu için sabit getirili enstrümanların uzun yıllar yatırım çekebildiğini gördüklerini söyleyen Keler, gelecek süreçte likidite koşullarının özellikle Avrupa ve Japonya'nın desteğiyle ılımlı seyretmesinin, küresel faiz hadlerinin düşük seyri paralelinde mevcut reel getirilerin sorun oluşturmayacağını kaydetti.


Sene başında uyguladıkları modellerde özellikle yurt içi ekonomik yavaşlama nedeniyle hisse senetleri için mütevazı getiri hedefleri belirlediklerini hatırlatan Keler, "Son dönemde, iç talebin yanı sıra dış talep koşullarının da zayıf seyretmesi büyüme tahminleri ve doğal olarak şirketlerin karlılık tahminleri açısından negatif... Bu koşullarda hisse senedi yatırımlarında orta-uzun vadeli bir perspektifle hareket etmekte fayda var. Döviz tarafında ise TL'nin küresel koşullara bağlı hareket edebileceğini dolayısıyla yükselişlere rağmen bir miktar ivme kaybı yaşanabileceğini düşünüyoruz" değerlendirmesini yaptı.


"FONLARIMIZIN DİĞER BANKALAR ÜZERİNDEN SATIŞINDA MEMNUNİYET VERİCİ BİR YUKARI TREND GÖRÜYORUZ"


Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS) hakkında da bilgi veren Keler, TEFAS'ın Türkiye'de kurulu yatırım fonlarının, tüm bankalar ve yatırım şirketleri aracılığıyla müşterilere ulaştırılması konusunda devrimsel bir dönüşüm sağlayan bir elektronik altyapı olduğunu ifade etti.


TEFAS altyapısının, hangi banka ya da yatırım kurumunun müşteri olursa olsun tasarruf sahiplerinin kendi bankaları aracılığıyla tüm portföy yönetim şirketlerinin kurduğu yatırım fonlarına ulaşmalarını, bunları alıp-satabilmelerini sağladığını vurgulayan Keler, böylece tasarruf sahiplerinin banka şubeleri ve internet dahil olmak üzere tüm kanallardan çok geniş bir yatırım fonu evrenine ulaşabildiğini ve birikimlerini özgürce değerlendirebildiklerini söyledi.


Banka ve yatırım kurumlarının isterlerse fon kurucuları ile "aktif dağıtım anlaşmaları" yaparak seçtikleri yatırım fonlarının müşterilerine satışını aktif gerçekleştirebileceklerini dile getiren Keler, "Son dönemde kurumlar arasında yepyeni bir iş modeli giderek yaygınlaşmaya başladı. Özellikle küçük ve orta ölçekli bankalar, farklı portföy yönetim şirketlerinin başarılı fonlarını müşterilerine sunarak daha kaliteli bir yatırım yönetimi hizmeti vadediyorlar. Bu durum sektörde iş birliklerini de artırmaya başladı. Böylece, kaliteli, kurumsallaşmış yatırım süreçlerine sahip, iyi yönetilen yatırım fonları çok daha geniş bir yatırımcı potansiyeline hitap edebilecek" dedi.


Zamanla yurt dışındaki örneklerinde olduğu gibi, istikrarlı fonların, işini iyi yapan fon yöneticilerinin markalaştığını geniş kitlelere ulaştığını göreceklerini aktaran Keler, bu durumun Türkiye'de kalıplaşmış yatırım alışkanlıklarının değişmesine de katkıda bulunacağına işaret etti.


TEFAS platformunun sağladığı altyapının henüz emekleme döneminde olduğunu belirten Keler, "Buna karşın geniş yatırım evrenimizin sunduğu avantajların da etkisiyle fonlarımızın diğer bankalar üzerinden satışında memnuniyet verici bir yukarı trend görüyoruz. Ancak en önemlisi 'önce yatırımcı' dememiz, tasarruf sahibinin faydasını işin merkezine koymamız gerekiyor. Bu noktada yatırımcının bu finansal ürünler konusundaki bilgi ve farkındalığını artırmaya odaklanmamız yatırım fonu pazarının geleceği açısından çok önemli" diye konuştu.

 





11:4590.905
Değişim :  -0,28% |  -252,00
Açılış :  91.226  
Önceki Kapanış :  91.157  
En Yüksek
91.380
En Düşük
90.695