ECB`nin hamleleri Türkiye`yi nasıl etkiler?

10.03.2016 18:34

Son güncelleme : 11.03.2016 17:08

ECB varlık alım programını 80 milyar Euro’ya yükselterek paranın musluğunu daha da açtı. Peki ECB`nin bu hamlesi Türkiye`yi nasıl etkileyecek?



UZMANPARA

Avrupa Merkez Bankası (ECB) varlık alım programını 80 milyar Euro’ya yükselterek paranın musluğunu daha da açtı. Açıklamanın ardından gelişmekte olan ülke para birimleri değer kazanırken, Euro/Dolar paritesi ise 5 ayın dibini gördü.

Avrupa Merkez Bankası kararları ardından dün gerileyen dolar/TL gelen kâr realizasyonları ile yönünü tekrar yukarı çevirse de bu sabah 2.89'un altında hareketini sürdürürken, piyasalarda olumlu eğilim devam ediyor.

Dolar/TL 2.88'in altına gerilerken Euro/TL ise 3.20 seviyesinden işlem görüyor.

YURT İÇİ PİYASALARI NASIL ETKİLER?

Peki ECB'nin bu hamlesi Türkiye'yi nasıl etkileyecek? 

Destek Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Kutay Gözgör, ECB'nin kararını ve Türkiye'ye etkilerini şöyle değerlendirdi:

"ECB’nin uyguladığı politikalar “düşük faizle borçlanıp yüksek getirili ülkeye yatırma anlayışının’’ baka bir ifade ile carry trade yönteminin yeniden çekici hale getirecektir. Carry Trade yöntemi sayesinde yatırımcılar düşük olan Avrupa Bölgesi faiz oranlarından borçlanıp,  göreceli yüksek olan Türkiye faiz oranlarına yatırım yapacaktır. Bu durumun başta tahvil faiz oranı olmak üzere TL varlıklarına olumlu yansımasını bekleyebiliriz.

TÜRK BANKALARININ KARINI ARTIRACAK!

ECB’nin kararı sonrası tahvil faiz oranımız % 1’e varan düşüş yaşayarak % 10 50’ ye geriledi. Tahvil faiz oranlarında yaşanan düşüşün devam etmesi halinde öncelikle bankacılık sektörünün maliyetlerini azaltacağından dolayı olumlu etkilenecek ve bundan dolayı BİST 100 endeksi yükselişlerine devam etmesini bekleyebiliriz.

ECB KARARI REEL SEKTÖRDE TERS KÖŞE YAPABİLİR!

ECB’nin almış olduğu bu kararlar yurt içi finansal piyasalara yansıması oldukça pozitif olabilecekken reel sektöre olan etkisi ise tam tersi bir sonuç doğurabilir. Bunun en önemli nedeni olarak ise Türkiye’nin dış ticaretinde elde ettiği ihracat  gelirleri Euro bazlıyken, ithalat giderlerinin de dolar olarak gerçekleştirilmesi gösterilebilir.

Türkiye ihracatın yaklaşık yüzde 40’nı Avrupa Bölgesi'ne gerçekleştiriyor. Almanya’nın ise % 9 ile toplam ihracatın içinde en yüksek paya sahip olan ülke olduğunu görüyoruz. Bu yüzden Avrupa bölgesinin toparlanması orta ve uzun vadede büyüme rakamlarına olumlu yansıyacaktır. Ancak, TL’nin Euro karşısında fazla değer kazanması ihracat yapan reel sektör şirketlerinin karlıklarını ve üretim kararlarını etkileyebilir. Bu yüzden ECB’nin kararları kısa vade de gelebilecek portföy akımlarının etkisiyle olumlu olacaktır. Ancak, orta ve uzun vadede büyümeye katkısı ihracat yapan şirketlerin karlıklarının aşağı yönlü baskılamasından dolayı bir miktar sınırlı kalabilir."

ALB Forex Araştırma Uzmanı ve UZMANPARA yazarı Enver Erkan ise şu değerlendirmede bulundu:

"Ekonomik toparlanmanın yavaşlaması ve deflasyon endişelerinin geri dönmesi Avrupa Merkez Bankası’nın varlık alım programında daha kararlı adımlar atmaya zorlayan etmenler olarak öne çıkmıştır. Negatif faiz tartışmalarının büyük merkez bankaları nezdinde bu kadar büyüdüğü bir ortamda, küresel piyasalar da AMB’nin üzerine büyük bir yük yüklemişti, hali hazırdaki 10 bps mevduat faizi indirimi ve parasal genişleme beklentileri son dönemde Euro’yu zayıflatmışken, AMB’nin bu beklentilerin ötesine geçmesiyle beraber piyasa tepkisinin ilave hareketler ortaya çıkardığını görmekteyiz. Aralık’ta su tabancası kullanmayı tercih eden AMB, Mart ayında bazukayı kullanmak durumunda kalmış görüntüsü vermektedir.

DRAGHI KESENİN AĞZINI AÇTI

Aralık ayında varlık alım miktarlarına herhangi bir ayarlama yapmayan AMB, sadece programı Mart 2017’ye uzatmakla yetinmişti. Sonrasında karşılaşılan veri seti ise, özellikle enflasyon konusundaki sıkıntıların ayyuka çıktığını göstermişti. Nitekim; Şubat ayında manşet enflasyon yıllık bazda yüzde 0,2’lik gerilemeye işaret ederken, petrol fiyatlarının dahil olmadığı çekirdek enflasyonda da yıllık bazda sert bir gerileme söz konusu oldu.

En önemli tartışmalar şu anda negatif mevduat faizi oranı üzerinde gerçekleşmektedir. Bu tartışmaların ana ekseni de negatif faizin finansal sistem içerisinde yarattığı riskler. Bu risklerin en önemlilerinden birisi bankaların karlarının erimesidir. Negatif faizin ana amacı, bireylerin parayı bankalara yatırmaları yerine harcamalarını teşvik etmek, bankaların da daha çok kredi vermesini sağlamak; böylece de ekonomik aktiviteyi canlandırarak enflasyona katkıda bulunmak. Negatif mevduat faizi artık daha da negatif, ancak en azından beklenen kadar bir indirim söz konusudur. Mevduat faizinde beklenen indirimin çok ötesine gidilmedi. Refinansman ve marjinal borç verme faizinde yapılan 5’er bps’lik indirim ile bu genişleme beklentileri karşılanmaya çalışılmış. Ancak yapılan indirim miktarları bakımından refinansman faizinde ve marjinal borç verme faizinde daha çok teknik ayarlama oldu diyebiliriz. Genişlemenin boyutunu artıran bir başka hamle de, bankalara yönelik 4 yıl vadeli LTRO programı oldu.

AMB’nin varlık alım programında, Aralık 2015’teki “hata”dan sonra Almanya’nın muhalefetine rağmen daha ciddi adımlar atmak konusunda kararlı olduğunu gördük. Tabii hali hazırdaki deflasyon tehdidinin ve aşağı revize edilen büyüme beklentileri eşiğinde, ekonomik toparlanmanın en azından hızlı değil, daha ılımlı seviyelerde olabileceğini gösterdiğini söylemeliyiz. Draghi’nin varlık alım programının gerekirse Mart 2017 sonrasına da uzayabileceğini belirtmesi, ekonomik toparlanmanın yavaş ve zamana yayılan bir şekilde olacağını teyit etmektedir. Sonuçta, para politikalarından mucize beklenmemesi gerektiğinin, en azından sorunlu ülkelerdeki borç sorunları konusunda yapısal eksikliklerin giderilmesinin daha önemli olduğunun farkında olmalıyız. Draghi de her fırsatta yapısal reformların gerekliliğinden bahsetmektedir.
 
Paketin beklenenden kuvvetli gelmesi piyasanın ilave tepkiler vermesine neden oldu. Euro/dolar paritesinde 1,0850’ye doğru bir gevşeme olmakla birlikte, Avrupa faizlerinde de aşağı yönlü hareketin sert olduğu görülmektedir. Fransa 10 yıllıklarının getirisi yüzde 0,44, Almanya 10 yıllıklarının getirisi yüzde 0,18 seviyelerine kadar geri geldi. Dolar/TL tarafında 2,88 seviyesine doğru bir gevşeme meydana geldi. Gelişmekte olan ülke kur sepetinde gelişen Avrupa para birimlerinde değer kaybı, diğer para birimlerinde değer kazancı görülmektedir. Değer kazançlarının nedeni, güçlü genişleme paketinin oluşturduğu fon akımı beklentisidir. Türk lirasının da olumlu olmakla beraber sınırlı bir reaksiyon verdiğini söyleyebiliriz. Ancak Türk lirasında bu hareketin uzun vadeye yayılmasını beklemiyoruz. Daha anlamlı etki Borsa İstanbul tarafında görülebilir, 80.000 uzun süredir izlenen bir seviye olmakla birlikte aşılması halinde yukarı yönlü hareketin de devamı beklenebilir."




18:051.191
Değişim :  -0,64% |  -7,69
Açılış :  1.200  
Önceki Kapanış :  1.198  
En Yüksek
1.205
En Düşük
1.179
BIST En Aktif Hisseler18:05
PINSU 9,24 211.181.593 % 10,00  
SANFM 12,10 13.660.958 % 10,00  
KONYA 832,40 226.649.496 % 9,99  
KARTN 1.238,20 37.902.540 % 9,99  
EMKEL 4,63 37.936.833 % 9,98  
18:05 Alış Satış %  
Dolar 7,9648 7,9696 % 0,40  
Euro 9,4428 9,4568 % 0,70  
Sterlin 10,3608 10,4128 % 0,05  
Frank 8,7782 8,8311 % 0,72  
Riyal 2,1181 2,1287 % 0,37  
18:05 Alış Satış %  
Altın Ons 1.902 1.902 -2,37  
Altın Gr. 487 487 1,46  
Cumhuriyet 3.221 3.270 14,00  
Tam 3.208 3.287 23,47  
Yarım 1.550 1.590 11,35  
Çeyrek 778 795 5,68  
Gümüş.Ons 24,58 24,62 -0,10  
Gümüş Gr. 6,30 6,31 -0,01  
B. Petrol 41,64 41,64 -0,82