Ekonomistler: Küresel ekonomide yeni döneme girildi

06.04.2020 12:44

Son güncelleme : 07.04.2020 08:56

Ekonomistleri, yeni tip corona virüs (Kovid-19) salgınıyla birlikte hem ülkelerin hem de merkez bankalarının sıra dışı tedbirler aldığını belirterek, salgınla beraber 2008 finans kriziyle başlayan dönemin bittiğini, yeni bir dönemin başladığını ifade etti. Ekonomistler, yeni dönemde ülkelerin daha içe dönük politikalar izleyebileceğini tahmin ediyor.



AA

Çin'de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan salgın, hükümetlerin ve merkez bankaların olağanüstü tedbirlere başvurmasını beraberinde getirdi. Ekonomistler, AA muhabirinin sorularını "Skype" uygulama platformu üzerinden yanıtladı.

Spinn Danışmanlık Kurucu Ortağı ve ekonomist Özlem Derici Şengül, hükümetin aldığı her türlü tedbiri olumlu bulduğunu, en küçüğünden en büyüğüne  kadar atılacak her adıma hem reel sektörün hem de hane halkının ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Alınan tedbirlerin yeterli olmadığını, reel sektör temsilcilerinin de  bu önlemlerin henüz kendilerine yansımadığını söylediğini belirten Şengül, "Şu  ana kadar reel sektörden aldığımız geri bildirimler var. Bu önlemler istihdamı  tutabilecek, 6 ay ya da bir yıl üreticilere nefes olabilecek, aktiviteyi  kurtaracak düzeyde değil. Bundan da uzak gözüküyor. Alınan önlemler önemli ancak  yeterli değildir." ifadelerini kulladı.

Şengül, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) attığı adımın bu  dönem için olağanüstü olduğunu söyledi. Makro verilerin açıklanmasıyla destek ihtiyacının daha net ortaya  çıkacağına işaret eden Şengül, şöyle devem etti:

"Olağanüstü önlemlerin mali tarafta sınırını kestirmek çok güç. Bütçe  açığının milli gelire oranının yüzde 3-4'lerden ziyade yüzde 7-8'lere  çıkabileceğini görebiliriz. Buradaki sorun bunun nasıl olacağı, kaynağın nereden  bulunacağı? IMF ile bir stand-by anlaşması söz konusu değil. Corona virüs fonu  oluşturulduğunu ve fonun limitinin arttırıldığını biliyoruz. Diğer taraftan bütçe  içinde aktarımlar olabilir. Bazı bakanlıkların bütçeleri ihtiyaç olan alanlara  kaydırılabilir. Yatırım bütçesinden aktarım da söz konusu olabilir. Bu gibi  operasyonları yıl içinde göreceğiz. Bu dönem için yüksek bütçe açığı ve Merkez  Bankasından daha fazla kaynak teminini sıra dışı önlemler olarak görüyorum."

"SALGIN SONRASINDA DÜNYADA KAMUNUN AĞIRLIĞI ARTACAKTIR"

Özlem Derici Şengül, salgının ardından dünyada ekonomik ve sosyolojik  bazı değişimlerin yaşanabileceği öngörüsünde bulundu. Ülkelerin daha içe dönük  hale gelebileceğini tahmin eden Şengül, globalizasyon ya da ortak çözümün ortaya  konulamaması veya gecikmesi durumunda ülkelerin de içe kapanabileceğini söyledi.

Avrupa'nın bir tahvil ihracını bile gerçekleştiremediği bu günlerde  küresel çözümün bir parçası olamayacağını ifade eden Şengül, "Ülkelerin bir araya  gelememesi sebebiyle korkarım toparlanma gecikecek. Ülkelerin birbirlerine  elverme motivasyonunun azalmasıyla krizden çıkma 'L' şeklinde olabilir. 'Aşı  bulundu' haberi çıkarsa ve ülkeler birbirine elverirse toparlanma daha erken  olur. Reel sektörün toparlanması ise daha zor olacaktır. Gelişmiş ülke merkez  bankalarının bilanço büyüklükleri artsa da ülkelerin ekonomik büyümeleri  sağlanamıyor. Dünyada kamulaştırmaların hayatımıza daha çok girecek, ancak nasıl  yapılacağı şimdilik bir sürü soru içeriyor. Salgın sonrasında dünyada kamunun  ağırlığı artacaktır."

"ÜLKELER REEL SEKTÖRÜ KURTARMAK GEREKTİĞİNİN FARKINDA"

Virtus Glocal Yönetici Ortağı İnanç Sözer de alınan önlemlerin yeterli  olup olmadığından ziyade önlemlerin vücut bulup bulmadığının tartışılması  gerektiğini söyledi. Kamu bankaları öncülüğünde reel sektörü destekleme için  inisiyatiflerin alındığına değinen Sözer, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde  bu tip durumlarda yangını söndürmek için gevşek parasal maliye ve finansal  koşulları hayata sokabilmenin önemin değindi.

Türkiye'de bunu koordineli olarak yapan bir siyasi iradenin  bulunduğunu vurgulayan Sözer, "Aslında politika anlamında atılmış adımlar var. Ne  yazık ki, Cumhurbaşkanımızın, bakanımızın hızına henüz bürokrasi ve bankacılık  kesiminin uyum sağlayamadığını görüyoruz. Örneğin 250 milyar lira KGF'den ilave  teminat imkanı tanındı ancak bunun şu ana kadar sadece 40 milyar lirası  kullanılabilir hale geldi, sektör KGF'den diğer limitleri bekliyor. Ümit ediyorum  çok kısa sürede görürüz. Ne kadar çok zaman kaybedersek o kadar büyük tahribatla  karşılaşırız." dedi.

Sözer, bütçe açığının milli gelire oranla yüzde 7-8 gibi yüksek bir  yere gittiğini, buraya en büyük finansmanın Merkez Bankası tarafından  sağlanacağını belirtti.

Dünyada çokça görülen ve adına niceliksel genişleme denilen  uygulamanın Türkiye'de bu kadar erken hayata geçirilmesinin aslında sıra dışı bir  önlem olduğunu ifade eden Sözer, şunları kaydetti:

"Nisan sonunda Merkez Bankasının analitik bilançosuna baktığımızda  yılbaşından bu yana 40 milyar liralık bir tutarın doğrudan TCMB tarafından  finanse edildiğini görmüş olacağız. Bu Türkiye'de uzunca bir aradan sonra ilk  defa yaşadığımız bir durum. Dünyada da ülkeler ve merkez bankaları sıradışı  önlemler alıyor. Ülkeler şu anki dönemin enflasyonu ve büyümeyi düşünmeyi  gerektirmediğinin, reel sektörü kurtarmak gerektiğinin ve bunun da ciddi iki  faturasının olacağının farkında. Birisi enflasyon diğer bütçe açığı tarafında  olacak. Günün sonunda bütçe açığını finanse etmek için mükelleflerden daha fazla  vergi toplanacak. Kaynakların çok kıt olduğunu da bilmek gerekiyor.

Ağustos 2018'den bu yana yaşadıklarımızı göz önüne almamızda fayda  var. Kamunun reel sektörü kurtarmak için yapacağı bir kamulaştırma hamlesinin  sorunları daha artırabileceğini düşünüyorum. Çünkü bunun nasıl yapılacağına  ilişkin bir veri setimiz yok. Hangi firmaların ne şekilde kurtarılacağına ilişkin  soruların cevabı yok. Liyakatli 'Reel Sektör Üst Kurulu' olsaydı, biz şu anda  Türkiye için hangi firmalar kritik, hangileri mutlaka kurtarılmalı sorularının  cevabını bulabilirdik. Bu firmalara da özkaynak desteği vermek makro ekonomik  istikrar için önemli olurdu. Salgınla birlikte bireyler, şirketler ve ülkeler  öncelikle kendini nasıl kurtarabilirim sorusunu düşünmeli. Aslında yüzyılın krizi  denilebilecek 2008 finans krizini G20 öncülüğünde koordineli adımlarla atlattık.  Bugün dünya bundan çok uzak. Her ülke kendini kurtarma derdinde. G20 toplanıyor  ama sonuç çıkmıyor. Dün kendini hazırlayamayan firmalar, bu yangından daha kötü  bir tabloyla çıkabilirler. Bu bizi daha yüksek işsizlik oranlarıyla karşı karşıya  bırakabilir."

"HAZİRANDAN SONRA NİSPETEN TÜRKİYE'NİN BU SÜREÇTEN DAHA AZ ETKİLENDİĞİNİ GÖRECEĞİZ"

İnanç Sözer, yeni dönemin eski ezberlerin tersine yeni öğretileri  beraberinde getirdiğini söyledi. Bilimin, teknolojinin ve dijitalleşmenin tercih  değil bir zorunluluk haline geldiğinin altını çizen Sözer, dünyanın artık daha  yüksek bir işsizlik oranı ile karşı karşıya kalacağını ifade etti.

Salgının egolu ülkelerin ve politikacılarının aslında ne kadar kolay  yıkılabileceğini göstermesi açısından iyi bir ders olduğunu vurgulayan Sözer,  işini, ev ödevini iyi yapan ve teknolojiye ayak uyduran ülkelerin ve firmaların  ise bir üst lige çıkmasına pozitif etki sağlayacağını dile getirdi.

Sözer, Avrupa Birliği'nin 2-3 üç yıl içinde salt bu ilke nedeniyle  dağılacağını tahmin ettiğini belirterek, "Bu krizde aslında kaybedenin Avrupa  olduğunu düşünüyorum. Türkiye'nin jeostratejik konumu nedeniyle bu krizden en az  etkilenen ülke olduğunu düşünüyorum. Biz yeter ki en kısa zamanda liyakatimizi ve  yatırımcı güvenimizi artıracak yapısal süreç içine girelim. Mayıs sonu itibarıyla  riskin önemli ölçüde bertaraf edildiğini ve hayatın normale döneceğini  öngörüyorum. Önümüzdeki 2-3 haftalık dönemi atlatabilirsek daha iyi tahmin  yapacağız. Hazirandan sonra nispeten Türkiye'nin bu süreçten daha az  etkilendiğini ve küresel ticaretin canlanmaya başlayacağını göreceğiz."dedi.

"RADİKAL ÖNLEMLER ALINMALI"

Econs Kurucu Ortağı Ferhat Yükseltürk ise bu aşamada alınan her  önlemin pozitif etkisinin olacağını ancak yeterli düzeyde bulunmadığını söyledi.  Sürecin uzaması durumunda salgının ekonomiye kalıcı hasar verebileceğini öngören  Yükseltürk, ortada kayıp bir gelirin olduğunu ve özellikle hizmet sektöründe  bunun daha belirginleştiğini ifade etti.

Türkiye'de hizmet sektörünün en önemli istihdam sağlayıcısı olduğuna  dikkati çeken Yükseltürk, turizm sektörünün Türkiye için çok önemli olduğunu ve  bu alanda çok fazla mevsimlik çalışanın bulunduğunu dile getirdi.

Yükseltürk, muhtemelen bu tarafta önemli bir gelir kaybının  yaşanacağını ve belki de işsizliğin katlanarak büyüyebileceğini kaydetti. Artan işsizlikle birlikte hem talep tarafında hem de zorda olan  sektörler ve firmalar açısından sorunlarla karşılaşılabileceğini tahmin eden  Yükseltürk, şöyle devam etti:

"Şu anda yapılan borçların bir miktar ötelenmesi. Bu borçların ekonomi  açıldıktan sonra da ödenebileceğinin sorgulanması lazım. Aslında firmaların  borçluluğunu artırmayacak önlemlerin alınması gerekiyor. Çünkü borçluluğu yüksek  bir reel sektör var. Kredi koşullarını kolaylaştırıyoruz ama aslında kredi  yükünün bir kısmını bankaların ve reel sektörün üzerinden kamuya aktarmalıyız.  Yüzde 30-35'lik bir kamu borcuyla bu dönem geldik, yerimiz var. Hazır burada  böyle bir alan açılmışken, reel sektörün bir kısım borçlarını kamuya aktarıyor  olmak önümüzdeki birkaç yılı kurtarmak için en sağlam yöntem olarak görülüyor. Bu  radikal bir önlem. İlk etapta kamu mali dengesini bozacağı için olumlu  karşılanmayabilir. Diğer türlü sadece günü kurtarabiliriz ve gelecekte yaşanacak  bir krizin tohumlarını ekiyor olabiliriz."

"DÜNYA SALGINLA BİRLİKTE YENİ DÖNEME GİRDİ"

Ferhat Yükseltürk, bu dönemde radikal önlemlerin alınması ve reel sektörün borçluluğunun azaltılması gerektiğini vurguladı.

Firmaların daha çok öz kaynakla nasıl finanse edilebileceğine yönelik  tedbirlerin konuşulmasının elzem olduğunu ifade eden Yükseltürk, "Batık  firmaların ayıklanıp, diğer firmalara da sermaye konulması söz konusu olabilir. Kamu tarafından oluşturulabilecek bir fonla sermaye enjektesi sağlanabilir.  Burada farklı çözümler olabilir. Merkez Bankası daha fazla menkul kıymet alacak. Çünkü önümüzdeki dönemde dünya genelinde krediye erişim daha kolay olmayacak.  Önümüzdeki yıllarda yurt dışında faizlerin arttığı bir döneme gireceğiz. Dünyada  açılan bütçelerle beraber bono krizine gidiyor olabiliriz. Hazır Türkiye de bütçeyi açıyorken, bunu kalıcı çözümlere yönlendirmemiz gerekiyor."  değerlendirmesinde bulundu.

Yükseltürk, başta enerji firmaları olmak üzere firmalara sermaye  desteğinin Türkiye Varlık Fonu üzerinden ya da sermaye benzeri kredi şeklinde  olabileceğini söyledi.

Firmaların döviz şoklarıyla birlikte borçluluğunun katlandığını ve  işletme sermaye ihtiyacı açığının ortaya çıktığını belirten Yükseltürk,  karlılığın istenilen düzeyde gerçekleşmemesiyle öz kaynakların artırılamadığını  ve finansman yükünün de eklenmesiyle bazı şirketlerde işletme sermayesinin sıfıra  yaklaştığını ve hatta eksiye düştüğünü bildirdi.

Yükseltürk, artık 2008 küresel finans krizi ile başlayan dönemin salgınla birlikte kapandığını ve yeni bir dönemin başladığını ifade etti.

Ülkelerin yeni dönemde daha çok içine kapanabileceğini ve lojistik ağlarının değişeceği öngörüsünde bulunan Yükseltürk, şunları kaydetti:

"Artık ülkeler stratejik ve kritik ürünleri kendi toprakları içinde  üretecek, bir nevi kendi yağıyla kavrulacak. Bu da küresel ticarette eskiden  görülen yüksek büyümeleri göremeyeceğimiz anlamına geliyor. Uluslararası  ticaretin enflasyonu aşağıda tutma gibi pozitif bir tarafı vardı. Lojistikle  birlikte düşük iş gücü ve ham madde sürekli taşınarak tüketicilere düşük nihai  ürünler sunuldu. Bu noktadan sonra maliyetlerin belli miktarda artacağını  düşünüyorum. Yeni dönemde merkez bankalarının 'ne kadar parasal genişleme  yaparsak yapalım enflasyon olmayacak' ya da 'kamu borçlarını çok rahat finanse  ederiz' yaklaşımlarından uzaklaşılacağını düşünüyorum. Dünyada salgının ortadan kalkmasıyla deflasyonu değil enflasyonu konuşacağız. 20-30 yıldır uyuyan dev,  yavaş yavaş uyanacak. Önümüzdeki birkaç yılda dünyada bono faizlerinde yukarı  yönlü hareket bekliyorum. Dünyada kötü firmalar elenecek. Üretmeyen, değer  yaratmayan firmaları hayatta tutmaya çalıştığımız sürece hem onların rakiplerini  daha fazla bozuyoruz hem de bankacılık ve kamu üzerindeki yükü daha artırıyoruz."





18:00115.748
Değişim :  -0,99% |  -1.159,30
Açılış :  117.316  
Önceki Kapanış :  116.908  
En Yüksek
117.391
En Düşük
115.312
BIST En Aktif Hisseler
KUTPO 38,84 46.605.348 % 9,97  
ULAS 5,64 9.907.055 % 9,94  
DOBUR 14,60 3.243.972 % 9,94  
MARKA 2,66 61.057.219 % 9,92  
BURCE 10,53 17.366.154 % 9,92  
Alış Satış %  
Dolar 0,0000 0,0000 % 0,00  
Euro 0,0000 0,0000 % 0,00  
Sterlin 8,5416 8,5845 % 0,26  
Frank 7,2397 7,2833 % 0,26  
Riyal 1,8246 1,8337 % 0,16  
Alış Satış %  
Altın Ons 1.772 1.778 -0,28  
Altın Gr. 391 392 1,03  
Cumhuriyet 2.538 2.559 4,90  
Tam 2.612 2.626 5,10  
Yarım 1.269 1.285 2,50  
Çeyrek 635 643 1,20  
Gümüş.Ons 17,99 18,02 0,06  
Gümüş Gr. 3,97 3,98 0,02  
B. Petrol 42,77 42,77 -0,37