Hazar`ın yeni statüsü Türkmen gazının rotasını tartışmaya açtı

19.12.2018 11:40

Son güncelleme : 20.12.2018 10:18

Hazar Denizi`ne kıyıdaş ülkeler arasında bölgenin statüsü yaklaşık çeyrek asır tartışıldı ve sonunda beş kıyıdaş ülkenin anlaşmasıyla çözüme kavuştu. Dünyanın en büyük enerji kaynaklarına sahip ülkeler arasındaki Türkmenistan`ın, Türkiye üzerinden Avrupa`ya yönelik doğal gaz ihracatına ilişkin gelişmeler yeniden gündeme geldi.



AA

Asya kıtasının batı sınırının önemli bir bölümünü oluşturan Hazar Denizi, petrolün önem kazandığı 19'uncu yüzyıldan itibaren birçok ülkenin rekabet alanı haline geldi. 

İlk aşamada bu rekabette yer alan ülkeler Rusya ve İran oldu.  Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan  da denizde hak talebinde bulundu ancak bölgedeki hak paylaşımı konusu yaklaşık  çeyrek asır tartışıldı ve sonunda beş kıyıdaş ülkenin anlaşmasıyla çözüme  kavuştu.

Tartışma konularından en önemlisi, Hazar’ın "bir deniz mi yoksa göl  mü?" olduğu sorusuna bağlıydı. Hazar'ın deniz olarak kabul edilmesi halinde,  bölgenin 1982 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Deniz Hukuku  Sözleşmesi’nin (UDSH) yasal statüsüne bağlı olması gerekiyordu. Azerbaycan ve  Kazakistan bu tezi savunuyordu. Rusya, İran ve Türkmenistan açısından ise açık  denizlerle Don-Volga Kanalı haricinde hiçbir bağlantısı olmadığından Hazar Denizi  bir göl veya iç denizdi ve bu nedenle tamamen kıyıdaş ülkelerin ortak kullanımına  açık olmalıydı.

Yaklaşık yirmi yıl süren müzakereler sonunda 12 Ağustos 2018'de  Kazakistan'ın Aktau kentinde imzalanan anlaşmayla bölgenin aşağıdaki şekilde kullanılmasına karar verildi:

- Sahilden 15 deniz mili mesafeye kadar olan bölgeler, her ülkenin  kendi arazisi (karasuları) olarak kabul edilecek.

- Bu mesafeye 10 deniz mili eklenecek ve buralar her ülkenin  balıkçılık alanı olarak belirlenecek.

- Hazar'ın dibi, yan yana ve karşı karşıya olan ülkeler arasındaki  mutabakata göre sektörlere bölünecek ve taraf ülkeler genel kabul görmüş  uluslararası prensip, norm ve yasalara uygun olarak deniz dibi üzerinde egemenlik  hakkını kullanabilecek.

- Taraflar Hazar'ın dibine sualtı kabloları ve boru hatları  döşeyebilecekler ve bunların rotaları geçecekleri sektörde hak sahibi olan  tarafın mutabakatı ile belirlenecek.

Sözleşmede kesin olarak göl veya deniz tanımlaması yapılmasa da  Hazar'ın aslında bir deniz şeklinde kabul gördüğü anlaşılıyor. Zira birçok  tanımlama BM Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi'nde kullanılanlarla aynı ve  birçok yerde UDHS'ye atıf yapılıyor. Bu durum, Rusya ve özellikle İran’ın başta  savundukları tezlere aykırı olsa da her iki ülke zamanla "en kötü anlaşma,  anlaşmasızlıktan iyidir" prensibine uyarak rasyonel bir yaklaşım göstermesine yol  açtı. Böylece Hazar'a kıyısı olan ülkeler de dünyanın en zengin enerji  kaynaklarından birinin kullanılmasından ortaya çıkacak olan refahtan belirli  oranda pay alma yarışına girmeye hazırlanıyor.

SOVYETLER BİRLİĞİ DAĞILDI, KIYIDAŞ SAYISI ARTTI

Müzakerelerin 20 yıla yakın sürmesinden de anlaşılacağı gibi  anlaşmanın imzalanması kolay olmadı. Rusya ve İran daha önce imzalamış oldukları  birçok ikili anlaşmaya dayanarak Hazar Denizi’nin bu doğrultuda kullanımına devam  edilmesi konusunda hemfikirdi ancak Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra üç  yeni bağımsız ve kıyıdaş devletin ortaya çıkması gerçeğini görmezden gelen bu  yaklaşımın bir sonuca ulaşması imkansızdı. Nitekim Azerbaycan 1990'lı yıllarda  batılı petrol şirketleriyle art arda anlaşmalar yapmaya başlayınca Rusya buna  karşı koymaya çalıştı.

Rusya uzun vadede bunun yararsız olacağını görerek önce Kazakistan ile  Hazar denizinin kuzey kısmını hakkaniyet prensibine göre paylaşan bir anlaşma  imzaladı. 2003'te bu anlaşmaya Azerbaycan da dahil edildi. Bu anlaşma Hazar  Denizi’nin statüsüne ilişkin ağustos ayında imzalanan anlaşmanın modelini  oluşturdu ve Türkmenistan’ın da taraf değiştirmesiyle İran yalnız kaldı. Buna  rağmen İran’ı ikna etmek tam 15 yıl sürdü.

Bölgenin en güçlü oyuncusu Rusya’nın bile hakkına razı olduğu bir  anlaşmaya İran’ın karşı koyma çabaları, çözümsüzlüğü sürdürmekten öteye geçemedi.  Sağlanan anlaşmanın ardından, İran sadece coğrafyanın kendisine sunduğundan  fazlasını, yani aslında kendisine ait olmayan bir şeyi kaybetti. ABD tarafından  dayatılan ambargo ile zor günler yaşayan İran, Hazar bölgesinde de yalnız  kalmamak için anlaşmaya yanaşmayı daha karlı gördü. Ancak bazı İran ve ABD  merkezli düşünce kuruluşları anlaşmaya eleştirel bir yaklaşım gösterdi.

Birinci eleştiri konusu, 25 millik egemenlik sahasının dışındaki  alanların paylaşılmamış olmasıydı fakat bu paylaşımın nasıl yapılacağı daha sonra  belirtilmiş ve hakkaniyet sağlanmıştı. Taraflar artık bu konuda önemli bir sorun  çıkmasını beklemiyor.

İkinci konu ise İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin, "Çevre  sorumluluklarının netleştirilmesi için ilave görüşmeler ihtiyacı" söylemiydi. Bu  da zorlama bir eleştiriden öteye gitmedi ve görüşmelerle kolayca çözülebilecek  bir konu oldu.

Eleştirel olarak yaklaşılmasa da önemli bir sonuç gibi gösterilen bir  diğer konu ise Hazar Denizi’nin kıyıdaş olmayan ülkelerin savaş gemilerine  kapatılması oldu. Hazar Denizi’ne gelebilecek herhangi bir yabancı savaş  gemisinin geçebileceği tek geçiş yolunun Don-Volga Kanalı olması ve bu bölgenin  tamamen Rusya’nın kontrolünde olması bu eleştirinin sadece sembolik olduğunun  ortaya koydu.

ANLAŞMA BORU HATLARI İNŞAATININ ÖNÜNÜ AÇABİLİR

Hazar Denizi’ne kıyısı olan ülkeler bu anlaşma olmadan önce de deniz  dibi kaynaklarını kullanma konusunda şimdiye kadar önemli bir sorun veya çatışma  yaşamadılar ancak ileride kaynaklardan faydalanma oranı ve bu kaynakların  yayıldığı alan büyüdükçe bazı krizlerin yaşanma ihtimalinin artması bekleniyor.  Bu anlaşma kriz ihtimallerini azaltmakla kalmayarak, olası krizlerin nasıl  çözümleneceğine de açıklık getirmekle önem kazanıyor.

Anlaşmanın pratikteki en önemli sonucunun denizaltı kabloları ve  uluslararası boru hatları inşaatının önünün açılması olacağı belirtiliyor. İran  ise sualtı çevresinin zarar göreceği gerekçesiyle anlaşmaya karşı çıkıyor.  Uzmanlar, İran için gerçek sorunun enerji rekabeti ve İran kamuoyunda yönetime  karşı yapılan eleştiriler olduğunu kaydediyor.

İran'da anlaşmanın karşısında olanlar, ülkenin Hazar'daki haklarının  yüzde 50’sinden vazgeçerek denizin yüzde 11’ine razı olduğunu iddia ediyor.

TÜRKMEN-AZERİ BORU HATTININ ÖNÜ AÇILDI

Hazar Denizi’nin altından geçecek bir boru hattıyla Türkmen gazının  Azerbaycan’a, oradan da Türkiye’ye ve batı pazarlarına ulaştırılması 90’lı  yılların ortalarında Türkiye’nin de desteklediği bir proje olarak epey  tartışılmıştı. Ancak Türkiye ile Rusya arasında imzalanan Mavi Akım Boru Hattı,  bu projeyi arka plana itmişti.

Şimdi Hazar Denizi anlaşmasının imzalanmasıyla, Türkmen-Azeri doğal  gaz boru hattının önü yeniden açıldı. Bunun farkında olan Rusya, Türkmenistan ile  ekonomik ilişkilerini geliştirmeye başladı ve daha fazla Türkmen gazını daha iyi  fiyata alarak Türkmenistan’ı bu projeden vazgeçirmeyi hedefliyor.

Dünyanın en büyük dördüncü doğal gaz rezervine sahip Türkmenistan’ın  ise Rusya’nın alabileceğinden çok fazla gazı var ve bunun için pazar arayışları  devam ediyor.

Batı pazarlarına ulaşma şansı bulamayan Türkmenistan, Çin’e yılda  yaklaşık 30 milyar metreküple önemli miktarda gaz ihraç ediyor. "Bir Kuşak-Bir  Yol" girişimi ile bölgeye nüfuz etmeye çalışan Çin’in, Türkmen gazının önemli bir  alıcısı konumuna gelebileceği tartışılıyor.

Öte yandan Çin’in karşılaştığı bazı sorunlar da var. Bu sorunlardan  biri, Türkmenistan’a yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta olması. Oysa  Türkmenistan’ın sadece bin kilometre batısında Türkiye pazarı ve bunun bin 500  kilometre daha ötesinde de Avrupa pazarı bulunuyor.

Suriye iç savaşı başlamadan önce Katar gazını Avrupa’ya taşımak için  inşa edilmesi planlanan yaklaşık 3 bin kilometrelik boru hattının güzergahı ciddi  şekilde tartışılmıştı. Suriye iç savaşından sonra geriye kalan en önemli  seçeneğin şimdilik, Türkmen gazı olduğu ifade ediliyor.

Çin ve Türkmenistan’ın diğer sorunu ise boru hatlarının inşaatı için  Çin’den alınmış olan kredilerin geri ödenmesindeki anlaşmazlıklar olduğu  biliniyor. Son yıllarda buna bağlı olarak gaz sevkiyatında azalmalar yaşanıyor.

Doğal gaz üretimini giderek arttıran Çin’in sınır komşusu  Kazakistan’ın da zamanla Türkmenistan’ın yerini alabileceği tartışılıyor.  Kazakistan ise uzun yıllardır kendi kıyısındaki Tengiz ve yeni keşfedilen  Kashagan petrol sahalarını Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattına bağlamayı  düşünüyor. Bu konuda ne zaman harekete geçeceği bilinmemekle birlikte, sahip  olduğu ekonomik durum göz önüne alındığında Kazakistan'ın pek de aceleci  davranmadığı belirtiliyor.

TÜRKMEN GAZI TANAP YOLUYLA AVRUPA'YA GİDEBİLİR

Çin olmasa bile Türkmenistan gazı başka ülkeler tarafından da  alınabilir. Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPI) doğal gaz boru  hattı projesi bunun en somut örneğini oluşturuyor. Yaklaşık bin 800 kilometre  uzunluğunda ve yıllık 30 milyar metreküp kapasiteli TAPI ile Türkmen gazının  Afganistan, Pakistan ve Hindistan’a ulaştırılması çalışmalarına başlandı ve bu  projenin 2020 yılında tamamlanacağı ifade ediliyor.

İki ezeli rakip olan Pakistan ve Hindistan’ın bu projede birbirini  desteklediği biliniyor. Hatta Afganistan’daki kaosun en büyük kaynağı olan  Taliban'ın bile bu hatta karşı olmak bir yana, gerekirse güvenliğini sağlayacağı  iddia ediliyor.

Öte yandan Türkmenistan’ın hala çok fazla miktarda gazı olduğu ve yine  batı pazarlarına ve dolayısıyla Hazar Denizi’nin ötesindeki Azerbaycan’a  yönelmesinin kaçınılmaz olduğu öngörülüyor. Hazar Denizi’nin Türkmenistan  kısmında kalan gaz sahasının Azerbaycan sınırına bitişik durumda olması nedeniyle  burada yaklaşık 200 kilometrelik bir hat ile bağlantının sağlanabileceği  kaydediliyor.

Son dönemde Türkmen gazının Azerbaycan kıyısına ulaştıktan sonra TANAP  üzerinden Avrupa pazarına sevkiyatının öne çıktığı belirtiliyor. Ayrıca, TANAP'ın  AB tarafından onaylanmış olması boru hattıyla gönderilecek gazın AB'nin Rus  gazına getirmiş olduğu tedbirli düzenlemelerden muaf olmasını sağlayacak.

Türkmen gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesini sağlamak  için Azerbaycan ve Türkmenistan’ın Hazar Denizi’nin yeni statüsünün getirmiş  olduğu haklardan istifade ederek hızlı bir şekilde harekete geçmesi bekleniyor.





18:0586.796
Değişim :  -0,47% |  -407,79
Açılış :  86.945  
Önceki Kapanış :  87.204  
En Yüksek
87.519
En Düşük
86.552