`Koza İpek`e kayyum olumsuz etkilemez`

27.10.2015 10:07

Son güncelleme : 28.10.2015 10:09

Eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Koza Grubu`na kayyum atanmasına ilişkin soruları yanıtladı. Babacan, Koza Grubu`na kayyum atanmasına ilişkin "Ekonomi üzerinde kalıcı bir etkisi olacağına inanmıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.



Eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Koza Grubu'na kayyum atanmasına ilişkin "Genel olarak yargıya güvenle ilgili bir sorun var. Bu konuya özel değil, genel olarak. Yargı süreci olduğu için sürecin ortasında açıklama yapmayı doğru bulmuyorum. Spesifik olarak bu konunun ekonomi geneli ile ilgili bir olumsuzluk getireceğine inanmıyorum. Ekonomi üzerinde kalıcı bir etkisi olacağına inanmıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Habertürk - Bloomberg HT ortak yayınında soruları yanıtlayan Babacan'ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

* Gelişmekte olan ülkeler küresel dalgalanmalardan etkileniyor. Siyasi belirsizlik Türkiye'yi diğer ülkelerden negatif bir şekilde ayrıştırmıştı.

* Türkiye'yi çevreleyen coğrafyada yaşananlar da olumsuz etkiledi. Son haftalarda piyasalarda bir toparlanma var. Borsa 70 binli rakamlardan 80 binli rakamlara çıktı. Son 1 ayda diğer gelişen ülkelerden pozitif ayrışmış durumdayız.

* Piyasada 1 kasım seçimlerinin istikrar tablosunu güçlendireceği beklentisi var.

* Biliyorsunuz seçim sonrası koalisyon görüşmeleri yapıldı. Bütün siyasi partiler 25 dönüşüm projesini destekliyor. Bizim seçim beyannamemiz açıklandı. 2016 bütçesi büyük biz titizlikle hazırlandı. Hem orta vadeli bütçe hazırlandı.

* 1 Kasım'a doğru giderken daha olumlu bir hava var. Güçlü bir hükümet çıkaracak meclis tablosu oluşturulması. Tek partili dönemlerde daha çok ekonomi büyümüş ama koalisyonda ise krizler olmuş. Amacımız 1 Kasım seçimlerinin tek parti çıkaracak sonuç vermesi. Bu gerçeklşirse piyasalar daha olumlu olacak.


* Türkiye açısından AK Parti daha olumlu sonuçlar verecektir. İş dünyasında değerlendirmeler var. Algıya katılmasak da bir otoriterlikle beraber düşünülmesi de söz konusu. Böyle bir algı olabilir, mecliste çoğunluğu sağlayan hükümet çoğulcu olacaktır. Bu yüzden 78 milyonu kucaklayacaktır.
Kutuplaştıran değil bir arada tutan olacaktır.

* AK Parti hem ekonomik hem siyasi dersler aldık. Ekonomik dersleri çok derin görmedik. Asıl siyasi dersleri gördük. O amatör ruha geri dönmeliyiz. Milletin gerçekten hizmetinde olan, milletten çıkan bir anlayış olmalı. O değerlere yeniden sahip çıkmak gerekiyor. Bir tek parti hükümetinden varsa endişeler korkular. O endişelerle ilgili ders mesajı aldık.

* 13 yıl uzun bir süre. Avrupa'ya bakın başka ülkelere bakın. Tek başına gelen hükümetler için uzun süre. İster istemez bazı noktalarda halktan siyasi güncel gelişmelerden bir miktar uzak kalması söz konusu oluyor. Kurulu düzene isyan olarak kurulmuştuk. Yasaklara, yolsuzluklara, yoksulluklara karşı kuruldu.

* 13 yıl sonra AK Parti kurulu düzen gibi olursa bu kötü durum. 7 Haziran dediğim gibi sarı karttı. Sarı kartı gördükten sonra hataları, eksikleri giderme, memleketin gerçekleri üzerinden siyaset yapmak. Tüm vatandaşlara aynı iyi hizmeti verebilmek, devlet millet ayrımı yapmadan kucaklaşmak.

* Muhalefet partilerin vaat maliyeti 150-180 milyar lira arasında. Bazıları yuvarlak yaptıklarından anlaşılmıyor. Devletin ayırdığı para 50 milyar lira. Tüm yatırımların merkezi olarak yaptığı duble yol hastane toplam 50 milyar. Emekli maaşı, asgari ücret arttıracağız vs. Bu vaatler gerçekçi değil... Bunlar etkili de olmadı. En yüksek asgari ücreti söyleyen CHP. Ve düştü oyları.

* Ama vatandaşın hoşuna gitti. Ancak inanmadı. Bizden duyuncaya kadar. Bizim söylediğimiz rakam çok daha kıymetli. Bu olur diyorlar. İş dünyasının tabii tedirginlikleri var. Bizim toplam 20 milyar lira, milli gelirimizin yüzde 1'i. Para yönetmenin bir bilim yönü var, bir de sanat yönü. Bu vaatlerin çok iyi dizayn edilmesi lazım.

* Aslında 7 Haziran'da da söylemiştik. İşveren ve işçiler kendi aralarında mütabakat sağlamalı dedik.

'YARGIYA GÜVENLE İLGİLİ SORUN VAR'

* İpek Koza hakkında yargı süreci konusunda herhangi bir açıklama yapmayı doğru görmüyorum. Yargıya intikal ettiyse hep beraber izleyeceğiz. Nasıl işleyecek. Ekonomi üzerinde kalıcı etkisi olacağına inanmıyoruz. Genel olarak yargıya güvenle ilgili sorun var. Yargıya güven alt sıralarda. Yargıya güvenin yüksek olduğu ülkede bu kadar işlenmez. Biz içeriğini bilemeyiz. Savcılar hakimlerin bildiği konulardır bunlar. Ama şu var ki yargı reformu şiddetli bir ihtiyaç.

* Adalete güvenle ilgili yargımızın nasıl işleyeceği ile ilgili yargı reformu oluşturduk. Başbakanımız açıkladı. Savcı, hakimlerimizin meslek içi eğitimlerinden tutun, uygulamalarda tutarlılığın sağlanması yargı reformu kapsamında noktalar.

* Yargıda da aslında çok reform yaptık. Ancak yeterli değil. Anayasa değişikliklerinden tutun çok faz değişiklik yapıldı. Ancak yeterli değil. Bu yasaların evrensel normlara göre düzenlenmesi lazım. Yargının hızlı çalışması lazım. Geç gelen adalet kamuoyunu tatmin etmiyor doğrusu.
 
'6 GÜN ÖZGÜRDÜM'

* Partimizin üç dönem kuralı önemli. Ben hem 3 dönem milletvekili olarak. Hem de 2002 Kasım hükümetinden beri yer almış tek kişiyim. Ailemizde de siyasetle uğraşan tek kişiyim. Bazen Ticaret Odası, Sanayi Odası o ilgi de olmamış.  Kendi işimizle meşguldük. Herkes geçici gözüyle bakıyordu. Ailede vardı. 2009'da ayrılmak için ciddi teşebbüste bulundum, olmadı. 25. dönem meclis bir dönem ara vermiş gibi olduk. Birkaç aylık ara verdik. Ben buna rağmen başvurmadım. Bütün hazırlığımız ona göre yapmıştık. Ayrılmam konusunda gereken şeyleri yapmıştım. Son gün son saat biraz sürpriz oldu doğrusu.

* 18 Eylül'dü Cumhurbaşkanı, Başbakan konuşmuşlar Cuma namazından sonra. Beni aradılar seni Ankara'da tekrar aday olarak gösteriyoruz dediler. Epey konuştuk. Şu var ki memlekete hizmetin çok yolu var. Ticaret, üretim hepsi hizmet. Sadece siyasetteki yetki daha yüksek oluyor.

* Aldığınız kararla kişilerde etki sağlamak sonuç açısından farklı. Ufak tuzumuz varsa. Ucundan tutulacak bir şey varsa. Ben karışmam demek zor. Sıfırdan tekrar sürece başladık. 6 gün özgürlük dönemi yaşadım. Çocukları görebildim. Babamla annemle 2-3 kez görüştüm. Tekrar kaynaştım. Bir de nereden nasıl başlarız derken yeniden siyasete girdim. Herkesin ayrı ayrı tepkileri oldu. Babam işle ilgilenmemi arzuluyordu. Ancak memlekete hizmet söz konusuysa tamam dedi.

'SİYASET EMANET İŞİ'

* Siyaseti askerlik görevi gibi gördüm. Bir süre hizmet ettikten sonra yeni arkadaşlar olur dedim. Ordu gibi.

* Siyaset emanet işi. Uzun durunca benim diyorsun ama halkın. Halk onay verirse süre uzuyor. İşin tabiatı geçici hizmet. Bu emanet hissi, emanete sahip çıkmak korumak geliştirmek, her an bilmek bu şekilde yürüttüğünüzde böyle oluyor. Emanet hissini sürekli kendime hatırlatıyorum. Millet için yapıyorsunuz, kendiniz için yapmıyorsunuz. Kendime buradan ne sağlarım demeye başladığında insan çok büyük zararlar ortaya çıkıyor.


* AK Parti çok büyük bir parti. Türkiye'nin siyaset açısından omurgası. İnsanlardan bahsediyorsunuz. Hepsi tek kalıp değil. İfade, düşünce özgürlüğünden bahsediyorsak parti için de, ülke için de değerli. Ancak parti disiplini var. Partinin ortak kararları savunulur. Seçim beyannememiz var. Kişilerin farklı düşünceleri de olsa o şekilde yürütmesi gerekiyor.

* Rahatça insanlar her şeyi tartışabilmeli ki doğruları bulalım. Büyük kurumlarda toplu intihar girişimleri olur. Siyasi partilerde de baskı olursa insanlar topluca el ele verip partiyi uçurumdan aşağı atarlar. Ortak akıl neyse onu uygulamak çok daha önemli. Ne aşırı baskı, ne de insanların kafasını karıştıracak bir söylem. Ülkemizin geleceği açısından önemli. 13 yıl uzun süre. İlk kuranlar var. Daha sonra katılanlar var. Sürekliliği sağlamak önemli. Değişen şartlara uymak ve kurucu değerlerden uzaklaşılmaması gerekir. Ancak bunları hemen dışlamak çok doğru değil. Kendi içinde bazı meseleleri tartışan bir AK Parti daha çok güven oluşturur.





17:5891.157
Değişim :  0,51% |  459,91
Açılış :  91.032  
Önceki Kapanış :  90.697  
En Yüksek
91.419
En Düşük
90.591