Kritik veriler sonrası uzmanlar ne dedi?

12.12.2016 10:12

Son güncelleme : 13.12.2016 09:37

Türkiye`nin üçüncü çeyrek büyüme verisi açıklandı. Buna göre Türkiye yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 1.8 daraldı. Cari işlemler açığı ise 1.68 milyon dolar olarak gerçekleşti. Peki Türkiye ekonomisi ne yönde? İşte uzmanların yorumları...



UZMANPARA

Kritik veriler açıklandı. Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 1,8 küçüldü. Ekonomi böylece 2009'un üçüncü çeyreğinden bu yana ilk kez daraldı. Bu yılın birinci ve ikinci çeyrek büyüme oranları ise yüzde 4.5 olarak açıklanmıştı.

Cari işlemler açığı ise bir önceki yılın ekim ayına göre 1.332 milyon ABD doları artarak 1.675 milyon ABD doları olarak gerçekleşti ve bunun sonucunda, oniki aylık cari işlemler açığı 33.773 milyon ABD doları oldu.

Peki bundan sonra neler olacak? Türkiye ekonomisi ne yönde? Uzmanlar UZMANPARA'ya değerlendirdi.

Destek Yatırım Araştırma Müdürü ve UZMANPARA yazarı Adnan Çekçen, konuya ilişkin UZMANPARA'ya şu açıklamalarda bulundu:

"Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)in açıkladığı üçüncü çeyrek büyüme yüzde 1.8 daraldı. TÜİK’in bugün itibarıyla gerçekleştirdiği Avrupa Birliği Yönetmeliklerine (ESA 2010) göre yaptığı revizyon öncesi beklenti yüzde 0.5 daralma olması yönündeydi. Açıklanan rakam 27 ay sonra ilk defa Türkiye büyümesinde daralmaya işaret ediyor.  Büyüme 2015 yılında ise bir önceki yıla göre yüzde 6,1 artış kaydetti.

Açıklanan rakamlarda ekonomik faaliyetlerde azalma olduğunu görüyoruz. Hizmetler sektöründeki 2016 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre toplam katma değerin yüzde 8,4 azalması büyümedeki daralmanın önemli bir kısmını oluştururken zincirlenmiş hacim endeksi yüzde 7,7, sanayi sektörünün toplam katma değeri yüzde 1,4 azalış gösterdi. İnşaat sektörünün toplam katma değeri ise yüzde 1,4 arttı.  Cari fiyatlarla yaratılan katma değer üçüncü çeyrekte 655 milyar 400 milyon TL oldu. Özellikle yılın 3.çeyreğinde yaz aylarında turizm gelirlerinin azalması büyüme tarafının daralmasında etken oluşturuyor. Hane halkı tüketimi yüzde 3.2 azalırken, aynı dönem içerisinde, ihracatında yüzde 7 azaldığını takip ettik.

Yerel tarafta yaşanan gelişmelerin etkisiyle büyümede daralma kaçınılmaz bir durumdu. 15 Temmuz darbe girişimi ile reel sektörde ve iç talepte dönemsel yavaşlamanın gerçekleşmesi, sınır bölgelerinde yaşanan jeopolitik gelişmeler, turizm sektörünün henüz yaralarını iyileştirememiş olması büyümeyi aşağı çeken önemli, nedenler olarak karşımıza çıkıyor.

Devletin emsal dönemde nihai tüketim harcamalarında yüzde 23.8 oranında artırması, büyüme tarafında dengeleyici bir rol olarak göz çarptı. Daha önce yüzde 3.1 olan 2.çeyrek büyüme verisi ise son revizyonla birlikte yüzde 4.5’e güncellendiğini belirtelim. Hatırlanacağı üzere önceki hafta Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK)’nun aldığı ekonomiyi destekleyici kararlar açıklanmıştı. Alınan kararların orta ve uzun vadede ekonomiye ivme kazandırması ve büyümede yukarı yönlü revizyonların önünü açması beklenebilir."

KapitalFX Araştırma Uzmanı ve UZMANPARA yazarı Enver Erkan, kritik veriler için UZMANPARA'ya şunları söyledi:

"Türkiye ekonomisi, 2016’nın 3. çeyreğinde, bir öcneki yılın aynı çeyreğine göre %1,8 daralarak, %0,3 piyasa beklentisinin çok çok altında bir performans göstermiş oldu. Ekim ayında cari açık ise piyasa konsensüsüne yakın olarak 1,68 milyar USD tutarında gerçekleşirken, Ocak – Ekim döneminde cari açık ise 26,47 milyar USD seviyesine geldi.

3. çeyrek büyümesinin yavaş olması aslında bekleniyordu, ancak yeni seriye göre hesaplamalar değiştiğine göre gerçekten çok olumsuz bir veriyle karşılaştığımızı söyleyebiliriz. Bu arada, piyasa tahminlerinin eski seriye göre yapıldığını da belirtmek gerekir. Gelen veriler itibariyle Türkiye ekonomisi 2009 yılından sonraki en kötü performansını 2016’nın 3. çeyreğinde göstermiş görünüyor. Bunda temel bazı sebepler var elbette; öncü ekonomik göstergeler ışığında fazla bir büyüme beklenemezdi. Özellikle üretim kanallarındaki yavaşlamayı 3. çeyreğe ait olan sanayi üretimi ve PMI verilerinden de anlayabiliyorduk.



Alt kalemlere baktığımızda; en çok etkilenenin elbette hanehalkları harcamaları olduğunu görüyoruz. Hanehalkı tüketim harcamaları 3. çeyrekte, bir önceki yıla göre %3,2 azalarak daralmada büyük bir rol oynamış. Yine yapısal anlamda büyük önem taşıyan kalemlerden yatırımların %0,6, ihracatın da %7 daraldığını görmekteyiz. Bunlara kontrast olarak da devlet harcamalarındaki büyümenin %23,8’e çıkarak tam anlamıyla bir sıçrama gerçekleştirdiği gözlemleniyor.

Bu denli zayıf bir büyüme performansının elbette sıradışı sebepleri de var. Bunlar; 15 Temmuz’daki başarısız darbe girişimi, turizm sektöründe 2016 yılında görülen daralma, terör nedeniyle artan güvenlik riskleri, Türk politikasındaki ilerleyen döneme ilişkin belirsizlikler olarak sıralanabilir. Bu arada TL’deki zayıflamanın 3. çeyrekteki iktisadi büyüme görünümüne dahil olmadığını da belirtmek lazım. 4. çeyrekte TL’nin de istikrar kaybetmiş olması ve diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesinin ivme kazanması bize ekstra bir olumsuzluk olarak dönebilir. TL’deki istikrar kaybından hanehalkı harcamaları ve şirket karları olumsuz yönde etkileniyor. Bu bağlamda 4. çeyrekte de zayıf büyüme görünümü devam edebilir. Bunun önüne geçilmesi için; iş ve yatırım ortamını iyileştirici ve TL’ye de güven kazandırıcı yapısal reformlara ihtiyaç olduğu görülmektedir.

Hesaplama yöntemindeki değişikliğin geçmiş dönemlere ilişkin de bir soru işareti doğurduğu ve yeterince açık olmamasının bir güven eksikliği oluşturduğu görülüyor. Temeldeki trendleri dikkate almak gerekiyor şimdilik, o yüzden geçmiş dönemler için eski serileri dikkate aldık.



Ekim ayı cari açığına ilişkin ise, fazla söylenecek bir şey yok. Ocak – Ekim döneminde geçen yıla göre açıkta bir atış var. Ocak – Ekim’de dış ticaret açığı yıllık bazda azalmış, ancak hizmetler dengesinde 10 aylık periyodda bir kötüleşme var.



Finans hesabındaki gerçekleşmeleri anlayabilmek için ise; net yükümlülük oluşumu ve net varlık edinimi kalemleri arasındaki farkı almak gereklidir. Bu kapsamda değerlendirdiğimiz zaman; Ekim ayında doğrudan yatırımlardaki net girişin 665 milyon USD tutarında olduğu görülmektedir. Ocak – Ekim dönemleri karşılaştırıldığında ise; net doğrudan yatırım girişi 2015 için 10,36 milyar USD iken 2016’da neredeyse yarı yarıya azalarak 5,61 milyar USD seviyelerine geldiği görülmektedir. Bu da finansman kalemlerinde, cari açık finansmanının niteliğini bozmaktadır. Portföy yatırımlarında ise Ocak – Ekim dönemlerinde ve Ekim ayında iyileşme var. Diğer yatırımlarda da Ekim ayında 596 milyon USD’lik giriş var; ancak Ocak – Ekim dönemi, genel trend itibariyle 2015’in yarısı kadar bir girişe işaret etmektedir.

Küresel koşulların, negatif eğilimli sermaye akımı eğilimi ve ithalat fiyatlarındaki avantajın ortadan kalkmasının cari açık ve ticaret açığı kanalından baskı oluşturmasına yönelik beklentimiz bulunmaktadır.




 





18:051.329
Değişim :  -1,03% |  -13,76
Açılış :  1.348  
Önceki Kapanış :  1.342  
En Yüksek
1.352
En Düşük
1.325
BIST En Aktif Hisseler18:05
EUYO 4,95 3.680.764 % 10,00  
AKCNS 15,18 58.674.487 % 10,00  
SEYKM 18,70 14.604.345 % 10,00  
SAFKR 13,87 34.267.095 % 9,99  
TKNSA 11,03 11.150.227 % 9,97  
18:05 Alış Satış %  
Dolar 7,8101 7,8160 % -0,71  
Euro 9,3425 9,3622 % -0,27  
Sterlin 10,3631 10,4151 % -1,11  
Frank 8,6008 8,6526 % -0,52  
Riyal 2,0768 2,0872 % -0,73  
18:05 Alış Satış %  
Altın Ons 1.787 1.789 -20,86  
Altın Gr. 449 449 -8,57  
Cumhuriyet 2.983 3.028 -74,00  
Tam 2.971 3.050 -70,08  
Yarım 1.436 1.475 -33,90  
Çeyrek 720 738 -16,95  
Gümüş.Ons 22,66 22,70 -0,64  
Gümüş Gr. 5,69 5,70 -0,20  
B. Petrol 48,28 48,28 0,49