Merkez Bankası enflasyon tahminini yükseltti

31.07.2018 10:54

Son güncelleme : 01.08.2018 10:02

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, enflasyonun yıl sonunda orta noktası yüzde 13,4 olmak üzere yüzde 12,5-14,3 aralığında gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini bildirdi.



Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat  Çetinkaya, yılın üçüncü enflasyon raporunun tanıtımı amacıyla Sheraton  Ankara Oteli'nde düzenlenen toplantıda, enflasyon tahminlerine ilişkin bilgi  verdi.

Enflasyonu düşürme odaklı, sıkı bir politika duruşu ve güçlendirilmiş  politika koordinasyonu altında enflasyonun kademeli olarak hedeflere  yakınsamasını öngördüklerini belirten Çetinkaya, bu çerçevede, enflasyonun yıl  sonunda yüzde 13,4 olarak gerçekleşmesini beklediklerini söyledi.

Çetinkaya, enflasyonun 2019 yıl sonunda yüzde 9,3'e, 2020 yıl sonunda  ise yüzde 6,7’ye geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar  kazanacağını tahmin ettiklerini dile getirdi.

Murat Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Enflasyonun yüzde 70 olasılıkla 2018 yılı sonunda orta noktası yüzde  13,4 olmak üzere, yüzde 12,5 ile yüzde 14,3 aralığında, 2019 yılı sonunda orta  noktası yüzde 9,3 olmak üzere yüzde 7,6 ile yüzde 11 aralığında, 2020 yılı  sonunda ise orta noktası yüzde 6,7 olmak üzere yüzde 4,8 ile yüzde 8,6 aralığında  gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Tahminleri oluştururken para politikasındaki  sıkı duruşun uzun bir süre korunacağı bir çerçeveyi esas aldık. 2018 yıl sonuna  dair tüketici enflasyonu tahmini Nisan Enflasyon Raporu'na göre 5 puan yukarı  yönlü güncellenerek yüzde 13,4'e yükseltildi."

KÜRESEL BÜYÜME İSTİKRAR KAZANDI

Çetinkaya konuşmasında, küresel büyümenin yılın ilk  yarısında istikrar kazandığını ve gücünü korumaya devam ettiğini söyledi. ABD  ekonomisinde büyüme daha istikrarlı bir görünüm arz ederken, Avro Bölgesi,  Japonya ve İngiltere'de ekonomik büyümenin yılın ilk çeyreğinde yavaşladığını  ifade eden Çetinkaya, bu ülkeler için yıl sonu tahminlerinin aşağı yönlü  güncellendiğini dile getirdi.

Gelişmekte olan ülkelerde ise para birimlerindeki değer kayıpları,  yükselen petrol fiyatları ve dış ticarette küresel ölçekte artan korumacılık  söylemleri nedeniyle büyüme görünümünün ülkeler arasında farklılaştığına dikkati  çeken Çetinkaya, yükselen emtia fiyatları ve enerji fiyatlarına karşın, tüketici  ve çekirdek enflasyon oranlarının, küresel ölçekte ılımlı seyrettiğini bildirdi.

Çetinkaya, olumlu büyüme performansı ve destekleyici maliye  politikasına bağlı olarak Amerikan Merkez Bankasının (Fed) para politikasındaki  normalleşme sürecini hızlandırma ihtimalinin belirgin ölçüde yükselerek, ABD  tahvil getirilerinin artmasına neden olduğunu belirtti, ABD dolarındaki  yükselişin son dönemde küresel finansal piyasalarda dalgalanmalara yol açtığını  hatırlattı.

Gelişmekte olan ülkelere yönelik risk algısının bozulmasıyla portföy  akımları yılın ikinci çeyreğinde zayıflarken, döviz kurlarında da değer kaybı ve  oynaklık artışı gözlendiğini dile getiren Çetinkaya, "2018 yılının ikinci  çeyreğinde küresel finansal piyasalarda artan oynaklıklar ve gelişmekte olan  ülkelerin risk primlerindeki yükselişler etkili oldu. Bunlara ilave olarak, yurt  içi belirsizlikler ve cari açık ile enflasyonda görülen yükseliş Türkiye'nin ülke  risk primi ile döviz kurlarına dair göstergelerin olumsuz ayrışmasına yol açtı.  Sıkılaşan finansal koşullara paralel olarak ikinci çeyrekte bankaların  işletmelere uyguladığı kredi standartları da sıkılaştı, yavaşlayan faaliyetin de  etkisiyle işletmelerin kredi talebi azaldı. Böylelikle kredilerin büyüme hızı  ikinci çeyrekte de gerilemeye devam etti." diye konuştu.

Çetinkaya, tüketici enflasyonunun ikinci çeyrekte hızlı bir artış  kaydederek yüzde 15,4 seviyesine ulaştığını, enflasyondaki yükseliş alt gruplar  geneline yaygın olmakla birlikte özellikle gıda, temel mal ve enerji  kalemlerindeki artışın dikkati çektiğini söyledi.

Çekirdek enflasyon göstergelerinin de kötüleştiği ve ekonomik  birimlerin fiyat artırma eğiliminin oldukça güçlendiğinin gözlendiğini anlatan  Çetinkaya, toplam talep koşullarının enflasyon üzerindeki etkisinin ikinci çeyrek  itibarıyla kademeli olarak zayıflamaya başlamakla birlikte maliyet yönlü baskılar  ve bozulan fiyatlama davranışlarının enflasyon görünümünü olumsuz etkilediğini  söyledi.

"BÜYÜMENİN SÜRÜKLEYİCİSİ ÖZEL TÜKETİM HARCAMALARI OLDU"

İktisadi faaliyet yılın ilk çeyreğinde Nisan Enflasyon Raporu'nda  öngörülenden bir miktar daha güçlü seyrederken, büyümenin sürükleyicisinin  ağırlıklı olarak özel tüketim harcamaları olduğunu belirten Çetinkaya, iktisadi  faaliyetin yurt içi talepteki yavaşlamaya bağlı olarak ikinci çeyrek itibarıyla  dengeleme eğilimine girdiğini, diğer taraftan turizmdeki güçlü toparlanmanın  desteğiyle net ihracatın büyümeye desteğinin sürdüğünü bildirdi.

Çetinkaya, nisan ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısındaki 75  baz puanlık sıkılaştırmadan sonra iki faiz artırımı ile toplamda 425 baz puanlık  ilave parasal sıkılaştırma yaptıklarını ifade etti. Çetinkaya, "Önceki rapor  döneminden sonra 23 Mayıs 2018'deki ara toplantıda, piyasalarda gözlenen  sağlıksız fiyat oluşumları ve enflasyon beklentilerinde süregelen yükselişin  genel fiyatlama davranışlarına dair riskleri artırdığı hususları dikkate alınarak  Geç Likidite Penceresi borç verme faiz oranı 300 baz puan artırıldı." dedi.

Para politikasının öngörülebilirliğini artırmak ve aktarım  mekanizmasını güçlendirmek amacıyla 28 Mayıs'ta açıklanan kararla da para  politikasının operasyonel çerçevesinin sadeleştirilmesi sürecinin 1 Haziran'dan  geçerli olmak üzere tamamlandığını aktaran Çetinkaya, böylece bir hafta vadeli  repo ihale faizini politika faizi olarak tanımlayarak fonlamayı asli olarak bu  kanaldan yapmaya başladıklarını dile getirdi.

Gecelik vadedeki piyasa faizlerinin, gecelik borçlanma ve borç verme  oranları arasındaki simetrik koridorda, politika faizinin etrafında oluştuğu bir  çerçeveye geçtiklerini bildiren Çetinkaya, haziran ayı PPK toplantısında ise  enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyelerin fiyatlama  davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği vurgusuyla parasal  sıkılaştırmanın güçlendirilmesine karar verdiklerini ve politika faizini yüzde  16,50'den yüzde 17,75'e yükselttiklerini söyledi.

"SIKI PARA POLİTİKASININ UZUN BİR MÜDDET KORUNMASINA KARAR VERDİK"

Çetinkaya, temmuzdaki PPK toplantısında ise iç talep koşullarındaki  yavaşlamayla para politikasının gecikmeli etkilerinin izlenme gereğini dikkate  alarak, politika faizini değiştirmediklerini belirterek, "Bununla birlikte  enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyelerin fiyatlama  davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam ettiğine dikkati çekerek sıkı para  politikasının uzun bir müddet korunmasına karar verdik." ifadelerini kullandı.

Mayıs ve haziran aylarındaki parasal sıkılaştırma ve Türkiye'nin risk  priminde gözlenen artışın, kur takası faizlerinin tüm vadelerde bir önceki rapor  dönemine göre yükselmesine neden olduğuna işaret eden Çetinkaya, "Getiri eğrisi  daha negatif eğim alarak gerek önceki rapor dönemine göre gerekse emsal ülkelere  kıyasla daha sıkı parasal koşullar ima eden bir görünüm sergiledi." dedi.

Gelişmekte olan ülkelere yönelik bozulan risk algısına ilave olarak  jeopolitik gelişmeler ile yurt içindeki makroekonomik görünüme dair endişeler  sonucunda, Türk lirasının ima edilen oynaklığının Nisan Enflasyon Raporu dönemine  kıyasla belirgin şekilde yükseldiğini anlatan Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Ticari kredi büyümesi, kredi koşullarındaki sıkılaşma ve kredi  talebindeki düşüş kaynaklı olarak yılın ikinci çeyreğinde yavaşlarken, tüketici  kredileri büyümesi, konut kredilerindeki kampanyalara bağlı olarak bir miktar  hızlandı. Yılın ikinci çeyreğinde belirgin şekilde bir sıkılaşmaya işaret eden  finansal koşullar endeksine başta getiri eğrisinin eğimi ve risk primindeki  gelişmeler olmak üzere tüm bileşenler sıkılaştırıcı yönde etkide bulundu."


Yakın dönemde maliyet yönlü gelişmeler ve gıda fiyatlarındaki  oynaklığın enflasyon üzerinde etkili olduğuna işaret eden Çetinkaya, fiyat  artışlarının alt kalemler bazında genele yayılan nitelik gösterdiğini belirtti.  Türk lirasındaki değer kaybının yanı sıra petrol ve emtia fiyatlarındaki artışın  da bu gelişmede etkili olduğuna dikkati çeken Çetinkaya, talep koşullarının  enflasyonu yükseltici etkisinin bir miktar zayıflamakla birlikte, yılın ikinci  çeyreğinde de devam ettiğini bildirdi.

Çetinkaya, yılın ikinci çeyreğinde yıllık enflasyondaki yükselişe en  belirgin katkının, temel mal grubundan geldiğini vurgulayarak, "Döviz kurunun  birikimli etkileri ve güçlü seyreden toplam talep koşulları bu görünümde etkili  oldu. Ayrıca, gıda, hizmet ve enerji gruplarının katkısındaki artış da dikkat  çekti. Gıda grubunun yıllık enflasyonunda gözlenen tahminlerin ötesindeki sert  yükseliş temelde döviz kuru gelişmeleri ve bazı tarım ürünlerindeki olumsuz arz  koşulları nedeniyle yükselen işlenmemiş gıda fiyatlarından kaynaklandı. Hizmet  grubu yıllık enflasyonundaki artışta ise Türk lirasındaki zayıf seyrin yanı sıra  geçmiş enflasyona endeksleme davranışı, gıda enflasyonundaki bozulma, turizm  sektöründeki canlı görünüm ve reel birim iş gücü maliyetleri etkili oldu. Döviz  kuru etkileri ve uluslararası petrol fiyatlarındaki artış enerji enflasyonunu  yükseltirken, akaryakıt fiyatlarındaki eşel mobil uygulaması bu grupta daha  olumsuz bir görünümü sınırladı." diye konuştu.

"TÜKETİCİ FİYATLARINDA MALİYET BASKISI GÜÇLENDİ"

Üretici enflasyonunun ikinci çeyrek sonunda yüzde 23,7'ye ulaşmasıyla,  tüketici fiyatları üzerinde maliyet baskısının önemli ölçüde güçlendiğini dile  getiren Çetinkaya, bu dönemde talep koşullarının, önceki çeyreğe kıyasla  azalmakla birlikte, enflasyonu yükseltici etkide bulunmaya devam ettiğini  aktardı. Ayrıca, turizm sektöründeki canlı görünümün devam etmesinin, bu sektörle  bağlantısı güçlü kalemlerde enflasyon baskılarını artırdığını vurgulayan  Çetinkaya, bu dönemde çekirdek enflasyon göstergelerinde ve enflasyon  beklentilerinde de belirgin bozulma gözlendiğini belirtti. Enflasyon ve enflasyon  beklentilerinin ulaştığı yüksek seviyelerin, fiyatlama davranışının bozulmasına,  ekonomide talep ve maliyet yönlü baskıların ötesinde fiyat artırma eğiliminin  güçlenmesine neden olduğuna işaret eden Çetinkaya, yayılım endekslerine göre  ekonomik birimlerin fiyat artırma eğiliminin oldukça güçlendiğini söyledi.

Çetinkaya, iktisadi faaliyetin yılın ilk çeyreğinde Nisan Enflasyon  Raporu'nda öngörülenden bir miktar daha güçlü seyrettiğini bildirerek, "Bu  dönemde Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) dönemlik olarak yüzde 2, yıllık olarak  ise yüzde 7,4 oranında artış kaydetti. İlk çeyrekte dönemlik ve yıllık büyümenin  kaynağı yurt içi talep oldu. İş gücü piyasasındaki iyileşmenin etkisiyle, özel  tüketim güçlü artış kaydetti. Kamu tüketiminin büyümeye desteği ise daha sınırlı  kaldı. Bu dönemde yatırımların yıllık büyümeye katkısı makine-teçhizat  yatırımları ve inşaat yatırımları kaynaklı oldu. Yatırımların dönemlik büyümeye  katkısı yalnızca inşaat yatırımlarındaki artıştan kaynaklandı ve makine-teçhizat  yatırımlarındaki gerileme derinleşti. Net ihracatın yıllık büyümeye katkısı  düşürücü yönde olurken, ithalattaki belirgin azalış nedeniyle net ihracatın  dönemlik büyümeye etkisi artırıcı yönde gerçekleşti." ifadesini kullandı.

"İKTİSADİ FAALİYET DENGELENMEYE DEVAM EDECEK"

İkinci çeyreğe dair açıklanan verilerin, iktisadi faaliyetin  yavaşlayarak dengelenme sürecine girdiğini gösterdiğine dikkati çeken Çetinkaya,  bu eğilimin yakın dönemde istihdam ve işsizlik verilerine de yansımaya  başladığını dile getirdi. Bu dönemde, finansal koşullardaki sıkılaşma, talep  belirsizliği ve enflasyondaki yukarı yönlü seyrin, yurt içi talebi tüketici ve  yatırım harcamaları kanalıyla sınırlayacağını öngördüklerini vurgulayan  Çetinkaya, bununla birlikte kamu kesiminin harcamalar ve diğer mali tedbirler  aracılığıyla iktisadi faaliyeti destekleyici duruşunun, ikinci çeyrekte yurt içi  talepteki yavaşlamayı kısmen sınırladığını söyledi.

Çetinkaya, turizmdeki toparlanmanın güçlü şekilde devam etmesi ve iç  talepteki ivme kaybına bağlı olarak ithalat talebinde gözlenen azalma neticesinde  net ihracatın büyümeye olumlu katkısının sürdüğünü gözlemlediklerini aktardı.  Başta petrol fiyatları olmak üzere ithalat fiyatlarında gözlenen yükseliş, cari  işlemler dengesini olumsuz etkilemeye devam ederken, yurt içi talepte görülen  yavaşlamanın, altın ve enerji hariç cari işlemler dengesindeki kötüleşmeyi  sınırladığını bildiren Çetinkaya, "Yılın ikinci yarısında iktisadi faaliyetin  dengelenmeye devam edeceğini öngörmekteyiz. Reel kurdaki birikimli değer  kayıplarının, turizmdeki güçlü toparlanmanın ve küresel büyümedeki olumlu seyrin  etkisiyle mal ve hizmet ihracatının büyümeye desteğini sürdürerek cari işlemler  dengesini olumlu etkilemeye devam etmesini bekliyoruz." şeklinde konuştu.

"KÜRESEL RİSK ALGILAMALARINDA BOZULMA BEKLEMİYORUZ"

Enflasyon tahminlerinde küresel büyüme ve gelişmiş ülke para  politikaları görünümüyle enerji, ithalat ve gıda fiyatlarının da önemli rol  oynadığına işaret eden Çetinkaya, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Küresel büyüme görünümündeki olumlu seyrin, önümüzdeki dönemde de  devam etmesini ancak yılın ikinci çeyreğinde küresel büyüme hızının Nisan  Enflasyon Raporu varsayımlarımıza kıyasla daha düşük düzeyde gerçekleşmesini  bekliyoruz. Bu çerçevede, orta vadeli tahminleri oluştururken ihracat ağırlıklı  küresel büyüme patikası varsayımımızı 2018 yılı için sınırlı bir miktar aşağı  yönlü güncelledik. Nisan Enflasyon Raporu sonrasında gerçekleşen, Amerikan Merkez  Bankası ve Avrupa Merkez Bankası toplantılarında alınan kararlar, küresel para  politikası normalleşme hızının önceki rapor dönemine göre bir miktar arttığına  işaret ediyor. Bu çerçevede, orta vadeli tahminleri oluştururken dışsal olarak  aldığımız yurt dışı faiz patikası varsayımını, sınırlı bir miktar yukarı çektik.  Ayrıca önümüzdeki dönemde küresel risk algılamalarında mevcut duruma kıyasla ek  bir bozulma olmayacağını varsaydık."

Çetinkaya, dolar cinsinden ithalat fiyatlarının yıllık ortalama  artış oranlarına dair varsayımın da son dönem gelişmelerine bağlı olarak 2018 ve  2019 yılı için yukarı yönlü revize edildiğini aktardı.

İşlenmemiş gıda fiyatları enflasyonunun yılın ikinci çeyreği sonunda  yüzde 23,2'ye ulaşarak Nisan Enflasyon Raporu varsayımının oldukça üzerinde  gerçekleştiğine işaret eden Çetinkaya, "Önümüzdeki dönemde bazı sebze ve meyve  ürünlerindeki fiyatların yeni ürün arzıyla birlikte düzeltme yapmasıyla  işlenmemiş gıda enflasyonunun tarihsel ortalama değerlerine yakınsayarak yıl  sonunda yüzde 12'ye gerileyeceğini varsaydık. Gıda enflasyonu varsayımını 2018  yıl sonu için yüzde 7'den yüzde 13'e, 2019 yıl sonu için ise yüzde 7'den yüzde  10'a güncelledik." diye konuştu.

Maliye politikasının ikinci çeyrekte de iktisadi faaliyeti  destekleyici duruşunu devam ettirdiğini ve yapılan bazı düzenlemelerin  enflasyondaki yükselişi sınırladığını belirten Çetinkaya, tahminleri  oluştururken, akaryakıt fiyatlarında istikrarı sağlamaya yönelik düzenlemenin yıl  sonuna kadar devam edeceğini öngördüklerini söyledi.

Çetinkaya, akaryakıt dışındaki enerji kalemlerinde yılın üçüncü  çeyreğinde Nisan Enflasyon Raporu döneminde öngörülene göre daha yüksek oranlı  fiyat ayarlamaları yapılacağını varsaydıklarını dile getirerek, orta vadeli  tahminleri üretirken, maliye politikasının orta vadeli bakış açısıyla enflasyonu  düşürmeye odaklı ve para politikasıyla eşgüdüm halinde belirlendiği bir görünümü  esas aldıklarını ifade etti.

Kamunun iktisadi faaliyeti destekleyici duruşunun yerini nötr bir  duruşa bırakacağını aktaran Çetinkaya, kamu kontrolündeki fiyat ve ücretlerin  geçmişe endekslemeyi azaltacak şekilde büyük ölçüde enflasyon hedefleriyle uyumlu  olarak belirleneceğini varsaydıklarını belirtti.

"GÜNCELLEMEDE PETROL FİYATLARI VE DÖVİZ KURU ETKİLİ OLDU"

Yıl sonuna dair tüketici enflasyonu tahmininin Nisan Enflasyon  Raporu'na göre 5 puan yukarı yönlü güncellenerek yüzde 13,4'e yükseltildiğini  söyleyen Çetinkaya, bu güncellemenin 2,3 puanlık kısmının petrol fiyatları ve  döviz kuru kaynaklı gelişmelere bağlı olarak Türk lirası cinsinden ithalat  fiyatları varsayımının yukarı çekilmesinden kaynaklandığını dile getirdi.

Çetinkaya, söz konusu güncellemede, akaryakıt dışı enerji fiyatları  üzerindeki petrol ve kur kaynaklı maliyet unsurlarının etkilerinin de dikkate  alındığını belirterek, şöyle devam etti:

"Yüzde 7'den yüzde 13'e güncellenen gıda fiyatları ise yıl sonu  tüketici enflasyonu tahmini güncellemesine 1,4 puan katkıda bulunmakta. Yılın  ikinci çeyreğindeki yüksek oranlı tahmin sapması ve fiyatlama davranışlarındaki  bozulma enflasyon tahminine 1,3 puan katkıda bulunuyor. ÖTV artışı sonucu alkollü  içecek fiyatlarındaki artış da güncellemenin 0,1 puanlık kısmını oluşturuyor.  Ayrıca, bir önceki rapor dönemine göre aşağı yönlü güncellenen çıktı açığı 2018  yıl sonu tahminini 0,1 puan aşağı çekiyor.

Diğer taraftan, 2019 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 6,5'ten yüzde  9,3'e yükseltildi. Nisan Enflasyon Raporu'na göre 2,8 puanlık yukarı yönlü  güncellemeye petrol ve Türk lirası cinsi ithalat fiyatları varsayımının yukarı  yönlü güncellenmesi 1,5 puan katkıda bulunurken, gıda fiyatı varsayımının yüzde  7'den yüzde 10'a çıkarılması 0,7 puan katkıda bulunuyor. Gerçekleşme etkisi ve  ana eğilimdeki bozulma tahmini 1 puan yukarı çekiyor, çıktı açığının aşağı yönlü  güncellenmesi ise 0,4 puan düşürücü katkıda bulunuyor. Yıllık tüketici  enflasyonunun yılın üçüncü çeyreğinde sınırlı bir artış gösterdikten sonra son  çeyrekte gerileyerek yıl sonunu yüzde 13,4 değerinde tamamlayacağı tahmin  edilmekte."

"REEL KURDA ILIMLI BİR DEĞERLENME EĞİLİMİ VARSAYIYORUZ"

Çetinkaya, ülke risk priminde küresel ve yurt içi gelişmeler kaynaklı  ilave artış olmadığı varsayımıyla, sıkı para politikası duruşunun ve enflasyon  odaklı politika eşgüdümünün kararlılıkla sürdürülmesinin, iktisadi faaliyet ve  kredi büyümesinin daha ılımlı bir patikaya yakınsamasının 2019'da enflasyondaki  düşüş sürecini destekleyeceğini ifade etti.

Tahminleri oluştururken Türkiye'ye dair risk algılamalarında son  dönemde gözlenen olumsuz ayrışmanın büyük ölçüde geri alınarak Türk lirası  üzerindeki değer kaybı yönündeki baskıların azaldığı bir çerçeveyi esas  aldıklarını anlatan Çetinkaya, bu doğrultuda reel kurda ılımlı bir değerlenme  eğilimi varsaydıklarını söyledi.

Çetinkaya, ayrıca, söz konusu politika eşgüdümünün enflasyon  beklentilerinde uzun süredir devam eden bozulmanın önüne geçeceğini ve özellikle  orta dönem enflasyon beklentilerinin kademeli olarak enflasyon hedefine  yakınsamasına katkıda bulunacağını öngördüklerini aktardı.

İç talepteki ivme kaybının etkisiyle iktisadi faaliyet düzeyinin yılın  ikinci yarısı itibarıyla enflasyondaki düşüşe katkı vermeye başlamasını  beklediklerini dile getiren Çetinkaya, "2019 yılında çıktı açığı Nisan Enflasyon  Raporu'na göre daha aşağıdan gitmekle birlikte, iktisadi faaliyetin kademeli  olarak toparlandığı ve ana eğilimine yakınsadığı bir görünüm gösteriyor."  ifadesini kullandı.

Çetinkaya, raporda özellikle risk analizi çerçevesini zenginleştirmeye  gayret ettiklerini belirterek, "Önümüzdeki dönemde temel olarak fiyatlama  davranışlarını, küresel risk iştahındaki gelişmeleri, maliye politikasının  dengelenme sürecine katkısını ve para politikasının gecikmeli etkilerini yakından  takip ediyor olacağız. Öngördüğümüz temel senaryodan bir sapma olması durumunda  enflasyon görünümündeki değişime bağlı olarak para politikası duruşu gözden  geçirilebilecektir." dedi.





18:05105.520
Değişim :  0,15% |  160,71
Açılış :  105.183  
Önceki Kapanış :  105.360  
En Yüksek
105.669
En Düşük
104.671
BIST En Aktif Hisseler
MRSHL 63,25 11.913.183 % 10,00  
ISBTR 58.900,00 1.631.752 % 9,99  
PKENT 188,50 2.474.454 % 9,98  
FENER 11,83 203.792.841 % 9,94  
EGGUB 66,40 5.944.724 % 9,93  
Alış Satış %  
Dolar 0,0000 0,0000 % 0,00  
Euro 0,0000 0,0000 % 0,00  
Sterlin 8,3988 8,4410 % 0,36  
Frank 7,0616 7,1041 % 0,35  
Riyal 1,8090 1,8181 % 0,02  
Alış Satış %  
Altın Ons 1.729 1.730 10,99  
Altın Gr. 379 380 3,17  
Cumhuriyet 2.460 2.492 18,60  
Tam 2.533 2.561 11,50  
Yarım 1.236 1.250 9,30  
Çeyrek 618 626 4,60  
Gümüş.Ons 17,84 17,87 0,49  
Gümüş Gr. 3,91 3,91 0,11  
B. Petrol 37,57 37,57 1,54