SPK Başkanı Ertaş`tan şirketlere tavsiye

22.12.2015 15:27

Son güncelleme : 22.12.2015 16:32

SPK Başkanı Vahdettin Ertaş, şirketlerin sermaye piyasalarını daha fazla kullanmasının kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu söyledi.



Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB), Borsaya Kote Ortaklık Yöneticileri Derneği (KOTEDER), Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) ve Türkiye Yatırımcı İlişkileri Derneği (TÜYİD) tarafından düzenlenen halka arz konferansı gerçekleştirildi.

SPK Başkanı Ertaş, yaptığı konuşmada, Türkiye'nin son 12 yılda ağırlıklı olarak bankacılık  sektörü kaynaklarıyla büyüdüğünü belirterek, "Bundan sonra şirketlerimizin sermaye piyasalarını daha fazla kullanması, sunulan yeniliklerle tanışması, kaynaklarını çeşitlendirmesi, mali yapılarını güçlendirip, ortaklarını memnun etmesi kaçınılmaz bir ihtiyaçtır" dedi.

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş, Halka Arz Konferansı'nda yaptığı  açılış konuşmasında şunları söyledi:
"Finans tarihi başarılı halka arzlarla dolu, ancak bir o kadar da başarısızlık hikayeleri mevcut. Halka arz bir defalık bir işlem değil, şirketin hayatta olduğu sürece adeta tüm paydaşlarla bir evlilik.

Bu nedenle de finans literatürünün en tartışmalı alanlarından ve üzerinde en çok akademik araştırma yapılan konularından birisi.

Genelde akademik çalışmalar halka açılan şirketlerin hisse senedi fiyatlarındaki kısa ve uzun dönem performansı incelerken bazı çalışmalarda bu şirketlerin faaliyet performansını incelemiştir.

Literatür kısa vadede düşük fiyatlama veya bir başka ifadeyle pozitif getiri, orta uzun vadede düşük performans sonuçlarını ortaya koymaktadır. Bizde de bu sonuçları destekleyen çeşitli araştırmalar mevcuttur.

SPK olarak bir süredir halka arzları teşvik etmek, yaygınlaştırmak ve finans sistemimiz içinde kalıcı bir yere yerleştirmek istiyoruz.

Bu amaçla hazırlanan yeni Sermaye Piyasası Kanunu (Kanun) 2012 yılının son gününde yürürlüğe girmiştir. Yeni Kanunumuz halka arzlarda, yatırımcının korunması ve kamunun aydınlatılması ilkesi çerçevesinde yeni bir anlayışı benimsemiştir.

Kanun’da, izahnamenin hazırlanması, içeriği, değiştirilmesi, izahnameden doğan sorumluluk Avrupa Birliği (AB) düzenlemeleri ile uyumlu hale getirilmiş ve Kurulca sermaye piyasası araçlarının kayda alınması yerine izahname onayı sistemine geçilmiştir.

Gerekli değişikliklerin ve eklerin ilanı koşuluyla aynı izahnameye dayanarak 12 ay boyunca ihraç yapılabilmesi sağlanmıştır. Bu düzenlemelerle bürokratik süreçler önemli ölçüde azaltılmış ve halka arzlarda kamunun aydınlatılması ve şeffaflık, ön planda tutulmuştur.

Yeni Kanun’un yürürlüğe girmesi sonrasında, 2023 yılına kadar İstanbul’u dünyanın önemli bir finans merkezi yapma hedefimiz çerçevesinde, halka arz konusu başta olmak üzere 75 adet yeni düzenleme ile çok büyük ölçüde AB direktiflerine uyumlu yeni bir sermaye piyasası hukuki alt yapısı oluşturulmuştur.

Geçen hafta AB’ye katılım Müzakereleri hızlanmış konomik ve Parasal Politikalar Başlıklı 17. Fasılaçılmıştır.

Ülkemizin Avrupa Birliği ile müzakere süreci ile eş zamanlı olarak sermaye piyasalarımızın da küresel sermaye piyasalarına entegrasyonu için kapsamlı bir çalışma yürütülmektedir.

Bu çerçevede, Kurulumuzca onaylanan ve pay ihraçlarında kullanılan izahname formatlarının, Avrupa Birliği izahname düzenlemelerine eşdeğer olarak kabul edilmesi için Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (European Securities and Markets AuthorityESMA) ile önemli bir proje yürütmekteyiz.

Bu Projenin çok kısa bir sürede olumlu olarak sonuçlanmasını ümit ediyoruz. Projenin tamamlanması, Kurulumuz çalışmalarının AB otoriteleri tarafından da kabulü anlamına gelecek ve Türk şirketlerinin AB üyesi ülkelerden fon sağlamalarını kolaylaştıracaktır

Yine 7 Aralık 2015 tarihinde Ankara Bilkent Otel’de tanıtımını yaptığımız Sermaye Piyasası Kurulu’nun kurumsal kapasitesinin artırılmasını amaçlayan bir başka AB projesi başlattık. Bu proje 1,8 milyon Euro bütçeli olup, finansmanı AB tarafından karşılanmakta ve Şubat 2017’de tamamlanması hedeflenmektedir.

Bu projemizin de tamamlanması ile birlikte %100 AB uyumlu bir mevzuat ve muadil kurumlarımız AB’de nasıl çalışıyorsa bizim de o prensiplerle çalışan bir SPKurulumuz olacak.

Mevcut durum itibariyle halka arz mevzuatımız yenilenmiş, uluslararası bir standarda kavuşturulmuştur. Bu suretle hem yatırımcıların korunması çıtası yükseltilmiş, hem de şirketlerimize alternatif bir kaynak sunulmuş, tabi olacakları kurallar uluslar arası standartlar kapsamında yeniden oluşturulmuştur.

Halka arzların gerçekleşmesi için mevzuat yönünden piyasanın önünde herhangi bir engel bulunmadığına inanıyoruz. Ancak halka arzın bir hukuki süreci var, birde piyasa dinamikleri süreci var.

Başarılı bir halka arzın gerçekleşmesi için gerekli piyasa dinamiklerinden bazıları  hem küresel hem de lokal ölçekte büyüme odaklı bir ekonomik ortam, en az jeopolitik risk, büyüme potansiyeli olan sektörde başarılı bir şirket, deneyimli bir aracı kuruluş, kurumsal 3 bir otorite, iyi planlanmış bir halka arz kampanyası ve bütün bunları sağlıklı bir şekilde değerlendirebilen gelişmiş kurumsal yatırımcı yani yeterli talep bunlardan sadece bir kaçı. Başarılı bir halka arz için iyi bir hukuki alt yapı ve uygun piyasa dinamikleri yanında olmazsa olmaz 3. koşul etik değerlere bağlılıktır.

Halka arz bir finansman kaynağı olmanın ötesinde bir değer yaratma sürecidir. Şirketlerin hayatında yeni bir doğuş, yeni bir dönemdir. Bu süreçte başta, şirket sahip ve yöneticileri, halka arz aracılık eden aracı kuruluşlar, düzenleyici ve denetleyici otorite, borsa, yatırımcılar ve medyanın hukukla birlikte etik değerlere de bağlı kalması, tüm tarafların adil, dürüst, şeffaf, hesap verebilir ve yatırımcıların da yatırım saikiyle hareket etmesi gerekir.


İçinde bulunduğumuz küresel konjonktür, halka arzların artırılmasını zorunlu kılmaktadır. Slaytlardan da görüleceği üzere, başta gelişmiş ekonomiler olma üzere, küresel ekonomi bir borç yığını içindedir. 2007 yılında ABD’de başlayan finansal kriz aslında bir mortgage krizi değil bir borç krizidir.

Kriz dünyada sonlanmamış yakın zamanda da sonlanmayacaktır. Bu borç yığınına küresel ekonomiler çözüm üretmedikçe, jeopolitik sorunlar, düşük büyüme, düşük yatırım ve yüksek işsizlik, devam edecektir.

2000 yılında 26 trilyon olan küresel şirketler borç toplamı, her yıl ortalama % 5,6 oranında artarak 2007 yılında 38 trilyon dolara, 2014 yılında da her yıl ortalama %5,8 oranında artarak 56 trilyon dolara çıkmıştır. 14 yılda kümülatif artış % 115,3, yani 2 katından daha yüksek bir artış.

Bu dönemde kamu borçlarının firma borçlarından daha yüksek oranda artması, tehlikenin boyutlarını daha da artırmaktadır. Merkez bankalarının satın aldıkları milyar dolarlık toksik varlıklar ve Yunanistan hikayesi hafızlarımızda çok taze.

Milli gelirinin %100’ü, %200’ü oranında şirketleri borçlu ülkeler var. Japonya, İrlanda, Singapur, Portekiz, Belçika, İsveç, Çin, Macaristan, G.Kore bunlardan sadece bir kaçı. Türkiye hamdolsun %47’i ile 47 ülke arasında şirketlerinin borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı en düşük ilk 10 ülke arasında yer almaktadır.

Ancak yaptığımız araştırmalara göre bizim İSO 500 ve İkinci 500’de yer alan şirketlerimizin borç özkaynak oranında da artış eğilimi gözlemlenmiştir. Öyleyse çözüm ya şirketler çalışıp kazançlarının önemli bir kısmını kreditörlerine faiz olarak ödeyecekler ya da halka açılıp daha dengeli, daha güvenli yollarına devam edecekler. Tercih şirket sahiplerinin.

Biz Türkiye olarak şirketlerimizi batının içine girdiği bu borç sarmalına sokmamak için radikal bir düzenleme yaptık, bir reform gerçekleştirdik.

Bildiğiniz üzere, 2015 yılı içinde Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklikle, 1 Temmuz 2015 tarihinden itibaren, yeni kurulan şirketlerimiz ile halen faaliyette olan şirketlerimiz için nakit sermaye artırımı suretiyle gerçekleştirecekleri sermaye artırımlarına 4 vergi matrahında indirim hakkı sağladık. Halka açık şirketlerde daha yüksek indirim oranı belirledik.

Şirket sahiplerine halka açıl ya da kendin nakit sermaye koy, kredi faizi gibi finansman gideri yaz dedik.

Şirketlerin borç yerine öz kaynak kullanımını özendiren bu düzenlemenin hem firmalarımızın mali yapısını güçlendirmesi hem de ülkemizin büyümesine katkı sağlamasını hedefledik.

Halka açılmanın finans literatüründe sıralanan onlarca faydası bugünkü konuşmalarda paylaşılacak. Ancak altını çizerek ifade etmek isterim kibir ekonomide bankacılık sektörünün sürdürülebilir sağlıklı gelişimi, büyümenin tatminkar olması, şirketlerimizin güçlü ve kurumsal bir yapıda faaliyetlerini sürdürmesi ve refahın tabana yayılmasının önemli şartlarından birisi gelişmiş bir sermaye piyasasına sahip olmayı zorunlu kılıyor. Şirketlerin halka açılması da bunun ön koşulu, giriş kapısıdır.Ülkemiz son 12 yılda ağırlıklı olarak bankacılık sektörü kaynaklarıyla büyümüştür.

Bundan sonra şirketlerimizin sermaye piyasalarını daha fazla kullanması, sunulan yeniliklerle tanışması, kaynaklarını çeşitlendirmesi, mali yapılarını güçlendirip, ortaklarını memnun etmesi kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.

Bu konuda yatırım kuruluşlarımıza büyük görev düştüğünü, bugünkü performanslarından memnun olmadığımızı ifade etmek istiyorum. Vurgulamak istediğim diğer bir konu son yıllarda Borsa’lar kamu kimliklerini bir tarafa bırakıp özel statüde faaliyet göstermeye başladılar. Bir kısmı halka açıldı, bir kısmı birleşme ve satın alma süreçleri yaşadı.

Borsalar yeni yapılarında kar odaklı yapılara dönüştüler, ürünlerini çeşitlendirirken tekel yapıları nedeniyle ücret tarifelerini de artırma çabası içine girdiler.Bizim SPK, Borsa, MKK, Takasbank ve Meslek Örgütleri olarak, sermaye piyasalarımızı geliştirmek için hem şirketlere, hem yatırım kuruluşlarına hem de yatırımcılara yansıyan maliyetleri asgari düzeyde tutmamız, sisteme girişleri kolaylaştırmamız, sistemde olanlara da iyi ev sahipliği yapmamız gereken bir dönemin içerisindeyiz.

Son yıllarda hemen her ülkede halka açılan şirket sayısında bir azalma yaşansa da bunun geçici bir dönem olduğunu, küresel piyasalarda başlayan likidite hacminde kontrollü azalışlar ve faiz oranlarında tedrici artışların önümüzdeki aylarda halka arzları yeniden gündemimize taşıyacağına inanıyorum.

Küresel piyasalarda yeni bir dönem girdik, bu dönem likiditenin düşük, fon maliyetinin dünden daha yüksek olacağı, öz kaynağa dayalı finansman araçlarının önem kazanacağı bir dönem olacaktır.

Bütün şirketlerimizin yeni döneme kendilerini hazırlamaları gerektiğini ifade etmek isterim. Bizim gibi gelişmekte olan ekonomilerde sadece şirketlerin halka arzı istemesi yetmemekte arzı karşılayacak kuvvetli bir talebe de ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu nedenle halka arzların kalitesini etkileyen önemli faktörlerden birisi de talep yapısıdır.

Hangi şirketin halka açılıp açılmayacağına SPK değil, bu şirketlerin halka arzında yetkilendirilmiş aracı kuruluşlar ve yatırımcılar kısaca piyasa karar vermelidir. Yeni SPKanunu’da bu bakış açısıyla hazırlanmıştır.

Gelişmekte olan piyasalarda halka arzların önündeki engellere baktığımızda  düşük tasarruf oranı, altın, döviz, mevduat gibi geleneksel araçları öncelikleyen yatırım tercihi, düşük finansal okuryazarlık, çok kısa yatırım vadesi ve yetersiz kurumsal yatırımcı talebi sadece bunlardan bir kaçı

Biz Türkiye olarak son dönemde bu sorunlarımızı aşmak için büyük bir reform yaptık. Finansal okuryazarlık düzeyimizi artırmaya yönelik çabalarla birlikte Bireysel Emeklilik Sistemi’ni kurduk. 2013 başından buyana 100 lirayla sisteme girenlere 25 lira devlet katkısı sağladık. Son 3 yılda 3 milyon vatandaşımız bu sisteme girdi ve toplam 6 milyon katılımcıya ulaştık, burada biriken tasarruf tutarımız 50 milyar TL’nı toplam kurumsal tasarruflarımız 100 milyar TL’nı aştı.

Bununla da yetinmedik 10 Aralık 2015 tarihinde Sn. Başbakanımızın kamuoyuna açıkladığı 2016 yılı Eylem Planı’nda 79 ve 80. Eylemler, ülkemizde kurumsal yatırımcıların teşvik edilmesine yönelik önemli hükümler içermektedir.

79. Eylem’de “bireysel emeklilikte otomatik katılım sistemi (auto enrollment)’nin genele yaygınlaştırılması”, 80. Eylem’de de “sermaye piyasalarında kurumsal yatırımcıların teşvik edilmesi” yer almaktadır.

Yaptığımız hesaplamalara göre mevcut yapıyla bugünkü ivmeyi sürdürebilmemiz halinde 2023 yılına kadar yatırım fonları ve bireysel emeklilik sistemimizde toplam 150-200 milyar dolar arasında bir birikime ulaşmamız mümkün gözüküyor. Auto enrollment’unda hayata geçirilmesi ile birlikte bu rakamlar çok daha yukarılara taşınacaktır.

İnşallah O tarihlerde bugün önümüzde halka arzlarla ilgili sorun diye tartıştığımız pek çok konu gündemimizden düşmüş olacak.

Şüphesiz her ülkenin kendi dinamikleri ve kendi koşulları var. Bu nedenle tüm piyasalar için ortak bir reçete bulmak kolay değil ancak başarısızlığı asgariye indirecek ortak değerleri oluşturmak mümkün.

Önemli olan bu değerleri oluşturmak, farkında olmak ve zincirde yer alan tüm halkaların bu değerler ekseninde hareket etmesi.

Konuşmama son verirken, konferansın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sermaye piyasalarımız, ülkemiz ve tüm insanlık için hayırlı olmasını temenni ediyorum."





18:051.193
Değişim :  1,04% |  12,30
Açılış :  1.185  
Önceki Kapanış :  1.180  
En Yüksek
1.194
En Düşük
1.183
BIST En Aktif Hisseler18:05
ALCTL 32,78 147.515.392 % 10,00  
ATAGY 4,18 10.868.941 % 10,00  
ITTFH 9,13 372.780.482 % 10,00  
TKURU 357,50 42.590.054 % 10,00  
DAGHL 17,71 35.891.640 % 10,00  
18:05 Alış Satış %  
Dolar 7,9331 7,9347 % 0,03  
Euro 9,2915 9,3132 % 0,19  
Sterlin 10,2183 10,2696 % 0,01  
Frank 8,6366 8,6886 % -0,15  
Riyal 2,1094 2,1200 % -0,07  
18:05 Alış Satış %  
Altın Ons 1.899 1.899 -9,85  
Altın Gr. 484 484 -3,00  
Cumhuriyet 3.212 3.260 8,00  
Tam 3.197 3.277 11,87  
Yarım 1.545 1.585 5,75  
Çeyrek 775 793 2,87  
Gümüş.Ons 24,12 24,14 -0,17  
Gümüş Gr. 6,15 6,16 -0,04  
B. Petrol 42,80 42,80 -0,36