`TL`yi değersizleştirme operasyonu yapılıyor`

10.01.2017 14:37

Son güncelleme : 11.01.2017 09:06

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, `TL`yi değersizleştirme operasyonu yapılıyor` dedi.



Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil  Ertem, "Döviz talebi çok sığ, spekülatif amaçlı ve yurt dışı kaynaklı. Tam da Türkiye'nin anayasa değişikliği görüşmeye başlandığı zaman başlıyor. TL'yi hızlı  bir şekilde değersizleştirme operasyonu yapılıyor. Bu komplo teorisi falan değildir. Çok açık bir gerçektir." dedi.

Cemil Ertem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk halkı için kurun  çok hassas bir mesele olduğunu belirterek, dövizi olsun ya da olmasın herkesin  kurun hızlı bir şekilde yükselmesinden rahatsız olduğunu ve bir gecede  yoksullaştığı günleri hatırladığını söyledi.

Ertem, "Şu anda böyle bir durumda değiliz. Biz dalgalı kur rejimi  uyguluyoruz. Küresel fırtınaların oluştuğu ortamlarda serbest kur politikası  uygulayan gelişmekte olan ülkeler, buna para birimlerini rezerv paralar  karşısında değer kaybederek cevap verir. Bu bir nevi emniyet supabıdır.  Türkiye'de kur yukarı gidiyor ama bu bir devalüasyon hikayesi değildir. Bu bir  sonuçtur." diye konuştu.

Küresel piyasalarda hızlı bir dolar yükselişi yaşandığını, ABD'nin  kendi finansal endişesini de buna katarak dolarları kendisine çekip  konsolidasyonu devam ettirmek istediğini ifade eden Ertem, kurdaki yükselişte  Türkiye ile ilgili temel iki konu bulunduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle  sürdürdü:

"İlki Türkiye'nin şimdiye kadar çözemediği ekonomik yapısal  sorunlar... Maalesef bunlar yeniden harekete geçiriliyor ya da geçiyor. Bu da  kurun hızlı bir şekilde yukarı çıkmasını ve diğer gelişmekte olan ülke para  birimlerinden negatif ayrışmasına neden oluyor. Bunlar bizim yapısal  sorunlarımız. Bütün bu yapısal sorunlara rağmen Türkiye ekonomisinin  makroekonomik temelleri ve ekonomik potansiyeli bu kadar hızlı yükselişi hak  etmiyor. O zaman temel sebep ne? Yapısal sorunlara bağlı olarak Türk sermaye  piyasalarının oldukça sığ olması ve spekülatif döviz talebi... Türk  ithalatçısından gelen döviz talebinin yüksek olmadığını görüyoruz. Kamu  kurumlarından gelen döviz talebinin yüksek olmadığını görüyoruz. O zaman bu döviz  talebi nereden geliyor? Döviz talebi çok sığ, spekülatif amaçlı ve yurt dışı  kaynaklı. Tam da Türkiye'nin anayasa değişikliği görüşmeye başlandığı zaman  başlıyor. TL'yi hızlı bir şekilde değersizleştirme operasyonu yapılıyor. Bu  komplo teorisi falan değildir. Çok açık bir gerçektir"."

"Burada çuvaldızı da kendimize batırmalıyız" diyen Ertem, bu  piyasaların sığ olmasının temel nedenlerinden bir tanesinin sermaye ve para  piyasaları alanındaki ev ödevlerinin yapılmaması olduğunu vurguladı.

'TÜRKİYE EV ÖDEVLERİNİ FETÖ NEDENİYLE YAPAMADI'

Cemil Ertem, Borsa İstanbul'un daha yeni derinlikli hale  getirildiğini, Merkez Bankasının gerçekten bağımsız para politikası çerçevesi  izleme yönündeki adımlarını yeni attığını belirterek, Merkez Bankasının belki de  tarihinin en bağımsız dönemlerini yaşadığını, bunların yerine tam oturması için  zaman gerektiğini, BDDK ve SPK gibi kurumların yeniden yapılandırıldığını  anlattı.

Ertem, şunları kaydetti:

"FETÖ, bu kurumların vizyonlarını bozma konusunda ciddi kadrolaşma  yaptı. Onlar şimdi yeni temizleniyor. Dolayısıyla Türkiye esasında çok önceden  yapması gereken ev ödevlerini bu nedenle yapamadı. Buna bağlı bir sancı  yaşıyoruz. Dalgalı kur rejimi uygulayan hiçbir ülkenin merkez bankası, faiz  üzerinden piyasaları kontrol etmeye çalışmaz ya da faiz üzerinden bir kur  hedeflemesi yapmaz. Merkez bankası, faizi bir araç olarak kullanır. TCMB Başkanı  Murat Çetinkaya gelene kadar maalesef merkez bankası bunu yaptı. Dalgalı kur  politikası uygulamamıza rağmen TL'yi gereksiz değerli tuttuk. TL'nin gereksiz  değerli tutulması şöyle bir sonuca yol açtı; hem mali piyasalarda kırılganlığa  hem de derinliği olmayan, sermaye girişlerine açık ama doğrudan yabancı  yatırımları çok dikkate almayan bir ekonomiye yol açtı."

'KGF İLE 3 KAMU BANKAMIZ PROTOKOL İMZALADI'

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ertem, bir ülkenin parasının iki şekilde  değerlenebileceğini ifade ederek, "Ya net ihracatçı olacaksın ya da düzenli  sermaye girişi olacak. İkincisi çok tercih edilmez. Çünkü bu küresel konjonktürde  sermaye girişleri düzenli olmayabilir. Arzu edilen sürekli ihracatın  artırılmasıdır. Bunun için önemli adımlar attık." diye konuştu.

Türkiye'nin brüt borçluluk oranının çok düşük seviyede bulunduğunu,  hanehalkının döviz borcunun olmadığını hatta döviz fazlalığı bulunduğunu belirten  Ertem, reel sektörün döviz borçluluğuna bakıldığında bunların çevrilebilecek  düzeyde olduğuna dikkati çekti.

Reel sektör ile bankacılık sistemi arasındaki bağın sağlam olduğunu,  bankaların döviz açık pozisyonu bulunmadığını ve sermaye yeterlilik oranının  yüzde 13 civarında olduğunu belirten Ertem, "Bütün bunlara rağmen TL, olumsuz  ayrışıyorsa bunun temel nedeni hiç şüphesiz spekülatif yönünün fazla olmasıdır,  piyasalarımızın sığ olmasıdır." dedi.

Türk sermaye piyasalarının derinleştirilmesi ve yurt dışına açılması  için Türkiye Varlık Fonu'nun tarihi önemde olduğuna işaret eden Ertem, reel  sektörü desteklemek adında hükümetin Kredi Garanti Fonu (KGF) üzerinden 250  milyar liralık teminat büyüklüğü sağladığını ve Eximbank'ın yeniden  yapılandırılacağını söyledi.

Bankaların 250 milyar liralık fonu reel sektöre yönlendireceğini ifade  eden Ertem, "KGF ile 250 milyar liranın fonlanması için 3 kamu bankamız  (Halkbank, VakıfBank ve Ziraat Bankası) protokol imzaladı. Diğer piyasa yapıcı  bankalar da KGF ile bu protokolü imzalayacaktır." diye konuştu.

Cemil Ertem, kurdaki yükselişin şirketlerin bilançolarında bozulmaya  neden olduğunu, bunun telefi edilmesi için reel sektörün krediye ulaşması, rehin  verme kolaylığı ve sicil affı gibi önemli adımlar atıldığını anlattı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın 2017'de elektrik ve  doğal gaza zam yapılmayacağını açıklamasının kamunun reel sektörü desteklediğinin  önemli bir göstergesi olduğunu vurgulayan Ertem, 2017'de kur artışından kaynaklı  vergi artışı olacağını zannetmediğini, bütçe dengelerinin çok sağlam olduğunu  söyledi.

'OCAK AYI KRİTİK'

Cemil Ertem, kurdaki oynaklığın 2017'nin ilk çeyreğinde olacağını  ancak ocak ayının kritik olduğunu belirtti. Anayasa değişikliğinin Türkiye  tarihinin en ciddi siyasi dönüşümlerinden biri olacağını düşündüğünü ifade eden  Ertem, "Bu hiç şüphesiz iktisadi dönüşüme de tekabül edecektir. Üretim odaklı ve  daha kapsayıcı, gelir dağılımını daha fazla düzelten, teknolojiye önem veren bir  büyüme modeline ulaşacağız." dedi.

Ertem, TÜBİTAK'ın bir raporunda Türkiye'nin ortalama sanayi  görünümünün "Endüstri 3.0" seviyesinde olduğunu, Türkiye'nin "Endüstri 4.0''e  ulaşması gerektiğini ve bu şekilde kalkınabileceğini söyledi.

Sanayide ortalama karlılığın yüzde 6-7 iken, fonlama maliyetlerinin  yüzde 15 civarında bulunduğunu belirten Ertem, şunları kaydetti:

"Şirketler tevzi yatırımlarını daha yapamıyor. İhracat bundan düşüyor.  Bunu tartışmamız lazım. 'Sermaye kontrolü gelecek, AB ile ilişkileri tamamen  kesecek, döviz hesapları denetlenecek' gibi söylemler spekülatif amaçlı  uluslararası piyasalarda bilinçli bir şekilde yayılıyor. Hükümetimiz ve ekonomi  yönetimi bunun tam aksini yapıyor. Türkiye, yatırım ortamının artırılması,  uluslararası yabancı sermayenin getirilmesi, döviz piyasası ve reel sektörün  serbest giriş çıkışı anlamında en yüksek kaliteye sahip ülkedir."





18:0591.196
Değişim :  0,04% |  39,43
Açılış :  91.226  
Önceki Kapanış :  91.157  
En Yüksek
91.846
En Düşük
90.695