Tüm balonların anası!

31.07.2017 10:37

Son güncelleme : 01.08.2017 09:03

Uluslararası Finans Enstitüsü’ne göre küresel borç seviyesi 2017 yılının ilk çeyreğinde 217 trilyon dolara ulaştı. Yani dünya kazandığından neredeyse üç kat daha fazla borçlu durumda. Bu artış devasa bir riski de ortaya çıkarıyor. Bazı uzmanlar bu durumu “tüm balonların anası” olarak tanımlıyor.



BİLGİN GÖZEL - UZMANPARA

Uluslararası Finans Enstitüsü’ne göre küresel borç seviyesi 2017 yılının ilk çeyreğinde 217 trilyon dolara ulaştı. Bu dünya GSYH’sinin yüzde 327’sine denk gelen bir rakam. Yani dünya kazandığından neredeyse üç kat daha fazla borçlu durumda. İşin daha çarpıcı yanı ise 2008 yılında dünyayı kasıp kavuran finansal krizin hemen öncesinde dünyanın borcunun 150 trilyon dolar seviyesinde olması. Yani daha on yıl bile geçmeden dünya borcunu azaltmak şöyle dursun yaklaşık 70 trilyon dolar daha arttırdı.

Bu artış devasa bir riski de ortaya çıkarıyor. Bazı uzmanlar bu durumu “tüm balonların anası” olarak tanımlıyor. 2000 yılında patlayan teknoloji balonu ve 2007 yılında patlayan konut balonunun neden olduğu yıkım dikkate alındığında “tüm balonların anası” olarak nitelendirilen bu balonun patlaması durumunda dünyanın nasıl etkileneceği şimdiden birçok uzmanı oldukça düşündürüyor.

BORÇLARI ÖDEMEK KOLAY DEĞİL

Bu borçları ödemek de hiç de kolay değil. Scotiabank tarafından daha önce yapılan bir değerlendirmede şu ifadelere yer verildi: “Yüksek faiz oranları, borçların yeniden finansmanını daha da zorlaştıracak. Ayrıca borçlara giden para arttıkça diğer alanlara yapılan harcamalar da azalacak. Bu da altyapı için daha az yatırıma ve daha sert kemer sıkma politikalarına neden olacak.”

Tüm bunların üzerine emeklilik sorunu da eklendiğinde işler çok daha vahim bir hal alıyor. İnsanlar artık daha uzun yaşıyor, yaşlı nüfus artıyor, iş gücü azalıyor, dolayısıyla gelişmiş ülkelerin büyümesi de yavaşlıyor. Öyle ki Dünya Ekonomik Forum’un tahminlerine göre emeklilik sistemindeki açık 2050 yılına kadar 400 trilyon doları bulacak.



“GENİŞ PARA POLİTİKALARI DA BU BORÇLULUĞA ÇÖZÜM OLABİLMİŞ DEĞİL”

Merkez bankalarının ekonomik büyümeyi canlandırmak için uyguladığı gevşek para politikaları da henüz ciddi bir başarı ortaya koyabilmiş değil.

KapitalFX Araştırma Müdür Yardımcısı Enver Erkan Uzmanpara.com'a yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “İtalya ve Yunanistan halen borç krizi ile uğraşıyorlar.  Çin’in ekonomik kırılganlığı  kurumsal borç balonu olmaya devam ediyor. Öyle ki 2000’lerin başından beri sürekli artan bir trend eğilimi söz konusu. Bütün sanayileşmiş ülkelerin borçları arttı. Küresel kredi balonu patladıktan sonra ortaya çıkan krizin ardından borçlar artmaya devam ediyor ve Merkez Bankaları’nın geniş para politikaları da bu borçluluğa çözüm olabilmiş değil. Bütün büyük ekonomiler günümüzde GSYH’leriyle karşılaştırıldığında kriz öncesine göre daha yüksek bir borç seviyeye sahip. Gevşek para politikalarının uzun süre devam etmesi finans piyasalarında varlıkların fiyatlarının şişmesine neden oluyor. Bu seviyeler küresel ekonomi açısından alarm verici boyutlarda olabilir.”

"KRİZLER HER SEFERİNDE DAHA DA BÜYÜYEREK GELİYOR"

Dow Jones Newswires Türkiye eski temsilcisi ve “2020 Yeni Ekonomi” ile “Büyük Finansal Tufan” isimli kitapların yazarı Erkan Öz ise konuyla ilgili Uzmanpara.com’a yaptığı değerlendirmede son dönemlerde krizlerin her seferinde daha fazla büyüyerek geldiğine dikkat çekerek “1998'de sadece LTCM isimli tek bir 'hedge fonun' batması dünyayı batma noktasına getirdi. 2000 Yılında ABD borsası çöktü. 2008 yılında ise hem ABD borsası hem de emlak balonu patladı. Bir sonraki krizde bono balonu patlayacak.” uyarısında bulundu.

“2008'de Fed önderliğinde tüm önemli merkez bankaları para basarak ve faizleri sıfıra doğru çekerek balonları tekrar şişirdi.” diyen Öz, şunları söyledi: “Faizler sıfıra doğru itilerek bono balonu ciddi şeklide şişirilmesi oldu. Tarihi verilere baktığımızda ABD'de en fazla 10 yılda bir büyük bir ekonomik krizin yaşandığını görüyoruz. Bir sonraki kriz patladığında tüm ciddi merkez bankaları bu krize düşük faizlerle yakalanacak. Faiz indirerek krizi çözemeyecekler. Bir önceki krizden çok daha fazla para basmak gerekecek. Ancak böyle bir kararı almak da kolay olmayacak. Hangi merkez bankasının ne kadar para basması gerektiği sorunu çözülene kadar aylarca finans piyasaları kapalı kalacak. Çünkü Fed ve doların liderliği sorgulanacak. 2008'den sonra Fed liderliğinde yapılan para basma operasyonu işe yaramadı. Bu nedenle IMF liderliğinde dolara değil IMF'nin kendi parası SDR öncülüğünde yeni bir genişleme yapalım diyenler olacak. Elbette ABD bunu kabul etmeyecek ve bu nedenle süreç uzayacak.”

SANAL PARALARIN YÜKSELİŞİNİN ARDINDAKİ ASIL NEDEN

ABD’de daha önce finansal piyasaların kapandığını da hatırlatan Öz şu şekilde devam etti: “1914'te Dünya Savaşı başlayınca yaşanan panikte borsa aylarca kapalı tutuldu. 1929 Krizi sonrası 1933'te 1 hafta tüm bankalar kapatıldı. 2008'de basılan paralar ise gündelik gerçek piyasalara girmedi. Bankaların içinde kaldı ve oradan da özellikle borsa ve bono piyasalarına aktı. Ancak bir sonraki krizin bu ikinci aşamasında dünya çapında 100 trilyon dolardan fazla karşılıksız para basılmış olacak. Bu devasa karşılıksız para gündelik ürünlerin alınıp satıldığı piyasalara girecek. İşte o zaman bugünlerde Venezüella’da yaşanan cinsten aşırı fiyat artışları görülecek. Başta ABD doları olmak üzere gelişmiş ülke para birimleri hızla değer kaybedecek. Bono balonu bu kadar büyük olduğu için inanılmaz gibi görünen senaryolar da gayet olası. Böyle bir durumda kağıt para birimlerine alternatif olacak her türlü araç hızla değer kazanacak. Bunların başında da altın, gümüş ve bitcoin gibi kripto paralar geliyor. Son günlerde kripto paralarda görülen ani yükselişleri de çok yaklaşan bu yeni küresel ekonomik krizin öncü işaretlerinden biri olarak kabul etmek gerekir."





18:0591.196
Değişim :  0,04% |  39,43
Açılış :  91.226  
Önceki Kapanış :  91.157  
En Yüksek
91.846
En Düşük
90.695