Yılın son enflasyon raporu açıklandı

31.10.2018 10:40

Son güncelleme : 31.10.2018 13:57

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, enflasyonun 2018 sonunda yüzde 23,5 olarak gerçekleşeceğini, 2019 sonunda yüzde 15,2`ye, 2020 sonunda ise yüzde 9,3`e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını tahmin ettiklerini bildirdi.



AA

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, yılın dördüncü Enflasyon Raporu'nun açıklandığı bilgilendirme toplantısında, maliye politikasının Temmuz Enflasyon Raporu dönemine göre iktisadi faaliyeti daha az destekleyici bir konuma geldiğini ifade etti.

Eşel mobil uygulamasıyla uluslararası petrol fiyatları ve döviz kurundaki artışların akaryakıt fiyatlarına yansımasının sınırlı kalmaya devam ettiğini belirten Çetinkaya, buna karşılık, elektrik ve doğal gaz fiyatlarında yapılan ayarlamaların bir önceki raporda öngörülen oranların üzerinde gerçekleştiğini söyledi.

Çetinkaya, orta vadeli tahminleri üretirken, makroekonomik politikaların enflasyonu düşürmeye odaklı ve koordineli bir şekilde belirlendiği bir görünümü esas aldıklarını aktararak, şunları kaydetti:

"Yeni Ekonomi Programı'nda, kamu maliyesinin, makro dengelenme sürecine sıkı politika çerçevesi izleyerek katkıda bulunacağı belirtildi. Sıkı politika çerçevesinin vergi artışları yolu ile değil, harcamalarda kesinti yoluyla belirlenmiş olması, fiyat istikrarına katkı sağlayacaktır. Bu çerçevede, ileriye dönük tahminler oluşturulurken, 2019'da daha belirgin olmak üzere kamunun iktisadi faaliyeti destekleyici duruşunun yerini zayıf bir duruşa bıraktığı, buna bağlı olarak harcama ve cari transferlerdeki artış oranlarının azaldığı bir görünüm esas alındı.

Ayrıca, kamu kontrolündeki fiyat ve ücretlerin geçmişe endekslemeyi azaltacak şekilde büyük ölçüde enflasyon hedefleri ile uyumlu olarak belirlendiği varsayıldı. Enflasyonu düşürmeye ve makroekonomik dengelenme sağlamaya yönelik güçlü politika koordinasyonunun risk primi ve belirsizlik algılamalarını kademeli olarak iyileştireceği öngörüldü."

"HAM PETROL VARİL FİYAT VARSAYIMI İÇİN 2018 TAHMİNİ 75 DOLARA YÜKSELTİLDİ"

TCMB Başkanı Çetinkaya, enflasyon tahminlerinde küresel büyüme ve gelişmiş ülke para politikaları görünümü ile enerji, ithalat ve gıda fiyatlarının da önemli rol oynadığını belirterek, söz konusu değişkenlere dair varsayımlarından bahsetti.

Uluslararası piyasalarda ham petrol fiyatlarının üçüncü çeyrekte belirgin şekilde artarken, endüstriyel metal fiyatlarındaki artışın büyük ölçüde ABD ve Çin arasındaki dış ticaret geriliminin etkisiyle daha sınırlı kaldığına işaret eden Çetinkaya, şunları ifade etti:

"Yakın dönemde ham petrol fiyatlarının spot ve vadeli piyasalardaki yükselişine bağlı olarak, Temmuz Enflasyon Raporu'nda yer alan ham petrol varil fiyatları varsayımını 2018 için ortalama 73 dolardan 75 dolara, 2019 için ise 73 dolardan 80 dolara yükselttik. İşlenmemiş gıda fiyatları enflasyonu 2018'in üçüncü çeyreği sonunda yüzde 34'e ulaşarak Temmuz Enflasyon Raporu varsayımının oldukça üzerinde gerçekleşti. Taze meyve-sebze fiyatlarında temmuz ve ağustos aylarında beklenen düzeltme sınırlı kalırken eylül ayında ise güçlü bir fiyat artışı gerçekleşti.

Üçüncü çeyrekte gıda enflasyonuna dair görünümün bozulmasında Türk lirasındaki değer kaybına bağlı maliyet yönlü gelişmeler temel belirleyici oldu. Bu çerçevede, 2018 sonu gıda enflasyonu tahmini yüzde 13'ten yüzde 29,5'e, 2019 sonu gıda enflasyonu tahmini ise yüzde 10'dan yüzde 13'e güncellendi."

Çetinkaya, enflasyonu düşürmeye odaklı, sıkı bir politika duruşu ve güçlendirilmiş politika koordinasyonu altında, enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınsayacağını öngördüklerini bildirdi.

2018 YIL SONU ENFLASYON TAHMİNİ YÜZDE 23,5

Bu çerçevede, enflasyonun 2018 sonunda yüzde 23,5 olarak gerçekleşeceğini, 2019 sonunda yüzde 15,2'ye, 2020 sonunda ise yüzde 9,3'e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını tahmin ettiklerini aktaran Çetinkaya, "Enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2018 sonunda yüzde 21,9 ile yüzde 25,1 aralığında (orta noktası yüzde 23,5), 2019 sonunda yüzde 12,3 ile yüzde 18,1 aralığında (orta noktası yüzde 15,2), 2020 sonunda ise yüzde 6 ile yüzde 12,6 aralığında (orta noktası yüzde 9,3) gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Çetinkaya, tahminleri oluştururken para politikasındaki sıkı duruşun uzun bir süre korunacağı bir çerçeveyi esas aldıklarını da vurgulayarak, "Önümüzdeki dönemde de enflasyonun en kısa zamanda hedeflere doğru yönelmesi için gerekli parasal duruşu koruyarak elimizdeki bütün araçları fiyat istikrarı doğrultusunda kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz." dedi.

Çetinkaya, konuşmasında son dönem makroekonomik gelişmeleri, beklentiler ışığında güncelledikleri orta vadeli enflasyon tahminlerini, bu tahminlerin arka planında yer alan varsayımları ve para politikası duruşunu paylaşacaklarını belirtti. Enflasyon raporlarında konjonktürel gelişmeleri tartıştıkları bölümlere ilave olarak ekonomik gündeme ilişkin öne çıkan konulara dair çalışmalara da yer verdiklerini anımsatan Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Yılın ikinci çeyreğinde ivme kaybeden küresel iktisadi faaliyete dair görünüm Temmuz Enflasyon Raporuna kıyasla sınırlı ölçüde olumsuza döndü. Söz konusu yavaşlama ağırlıklı olarak gelişmekte olan ülkelerin performansından kaynaklandı. Başta ABD, Japonya ve İngiltere olmak üzere gelişmiş ülke ekonomileri daha olumlu bir görünüm sergilerken Euro Bölgesi’nde iktisadi faaliyetteki yavaşlama daha belirgin hale geldi. İtalya’da kamu borç stoğuna dair endişeler ve Brexit kaynaklı siyasal belirsizlikler ile çelik ve alüminyum ihracatına ABD tarafından uygulanan gümrük tarifeleri, Euro Bölgesi’nde ekonomik büyümenin yavaşlayabileceğine işaret etmekte.

Üçüncü çeyrekte ham petrol fiyatları artarken, endüstriyel metal fiyatlarındaki görünüm ABD ve Çin arasındaki dış ticaret geriliminin de etkisiyle daha ılımlı seyretti. Enflasyon, yükselen petrol fiyatlarına bağlı olarak, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler gruplarında yükseldi. Diğer taraftan, küresel finansal koşullar bir önceki Enflasyon Raporu dönemine göre sıkılaştı. Amerikan Merkez Bankası’nın para politikasındaki normalleşme sürecine bağlı olarak üçüncü çeyrekte uzun vadeli faizlerde artış kaydedildi. Bu dönemde, gelişmiş ülkelerde getirilerin yükselmesi ve uluslararası ticarete ilişkin korumacılık eğilimlerinin güçlenmesi, küresel finansal piyasalarda oynaklıklara yol açtı. Gelişmekte olan ülkelerin risk primleri yükselirken, portföy çıkışlarına bağlı olarak para birimlerinde değer kaybı gözlendi."

Çetinkaya, gelişmekte olan ülkelerden portföy çıkışlarının hızlandığı bir konjonktürde Türkiye'de döviz piyasalarında ağustos ayında yaşanan dalgalanma, alınan tedbirler ve eylül ayındaki güçlü parasal sıkılaştırmayı takiben zayıfladığını ifade ederek, enflasyon beklentileri ve risk primindeki artış nedeniyle piyasa faizlerinin, yüksek seviyesini koruduğunu söyledi.

Bu gelişmeler doğrultusunda bankaların fonlama maliyetlerinde artış kaydedildiğini, kredi-mevduat faiz farkının üçüncü çeyrekte tarihsel ortalamalarının üzerinde gerçekleştiğini, böylelikle, kredilerin büyüme hızındaki yavaşlamanın üçüncü çeyrekte daha belirgin hale geldiğini aktaran Çetinkaya, sözlerine şöyle devam etti:

"Tüketici enflasyonu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 24,5 seviyesine ulaştı. Türk lirasının bu dönemde yüzde 37 civarında değer kaybetmiş olması enflasyondaki yükselişin en önemli belirleyicisi oldu. Yıllık enflasyondaki artışın alt gruplar geneline yayılması ve döviz kuru geçişkenliği görece düşük olan ürün gruplarında dahi yüksek fiyat artışları kaydedilmiş olması, fiyatlama davranışının belirgin şekilde bozulduğuna işaret etmekte. Bu gelişmede, döviz kurlarında yükselen oynaklığın enflasyon belirsizliğini artırması, döviz kurundan tüketici enflasyonuna geçişkenliğin güçlenmesi ve geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin yaygınlaşması belirleyici oldu."

Çetinkaya, iç talep koşullarının üçüncü çeyrek itibarıyla enflasyonu düşürücü yönde etkilemesine karşın, turizmdeki olumlu görünümün sürmesinin, bu sektörle bağlantısı güçlü kalemlerde fiyat artışlarına neden olduğuna işaret ederek, "Ayrıca, üretici enflasyonu kaynaklı maliyet baskıları da tüketici enflasyonu üzerinde belirleyici olmakta. İktisadi faaliyet, yılın ikinci çeyreğinde yavaşlamakla birlikte Temmuz Enflasyon Raporu’nda öngörülenden bir miktar daha kuvvetli gerçekleşti. İkinci çeyrekte yurt içi talepteki zayıflamaya bağlı olarak ithalatın gerilemesi ve turizmdeki toparlanmanın güç kazanmasıyla birlikte net ihracat dönemlik büyümenin temel belirleyicisi oldu. Döviz kurlarındaki yüksek oynaklık, belirsizlik algılamalarındaki bozulma ve finansal koşulardaki sıkılaşma nedeniyle iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın üçüncü çeyrekte devam ettiğini değerlendiriyoruz." diye konuştu.

"FONLAMA STRATEJİSİNDE DE DEĞİŞİKLİĞE GİTTİK"

Murat Çetinkaya, mayıs ve haziran aylarındaki parasal sıkılaştırmanın ardından, temmuz ayındaki PPK toplantısında politika duruşlarını değiştirmediklerini hatırlatarak, "Karar metnimizde iç talep koşullarındaki yavaşlama ile para politikasının gecikmeli etkilerinin izlenmesi gerektiğini ifade etmiştik. Bununla birlikte enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyelerin fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam etmesinden ötürü sıkı para politikasının uzun bir müddet korunmasının gerekebileceğini değerlendirmiştik. 10 Ağustos 2018 tarihinde döviz piyasalarında gözlenen sağlıksız fiyat oluşumları ve artan oynaklıklar neticesinde döviz ve TL likiditesine yönelik önlemler aldık. Ayrıca fonlama stratejisinde de değişikliğe gittik." ifadelerini kullandı.

Eylül ayındaki PPK toplantısında ise fiyatlama davranışındaki bozulmanın enflasyon görünümüne dair yukarı yönlü risk oluşturması nedeniyle, fiyat istikrarını desteklemek amacıyla güçlü bir parasal sıkılaştırmaya giderek politika faiz oranını yüzde 24’e yükselttiklerini aktaran Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Ayrıca, fonlamanın tamamının haftalık repo ihaleleri yoluyla sağlanması uygulamasına geri dönüldü. Ekim ayındaki PPK toplantısında, finansal koşullardaki sıkılaşmanın da etkisiyle iç talep koşullarındaki zayıflamanın enflasyon görünümündeki bozulmayı kısmen sınırlayacağı değerlendirmesine karşın, fiyatlama davranışlarına dair yukarı yönlü risklerin devam etmesinden ötürü sıkı parasal duruşumuzu koruduk.

Ülke risk priminde çeyrek ortalamaları itibarıyla gözlenen artış ve döviz kurunda yaşanan değer kaybı kur takası faizlerinin tüm vadelerde Temmuz Enflasyon Raporu’na göre yükselmesine neden oldu. Türk lirasının ima edilen oynaklığı ve uzun vadeli Türk lirası faizleri ağustos ayında belirgin yükseldikten sonra alınan tedbirlerin ve güçlü parasal sıkılaştırmanın etkisiyle eylül ve ekim aylarında geriledi. Bankaların kredi koşullarında gözlenen sıkılaşma ve iktisadi faaliyetteki yavaşlamaya bağlı olarak kredi talebindeki düşüşün etkisiyle yılın üçüncü çeyreğinde kredi büyümesi belirgin şekilde geriledi."

Çetinkaya, finansal koşullar endeksinde ikinci çeyrekte gözlenen sıkılaşmanın üçüncü çeyrekte daha da güçlendiğini dile getirdi.

Enflasyonda kaydedilen yükselişte Türk lirasındaki sert değer kaybı ve buna bağlı olarak fiyatlama davranışlarında görülen bozulmanın etkili olduğuna işaret eden Çetinkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yılın üçüncü çeyreğinde, yıllık enflasyondaki yükselişin başlıca belirleyicisi döviz kuru gelişmelerine duyarlılığı yüksek olan temel mal grubu oldu. Bu dönemde özellikle ithal içeriği yüksek otomobil, beyaz eşya gibi dayanıklı temel mallarda keskin fiyat artışları gözlendi. Gıda grubunda hem işlenmiş hem de işlenmemiş gıda kalemlerinde enflasyon görünümü bozuldu. Enerji enflasyonu ise elektrik ve doğal gaz fiyat artışları ve ağustos ayında akaryakıt ürünlerindeki ÖTV oranının artmasına bağlı olarak yükseldi.

Bu dönemde petrol fiyatları yukarı yönlü bir seyir izlemiş, ancak akaryakıt fiyatlarında eşel mobil uygulamasının sürmesi enflasyon üzerindeki olası baskıları sınırlamıştır. Hizmet grubu yıllık enflasyonu ise Türk lirasındaki zayıf seyir, geçmiş enflasyona endeksleme davranışının yaygınlaşması, gıda ve enerji enflasyonundaki bozulmanın yanı sıra turizmdeki canlı seyre bağlı olarak artış kaydetti. Üretici enflasyonunun üçüncü çeyrek itibarıyla yüzde 46,2’ye ulaşmasıyla, tüketici fiyatları üzerindeki maliyet baskıları güçlenerek devam etti."

TCMB Başkanı Çetinkaya, yılın ikinci yarısında toplam talep koşullarının enflasyona düşüş yönlü destek vermeye başlamasına karşın, fiyatlama davranışlarında gözlenen bozulma ve Türk lirasında kaydedilen birikimli değer kaybı sonucu artan maliyet baskılarının enflasyonun seyrinde etkili olduğuna işaret etti.

Bu dönemde, çekirdek enflasyon göstergelerinin ve enflasyon beklentilerindeki bozulmanın devam ettiğini dile getiren Çetinkaya, eğilim ve fiyatlama davranışına ilişkin göstergelerin, enflasyonun ana eğiliminde kayda değer bir bozulmaya işaret etiğini belirtti.

Çetinkaya, iktisadi faaliyetin 2018 yılının ikinci çeyreğinde yavaşlamakla birlikte Temmuz Enflasyon Raporu’nda ortaya konulan görünüme kıyasla bir miktar daha kuvvetli gerçekleştiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu dönemde, Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYİH) dönemlik yüzde 0,9, yıllık yüzde 5,2 oranlarında artış kaydetti. Böylelikle iktisadi faaliyet yavaşlayarak ana eğilimine yöneldi ve kompozisyon bakımından dengelendi. İkinci çeyrekte dönemlik büyümenin temel belirleyicisi, turizmin güç kazanmasıyla net ihracat oldu. Yurt içi talep, hem özel tüketim hem yatırım kaynaklı olarak daraldı. Makine-teçhizat yatırımlarında süregelen zayıflama ikinci çeyrekte derinleşti. Kamu tüketiminin büyümeye desteği ise daha sınırlı kaldı. Bu dönemde yatırımların yıllık büyümeye katkısı makine-teçhizat yatırımları ve inşaat yatırımları kaynaklı oldu”

"İTHALAT TALEBİ DARALDI"

Son dönemde açıklanan verilerin iktisadi faaliyetteki dengelenme eğiliminin belirginleştiğine işaret ettiğini aktaran Çetinkaya, "Üçüncü çeyreğe ilişkin göstergeler, Türk lirasındaki hızlı değer kaybı ve finansal koşullardaki sıkılaşmanın yurt içi talebi zayıflattığı yönünde sinyal vermekte. İnşaat ve bağlantılı sektörler başta olmak üzere iç piyasaya yönelik sektörlerin üretiminde gözlenen zayıflama bu görünümü teyit ediyor. İmalat sanayi göstergeleri, firmaların üretim planlarındaki zayıflamaya bağlı olarak girdi alımlarını azalttığını gösteriyor. Böylece, yılın ikinci yarısında başta yatırımlar ve dayanıklı tüketim malları olmak üzere döviz kuru oynaklığının olumsuz etkilediği gruplara yönelik harcamalarda zayıflama bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

Çetinkaya, küresel büyüme görünümündeki istikrarlı seyirle birlikte dış talepteki artışın ve dış piyasalarda pazar çeşitlendirme esnekliğinin ihracat üzerinde olumlu etki yaptığını belirtti.

Üçüncü çeyreğe ilişkin göstergeler iktisadi faaliyetteki dengelenme sürecinin belirginleştiğine işaret ettiğini belirten Çetinkaya, finansal koşullardaki sıkılığın tarihsel olarak yüksek seviyelerde olmasının, iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın boyutu ve süresi açısından aşağı yönlü riskleri canlı tuttuğunu vurguladı.

"TALEP KOŞULLARININ ENFLASYON ÜZERİNDEKİ DÜŞÜRÜCÜ ETKİSİ"

Murat Çetinkaya, 2018 yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 23,5'e yükseltiğini bildirerek, "Temmuz Enflasyon Raporuna göre yukarı yönlü güncellemenin 4,1 puanı Türk lirası cinsinden ithalat fiyatlarındaki artıştan kaynaklandı. Yılın üçüncü çeyreğinde tüketici enflasyon tahminindeki 9,1 puanlık sapma ile fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın yıl sonu enflasyon tahminini 2,5 puan yükselteceğini, gıda enflasyonu varsayımındaki güncellemenin de 3,8 puan yukarı yönlü etki yapacağını tahmin ediyoruz. Çıktı açığında 2018 yılı son çeyreğinde belirginleşen derinleşmenin 2018 yılı enflasyonunu sınırlayıcı etkisini 0,3 puan olarak tahmin ettik." diye konuştu.

Çetinkaya, talep koşullarının enflasyon üzerindeki düşürücü etkisinin 2019 yılında belirginleşeceğini tahmin ettiklerini aktararak, şunları ifade etti:

"Buna göre, çıktı açığı tahminlerindeki güncelleme 2019 yıl sonu enflasyon tahminini bir önceki rapor dönemine göre 1,4 puan aşağı çekmekte. Diğer taraftan, enflasyondaki ataletle birlikte 2019 yılına taşınması beklenen kur etkisi ile petrol fiyatı varsayımındaki artışın yılsonu tahmini üzerindeki yükseltici etkisini toplamda 3 puan olarak tahmin ediyoruz.

2018 yıl sonu enflasyon tahminindeki sapmanın 3,1 puanının geçmişe dönük endeksleme davranışına bağlı olarak 2019 yıl sonu enflasyon tahminine de yansımasını bekliyoruz. Son olarak, 2019 yılı gıda enflasyonu varsayımının yüzde 10'dan yüzde 13'e yükseltilmesi, 2019 yıl sonu enflasyon tahminine 0,7 puan ekledi. Bu doğrultuda, 2019 yıl sonu enflasyon tahminini bir önceki rapor dönemine göre yükselterek, yüzde 15,2’ye çektik."

Tahminleri, küresel risk iştahında ilave bozulma olmayacağı ve ülke risk priminde son haftalarda gözlenen iyileşmenin ılımlı bir şekilde devam edeceği bir çerçeve altında elde ettiklerini belirten Çetinkaya, şunları aktardı:

"Bu bağlamda, sıkı para politikası duruşunun ve enflasyon odaklı politika eşgüdümünün kararlılıkla sürdürülmesinin yanı sıra cari açıkta devam etmesi beklenen dengelenme sürecinin ülke risk primindeki iyileşmeye katkı sağlayarak döviz kuru oynaklığını sınırlayacağı bir görünümü esas aldık. Buna göre, 2019 yılında enflasyondaki düşüşte reel kurun ılımlı bir değerlenme eğilimi sergilemesine bağlı olarak maliyet baskılarının hafiflemesinin ve iç talepte öngörülen yavaşlamanın belirleyici olacağını düşünüyoruz.

Döviz kurundaki istikrarlı seyrin ve dezenflasyona yönelik güçlendirilmiş makro politika koordinasyonunun da desteğiyle geçmişe dönük endeksleme davranışının kırılması ve orta vadeli enflasyon bekleyişlerinin tahmin ve hedeflerle uyumlu noktalara gerilemesi enflasyonla mücadelenin başarısı açısından kritik önem taşımakta. Makroekonomik politikalar arasında güçlendirilmiş eşgüdümün ve özellikle finansal istikrarı destekleyici politikaların kredi piyasası ve yurt içi talep üzerindeki aşağı yönlü riskleri sınırlayarak makro dengelere ve dezenflasyon sürecine olumlu katkı yapmasını bekliyoruz."

Fiyat istikrarına ilişkin önemli risklerle karşılaşılan bir yılın son Enflasyon Raporu toplantısı olması nedeniyle genel bir değerlendirme yapan Çetinkaya, "Yıl boyunca yaşanan kur hareketlerinin ve petrol fiyatlarındaki artışların fiyatlama davranışını bozmasıyla kısa süre içinde enflasyonda hızlı bir artış yaşandı. Ekonomideki dengelenme süreci ve attığımız adımların katkısıyla döviz kurundan enflasyona geçiş etkisinin bundan sonra daha sınırlı gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz." dedi.

"BÜTÜN ARAÇLARI FİYAT İSTİKRARI DOĞRULTUSUNDA KULLANMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Çetinkaya, son çeyrekten itibaren toplam talep koşullarının enflasyondaki yukarı yönlü baskıları sınırlamaya başlayacağını belirterek, "Öte yandan önümüzdeki aylarda baz etkileri, gıda fiyatları veya diğer geçici faktörlerden kaynaklanan oynaklıkların söz konusu olabileceğini tahmin ediyoruz. Ancak, Merkez Bankası olarak fiyat istikrarı açısından fiyatlama davranışlarına ve ana eğilime odaklandığımızı belirtmek isterim." diye konuştu.

Enflasyonun en kısa zamanda hedeflere doğru yönelmesi için parasal duruşun son aylarda önemli ölçüde sıkılaştırıldığını anımsatan Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Mevcut dönemde verilere her zamankinden daha duyarlı olduğumuzu ve olası risklere dair gelişmeleri çok yakından izlediğimizi vurgulamak istiyorum. Enflasyon dinamiklerine dair her iki yönde de önemli riskler mevcut. Kısa vadede fiyatlama davranışları yukarı yönlü bir risk unsuru olarak önemini korumaktadır. Orta vadede ise finansal koşullardaki sıkılaşmayı ve talep gelişmelerini aşağı yönlü bir risk unsuru olarak yakından takip ediyoruz. Son aylarda yaşadığımız dalgalanmaların bilançolar üzerindeki etkisine bağlı olarak finansal koşullardaki sıkılaşmanın belirginleştiğini görmekteyiz. Bu gelişmelerin de etkisiyle iktisadi faaliyette iç talep kaynaklı bir yavaşlama gözleniyor. Ekim ayı toplantımızda, bütün bu faktörleri bir arada değerlendirerek, attığımız adımların etkisini ve uygulanan makro politika  bileşiminin yansımalarını bir müddet daha izlemek amacıyla para politikası  duruşunu değiştirmedik, ancak gerekirse ilave adım atabileceğimizi ifade ettik.  Önümüzdeki dönemde de enflasyonun en kısa zamanda hedeflere doğru yönelmesi için  gerekli parasal duruşu koruyarak elimizdeki bütün araçları fiyat istikrarı  doğrultusunda kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz."





12:351.127
Değişim :  -0,76% |  -8,65
Açılış :  1.137  
Önceki Kapanış :  1.136  
En Yüksek
1.137
En Düşük
1.125
BIST En Aktif Hisseler
HLGYO 2,51 126.167.709 % 0,00  
CEMAS 1,66 7.517.883 % 0,00  
GARAN 7,02 631.906.436 % 0,00  
ALBRK 1,59 23.013.502 % 0,00  
ASELS 35,26 677.502.245 % 0,00  
Alış Satış %  
Dolar 0,0000 0,0000 % 0,00  
Euro 0,0000 0,0000 % 0,00  
Sterlin 9,1024 9,1481 % -0,23  
Frank 7,6023 7,6481 % -0,71  
Riyal 1,8554 1,8647 % -0,11  
Alış Satış %  
Altın Ons 1.975 1.975 18,55  
Altın Gr. 443 443 3,69  
Cumhuriyet 2.913 2.966 16,60  
Tam 3.001 3.052 17,10  
Yarım 1.456 1.488 8,40  
Çeyrek 731 746 4,20  
Gümüş.Ons 24,34 24,40 0,87  
Gümüş Gr. 5,46 5,47 0,18  
B. Petrol 43,65 43,65 0,40