İş Bankası/Bali: Türkiye ekonomisi dinamik bir ekonomi

17.03.2021 17:09
İş Bankası/Bali: Türkiye ekonomisi dinamik bir ekonomi


İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Türkiye ekonomisinin sıkıntıya
girdiğinde bir şekilde kendini yeniden hareketlendirebilen dinamik bir
ekonomi olduğunu ifade ederek, “Ben zamanında şöyle tarif etmiştim
akordeon gibi büzülebiliyor da genişleyebiliyor da, koşulları gördüğü
anda ona göre hareket ediyor. Bunu hızlı bir şekilde yapabiliyor” dedi.
İş Bankası tarafından 2008 yılından bu yana Dünya Gazetesi iş
birliği ile düzenlenen İş’le Buluşmalar Toplantısı’nın 43'üncüsü,
“Yeniden Şekillenen Dünyada Türkiye’yi Geleceğe Taşımak” başlığıyla
tüm Türkiye’den iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla çevrimiçi
olarak düzenlendi.

“Türkiye’yi geleceğe taşımanın birinci adımı makroekonomik
istikrar”

Adnan Bali, toplantıda yaptığı konuşmada, yeni dönemde Türkiye’yi
geleceğe taşımanın birinci adımının makroekonomik istikrarı sağlamak
olduğunu, makroekonomik istikrarın fiyat istikrarından daha geniş bir
kavram olduğunu belirterek, “Bir ekonomik politikanın bütün amaçlarını
optimize edecek şekilde bir makroekonomik istikrar. Bundan ne
anlıyoruz? Bundan öngörülebilirlik anlıyoruz. Öngörülebilirlik şudur
hane halkı, üretici, ticari kesim dahil bütün ekonomik aktörlerin
doğru işleyen bir mekanizmada ve öngörülebilirliği olan bir ortamda
buna göre hareket etmesi, ekonomik etkinlik anlamına gelir. Bu
bozulduğu zaman, kararlar buna göre oluyor. Yatırımcı, tüketici
kararlarında rasyonel davranamaz hale geliyor. Kesintiler oluşuyor.
Burada da serbest piyasa çok önemli. Serbest piyasa mekanizmalarının
göstergelerini şu veya bu amaç için kısa dönemli bazı etkilerle
değiştirmeye kalktığınızda, karar alıcılara yanlış sinyaller
veriyorsunuz. O karar alıcılar ona göre hareket ettikleri için, kısa
dönem içerisinde doğru çalıştığını zannettiğiniz işlerin karşılığı
olmuyor, tahrip edici sonuçları çıkıyor. Onun için karar alıcılara
öngörülebilir bir makroekonomik istikrar sunmalısınız" dedi.

Türkiye ekonomisinde özellikle 2018’in ikinci yarısındaki kur
atağından bu yana yaşanan sıkıntılara işaret eden Bali, “Bizim
ekonomimiz sıkıntıya girdiğinde bir şekilde kendini yeniden
hareketlendirebilen dinamik bir ekonomidir. Ben zamanında şöyle tarif
etmiştim akordeon gibi büzülebiliyor da genişleyebiliyor da,
koşulları gördüğü anda ona göre hareket ediyor. Bunu hızlı bir şekilde
yapabiliyor” dedi. 2008’in son çeyreğindeki global krizden sonra
2009’da ilk çeyrekte Türkiye ekonomisinin çift basamaklı daraldığını,
ikinci yarıdan itibaren de yukarı hareket olduğunu hatırlatan Bali,
“Bunlar dış taleple de birleşerek, ekonomik konjonktürle mümkün
olabiliyordu. Pandemi, bu defa elimizden bunu aldı. Türkiye ekonomisi,
ekonomik aktiviteyi ivmelendiremediği için bugünkü sorunlarını
göreceli olarak azaltma imkanı bulamadı. Bu sürecin seyrini çok kritik
görmekle birlikte, Türkiye ekonomisinin bu yeteneğinin hala devam
ettiğini düşünüyorum” diye konuştu.

“Normalleşme konusunda önemli bir gelişme görüyorum”

Ülke ekonomisinin pandemi öncesinde de ekonomik aktivitedeki
yavaşlama, büyüme politikalarının biraz tıkanıklık içine girmesi,
enflasyonun yükselmesi gibi sıkıntıları olduğunu belirten Bali,
sözlerine şöyle devam etti: “Bir de dış ilişkiler, davamızda ne kadar
haklı olursak olalım o gerginlikler de ekonomik ortamı, yabancı
yatırımcının bakışını etkiledi. Bütün bunların üzerine birtakım
serbest piyasa kültürüyle bağdaşmayabilecek uygulamalar oldu. Pandemi
de üzerine eklenince, çok ciddi bir noktaya gelindi. Ama şu anda
normalleşme konusunda önemli bir gelişme görüyorum. Merkez Bankası’nın
verdiği mesajlar kuvvetli. Sadece mesaj da değil uygulamalar da var.
Enflasyonda kalıcı olduğuna ikna olunmayan bir süreç yaşanmadığı
sürece, sıkı para politikasının değiştirilmeyeceği, hatta enflasyon
anlamında üste doğru sapmalar görürlerse, ilave sıkılaştırma yapmaktan
da kaçınmayacaklarını ifade ettiler. Öyle de yaptılar".
Şu anda bunun kurlar üzerinde olumlu etkileri görülmekle birlikte,
ABD’deki tahvil faizi ile başlayan dış konjonktür kaynaklı durumun
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde değer kaybına
yol açtığını ifade eden Bali, bunların dönem dönem olabileceğini
söyledi. Bali, “Ben bunun ekonomideki reel bir bozulmadan kaynaklanıp
kaynaklanmadığının kritik olduğunu düşünüyorum. Şu aşamada böyle bir
teşhiste bulunmak henüz erken. Ama bu tür konjonktürler çok kalıcı bir
şekilde devam ederse, bu defa gerekçesi her ne olursa olsun, yine
ekonomik sonuçları olabiliyor. Geri tekrar rayına girebilecek gelişme
göreceğiz diye düşünüyorum” dedi.

“Ben daima ihtiyatlı iyimserim”

Türkiye ekonomisinin çok esnek, dinamik, değişen koşullara çok
çabuk uyarlanabilen bir üretim altyapısı bulunduğunu, butik üretim ve
kısa terminlerle hareket edebildiğini vurgulayan Bali, bunun,
özellikle stok yönetimi ve pandemi koşullarının yakın coğrafya
içindeki ticareti özendirdiği dikkate alındığında çok önemli bir
avantaj olduğunu söyledi. Türkiye’nin nüfusu, GSYİH’sı ve 2-3 saatlik
uçuş mesafesinde hitap ettiği havzadan oluşan jeostratejik gücünün
esnek üretim altyapısı, butik üretim, kısa terminlerle teslimat
yapabilir esnek ekonomiyle birleştirildiğinde rekabet avantajı
sağlayacağını belirten Bali, “Onun için bu tür konjonktürler, Türkiye
ekonomisinin mevcut yapısı ile bir arada düşünüldüğünde fırsatlar da
barındırıyor. Bunun farkında olmalıyız. Kısa dönemli sıkıntılara çok
yoğunlaştığımızda bu memleketin hiç değişmeyecek bazı avantajlarını,
farklarını ihmal edebiliyoruz. Ben daima ihtiyatlı iyimserim. İyimser
olmayı da bu ülkenin doğrusu için esasen seçilmesi gereken bir tarz
olarak, tavır olarak düşünürüm. İyimser olmak yetmez, iyimser de
davranacaksınız. Süreçleri ona göre yöneteceksiniz” diye konuştu.
Adnan Bali, İş Bankası’nı bu ekosistemin doğal bir parçası gibi
konumlandırmaya çalıştıklarını belirterek, “Kısa dönemli politikalar
uğruna orta ve uzun dönemi riske etmemek lazım. Onun için yeri gelir
bilançolarınız bundan zarar da görebilir. Maalesef problemler,
bankacılık sistemine de yansıyabiliyor. Bütün bunları geniş
perspektifle görerek yönetmek gerektiğini düşünüyorum. Bu kurum da onu
yapıyor” dedi.
Banka olarak çok ince ayar çalıştıklarını, fiyatlamadan kredi
tahsis kararlarına kadar birçok noktada hızlıca tavır aldıklarını
belirten Bali, “Kendi içimizde yaptığımız değişimlerin, dönüşümlerin
müşteri tarafında sürprizler oluşturmasına çok özen gösteriyoruz. Dur
kalk politikaları, kesintili işler öngörüyü bozan şeyler. Onun için İş
Bankası bana göre iş dünyasında istikrarın adıdır” diye konuştu.

İş Bankası’nın kredi politikalarının ve sosyal politikalarının
dayandığı temel felsefenin yaygınlık, uzun solukluluk ve
sürdürülebilirlik olduğunu vurgulayan Bali, “Müşterilerimiz bunu
hissettikleri ölçüde bu bankayla çalışmaya devam ediyor. Bu, uzun bir
yol arkadaşlığıdır” dedi.

“Her çevrildiğinde akan musluk ile akmayan suyun fiyatı aynı olmaz”

Bali, kredi faizlerinin yüksek olduğu eleştirilerine dair de
şunları söyledi: “Bizde kredi, uzun vadeli taahhütkar bir anlayışla
veriliyor. Konjonktür nereye giderse gitsin, o musluk her
çevrildiğinde akıyorsa onun fiyatı ile ikide bir musluğu açtığınızda
akmadığını gördüğünüz suyun fiyatı aynı olmaz. Çünkü biz orada bir
istikrarı ifade ediyoruz. Aslında nakdi kredi verirken, yanında bir
gayrinakdi kredi daha veriyoruz. O ne yapıyor? Müşteriye bu kredinin
usulünce kullandırılacağını taahhüt eden bir teminat mektubu da
veriyoruz. O mektubun komisyonu yok mu? Müşterilerimiz bunu kötü
deneyimler sırasında hissederler. Ama bunlar olağan konjonktürlerde
unutulur. Onun için bu, bizim taahhütkarlığımızın karşılığıdır. Aynı
ürünler değildir, aynı mallar değildir, aynı şekilde fiyatlanmazlar.
Ben bu bakımdan baktığımızda çeyrek bazlı değil, orta-uzun vadeli bir
perspektifle bankayı yönettiğimizi düşünüyorum. İşlerimizi yaparken de
ihtiyaç duyduğumuz perspektif budur. Sizin bir rotanız, perspektifiniz
olmalı. Bu, ikide bir o yöne bu yöne kayarak olmaz. Zaten
muhataplarınıza sapmayacağınız görüntüsünü verdiğiniz zaman,
yolculuğunuz daha istikrarlı oluyor. İş Bankası’nın bugün bu ülkede
hemen her sermaye grubunun temelinde harcı varsa, bu anlayış sayesinde
oldu".

“Önemli olan ticarette fiyatların, faizin genel seviyesi değil
marjın ne olduğudur”
Kredi faizlerinin yüksek olması ve fiyatlamalar gibi tartışmaların
bankacılık sisteminin en alevli ve cazip konularından biri olduğunu
söyleyen Bali, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu albüm her zaman
satmıştır. İş hayatı içinde en önemli finansal maliyet kalemi olarak
faizin yükü altında sıkıntıya giren, kendi faaliyet marjından çok
ciddi derecede bir faiz maliyetine katlanmak durumunda kalan
müşterilerimizin bundan şikayetçi olmasını anlamamak mümkün mü?
Anlaşılmayan nokta şu bizim sadece faiz tahsil ettiğimiz
zannediliyor. Biz aynı zamanda yüksek de faiz ödüyoruz. Ve hatta bizim
net faiz marjlarımız, en fazla faizler düşerken genişler. Faizler
düştüğü zaman, sizin en önemli fonlama kaleminiz olan mevduatın
maliyeti bir ay içinde hemen yeniden fiyatlamayla düşmeye başlar. Bir
faiz artışı karşısında bankacılık sisteminin durumu ne oluyor denirse,
sanayicilerimizin, üreticilerimizin en fazla kullandıkları hammaddenin
fiyatı arttığında ne oluyorsa bizde de o oluyor. Aynı mekanizma,
önemli olan ticarette fiyatların, faizin genel seviyesi değil marjın
ne olduğudur".

Hakan Aran: “İşletmeler, dönüşümü en kısa sürede yapmalı”

Mart sonunda yapılacak İş Bankası Genel Kurulu sonrasında, yetkili
kurulların onayının ardından, Bali’den Genel Müdürlük görevini
devralacak olan Genel Müdür Yardımcısı Hakan Aran da her dönemin
beraberinde getirdiği müşteri davranışlarındaki değişimi görebilmenin,
bunu okuyabilmenin ve müşterinin yanında yer almaya devam etmenin
önemine dikkat çekti. İş Bankası’nın geldiği yer itibarıyla,
teknolojiyi kullanma ve bankacılığı yorumlama şekliyle müşterisi için
değer oluşturmaya devam ettiğini ifade eden Aran, “Her dönem müşteri
ile etkileşimin değişikliğe uğradığı, müşteri tercihlerinin değiştiği
dönemler oluyor. Bizim de bunu yakalayabilmemiz gerekiyor” dedi.

Dijitalleşme ile ilgili konuların daha önceki İş’le Buluşmalar
Toplantıları’nda da ele alındığını hatırlatan Aran, şöyle konuştu:
“Biz o toplantılarda hep şunu söyledik ‘Dijitalleşme bir trend değil,
gerçekten bir ihtiyaç. Bu yapılmak zorunda. Yapılsa da olur
kategorisinde değil. Hayati, yaşamsal bir dönüşümden bahsediyoruz.’
Nitekim pandemi ile beraber bu netlik kazandı. Bu noktada dijitalleşme
fırsatı varken yapamayan kurumların yapacaklarıyla, dijitalleşme
fırsatında işi fiziksel etkileşime, yüz yüze temasa dayalı olan
sektörlerin yapacakları birbirinden ayrışıyor. Çünkü herkes eşit
oranda dijitalleşme imkânına sahip değildi. Bizim işletmeleri yöneten
insanlar olarak, bazı ürün ve iş modelleriyle vedalaşmaları
yapabilmemiz lazım. Yeni ürünlere, yeni iş modellerine geçmeyi
başarabilmemiz gerekiyor. Mevcut yetkinliklerimizin ne olduğunu iyi
bilmemiz gerekiyor. Bizi ürettiğimiz ürün, iş modeli başarılı
kılmıyor. Onun içinde geliştirdiğimiz yetkinlikleri bulmak gerekiyor.
Benim önerim o temel yetkinliklerin farkında olarak, o yetkinliklerin
uygulanacağı yeni alan ve hizmetlere dönüşümü mümkün olan en kısa
sürede yapmak. Finansman desteği kullanılacaksa, bunu mevcut işteki
aksayan nakit akışı için değil mevcut işi yüzdürmek için değil katma
değer oluşturan bir işe ve yeni dönemin iş modeline çevirmekte
kullanmak çok akıllıca olacaktır".
Müşteri davranışlarındaki eğilim ve trendlerdeki değişimin pandemi
döneminde hızlandığını, müşteri davranışlarında kalıcı dönüşümler
meydana geldiğini ifade eden Aran, işletmelerin teknolojik dönüşümleri
yapmaları gerektiğini pandemi zorladığında çok daha iyi fark
ettiklerini söyledi.

“Bankacılığın geleceği görünmez bankacılık”

Önümüzdeki dönemde, müşteri davranışlarındaki kalıcı
değişikliklerle beraber, bankacılık işlemleri ile ticari
platformların, ticaretin iç içe geçtiğinin daha çok görüleceğini ifade
eden Aran, şöyle konuştu: “Bankacılık ıslak imzaların atılmadığı, tüm
işlemlerin tamamen internet üzerinden yapıldığı, hatta bunun ötesinde
bir banka sistemine girme zorunluluğunun olmadığı, hangi iş
yapılıyorsa o işin bir parçası olarak bankacılık hizmetlerinin
alındığı bir yöne doğru gidiyor. Genel çerçevesi itibarıyla bu ister
bireysel ister ticari olsun müşterilerin, bir banka şubesine gitmesine
veya herhangi bir bankanın dijital uygulamasına girmesine gerek
kalmadan o andaki ihtiyacını karşılayabileceği bir yapı olacak. Bu
yöndeki gelişmelere baktığımızda ben bankacılığın geleceğini,
‘görünmez bankacılık’ olarak tanımlıyorum. Esasında burada çatı
kavramın ‘platform bankacılığı’ olduğunu düşünüyorum. Çünkü içinde
bulunduğumuz teknoloji çağında hayat platformlar üzerinden yürüyor,
platform ekonomisi diye bilinen, çok sayıda alıcı ve satıcının
birbirleriyle sorunsuz bir şekilde ve dijital ortamlarda etkileşim
içerisine girmesini sağlayan ekonomik modeller öne çıkıyor. Geleceğin
bankacılığı fiziksel para yerine dijital paranın olduğu, dijital
paranın ödeme sistemleriyle iç içe geçtiği, ihracatın da ithalatın da
platformlar üzerinden yapılabildiği, block zincir teknolojisinde mal
gönderimi ve sözleşme alımının insansız otomatik olarak yapılabildiği,
aracıya ihtiyaç duyulmadığı, sistemin kendi başına güvenlik
endişelerini giderdiği bir tarzda olacak. Bankaların araya giren değil
bu sistemleri işleten, bu platformların yöneticisi olduğu ve bu
platformlara kendi ürün ve hizmetlerini görünmez bir şekilde monte
ettiği bir gelecek olacak".
İş Bankası’nda dijital dönüşüm çalışmalarında teknolojiyi
çalışanların yerine değil yanına konumlandırdıklarını vurgulayan Aran,
“Teknolojiyi icat eden de yöneten de insan. İnsan kendi icat ettiği
bir şeye hiçbir zaman yenik düşmez, düşmemeli. Bizler teknolojiyi,
yapay zeka gücünü kullanarak işimizi daha güçlendirebiliriz. Biz
dijitalleşmeden, yapay zekanın gücünden yararlanarak çalışanlarımızın
da müşterilerimizin de işlerini, yetkinliklerini geliştirmeleri
konusunda öncü olacağız” diye konuştu.
Hakan Aran, teknolojiyi aynı zamanda kişiselleştirilmiş ve
özelleştirilmiş bir şekilde müşterilerinin yanında olacak tarzda, her
bir müşterinin, kendisini İş Bankası’nın tek müşterisiymişçesine özel
hissedeceği bir deneyim tasarlamakta kullandıklarını vurguladı.

TİM Başkanı Gülle: “Ocak ve Şubat aylarında en yüksek dönemsel
performanslara imza attık”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle de, “Kur
saldırılarına, ticaret savaşlarına ve pandemiye rağmen, Türk ihracat
ailesi önemli başarılara imza attı. Bu dönemde, tüm ihracat
hedeflerimizi bir bir aşma başarısını gösterdik. 2018 yılında, 177,1
milyar dolarlık rekor bir ihracatla başladığımız bu yolda, 2019
yılında, Cumhuriyet tarihi ihracat rekorunu 180,8 milyar dolarla
kırmayı başardık. 2020 yılında ise dünya ticaretindeki rekor daralmaya
ve pandemi sürecinin tüm olumsuz etkilerine rağmen, ihracat hedefimiz
olan 165,9 milyar doları aşmayı başardık. Hatta bu rakamın da üzerine
çıkarak, 169,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Burada,
özellikle yılın son çeyreğindeki ihracat performansımızın altını
çizmemiz gerekli. Öyle ki son çeyrekte 51,2 milyar dolarlık ihracat
gerçekleştirdik. Bu performans, bizi 200 milyar dolarlık ihracat
hedefimiz için oldukça heyecanlandırıyor. 2021 yılına da oldukça güzel
başlamış durumdayız. Ocak ve Şubat aylarında, Cumhuriyet tarihinin en
yüksek dönemsel performanslarımıza imza attık. Mart ayında da
rakamlarımızda iyi gidişat devam ediyor. İnanıyorum ki tüm bu
başarıları yıl geneline yayarak, ‘dış ticaret fazlası veren Türkiye’
hedefimize adım adım yaklaşacağız" dedi.
Katma değerli ihracatın önemine de dikkat çeken Gülle, “Geçtiğimiz
yıl, kilogram başına düşen ihracat değerimiz, 1,02 dolar oldu. Son
dönemde artan kur ve rekabetin etkisiyle, kilogram başı ihracatta
düşüşle karşılaştık. Amacımız, öncelikle bu rakamı süratle 2 doların
üzerine taşımak olmalı. Bunu da ancak katma değerli ihracatla,
inovasyonla ve markalaşmayla elde edebiliriz. Özellikle, kilogram
başına, 514 dolarla mücevher, 47 dolarla savunma ve havacılık sanayi,
13 dolarla hazır giyim ve konfeksiyon, 9 dolarla deri sektörlerimizin
katma değerli ihracatımıza katkısı büyük. Çimento ve madencilik
sektörlerimiz dışındaki sektörlerimize baktığımızda ise kilogram başı
ihracatımızın 2020 yılında 1,75 dolara yükseldiğini görüyoruz” diye
konuştu.

TÜRKONFED Başkanı Turan: “Dijitalleşme gibi yeşil dönüşüm de
KOBİ’lerin rekabetçiliğinde önemli bir kaldıraç”

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim
Kurulu Başkanı Orhan Turan da konuşmasında şunları söyledi: “Dünyada
olduğu gibi ülkemizde de KOBİ’ler, toplam çevresel etkinin önemli bir
kısmını üretiyor. Yeşil mutabakat ve döngüsel ekonomi odaklı bir
dönüşümde KOBİ’ler mali kaynak eksikliği, müşteri talebi ve karlı
olmayacağı endişesi taşıyor. Bununla birlikte KOBİ’ler, düşük karbonlu
ekonomiye geçişte, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamaları
ile yeşil dönüşümün katalizörü olma potansiyeli de taşıyor.
Dijitalleşme gibi yeşil dönüşüm de KOBİ’lerin rekabetçiliğinde önemli
bir kaldıraç. KOBİ’lerin dijital ve yeşil dönüşüm yolculuğuna
rehberlik edecek politikalar, süreci hızlandıracak destek ve teşvikler
ile birlikte ele alınmayı gerekli kılıyor. KOBİ’lerin eko-tasarım ve
dijitalleşme kanalları ile eğitim ve beceri seviyelerini artırmak,
başarılı olan en iyi uygulamalardan ders alabilecekleri platformları
oluşturmak, endüstriyel iş birliklerinde farklı paydaşlar ile birlikte
çalışmaya yönlendirmek gerekiyor".

İş Bankası Baş Ekonomisti Erdem: “Aşılama çalışmaları ekonomide
olumlu beklentiler oluşturuyor”
İş Bankası İktisadi Araştırmalar Müdürü ve Baş Ekonomisti İzlem
Erdem de pandemi nedeniyle dünya ekonomisinde global krizde bile
görülmeyen ölçüde daralmalar yaşandığını, bu dönemde politika
yapıcıların hem ekonomileri harekete geçirmek hem de sağlık sorunuyla
baş etmek üzere genişleyici ekonomi politikaları ile sosyal hayatı
kısıtlayıcı tedbirleri birlikte uyguladığını hatırlattı. Ülkelerin
pandemide ekonomik aktivitenin ayakta tutulması amacıyla dünya milli
gelirinin yaklaşık yüzde 15’i büyüklüğünde destek paketleri uygulamaya
koyduğunu hatırlatan Erdem, “Pandemide gelinen nokta itibarıyla halen
bazı riskler devam ediyor. Ama diğer taraftan pandemi koşullarına bir
şekilde adaptasyon söz konusu. 2021 yılına başlarken en umut verici
gelişme, aşılama çalışmaları oldu. Aşılama, hem sağlık açısından hem
ekonomik aktivite açısından geleceğe dair daha olumlu beklentiler
oluşturuyor” dedi.

İHA

Foreks Haber Merkezi ( haber@foreks.com )
http://www.foreks.com
http://twitter.com/ForeksTurkey




18:051.927
Değişim :  0,00% |  0,00
Açılış :  0  
Önceki Kapanış :  1.927  
En Yüksek
0
En Düşük
0
imkb grafik
BIST En Aktif Hisseler18:05
RNPOL 10,89 199.287 % 0,00  
18:05 Alış Satış %  
Dolar 13,7204 13,7209 % -0,56  
Euro 15,4992 15,5418 % -0,24  
Sterlin 18,2093 18,3007 % -0,14  
Frank 14,8021 14,8913 % -0,31  
Riyal 3,6537 3,6721 % -0,35  
18:05 Alış Satış %  
Altın Ons 1.782 1.782 3,07  
Altın Gr. 787 787 -1,78  
Cumhuriyet 5.223 5.302 5,00  
Tam 5.200 5.329 10,25  
Yarım 2.513 2.578 4,96  
Çeyrek 1.260 1.289 2,48  
Gümüş.Ons 22,44 22,47 0,05  
Gümüş Gr. 9,92 9,93 -0,01  
B. Petrol 73,98 73,98 0,90