Aydın: Büyüme hormonlu değil, sağlıklı ve doğal

07.05.2018 12:47

Son güncelleme : 08.05.2018 10:01

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın, "Borcunu ödeme niyetinde olanlarla yapılandırma yapılıyor. Borcunu ödeyebilme hikayesi olanlarla yapılandırma yapılıyor. Yoksa hiçbir hikayesi olmayan, gelecek projeksiyonu bulunmayan birileriyle asla ve kat`a yapılandırma yapılmıyor." dedi.



AA

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı  Hüseyin Aydın, TBB'nin 61. Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmasında,  birliğin 60 yıllık tarihinde ilk kez bir başbakanın genel kurula katıldığını  hatırlattı.

Aydın, "Saygıdeğer Başbakanım, bizleri onurlandırdınız ve çok mutlu  ettiniz. Son 60 yılda, her alanda yaşanan hızlı gelişmeler ve değişmelerden elde  ettiğimiz deneyimle sizlerin huzurunda ve ekonominin hizmetindeyiz." dedi.

Türkiye'de 2000'li yılların başında ekonomide ve bankacılıkta  başlatılan reformların başarılı şekilde uygulanması sayesinde son 15 yılda  ekonominin performansında çok hızlı bir iyileşme yaşandığını ifade eden Aydın,  bunda, hükümetlerin özel sektör öncülüğünde büyüme tercihi, makro dengeleri  gözeten, istikrarı ve öngörülebilirliği sağlayan uygulamaların, vergi oranlarını  ve iş yapma maliyetini düşüren düzenlemelerin, uluslararası iyi örneklere uyum  sağlanmasına yönelik yaklaşımın, AB'ye tam üyelik yönündeki kararlılığın ekonomik  faaliyet için yepyeni ve daha sağlıklı bir güven ortamı oluşturduğunu kaydetti.

Aydın, "Büyüme hızlanmış ve süreklilik arz etmiştir. Yatırımlar ve  istihdam artmıştır. Kişi başına gelir 3 katına yükselmiştir. Kamunun borç  stokunun milli gelire oranı hızla düşmüştür. Enflasyon ve faiz oranı, yüksek çift  hanelerden düşük tek hanelere gerilemiştir. Sermaye girişi hızlanmıştır. Merkez  Bankası rezervleri rekorlar kırmıştır. Milli paramıza duyulan güven artmıştır.   Kredi hacminin milli gelire oranı 3 katına çıkmıştır.  Şirketlerimizin değeri  yükselmiştir. Bu sayede Türkiye ekonomisi, küresel kriz dahil olmak üzere kısa  sürede yaşanan çok sayıdaki dış ve iç şoklara dayanıklılık göstermiştir."  ifadelerini kullandı.

"BÜYÜME HORMONLU DEĞİL, SAĞLIKLI VE DOĞAL" 

Hüseyin Aydın, artan gelir ve refah sayesinde herkesin kazandığını  belirterek, "Büyümenin temelinde yatırım, üretim, alın ve akıl teri var. Büyüme  hormonlu değil, sağlıklı ve doğal. Bir veya birkaç sektörde değil, genele  yaygın... İşleyen bir piyasa mekanizmasının varlığını ve uygulamaların piyasa  dostu olduğunu gösterdik." dedi.

Büyüme hızının sürdürülebilir olup olmadığının sorgulandığını ifade  eden Aydın, "Biz sürdürülebilir olduğunu söylüyoruz. Türkiye ekonomisi küresel  krizden bu yana yıllık bazda 32 çeyrektir kesintisiz büyüyor. Reel büyüme hızı  ortalama yüzde 6,4 oldu. Gelişmiş ülkeler 10 yılda kriz öncesi büyüme hızına  ulaşamazken, ülkemizde büyüme hızı üç çeyrekte 2'ye katlandı." diye konuştu.

Aydın, Türkiye ekonomisinin güçlendikçe ve büyüdükçe bankacılık  sektörünün güçlendiğini ve büyüdüğünü, tüm gücüyle ekonomik faaliyetin  finansmanına katkı verdiğini söyledi.

Bankacılık sektörünün büyüklüğünün milli gelire oranının 1960'ta yüzde  41'den 2002'de yüzde 61'e ve 2017'de yüzde 105'e yükseldiğini belirten Aydın,  şöyle devam etti:

"Kredilerin milli gelire oranı 1960'ta yüzde 21 iken, 2002'de yüzde  15'e gerilemiş, 2017'de ise yüzde 68'e yükselmiştir. Öz kaynaklar 1 milyar  doların altında iken, 2002'de 16 milyar dolara, 2017'de 95 milyar dolara  yükselmiştir. Mart 2018 verilerine göre, bankacılık sektörü mevduatının ve öz  kaynaklarının tamamından fazlasını kredi olarak kullandırmıştır. Kredilerin  dışında kalan en önemli kalem likit değerler, uluslararası düzenlemelere göre  zorunlu olarak ve ihtiyatlılık amacıyla her an kullanılmaya hazır kıymetler  olarak tutulmaktadır.

Sektör olarak 'mevduat bulamadık, paramız yok' diyerek dükkanı  kapatmadık. Mevduat dışında yeni kaynaklar bulmaya ve bilançoyu büyütmeye gayret  göstermiştir. Mevduat dışı kaynakların büyüklüğü mevduatın yarısını geçmiş,  bilançonun 3'te birine ulaşmıştır. Bunların en önemlisi yurt dışından alınan  borçlardır. Öte yandan, Merkez Bankası'ndan çok kısa vadelerde sağlanan kaynak  bilançonun yüzde 5'inden daha azdır."

"SORUNLU KREDİ RASYOSU YÜZDE 2,9" 

TBB Başkanı Aydın, uluslararası kıyaslamaya göre, Türkiye'nin,  kredilerin bilanço içindeki payı ve kredi mevduat oranı en yüksek ülkeler  arasında ilk sıralarda yer aldığını bildirdi. Kredilerin mevduata oranının yüzde  124 olduğunu belirten Aydın, "Bunun anlamı, kredileri artırmak için iç kaynak ve  dış kaynakları daha fazla büyütmek gerektiğidir." dedi.

Aydın, kredi portföyünün sağlıklı bir dağılım gösterdiğini, bu  kredileri sadece Türkiye ve bölgede değil, dünyanın dört köşesinde rekabet etmeye  çalışan, yatırım yapan, istihdam sağlayan girişimcilere verdiklerini ve vermeye  devam edeceklerini söyledi.

Kredilerin yüzde 77'sinin, Türkiye'de yatırım, üretim ve ticaret,  ihracat, proje yapan girişimcilere ve KOBİ'lere kullandırılan kurumsal  krediler  olduğunu vurgulayan Aydın, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kredilerin yüzde 23'ü ise bireysel kredilerden oluşmaktadır. KOBİ  kredilerini kullanan müşteri sayısı 3,2 milyon düzeyindedir. Kredilerin yüzde  15'ini oluşturan proje kredilerinde kullandırılan nakit miktar 334 milyar TL,  taahhüt miktarı ise 435 milyar TL olmuştur. Proje kredileri ile otoyol ve  köprüler, enerji santralleri, üçüncü havalimanı ve şehir hastaneleri gibi temel  altyapı yatırımlarının finansmanına destek verilmektedir. Türk bankacılık  sektörü, proje finansmanı kredi kültürünü 2002'den sonra daha yoğun bir şekilde  öğrenmeye başladı. Kredilerin yüzde 23'ünü oluşturan ve 20 milyon kişiye  kullandırılan bireysel kredilerin yüzde 40'ı konut, yüzde 40'ı ihtiyaç ve yüzde  20'si kredi kartları bakiyesinden oluşmaktadır."

Aydın, sorunlu kredi rasyosunun, yüzde 2,9 ile makul bir düzeyde  seyrettiğini kaydetti.

"GELİŞMİŞ ÜLKELERİN HER MÜDAHALESİ PİYASA DOSTU, BİZDE YAPILAN HER  ŞEY YANLIŞ OLUYOR" 

Hüseyin Aydın, yeniden yapılandırmalara ilişkin şu değerlendirmelerde  bulundu:

"Yeniden yapılandırılan alacak tutarı 2017 sonu itibarıyla 78 milyar  TL. Bu tutarın yüzde 76'sı kurumsal müşterilerden olan alacaklardır. Yeniden  yapılandırılan alacakların toplam kredilere oranı yüzde 3,8 düzeyindedir. Borcunu  ödeme niyetinde olanlarla yapılandırma yapılıyor. Bir defa borcunu ödeyebilme  hikayesi olanlarla yapılandırma yapılıyor. Yoksa hiçbir hikayesi olmayan, gelecek  projeksiyonu bulunmayan birileriyle asla ve kat'a yapılandırma yapılmıyor. Bunu  yaparken, mutlaka üretimi ve istihdamı dikkate alıyoruz, firmanın varlığının  değerini korumaya çalışıyoruz. Bu firmaların bir şekilde yaşatılması gerekiyor.  Firmanın iş tutuş biçimini de, yeniden yapılandırılmasını gündeme getiriyoruz.  Diyoruz ki, 'firmalar şirket sermayesini güçlendirmeye önem versinler. Kendi mal  varlıklarından ziyade şirkete yeni imkanlar bulsunlar.' Yapılandırdığımız  kredilerin yüzde 80'i kesinlikle geri dönüyor. Geri kalan yüzde 20 takibe gitse  bile bunlar da takipten ödeniyor. Bu takibe gidenlerin hepsi teminatlı, hepsi  açık değil... Dolayısıyla sorunlu olarak yönettiğimiz bölüm ile tamamen geriye  dönmeyecekleri birbirinden ayırmak gerekiyor."

Aydın, yeniden yapılandırmalara uluslararası alanda olduğu gibi  uygulamaya teknik ve yasa ile hukuki bir çerçeve kazandırılması gerektiğini  vurguladı.

Ek teminat alarak borcun vadesini uzatan ve belki de bu sayede borcun  tamamını tahsil eden örnek olaylarda yapılandırma kararı veren bazı bankacıların  maalesef hapis cezası aldıklarının da vakıa olduğunu hatırlatan Aydın, "2008  küresel krizde gelişmiş ülkelerde bankalar yapılandırıldı. Gelişmiş ülkelerin her  müdahalesi piyasa dostu oluyor. Bizde yapılan her şey yanlış oluyor." dedi.

"BANKALAR, FAİZLER YÜKSELDİĞİ ZAMAN ÇOK PARA KAZANAN İŞLETMELER  DEĞİL" 

TBB Başkanı Aydın, kredi artışını destekleyen diğer önemli bir  faktörün öz kaynakların büyüklüğü olduğunu vurgulayarak, "Türkiye’deki  düzenlemelere göre bankalar, 100 TL kredi için 12 TL öz kaynak bulundurmak  zorundadır. Her 1 TL'lik öz kaynak, 8 TL kredi demektir. Sermaye yeterliliği  olarak adlandırılan bu oran yüzde 16,7 ile gayet iyi durumdadır ve uluslararası  ortalamalara yakındır. Öz kaynaklar güçlü oldukça öngörülmedik şoklarda dahi  kredi artışı yoluyla ekonomik büyüme desteklenebilir. Bankalar neredeyse  karlarının tamamını dağıtmayıp öz kaynaklarına ekleyerek sermayelerini  güçlendirmişlerdir. Bundan dolayı dünyada bankaların karlılığı çok önem verilen  bir konudur. Bankacılığa uzun süredir para yatıran patronlar, uzun süredir  temettü almadı." şeklinde konuştu.

Bankacılık sektörünün öz kaynak toplamının Mart 2018 itibarıyla 376  milyar TL olduğunu bildiren Aydın, "2002-2017 döneminde ortalama öz kaynak  karlılığı yüzde 15,6, Devlet İç Borçlanma Senetleri'nin (DİBS) getirisi yüzde  17,8, enflasyon ise yüzde 10,5'tir. Buna göre, bankaların ortalama öz kaynak  karlılığı enflasyonun bir miktar üzerinde olsa da riski sıfır olan DİBS'lerin  getirisinin altındadır." dedi.

Aydın, bankaların, faizler yükseldiği zaman çok para kazanan  işletmeler olmadığını, bunun yanlış bir algı olduğunu söyledi.

"TÜRKİYE'YE YATIRIM YAPANLAR HEP KAZANDI" 

Hüseyin Aydın, Türkiye'nin büyümesinin sürdürülmesinin dinamik bir  ekonomi politikası yaklaşımıyla  sağlanabileceğini kaydetti.

Büyüyen bir ekonominin herkes için yeni fırsatlar sunduğunu ifade eden  Aydın, devamla şu değerlendirmelerde bulundu:

"Büyüme, yurt dışı yatırımcıların ilgisinin ve güveninin devam etmesi  demektir. Milli olmanın küresel olduğu gerçeğinden hareketle, sadece ülkemiz ve  bölge için değil tüm dünyayı dikkate alan bir faaliyet içinde olmalıyız. İş  adamlarımızın sermayelerini yatta, katta tutmaktan ziyade yaptıkları işte mutlaka  kendi öz kaynaklarında devreye sokmalı, kişisel hesaplarda değil de kurumsal  kayıtlarda olmasına dikkat etmeliyiz. Özel sektörün gücüne, bereketine,  verimliliğine, çevikliğine inanmalıyız. Kamu-özel sektör iş birliğinde altyapı  yatırımları modelimiz başarılı oldu, dünyada örnek oldu, ihtiyaç duyulan  alanlarda devam etmeliyiz. Meselelere sektör gözüyle değil, ülke çıkarları diye  bakıyoruz. Ülkesi olmayanın bankası olmayacağını biliyoruz. Bizim de hatalarımız  olabilir. Mümkün olduğunda bunlardan ders almaya çalışıyoruz. Farklı davrananlar  olabilir, onları da görüyor, biliyor ve uyarıyoruz. Bankalarımızdan birkaçının  yanlışının sektöre yüklenmesinin de doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu bizi  üzüyor."

Aydın, Türkiye'ye yatırım yapanların hep kazandığını ve kazanmaya  devam edeceğini söyledi.

Türkiye'nin, büyüme potansiyelinin yüksek, gelecek vadeden ve  vaatlerini gerçekleştiren bir ülke olduğunu vurgulayan Aydın, "Türkiye  ekonomisinin riskleri öngörülebilir ve yönetilebilir düzeydedir. Yatırım yapmaya,  büyümeye devam edeceğiz. Ekonomide son 15 yılda yaşadığımız başarılı performansın  çok daha iyisini başaracağımıza olan inancımızla geleceğe ümitli bakıyoruz. Moral  ve motivasyonumuz da yüksek. Belirsizliklerin daha az olduğu ve küresel büyümenin  toparlandığı bir dönemdeyiz. Hükümetimiz ve ilgili kurumlar ile yakın, yapıcı ve  hedef odaklı bir iletişim ve iş birliği içinde çalışıyoruz." diye konuştu.





17:591.419
Değişim :  0,10% |  1,40
Açılış :  1.424  
Önceki Kapanış :  1.418  
En Yüksek
1.427
En Düşük
1.412
BIST En Aktif Hisseler17:59
TEZOL 18,44 13.342.207 % 9,96  
GARFA 10,28 5.345.984 % 9,95  
AKYHO 2,71 32.637.000 % 9,72  
GLRYH 2,62 15.259.778 % 8,71  
SNKRN 26,56 1.045.989 % 8,41  
17:59 Alış Satış %  
Dolar 8,6280 8,6605 % 1,58  
Euro 10,1258 10,1884 % 1,29  
Sterlin 11,8457 11,9051 % 1,07  
Frank 9,2438 9,2995 % 1,03  
Riyal 2,3008 2,3123 % 1,54  
17:59 Alış Satış %  
Altın Ons 1.754 1.755 0,74  
Altın Gr. 488 488 7,24  
Cumhuriyet 3.210 3.258 18,00  
Tam 3.191 3.273 18,03  
Yarım 1.542 1.583 8,72  
Çeyrek 774 792 4,36  
Gümüş.Ons 22,38 22,43 -0,51  
Gümüş Gr. 6,22 6,23 -0,04  
B. Petrol 75,25 75,25 -0,42