Kırılganlıkların ilacı sürdürülebilir büyüme

09.04.2018 11:30

Son güncelleme : 09.04.2018 17:10

Türkiye`nin, sürdürülebilir büyüme ile enflasyon ve cari açık gibi katılaşmış sorunların neden olduğu kırılganlıkları da çözerek küresel ekonomilerdeki olumsuzluklardan daha az etkilenmesinin sağlanabileceği belirtiliyor.



AA

Türkiye gibi genç nüfusu yüksek ve orta gelir tuzağından kurtulmak  için mücadele eden bir ülke için büyüme olmazsa olmazlar arasında yer alıyor.  Bununla birlikte katılaşmış enflasyonla mücadele ve başta ithal ikameli üretim ve  enerji açığı olmak üzere devam eden yüksek cari açık, Türkiye'nin büyüme  konusunda atacağı adımları sınırlayan etkenler olarak dikkati çekiyor.
 
Enflasyon ve cari açık kırılganlıkları, büyüme tarafında para  politikasının mali politikaları destekleme potansiyelini azaltırken, hem yurt içi  hem yurt dışı kaynaklı yükseliş eğilimindeki döviz kurları da ekonomi yönetimi  için önemli bir engeli oluşturuyor.
 
Küresel ekonomi aktörleri, 2018 başından bu yana, ABD başta olmak  üzere gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz artırım ve parasal genişlemeden  sıkılaşmaya geçmeye başlaması ve ticaret savaşlarından dolayı artan endişelerle  başa çıkmaya çalışırken, yurt içinde büyümede sağlanan başarının devam  ettirilebilmesi için hangi adımların atılması, nasıl bir ekonomi politikası  izlenmesi gerektiği tartışılıyor.
 
Akademisyenler, ekonomi yönetiminin tüm taraflarıyla sürdürülebilir  büyümeyi hedeflemesi ve yapısal reformların, yatırımcılar ve kamuoyunun da ikna  edileceği bir takvim içinde adım adım uygulamaya sokulmasının, ülke bazlı risk ve  kırılganlıkları önemli ölçüde bertaraf edebileceğini belirtiyor.
 
Enflasyonla mücadelenin, fiyat istikrarı üzerinden kırılganlıkları  azaltarak sürdürülebilir büyümeyi destekleyeceğini vurgulayan akademisyenler,  küresel piyasaların da bu anlamda Türkiye'yi çok fazla zorlamayacak bir sürecin  içinde olabileceğini kaydediyor.
 
"MALİYE POLİTİKASININ POTANSİYEL BÜYÜMEYİ HEDEFLEMESİ PARA  POLİTİKASININ İŞİNİ KOLAYLAŞTIRIR"
 
Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, AA muhabirine  yaptığı açıklamada, artan ticaret savaşlarına ilişkin endişelerin, dolar kurunun  Fed’in faiz artırım sürecinden bulduğu desteği dengelediğini, bunun da Türkiye  ekonomisi için olumlu olduğunu söyledi.
 
Uzun vadede ise ABD Başkanı Donald Trump’ın korumacı ticaret  politikalarının etkin hale gelmesi durumunda hem dünya ekonomisi hem de  Türkiye'nin olumsuz yönde etkilenebileceğini ifade eden Demiralp, "Korumacı  politikaların dünya büyümesi üzerinde daraltıcı etkisi olması beklenir. Bu da  ihracat kapasitemizi sınırlayacaktır." dedi.
 
Demiralp, Türk lirasının (TL), gelişmekte olan ülke kurlarının dolara  karşı değer kaybetmesinden etkilendiğini ancak son dönemde bazı özel risklerle  negatif ayrıştığını, bu ayrışmada jeopolitik riskler ve makroekonomik görünüme  ait kırılganlıkların etkisi olduğunu ifade etti.
 
Genişleyici maliye politikasının, enflasyon ve cari açık üzerindeki  olumsuz etkilerinin makro dengeleri yıpratabildiğine dikkati çeken Demiralp,  büyüme odaklı politikalar devam ettiği sürece bu kırılganlıkların da sürmesinin  beklenebileceğini kaydetti.
 
Demiralp, maliye politikası açısından yapılması gerekenin, ekonominin  potansiyeline yakın bir oranda büyümesinin hedeflenmesi olduğunu belirterek,  "Çünkü potansiyelin üzerindeki büyüme, sürdürülebilir değildir ve enflasyonist  baskıları artırır.  Bu da TL’yi zayıflatır. Maliye politikasının potansiyel  büyümeyi hedeflemesi para politikasının da işini kolaylaştırır. Para  politikasının başarılı olabilmesi için öncelikle para ve maliye politikalarının  iş birliği yaparak hareket etmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.
 
Türkiye'nin potansiyel büyüme hızının yüzde 5,5 civarında olduğunun  tahmin edildiğini dile getiren Demiralp, sürdürülebilir büyümeyi desteklemek için  öncelikle büyümenin kalitesine yoğunlaşmak ve yatırım kaleminin desteklenmesi  gerektiğini kaydetti.
 
Yatırımları artırabilmek için öncelikle sağlam bir makroekonomik  modelin ortaya konulması ve bunu takip etmekte kararlı olunduğunun gösterilmesi  gerektiğini vurgulayan Demiralp, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Bu şekilde gerek içerideki gerekse dışarıdaki yatırımcı, ülkenin  geleceğine dair pozitif bir algı geliştirir. Başta eğitim ve hukuk gibi alanlarda  yapısal reformların yapılması, fiyat istikrarında yeni bir sayfa açılıp enflasyon  probleminin kalıcı biçimde çözülmesi, kurumsallaşma konusunda atılacak adımlar,  yatırım ortamını iyileştirecek ve sürdürülebilir büyüme için çok önemli bir zemin  oluşturacaktır."
  
"BÜYÜME ÖNCELİĞİYLE ENFLASYONU KONTROL ETMEK ÇOK KOLAY DEĞİL"
 
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Saltoğlu da  ticaret savaşlarının global ticaretin azalması üzerinden Türkiye'nin ihracat  kanallarını etkileyebileceğini ifade ederek, "Türkiye'nin özellikle ihracata  yönelik birçok hamle yaptığı bu dönemde, ticareti kısıtlayacağı gelişmelerden  olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz. Ancak yine de Güney Kore ve Malezya gibi dışa  açıklığı bizden çok daha fazla olan ekonomilere oranla olumsuz etki biraz daha  sınırlı olur." diye konuştu.
 
Son dönemde gelişmekte olan ülke para birimlerinde bir değer kaybı  olduğuna işaret eden Saltoğlu, TL'nin negatif ayrışmasına ilişkin en temel  hikayenin ise bir türlü düşmeyen enflasyon olduğunu vurguladı.
 
Saltoğlu, yüksek enflasyonun faizleri olumsuz yönde etkilediğini,  ayrıca, doların 4 lira seviyelerine gelmesine karşın cari açıkta olumlu bir  gelişme görülmemesinin de diğer bir sorun olarak öne çıktığını kaydetti.
  
Büyümenin önceliklendirilmesinin bütçe açığına ilişkin yan etkilerinin  de TL'yi değersizleştiren nedenlerden biri olduğunu belirten Saltoğlu, TL'nin  tarihsel düşük seviyelerde bulunduğunu ve normal şartlarda belirli bir noktada  istikrar kazanmasının beklenebileceğini söyledi.
 
Saltoğlu, hızlı büyümeye devam etmek için gerekli çoğu hamlenin  enflasyonda artış etkisi yarattığını ifade ederek, şunları kaydetti:
 
"Büyüme önceliğiyle enflasyonu kontrol etmek çok kolay değil. Bu  konuda özellikle piyasa katılımcıları ve analistlerin ikna edilmesi son derece  önemli. Açıklama ve hamlelerde, büyüme, enflasyon ve hedeflerle uyum gibi  konularda tek elden bir piyasa iletişimi şart.  Konuya teknik açıdan bakan  analist ve piyasa katılımcılarının kafalarını karıştıracak açıklamaların  gelmemesi, kurun ateşinin sönmesine de yardımcı olur."
 
Saltoğlu, Türkiye ekonomisinin belirli bir büyüme patikasında  ilerlediğini, son 20 yıllık ortalama büyümenin yüzde 4,8-5 seviyelerinde olduğunu  hatırlatarak, 2018'de açıklanacak önlem ve teşviklerle bu ortalamanın  yakalanabileceğini bildirdi.
 
Çok daha yüksek bir büyümenin hedeflenmesi durumunda bunun yan  etkilerinin olabileceğini dile getiren Saltoğlu, "Son yıllarda sürdürülebilir  büyüme için üretim tarafında teşvik gibi çok önemli çabalar var. Bunların  faydaları da olacak. Ama bunu bankacılık, finans, kaynak ve enflasyon  boyutlarıyla koordineli ele alamazsak dönem dönem sorunlar yaşayabiliriz."  ifadelerini kullandı.





18:05119.202
Değişim :  0,14% |  170,47
Açılış :  118.501  
Önceki Kapanış :  119.031  
En Yüksek
119.202
En Düşük
118.221
BIST En Aktif Hisseler
KENT 2.211,20 42.103.573 % 10,00  
BRYAT 91,30 39.867.449 % 10,00  
CEOEM 4,84 63.122.020 % 10,00  
BFREN 887,80 23.392.823 % 10,00  
DARDL 13,31 7.720.213 % 10,00  
Alış Satış %  
Dolar 0,0000 0,0000 % 0,00  
Euro 0,0000 0,0000 % 0,00  
Sterlin 8,7348 8,7786 % 0,52  
Frank 7,4008 7,4454 % 0,52  
Riyal 1,8196 1,8287 % 0,06  
Alış Satış %  
Altın Ons 1.901 1.902 14,02  
Altın Gr. 418 419 3,37  
Cumhuriyet 2.726 2.749 25,70  
Tam 2.808 2.827 32,60  
Yarım 1.363 1.380 12,90  
Çeyrek 684 691 6,40  
Gümüş.Ons 22,74 22,79 0,16  
Gümüş Gr. 5,01 5,02 0,04  
B. Petrol 43,28 43,28 -0,05