TÜSİAD Başkanı`ndan faiz kararıyla ilgili açıklama

24.05.2018 13:10

Son güncelleme : 24.05.2018 17:00

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, Merkez Bankası tarafından dün atılan adımın son iki haftadır yaşanan süreçte bir nebze olsun rahatlık sağladığını belirterek, "Bundan sonraki süreçte istikrarı önceliklendiren politika ve söylemlerin devam ederek, ekonomi yönetimimizin uyum ve ahenk içerisinde politika yapım sürecini devam ettirdiğini görebilmeyi arzuluyoruz." dedi.



AA

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD)  Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'nda yaptığı  konuşmada, her zaman ürünlerin, hizmetlerin, ekonomik, toplumsal ve ekolojik; her  açıdan en iyi nitelikte olmasını hedeflediklerini söyledi.
 
Bilecik, toplumsal ve siyasal olayların, ekonomiyi doğrudan veya  dolaylı yoldan etkilediğini herkesin bildiğini aktararak, "Siyasal istikrar ve  güven ortamıyla, ekonomik istikrar 'at başı' gider. İyi siyaset, güçlü ekonomi;  güçlü ekonomi de güçlü ülke demektir." diye konuştu.
 
Türkiye'nin son derece zorlu bir süreçten geçtiğini vurgulayan  Bilecik, "Bu durumdan en hızlı ve en çok etkilenen alan, şüphesiz ülkemizin  ekonomisidir. Bu ortamda, hep birlikte mevcut durumu daha iyi anlamak ve bu  gidişata yön verebilmek için her zamankinden daha fazla istişareye ihtiyacımız  var." ifadelerini kullandı.
 
Bilecik, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Dönem dönem; özellikle de seçim öncelerinde siyasetin ülke gündeminin  en üst sırasında olduğu zamanlarda, polemik konusu olur; 'TÜSİAD siyasete  karışır' denir. TÜSİAD olarak biz, ilkelerimiz gereği, hiçbir zaman siyasete  karışmayız. Biz, her çağdaş ülkenin önde gelen iş dünyası temsil örgütü gibi  ekonomiden demokrasiye; teknolojiden eğitime, Türkiye’yi dünyada daha güçlü  kılacak tüm alanlarda veri temelli analizler yapar, politika ve uygulama  önerilerimizi kamuoyuyla ve devletimizle paylaşırız. Bu, vatanseverliğin ve  demokrasinin gereğidir. İşimiz, işletmelerimizi iyi ve verimli şekilde  yönetmektir."
 
"RASYONEL EKONOMİ POLİTİKALARI UYGULANDIĞINI GÖRMEYE İHTİYACIMIZ  VAR"
 
Erol Bilecik, iş insanları olarak, her ne kadar en temelde kendi iş  alanlarının sınırları içinde düşünüp hareket etseler de tüm dünyayı etkileyen  küresel hareketleri ve dinamikleri, bunların ulusal ekonomi üzerindeki etkilerini  hesaba katmadan başarılı olamayacaklarını söyledi.
 
İşletmelerin düzgün çalışması için kendilerinin ellerinden geleni  yapmakla yükümlü olduklarına işaret eden Bilecik, "Ancak bunun yanı sıra tutarlı,  küresel ve ulusal verilere dayalı, rasyonel ekonomi politikaları uygulandığını  görmeye ihtiyacımız var. Ekonomi yönetimlerinin, bizim de bazen göremeyeceğimiz  gelişmeleri takip ederek, bıçak kemiğe dayanmadan gerekli önlemleri alması, iş  dünyası açısından kritik önemdedir." yorumunu yaptı.
 
Bilecik, uzun süredir, dünyadaki gidişata ve Türkiye ekonomisinin  büyüme dinamiklerine bakarak, büyüme modelinin gözden geçirilmesi gerektiğini  savunduklarını anımsatarak, güven veren, yapısal sorunları giderici temel  reformları önceliklendiren yeni bir ekonomi anlayışına ihtiyaç duyulduğunu  söyledi.
 
Sorunların zora girildikten sonra çözülmeye kalkındığında çok daha  büyük maliyetlere katlanmak zorunda kalınacağını aktaran Bilecik, sözlerini şöyle  sürdürdü:
 
  
"Hepimiz piyasaları, kur, faiz, enflasyon oranlarını yakından takip  ediyoruz. Son dönemde hem dışarıdaki gelişmeler, hem de içeride uygulanan  genişlemeci politikalar, bu göstergelerde ciddi bozulmalara yol açtı. Ülke olarak  yaşadığımız zorluklar, sonu gelmeyen bir seçim takvimi, hain darbe teşebbüsü,  bölgemizdeki gelişmelerin yarattığı tehditler, elbette bizi zorluyor. Tüm bu  etkenlere rağmen, ekonominin temelinde bir süredir zayıflamalar gözleniyordu.  Maalesef, yüksek enflasyon ve ağır borç problemi nedeniyle, Türkiye  ekonomisindeki dengeler hayli kırılgan hale gelmişti.
  
Tasarruf oranlarımız, iç talebe dayalı yüksek büyümemizi finanse  etmekte yetersiz kalıyor. Dış borca bu nedenle bağımlıyız. Dış borç, kamu ya da  özel sektör ayırt etmeden hepimiz için bir kur riski taşıyor. Ülkemizin döviz  ihtiyacının bir şekilde, tercihen uzun vadeli doğrudan yatırımlarla, bunların  yetmediği durumda kısa vadeli, daha likit araçlarla karşılanması gerekiyor."
 
"EKONOMİDE MUCİZELER YOKTUR, GERÇEKLER VARDIR"
 
Bilecik, yapısal reformlar ile yabancı kaynak bağımlılığını azaltmayı  kendilerinin de istediğini ancak bugünkü durumun sebebinin reformların sürekli  ertelenmesi olduğunu belirterek, "Çözümü ertelenen sorunlar, gelecekte daha büyük  sorunlar olarak karşımıza çıkar. Artık içinde bulunduğumuz gerçeği kabul etmemiz  ve bu gerçeğe uygun politikalar üretmemiz gerekiyor. Çünkü ekonomide mucizeler  yoktur, gerçekler vardır. Ve hakikati istediğiniz gibi eğip bükemezsiniz."
 
Hem yurt içinde hem yurt dışında, bugün Türkiye ekonomisi  politikalarının büyük bir ilgiyle takip edildiğine dikkati çeken Bilecik, şunları  kaydetti:
 
"Ekonomide dengelerin değişebileceğine yönelik en ufak bir sinyal  geldiğinde hem dış hem iç piyasadaki oyuncular anında pozisyon değiştiriyorlar.  Böylece faizler ve kurlar her siyasi gelişmede hareketleniyor. Dünyanın tüm  ekonomileri için geçerli bir gerçeği anımsatmak isterim; kural temelli,  öngörülebilir politikalara dayanmayan günübirlik tedbir ve paketler, bir ülkenin  ekonomisinin sürdürülebilirliğini sorgulanır hale getirir. Nitekim; kurda  gördüğümüz hızlı yükseliş, Türkiye ekonomisi için bu sorgulamanın başladığını  gösteriyor. Bir an önce ekonomimize duyulan güveni yeniden tesis etmemiz  gerekiyor. Aksi takdirde; ekonomimiz sert bir düzeltme ile karşı karşıya  kalacaktır."
 
Bilecik, Merkez Bankası tarafından dün atılan adımın son iki haftadır  yaşanan süreçte bir nebze olsun rahatlık sağladığını dile getirerek, "Bundan  sonraki süreçte istikrarı önceliklendiren politika ve söylemlerin devam ederek,  ekonomi yönetimimizin uyum ve ahenk içerisinde politika yapım sürecini devam  ettirdiğini görebilmeyi arzuluyoruz. Yakın geçmişte ekonomi yönetimimiz çok  önemli başarılara imza attı. Kalıcı başarıya ulaşmak için beklentimiz, önümüzdeki  hassas dönemde de ekonominin kararlılıkla ve akılcı politikalarla  yönetilmesidir." diye konuştu.
 
Mayıs 2013’te yurt dışında ucuz para döneminin sona erdiğini ve o  tarihten itibaren faizlerin artmaya, sermaye akımlarının tersine dönmeye  başladığını vurgulayarak, artık ucuz borçlanıp, bol para ile büyüme sağlamak gibi  bir seçeneğin kalmadığını anlattı.
 
Bilecik, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Yüksek büyümeyi reform ve verimlilik artışlarıyla sağlayamadığımızda,  parasal ve mali genişlemeyle; yani bol ve ucuz parayla büyüdüğümüzde, hep aynı  sorunlarla karşılaşıyoruz: Yüksek cari açık, yüksek enflasyon. Yüksek büyümeyle  ekonomimizin tekerlekleri hızlı dönüyor ama aynı anda yüksek cari açık ve yüksek  enflasyon nedeniyle ekonomimiz patinaj yapıyor, ilerleyemiyoruz.
 
Hem büyümede hem kalkınmada reformlar yoluyla kat edebileceğimiz çok  mesafe var. Sanayimiz örneğin, ihracat yoluyla dışa en açık, en rekabetçi  sektörümüz. Ülkemize giren dövizin de en önemli kaynağı. Hatırlarsanız; 'Sanayi  4.0 olmazsa dolar 4.0 olur' demiştik. Maalesef dolar 4,5 lirayı bile geride  bırakalı çok oldu. Olan, sürpriz değildir. İşte içinde bulunduğumuz durumun belki  de en yalın özeti budur."
 
"ASIL İHTİYACIMIZ, GÜÇLÜ BİR VERGİ REFORMU"
 
Bilecik, bugünlerde, art arda pek çok paketin açıklandığını  belirterek, "Kurdaki artışların enflasyona etkisini azaltmak için akaryakıt  ÖTV’sinde indirim; konut satışlarını artırmak için KDV’de indirim yapıyoruz.  Vergisini ödemeyenleri affedip, borçlarını yeniden yapılandırıyoruz. Neredeyse  her yıl yeni bir vergi affı var. Bu kadar yüksek büyümeye rağmen vergilerimizi  hala normal yollarla toplayamıyoruz. Dolaylı vergilere başvuruyoruz. Oysa asıl  ihtiyacımız, güçlü bir vergi reformudur." şeklinde konuştu.
 
Genç bir girişimcinin fikrini gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu  sermaye için bilinen neredeyse tek fonlama yönteminin banka kredisi olduğuna  işaret eden Bilecik, şunları kaydetti:
 
"Risk sermayesi, kitlesel fonlama, melek yatırımcılar' gibi kavramlara  hala çok yabancıyız. Bankacılık sistemine sürekli yükleniyoruz. Faizler düşük  olsun, fonlama TL olsun istiyoruz ama TL cinsinden kredilerin mevduata oranı  yüzde 150'ye varmış, sermaye maliyeti giderek artmış durumda. Bankalarımızın  sermaye yapısı güçlü. Sağlıklı bir sektörümüz var ama büyümeyi sürekli ucuz banka  kredisiyle fonlamamız, sermaye piyasalarımızı geliştirmeden yola devam etmemiz  mümkün değil."
 
Bilecik, Türkiye'nin ihtiyacının, dünyadaki ekonomik dönüşüme uygun  yeni ekonomi politikaları olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Seçime katılacak tüm cumhurbaşkanı adaylarından ve siyasi  partilerden, bizi 21. yüzyılın ikinci çeyreğine taşıyacak ekonomi programları ve  bu programlara temel teşkil eden analizlerini daha fazla duymak istiyoruz. Dünya  ekonomisine nasıl baktıklarını, küresel ölçekte yaşanan büyük güç ve gelir  kaymasının ve yeni küresel iş bölümünün ışığında Türkiye’nin nasıl bir ekonomik  yapı ve tercihler paketiyle rekabetçi, refah seviyesi yüksek, önde gelen bir  ekonomi haline gelmesini planladıklarını kamuoyuyla paylaşmalarını rica ediyoruz.
 
Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz. Önce cetvelin düzgün olması  gerekir. Makul, gerçekçi, kaynakları verimli kullanacak bir program hazırlanırsa,  başarısı için en çok biz elimizden geleni yaparız. Emin olun, bunu  gerçekleştirmek için gerekli kaynaklara, bilgiye, beceriye ve hepsinden önemlisi  azim ve iradeye sahibiz."
 
  
"HER ŞEYİ KONUŞABİLEN İNSANLAR, HER ŞEYİN ÜSTESİNDEN  GELEBİLİRLER"
 
Bilecik, hukukun her şeyin üzerinde olması gerektiğini belirterek,  "Hukuk devleti, önce devletin hukukla bağlı olması ve devletin işlem ve  eylemlerinin bağımsız yargı tarafından denetlenmesi demektir. Bu, vatandaşın  hakkını-hukukunu-egemenliğini korumak için gereklidir. Kuvvetler ayrılığı, bir  entelektüel tartışma konusu değildir. Hepimizin yaşamak istediği, çağdaş bir  devletin olmazsa olmazıdır." yorumunu yaptı.
 
Yakın coğrafyada, Türkiye'nin sınır komşularından önce Irak’ta, daha  yakın zamanda ise Suriye'de yaşananlardan çıkarılması gereken önemli dersler  bulunduğunu kaydeden Bilecik, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bunların biri, mezhep kavgasının korkunç insani felaketlerle  sonuçlanmasıdır. Diğeri ise adalete olan güvenin, bir toplumun huzurla, birlik ve  beraberlik içinde yaşamasının anahtarı olduğudur. İşte tam da bu nedenle, çağdaş  dünyanın çağdaş bir ülkesi olmak için, Atatürk'ün dediği gibi, 'Adalet seviyemizi  bütün medeni toplumların adalet seviyesi derecesinde bulundurmaya mecburuz."
 
Bilecik, seçimlere sayılı günler kaldığını belirterek, "Ancak halen  Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin tüm ayrıntıları hakkında yeterince bilgi  sahibi değiliz. Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin nasıl  çalışacağını; ancak uygulamada göreceğiz. Zira, yeni sistemin denge ve denetleme  mekanizmalarının nasıl işleyeceği henüz netleşmiş değil. Uyum yasalarının  gecikmemesini ve çağdaş demokratik ilkelere uygun olarak, yeni yasal düzenlemeler  dahil, gerekli her adımın atılmasını ülkemizin bekası için çok önemli görüyoruz."  diye konuştu.
 
Bu seçimlerde, ittifaklar yoluyla hemen her görüşün Meclis'e girebilme  imkânı bulacak olmasından memnun olduklarını belirten Bilecik, şu  değerlendirmelerde bulundu:
 
"Seçim barajının ülke siyasetinin tüm renklerinin Yüce Meclis’te  temsil edilmesine engel teşkil etmeyeceğini umuyor ve kadın milletvekili oranının  bu kez çok yüksek olmasını diliyoruz. Propaganda döneminde partilerin ve  cumhurbaşkanı adaylarının ülkedeki kutuplaşmayı giderecek söylemler  benimsemelerini, hepimizin bu ülkenin yurttaşı olduğumuzu göz önünde bulundurarak  siyaset üretmelerini istiyoruz. Kutuplaşmayı besleyen siyasi tansiyon düşmezse,  ekonomik tansiyon yükselir. Kurumlarımızın tarafsız, adil, her siyasi görüşe aynı  mesafede kalarak, eşit şartlarda mücadele edilen bir ortamı sağlamalarının  önemini özellikle vurgulamak istiyorum. Çünkü sandıktan yalnızca oy değil,  Türkiye’nin geleceği çıkacak."
 
Toplumsal mutabakat ile açık açık tartışıp konuşarak, doğruların geniş  kesimlerce anlaşılması ve benimsenmesinin, reformların gönüllü ve katılımcı bir  zeminde gerçekleşmesinin sağlanabileceğini aktaran Bilecik, sözlerini şöyle  tamamladı:
 
"Bu da ancak düşünce ve ifade özgürlüğünün sağlandığı katılımcı  demokrasilerde mümkündür. Demokratik devletin temeli özgürlüktür. İfade  özgürlüğü, özgür bir yönetimin temel direğidir. Demokrasi olmadan reform, reform  olmadan ilerleme olmaz. Çünkü demokrasi sadece ekonomik büyümeyi değil, aynı  zamanda insani kalkınmayı sağlar. Demokratikleşebilmek için en başta  korkularımızı yenmemiz gerekiyor. Değişimden, diyalogdan, bizim gibi  düşünmeyenden, bizim gibi olmayandan korkmaktan vazgeçelim. Her şeyi konuşabilen  insanlar, her şeyin üstesinden gelebilirler."
 
Konuşmaların ardından, TÜSİAD üyeleri ile uzmanların istişarede  bulunduğu "Ekonomi Oturumu" basına kapalı olarak gerçekleştirildi. 
 





18:051.391
Değişim :  -1,63% |  -23,09
Açılış :  1.418  
Önceki Kapanış :  1.414  
En Yüksek
1.422
En Düşük
1.389
BIST En Aktif Hisseler18:05
IDGYO 6,05 1.393.334 % 10,00  
VKFYO 5,52 7.327.590 % 9,96  
TKURU 139,20 5.944.798 % 9,95  
VAKFN 8,74 209.341.709 % 9,94  
OZBAL 9,20 20.798.995 % 9,92  
18:05 Alış Satış %  
Dolar 8,7206 8,7540 % 0,40  
Euro 10,3465 10,3892 % -0,08  
Sterlin 12,0161 12,0763 % -0,74  
Frank 9,4222 9,4790 % -0,42  
Riyal 2,3225 2,3342 % 0,19  
18:05 Alış Satış %  
Altın Ons 1.764 1.764 -9,33  
Altın Gr. 495 495 -1,67  
Cumhuriyet 3.304 3.354 13,00  
Tam 3.288 3.375 11,50  
Yarım 1.589 1.632 5,56  
Çeyrek 797 816 2,78  
Gümüş.Ons 25,78 25,82 -0,12  
Gümüş Gr. 7,24 7,26 -0,01  
B. Petrol 73,28 73,28 0,18