30.07.2026 10:08
Temmuz ayının sonu, binlerce genç için yalnızca sıcak yaz günlerini değil, hayatlarının en önemli kararlarından birini de beraberinde getiriyor. Sınav maratonu geride kaldı; şimdi sıra tercih listelerinde. Bu süreçte en çok konuşulanlar ise taban puanlar, başarı sıralamaları ve kontenjanlar…
Oysa yıllardır üniversite öğrencileriyle çalışan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: “Bir üniversiteyi değerli kılan yalnızca hangi puanla öğrenci aldığı değil, mezununu hayata ne kadar hazırladığıdır.” Çünkü dünya hızla değişiyor. Bugün işverenler yalnızca diploma sahibi gençler aramıyor. Yabancı dil bilen, teknolojiyi etkin kullanan, farklı kültürlerle çalışabilen, belirsizlik karşısında çözüm üretebilen ve girişimci düşünebilen bireylere ihtiyaç duyuyor. Üniversiteler de artık yalnızca bilgi aktaran kurumlar olmaktan çıkıp, öğrencilerine bu yetkinlikleri kazandıran merkezler hâline gelmek zorunda.
İş dünyasına hazırlık
Tam da bu noktada bazı üniversiteler geliştirdikleri eğitim modelleriyle dikkat çekiyor. Bunlardan biri de TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi. Özellikle Ortak Eğitim (CO-OP) Modeli, öğrencilerin eğitimleri sırasında kamu kurumlarında, ulusal ve uluslararası şirketlerde tam zamanlı çalışma deneyimi kazanmalarını sağlıyor. Böylece mezunlar iş hayatına yalnızca teorik bilgiyle değil, gerçek saha deneyimiyle başlıyor.
Bunun yanında üniversitenin araştırma kültürü, patent üretimi, teknoloji geliştirme çalışmaları ve girişimcilik ekosistemi de dikkat çekici bir gelişim gösteriyor. Mezunlarının önemli bir kısmının kısa sürede istihdama katılması, pek çoğunun ise dünyanın saygın üniversitelerinde lisansüstü eğitimlerine devam etmesi tesadüf değil; sistemli bir eğitim anlayışının doğal sonucu.
Küresel ekonominin dönüşümü ise üniversitelerde yeni disiplinlerin önemini her geçen gün artırıyor. Bunların başında hiç kuşkusuz Uluslararası Girişimcilik geliyor.
Girişimciliğin önemi büyük
Artık girişimcilik sadece şirket kurmak anlamına gelmiyor. Büyük kurumlarda yenilik geliştirebilmek, dijital dönüşümü yönetebilmek, uluslararası pazarlarda rekabet edebilmek ve küresel ölçekte değer oluşturabilmek de girişimci bakış açısının ayrılmaz parçaları hâline geldi.
Bu nedenle Uluslararası Girişimcilik eğitimi; işletme, ekonomi, teknoloji, inovasyon ve uluslararası ticareti aynı potada buluşturan disiplinlerarası bir bakış sunuyor. Öğrenciler yalnızca bugünün mesleklerine değil, henüz ortaya çıkmamış iş alanlarına da hazırlanıyor.
Bu alanda TOBB ETÜ Uluslararası Girişimcilik Bölümü, uygulamaya dayalı eğitim anlayışı, güçlü yabancı dil altyapısı, sektörle kurduğu yakın iş birlikleri ve uluslararası vizyonuyla öne çıkan programlardan biri. Elbette her öğrenci için en doğru üniversite farklıdır. Ancak tercih yapılırken sadece bugünün değil, geleceğin de düşünülmesi gerekir. Çünkü üniversite seçimi aslında bir meslekten çok bir yaşam biçimi seçmektir.
Belki de bu nedenle, iş dünyasının ihtiyaçlarını yakından takip eden ve bunu eğitim anlayışına yansıtan üniversiteler, geleceğin mezunlarını yetiştirmede bir adım öne çıkıyor.
Tercih dönemindeki tüm gençlere önerim; tercih listenizi hazırlarken yalnızca puanlara değil, size hangi üniversitenin nasıl bir ufuk açacağına da bakmanızdır. Çünkü iyi bir üniversite, öğrencisine sadece bir diploma vermez; düşünme biçimi, cesaret ve vizyon kazandırır.
Ve inanıyorum ki geleceğin dünyasında en çok ihtiyaç duyacağımız şey de tam olarak budur.