Dünyada vasat büyüme dönemi sürüyor ve merkez bankaları da bu büyüyememe sorununa karşı çare olması umuduyla para politikalarını genişlettikçe genişletiyor. Para politikasını sıkılaştırmaya çalışan FED gibi merkez bankalarının ise eli kolu bağlı çünkü piyasalar buna izin vermiyor. Biraz geçmişe dönelim…
ABD’de on yıllarca yükselen konut fiyatları 2006’da hızla düşmeye başlayınca, düşük gelirlilere verilen mortgage kredileri ödenememeye başlamış ve bu mortgage kredilerine dayalı olarak üretilen menkul kıymetlerin değeri de yerle bir olmuştu. Bu toksik varlıklar birçok finans kurumunun portföyünde bulunduğu için güvensizlik oluşmuş, bankalar kendi aralarında borçlanmamaya başlamış ve likidite krizi patlak vermişti.
O döneme ABD merkez bankası başta olmak üzere finansal sistemde likiditeyi artırıcı adımlar atmaya başladı. FED bankalardan tahvil alıyor, böylece piyasalara ciddi bir para enjekte etmiş oluyordu. Bu adımlarla borsalar yükseldi, piyasalar rahatladı ve çöküş önlenmiş oldu. Ama bunun bir sonucu da finansal piyasaların bu likidite desteğine bağımlı hale gelmesi ve bu desteğin azalacağına dair her işarette sert şekilde dalgalanarak bir anlamda “bir şantaj ilişkisi” kurması oldu.
FED geldiğimiz noktada tahvil alımlarını bitirdi ve faiz artırmaya çalışıyor. Yani artık likidite pompalama dönemi bitti ve sıra parayı piyasadan çekmeye geldi. Aralık 2015’teki faiz artırımından bu yana farklı gerekçelerle faiz artırımını gerçekleştiremiyor. Önce Çin endişelerinin piyasaları dalgalandırması etkili oldu, sonra küresel riskler, şimdi de veriler ve yaklaşan İngiltere AB referandumu…
Kuşkusuz ki para politikaları ekonomik krizleri çözmede tek başına yeterli olamıyor, başka adımlarla desteklenmeleri gerekiyor.
FED’in finansal kriz dönemindeki başkanı Ben Bernanke de, anılarını kaleme aldığı “Karar Alma Cesareti” kitabında “Fed guvernörü olarak ilk konuşmamda para politikası araçlarının çoğu zaman varlık balonlarına karşı mücadelede doğru araç olmadıklarını söylemiştim. Bu bana hala doğru görünüyor” diyor.
Geçen hafta düzenlenen İstanbul Finans ve Yatırım Zirvesi’ne (İFYZ) katılan ekonomistlerin de vardığı sonuç 2007-2008 finansal krizinin etkilerinin bugün hissedildiği ve para politikası araçlarının bir yere kadar etkili olduğu yönünde oldu.
Dünya ekonomisinin yeniden canlanması için altyapı yatırımları, teknolojik atılımlar ve reformlar gerekli. Ancak bu adımların çözemeyeceği demografik sorunlar da var. Negatif faizin uygulandığı bir yerde bile kredi talebi ve tüketim artmıyorsa gerçekten sorun daha derin demektir. İFYZ’ye katılan ekonomist Ali Ağaoğlu’nun da altını çizdiği üzere başta Japonya, Avrupa gibi bölgeler olmak üzere yaşlı nüfus giderek artıyor ve tüketimle ekonomiyi canlandıracak genç nüfus giderek azalıyor. Ağaoğlu’na göre, Almanya’nın mülteci politikası da 20 sene sonrası için bir yatırım.
İNCİ ÖZBEK
DESTEK YATIRIM MENKUL DEĞERLER GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
Altının yükselmesi için 3 şart: İşte masadaki yeni tahmin
Küresel piyasalarda altın fiyatları, Orta Doğu`daki jeopolitik gelişmeler ve ABD Merkez Bankası`nın (Fed) faiz politikalarına ilişkin beklentilerin etkisiyle sınırlı hareket etti. Yatırımcılar, İsrail ile İran arasında sağlanan ateşkesin kalıcılığını değerlendirirken, ABD`den gelecek kritik enflasyon verilerine odaklandı. Peki altın yeniden yükselir mi? İşte altının yükselmesi için 3 şart...
Çalışan herkesi ilgilendiriyor: Yargıtay`dan yıllık izinlerle ilgili kritik karar
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yıllık ücretli izin hesabıyla ilgili milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren emsal nitelikte bir karara imza attı. Karara göre, işçinin yıllık izin kullandığı döneme denk gelen hafta tatili günleri yıllık izin süresinden sayılamayacak.
Ziraat Bankası`ndan gelen 1 milyon TL`lik işlem SMS`i korkuttu! Bankadan açıklama geldi
Ziraat Bankası müşterileri, 7 Haziran`ı 8 Haziran`a bağlayan gece saatlerinde telefonlarına gelen kısa mesajla sarsıldı. Konuyla ilgili Ziraat Bankası’ndan açıklama geldi.
`Devlet artık SGK ödemelerinde banka hizmet ücreti alıyor` iddiası! DMM yalanladı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), bazı sosyal medya hesaplarında paylaşılan ve “Devlet artık SGK ödemelerinde banka hizmet ücreti alıyor” şeklindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı.